AİHM, Türk Hukukunun Yargıtay kararlarının tebliğini öngörmediğini, bu
nedenle başvuranların söz konusu kararın içeriğinden ancak 14 Ocak 1998
tarihinde haberdar olduklarını hatırlatmaktadır (Bkz, Papachelas-Yunanistan
kararı, n: 31423/96, §§ 30-31 ve Haralambidis ve diğerleri-Yunanistan kararı,
n: 36706/97, Seher Karataş-Türkiye kararı, n: 33179/96, ve Z.Y.-Türkiye
kararı, n: 27532/95) Başvuru, söz konusu tarihten itibaren altı ay içeririnde
başka bir deyişle 3 Temmuz 1998 tarihinde yapılmıştır.
Sonuçta AİHM, Hükümet'in itirazını reddetmiştir.
Ön itirazın ikinci unsura gelince Hükümet, Yargıtay'ın DGM'nin bağımsız
ve tarafsız bir mahkeme olmadığına ilişkin şikayet hakkında hüküm verme
yetkisine sahip olmadığı gibi dile getirilen şikayetin tazmini için etkili bir
başvuru yolu sayılmadığını vurgulamıştır. Hükümet başvuranların iç hukuk
yollarının etkisiz kaldığı andan itibaren başka bir deyişle DGM'nin 31 Ekim
1995 tarihli kararına müteakiben altı ay içerisinde başvurularını yapmaları
gerektiğini belirtmiştir. Oysa, başvuru 3 Temmuz 1998 tarihinde yapılmıştır.
Bu bağlamda, AİHM ilgili içtihatlarına müracaat etmektedir (Bkz, 2 Ekim 2001
tarihli İrfan Kâlan-Türkiye kararı).
AİHM, benzer şikayetlerin Özdemir-Türkiye davasında da dile getirildiğini
hatırlatarak, (sözü edilen karar, § 26) bu neticeyi değiştirecek hiçbir unsur
bulamadığı sonucuna varmış ve dolayısıyla Hükümetin yapmış olduğu itiraz
reddetmiştir.
AİHM, mahkemenin bu yöndeki içtihatları (Bkz. özellikle Çıraklar-Türkiye
kararı, 28 Ekim 1998, 1998-VII) ve mahkemeye sunulan unsurlar ışığında
başvurunun esas bakımından incelenmesi gerektiğine itibar etmekte ve
başvuruyu kabuledilemez bulmak için bir gerekçe, bulunmadığını ifade
etmektedir.
B. Esasa ilişkin
1. Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığına ve tarafsızlığına ilişkin
AİHM daha önceki kararlarda buna benzer pek çok şikayetin dile
getirildiğini ve bunların AİHS'nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiği yönünde
sonuçlandırıldığını ortaya koymaktadır. (Bkz. söz edilen Özel kararı, §§ 33-34,
ve Özdemir kararı, §§ 35-36).
AİHM, mevcut davada Hükümetin davanın seyrini farklı şekilde
sonuçlandıracak hiçbir tespiti ve delili sunmadığını incelemekte, bunun yanı
sıra başvuranın aralarında askeri bir hakimin de yer aldığı Devlet Güvenlik
Mahkemesi'nin TCK'ya dayalı olarak yapmış olduğu yargılama hususunda
endişe duymasının anlaşılabilir olduğu kanısına varmaktadır. Üstelik Devlet
Güvenlik Mahkemesinin davanın gerekçesine yabancı mülahazalar ışığında
başvuranlar hakkında sebepsiz bir yargı kararı aldığı sonucu çıkmaktadır. Bu
nedenle başvuranların bu yargı makamının tarafsız ve bağımsız olmadığı
yönündeki şüphelerinin dikkate alınması gerekmektedir, (sözü edilen Incal
karan s. 1573, § 72 ).