C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYİ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
TUNCELĐ KÜLTÜR VE DAYANIMA DERNEĞĐ - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 61353/00)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
10 Ekim 2006  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
bazı düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ( 61353/00) bavuru no’lu davanın nedeni, bu  
ülkede faaliyet gösteren Tunceli Kültür ve Dayanıma Derneği’ nin (bavuran) 20 Temmuz  
2000 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca Avrupa  
Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (Mahkeme) yasal temsilcisi aracılığıyla yapmıolduğu  
bavurudur.  
Bavuran, AĐHM önünde Đstanbul Barosu avukatlarından Ö. Kılıç tarafından temsil  
edilmektedir.  
OLAYLAR  
DAVA KOULLARI  
30 Eylül 1995 tarihinde Tunceli Kültür ve Dayanıma Derneği (buradan itibaren  
‘dernek’) yönetim kurulu, dernek bakanı Yeilgöz’ü derneğe karı açılan ya da dernek  
tarafından açılacak her türlü davada derneği temsil etmekle yetkili kılmıtır.  
17 Kasım 1996 tarihinde derneğin yönetim kurulu kongreyle toplantır.  
18 Kasım 1996 tarihinde, bu toplantıya nezaret etmekle sorumlu polisler tarafından bir  
rapor hazırlanmıtır. Katılımcılar tarafından kongre esnasında yapılan açıklamalar Dernekler  
Bürosu Müdürlüğü’ne iletilmitir.  
26 Aralık 1996, 26 Mayıs 1997 ve 21 Nisan 1998 tarihlerinde Cumhuriyet Savcısı,  
bakan, iki büro görevlisi ve on bir yönetim kurulu üyesi hakkında, tartımalı kongrede  
derneğin sosyal amacına aykırı olmasına rağmen siyasi içerikli açıklamalar yapmak ya da  
yapılmasına izin vermek suçlamasında bulunmuve 2908 no’lu Dernekler Kanunu’nun 5 § 6  
ve 76. maddeleri uyarınca mahkumiyetlerini talep etmitir.  
18 Kasım 1998 tarihinde Fatih Ceza Mahkemesi, suçlananlardan beinin beraatine  
karar verirken; Yeilgöz’ ün de aralarında bulunduğu dernek yönetim kurulu üyesi dokuz  
kiiyi bir yıl hapis ve 1 890 000 TL ( yaklaık 5 Euro) para cezasına çarptırmıtır. Bu cezalar,  
mahkumların ikisi hariç tamamı için ertelemeye uğramıtır. Bunun dıında Mahkeme, 2908  
no’lu kanunun 76 § 1. maddesi uyarınca derneğin feshine hükmetmitir.  
14 aralık 1998 tarihinde, dernek üyesi dokuz mahkum Yargıtay’a bavuruda  
bulunmulardır. Dilekçelerinde, kanunun ve dava kurallarının ceza mahkemesi tarafından  
çiğnendiğini anımsatarak durumaların yeniden yapılması talebinde bulunmulardır.  
Yargıtay Basavcısı, 24 Ocak 2000 tarihinde bavurunun esasına ilikin mütalaasını  
sunmutur. Basavcı mütalaasında, bakan ve bir yönetim kurulu üyesi hakkında ilk derece  
mahkemesi tarafından verilen kararın onanmasını ve diğer üyeler hakkında verilen kararın  
bozulmasını talep etmitir.  
Bu mütalaa dernek üyelerine bildirilmemitir.  
Yargıtay, 14 ubat 2000 tarihinde, Basavcı’nın mütalaasını göz önünde bulundurarak,  
ilk derece mahkemesinin iki mahkum (dernek bakanı ve bir yönetim kurulu üyesi) hakkında  
verdiği kararı onayarak, diğerleri hakkında verilen kararı delil yetersizliği gerekçesiyle  
bozmutur.  
Akabinde, dernek feshedilerek malvarlıkları tasfiye edilmitir.  
Böylelikle, 9 Mart 2000 tarihinde Ümraniye Đlçesi Kaymakamlığı bavuranı derneğin  
Ümraniye ubesinin adli tasfiyesi için tutanak hazırlandığı konusunda bilgilendirmitir.  
10 Mart 2000 tarihinde derneğin Kartal ubesinin tasfiyesine ilikin tutanak  
hazırlanmıtır.  
Aynı ekilde, 22 Mart 2000 tarihinde, derneğin Beyoğlu ubesinin tasfiyesi için  
tutanak hazırlanmıtır.  
HUKUK AÇISINDAN  
KABULEDĐLEBĐLĐRLĐK HAKKINDA  
AĐHM, bavurunun, AĐHS’nin 35§3. maddesi uyarınca açıkça dayanaktan yoksun  
olduğu ilan edilemeyeceğini tespit etmektedir. Baka hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi  
bulunmamaktadır. Bu nedenle bavuru, kabuledilebilirdir.  
AĐHS’ NĐN 11. MADDESĐNĐN ĐHLALĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran, üyelerince yapılmıaçıklamalar nedeniyle feshedilerek, AĐHS’ nin 10 ve  
11. maddelerinde tanımlanmıdernek kurma özgürlüğü ve ifade özgürlüğü haklarının ihlal  
edildiği iddiasındadır. Bavuran, aynı olgulara istinaden, AĐHS’ nin 1. maddesine atıfta  
bulunmaktadır. AĐHM, bu ikayetlerin 11. maddenin uygun düen bölümü yönünden  
incelenmesine karar vermektedir.  
1. Müdahalenin varlığı hakkında  
Hükümet ve bavuran derneğin feshinin dernek kurma özgürlüğüne bir müdahale  
olarak yorumlanacağını kabul etmektedirler. Bu, aynı zamanda AĐHM’ nin de görüüdür.  
2. Müdahalenin gerekçesi hakkında  
a) << yasa tarafından öngörülen>>  
Taraflar, müdahalenin <<yasa tarafından öngörüldüğü>> hususunda birlemektedirler.  
Fatih Ceza Mahkemesi tarafından alınan tartımalı tedbir, 2908 no’lu eski yasanın 5, 37 ve 76.  
maddelerine dayanmaktaydı. AĐHM, bu tahlili gözardı etmek için hiçbir neden  
görmemektedir.  
b) Meru amaç  
Hükümet, bu tartımalı müdahalenin, ulusal güvenliğin korunması, kamu düzeninin  
ayakta tutulması, suçun önlenmesi gibi 11 § 2. madde bakımından meru bir hedefi gözettiğini  
ve zorlayıcı bir toplumsal ihtiyaca cevap verdiğinden gerekli olduğunu iddia etmektedir.  
Bavuran, görübelirtmemektedir.  
AĐHM, tartımalı tedbirin, 11. maddenin 2. paragrafı anlamında ulusal güvenliğin  
korunmasını amacını taıdığı için en azından meru amaçlardan birini gözetmiolarak kabul  
edilebileceğini takdir etmektedir.  
c) << Demokratik bir toplumda gerekli olan>>  
Hükümet, tartımalı tedbirin demokratik bir toplumda gerekli olduğu ve zorlayıcı bir  
toplumsal ihtiyaca cevap verdiğini ve meru bir amaç taıdığını ileri sürmektedir. Hükümet  
ayrıca, Dernekler Kanunu’nun değitiğini belirtmektedir.  
Bavuran, iddialarını yinelemektedir.  
AĐHM, 11. madde bağlamında siyasi partilerin çoğulculuk ve demokrasi açısından  
oynadıkları temel role sık sık vurgu yapmıtır. Ancak, özellikle kültürel ve manevi mirasın  
korunması, bir dinin tebliği ve öğretimi, etnik kimlik arayıı, yahut azınlık bilincinin ortaya  
konulması gibi baka türde sosyal ve ekonomik amaçlar güden, baka amaçlar için kurulmuꢀ  
dernekler de demokrasinin düzgün ileyii için aynı derecede önemlidirler. Aslında  
çoğulculuk, çeitliliğe, kültürel geleneklerin dinamiğine, etnik ve kültürel kimliklere, dini  
inanılara, sanatsal, edebi, toplumsal ve ekonomik düünce ve anlayılara karı saygıya ve  
tüm bunların kabulüne dayanır. Farklı kimliklere sahip kii ve gruplar arasındaki uyumlu  
etkileim, toplumsal bütünlüğün sağlanmasının esasıdır. Sivil bir toplum düzgün bir biçimde  
ilediğinde, vatandaların geniölçüde demokratik sürece, bakalarıyla biraraya gelerek, ortak  
hedefler etrafında birlikte hareket eden dernekler aracılığıyla katılmaları tamamen doğaldır  
(bkz. Gorzelik ve diğerleri- Polonya no: 44158/98).  
AĐHM, demokrasi ve çoğulculuk arasındaki doğrudan ilikiye defaaten vurgu yaptığını  
ve ancak ve ancak ikna edici ve buyurucu nedenlerle bu özgürlüğe kısıtlama getirilebileceği  
ilkesini ortaya koyduğunu hatırlatmaktadır (bkz. sözgelimi IPSD ve diğerleri – Türkiye no:  
35832/97, § 35, 25 Ekim 2005, Sidiropulos ve diğerleri – Yunanistan 10 Temmuz 1998 tarihli  
karar).  
AĐHM, derneğin sosyal amacına aykırı olmasına rağmen siyasi içerikli açıklamalar  
yapmak suçlamasıyla derneğin yönetici ve üyelerine karı ceza davası açıldığını  
gözlemlemitir. Oysa ceza mahkemesi gerekçeli kararında, derneğin değil haklarında dava  
açılmıkiilerin cezai sorumluluğu bulunduğunu takdir etmitir. Buna rağmen mahkeme,  
yalnızca yöneticileri mahkum etmemi, ceza davasına konu olmadığı halde 2908 no’lu eski  
yasanın 5 ve 76. maddeleri uyarınca derneği de feshetmitir. Dernek, derhal ve kesin olarak  
feshedilmitir. AĐHM, alınan tartımalı tedbirin aırı derecede ağır olduğunu tespit etmitir.  
AĐHM, bu bakımdan verilmicezaların cinsi ve ağırlığı gibi unsurların da  
müdahalenin orantılılığı ölçmek gerektiğinde dikkate alınması gerektiğini ifade etmektedir.  
Yukarıda belirtilen hususlar gözönüne alındığında, AĐHM, Fatih Ceza Mahkemesi’nce  
derneğe verilen cezanın Hükümet tarafından zikredilen herhangi bir meru amaçla orantılı  
olarak kabul edilemeyeceği sonucuna varmıtır. Bu yüzden AĐHM, derneğin feshinin  
‘zorlayıcı toplumsal bir sebebe’ makul bir biçimde cevap veremeyeceğini ve bu nedenle  
‘demokratik bir toplumda gerekli’ olmadığını takdir etmektedir (bkz. mutatis mutandis,  
Türkiye Birleik Komünist Partisi ve diğerleri - Türkiye 30 Ocak 1998 tarihli karar).  
Bu nedenlerle, mevcut davada 11. madde ihlal edilmitir.  
AĐHS’ NĐN 6 VE 13. VE 1 NO’ LU EK PROTOKOL’ ÜN 1. MADDESĐNĐN ĐHLALĐ  
ĐDDĐALARI HAKKINDA  
Bavuran, ulusal mahkemeler önünde adil bir yargılamadan yararlanamadığını ve 2908  
no’ lu yasanın değitirilmesi yahut yürürlükten kaldırılması amacıyla bir hukuk yoluna sahip  
olmadığından yakınmaktadır. Ayrıca, feshi sonucunda aidat, yardım ve bağıların kesilmesi  
nedeniyle ortaya çıkan maddi sonuçlardan yakınmaktadır. Bavuran, AĐHS’ nin 6 ve 13. ve 1  
No ‘lu Ek Protokol’ ün 1. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmektedir.  
AĐHM, AĐHS’ nin 11. maddesinin ihlali tespitine neden olan gerekçeleri gözönünde  
bulundurarak, söz konusu maddelerin ihlal edilip edilmediğini incelemeye gerek olmadığı  
kanaatindedir.  
Tazminat  
Bavuran, maddi tazminat olarak 5 000 Euro talep etmektedir. Feshi nedeniyle, ahsi  
mallarından, üye ve sempatizanlarının aidatlarından ve kamu yardımlarından  
yararlanamadığını iddia etmektedir.  
Yönetim kurulu üyelerinin her biri için 2 000 Euro ve bakanı Yeilgöz içinde 4 000  
Euro olmak üzere toplam olarak 20 000 Euro talep etmektedir.  
Hükümet bu iddialara itiraz etmektedir.  
AĐHM, söz konusu talebin, Dernekler Kanunu’nda yer alan derneklere yardım  
yapılmasını belirli artlara bağlayan düzenlemelerin itibari bir ugulamasına dayandığını  
kaydetmektedir. Aynı ekilde, üye ve sempatizanların aidatları da bir tahmine dayanmaktadır.  
Oysa, ne muhtemel aidatların miktarı ne de sözü edilen düzenlemelerin dernek için  
uygulanması üzerine tahmin yürütülemez. Sonuç olarak, bu talep reddedilmelidir (bkz.  
mutatis mutandis, Türkiye Birleik Komünist Partisi ve diğerleri adıgeçen,§ 69)  
AĐHM, bavuranın manevi zarara uğradığını kabul etmektedir. Ancak bu zararın  
tazmini için, 11. maddenin ihlali tespitinin yeterli olduğu kanaatindedir.  
Masraf ve harcamalar  
Bavuran, AĐHM önünde yaptığı masraf ve harcamalar için 3 110 Euro talep  
etmektedir.  
Hükümet bu rakama itiraz etmektedir.  
Dava unsurlarını göz önünde bulunduran AĐHM, kendi önünde yapılmımasraf ve  
harcamalar için talep edilen rakamı makul bulmaktadır. AĐHM, hakkaniyete uygun olarak  
talep edilen rakamın tamamının ödenmesi gerektiğine karar vermitir.  
Gecikme faizi  
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz  
oranına üç puanlık bir artıın eklenmesinin uygun olacağına hükmetmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM  
1. Bavurunun kabuledilebilir olduğuna oybirliğiyle;  
2. Bire karı altı oyla, AĐHS’ nin 11. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. AĐHS’nin 6 ve 13. maddeleri ve Ek Protokol’ ün 1. maddesi yönünden yapılan ikayetlerin  
ayrıca incelenmesine gerek olmadığına oybirliğiyle;  
4. Đhlal kararının tespitinin manevi tazmin için yeterli olacağına oybirliğiyle;  
5. Bire karı altı oyla,  
a) AĐHS’nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere ve miktara yansıtılabilecek her türlü  
vergiden muaf tutularak, Savunmacı Hükümet tarafından bavurana masraf ve harcamalar için  
3110 Euro ( üç bin yüz on) ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda faiz uygulanmasına;  
6. Adil tazmine ilikin diğer taleplerin reddine oybirliğiyle;  
karar vermitir.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.  
maddelerine uygun olarak 10 Ekim 2006 tarihinde yazıyla bildirilmitir.