Hükümet, bu tartıꢀmalı müdahalenin, ulusal güvenliğin korunması, kamu düzeninin
ayakta tutulması, suçun önlenmesi gibi 11 § 2. madde bakımından meꢀru bir hedefi gözettiğini
ve zorlayıcı bir toplumsal ihtiyaca cevap verdiğinden gerekli olduğunu iddia etmektedir.
Baꢀvuran, görüꢀ belirtmemektedir.
AĐHM, tartıꢀmalı tedbirin, 11. maddenin 2. paragrafı anlamında ulusal güvenliğin
korunmasını amacını taꢀıdığı için en azından meꢀru amaçlardan birini gözetmiꢀ olarak kabul
edilebileceğini takdir etmektedir.
c) << Demokratik bir toplumda gerekli olan>>
Hükümet, tartıꢀmalı tedbirin demokratik bir toplumda gerekli olduğu ve zorlayıcı bir
toplumsal ihtiyaca cevap verdiğini ve meꢀru bir amaç taꢀıdığını ileri sürmektedir. Hükümet
ayrıca, Dernekler Kanunu’nun değiꢀtiğini belirtmektedir.
Baꢀvuran, iddialarını yinelemektedir.
AĐHM, 11. madde bağlamında siyasi partilerin çoğulculuk ve demokrasi açısından
oynadıkları temel role sık sık vurgu yapmıꢀtır. Ancak, özellikle kültürel ve manevi mirasın
korunması, bir dinin tebliği ve öğretimi, etnik kimlik arayıꢀı, yahut azınlık bilincinin ortaya
konulması gibi baꢀka türde sosyal ve ekonomik amaçlar güden, baꢀka amaçlar için kurulmuꢀ
dernekler de demokrasinin düzgün iꢀleyiꢀi için aynı derecede önemlidirler. Aslında
çoğulculuk, çeꢀitliliğe, kültürel geleneklerin dinamiğine, etnik ve kültürel kimliklere, dini
inanıꢀlara, sanatsal, edebi, toplumsal ve ekonomik düꢀünce ve anlayıꢀlara karꢀı saygıya ve
tüm bunların kabulüne dayanır. Farklı kimliklere sahip kiꢀi ve gruplar arasındaki uyumlu
etkileꢀim, toplumsal bütünlüğün sağlanmasının esasıdır. Sivil bir toplum düzgün bir biçimde
iꢀlediğinde, vatandaꢀların geniꢀ ölçüde demokratik sürece, baꢀkalarıyla biraraya gelerek, ortak
hedefler etrafında birlikte hareket eden dernekler aracılığıyla katılmaları tamamen doğaldır
(bkz. Gorzelik ve diğerleri- Polonya no: 44158/98).
AĐHM, demokrasi ve çoğulculuk arasındaki doğrudan iliꢀkiye defaaten vurgu yaptığını
ve ancak ve ancak ikna edici ve buyurucu nedenlerle bu özgürlüğe kısıtlama getirilebileceği
ilkesini ortaya koyduğunu hatırlatmaktadır (bkz. sözgelimi IPSD ve diğerleri – Türkiye no:
35832/97, § 35, 25 Ekim 2005, Sidiropulos ve diğerleri – Yunanistan 10 Temmuz 1998 tarihli
karar).
AĐHM, derneğin sosyal amacına aykırı olmasına rağmen siyasi içerikli açıklamalar
yapmak suçlamasıyla derneğin yönetici ve üyelerine karꢀı ceza davası açıldığını
gözlemlemiꢀtir. Oysa ceza mahkemesi gerekçeli kararında, derneğin değil haklarında dava
açılmıꢀ kiꢀilerin cezai sorumluluğu bulunduğunu takdir etmiꢀtir. Buna rağmen mahkeme,
yalnızca yöneticileri mahkum etmemiꢀ, ceza davasına konu olmadığı halde 2908 no’lu eski
yasanın 5 ve 76. maddeleri uyarınca derneği de feshetmiꢀtir. Dernek, derhal ve kesin olarak
feshedilmiꢀtir. AĐHM, alınan tartıꢀmalı tedbirin aꢀırı derecede ağır olduğunu tespit etmiꢀtir.
AĐHM, bu bakımdan verilmiꢀ cezaların cinsi ve ağırlığı gibi unsurların da
müdahalenin orantılılığı ölçmek gerektiğinde dikkate alınması gerektiğini ifade etmektedir.
Yukarıda belirtilen hususlar gözönüne alındığında, AĐHM, Fatih Ceza Mahkemesi’nce
derneğe verilen cezanın Hükümet tarafından zikredilen herhangi bir meꢀru amaçla orantılı
olarak kabul edilemeyeceği sonucuna varmıꢀtır. Bu yüzden AĐHM, derneğin feshinin