AĐHM bu ꢀikayetlerin AĐHS’nin 35/3 maddesi bakımından açıkça dayanaktan yoksun
olmadığını ve baꢀkaca herhangi bir kabuledilemezlik gerekçesinin de bulunmadığını tespit
etmektedir. Bu itibarla sözkonusu ꢀikayetleri kabuledilebilir ilan etmek yerinde olacaktır.
B. Esasa iliꢀkin
Hükümet baꢀvuranın ifade ve toplantı özgürlüğüne yönelik müdahalenin AĐHS’nin 10. ve 11.
maddelerinin ikinci fıkralarında mesnet bulduğunu savunmaktadır. Baꢀvuranın siyasi
haklarına yönelik kısıtlamalara iliꢀkin olarak Hükümet baꢀvuranın bağımsız aday olarak
seçimlere katılabildiğine dikkat çekmektedir.
Hükümet AĐHS hükümleri ve AĐHM içtihatları ile uyum sağlaması amacıyla yapılan yasal
reformlara atıfta bulunmaktadır. Hükümet bu hususta Anayasa’nın 69. maddesinde öngörülen
değiꢀiklik ile Anayasa Mahkemesi’nin bir siyasi partiyi kapatmak yerine dava fiillerinin
ağırlığına göre ilgili partiyi devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakmaya
karar verebileceğini belirtmektedir.
Baꢀvuran Anayasanın 83/1 maddesi uyarınca milletvekillerinin TBMM çatısı altında sarf
ettikleri sözlerden sorumlu tutulamayacaklarına dikkat çekmektedir. Bağımsız aday olarak
seçimlere katılabilme imkanına iliꢀkin olarak ise baꢀvuran bağımsız aday olarak seçilmenin
son derece zor olduğunu ileri sürmektedir.
AĐHM 1 No’lu Ek Protokol’ün 3. maddesiyle oy verme ve seçimlerde aday olma hakkı gibi
sübjektif hakların güvence altına alındığını anımsatır (Mathieu-Mohin ve Clerfayt - Belçika, 2
Mart 1987, no: 113, prg. 46-51, Hirst – Birleꢀik Krallık (no:2), no: 74025/01, prg. 56-57, daha
yakın tarihli, Ždanoka – Letonya, no: 58278/00, prg 102, 16 Mart 2006, ve Lykourezos –
Yunanistan, no: 33554/03, prg. 50). Hukukun üstünlüğünün egemen olduğu gerçek bir
demokrasinin temellerinin ayakta tutulması ve yerleꢀtirilmesi bakımından vazgeçilmez önemi
haiz olan bu haklar mutlak haklar değildir. Bu haklara ‘zımni sınırlamalar’ getirilebilmesi
mümkündür ve sözleꢀmeci devletlere konuyla ilgili olarak bir takdir yetkisi tanınması gerekir.
AĐHM devletlerin bu konuda takdir hakkının geniꢀ olduğu hususunu bir kez daha vurgular
(Matthews – Birleꢀik Krallık, no: 24833/94, prg. 63, ve Labita – Đtalya, no: 26772/95, prg.
201).
Bununla birlikte 1 No’lu Ek Protokol’ün 3. maddesindeki koꢀullara riayet edilip edilmediği
hususunda bir hükme varmak nihai karar mercii olarak AĐHM’nin görevidir. Bunu yaparken
AĐHM, oy verme ve seçimlerde aday olma haklarına bağlı koꢀulların sözkonusu hakları,
özlerini zedeleyecek ve etkinliklerini ortadan kaldıracak ꢀekilde etkilemediği, meꢀru bir
amaca yönelik olarak uygulandıkları ve uygulanan yöntemlerin orantısız olmadığı hususunda
ikna olmalıdır (Mathieu-Mohin, adıgeçen, prg. 52).
Öngörülen bu koꢀullardan hiçbiri halkın yasama organlarının seçimi konusundaki özgür
iradesine sekte vurmamalıdır. Bir baꢀka deyiꢀle bu koꢀullar, halkın hür iradesini genel
seçimler aracılığıyla ortaya koymasına yönelik bir seçim sürecinin bütünlüğünü ve etkinliğini
koruma kaygısını yansıtmalı, bunlara engel teꢀkil etmemelidir (Hirst, adıgeçen, prg. 62). Aynı
ꢀekilde, halk demokratik iradesini serbestçe ortaya koyduktan sonra seçim sisteminde
yapılacak herhangi bir değiꢀiklik demokratik düzen açısından zorlayıcı gerekçeler olmadıkça
bu tercihi tartıꢀmalı hale getiremez (Lykourezos, adıgeçen, prg. 52). Kaldı ki AĐHM daha önce
de bu hükmün herkese seçimlerde aday olma ve bir kez seçildiğinde de temsil hakkını
güvence altına aldığı hükmüne varmıꢀtır (bkz. Selim Sadak ve diğerleri - Türkiye no:
6