yargılamanın adil olmadığından ꢀikayetçi olmaktadırlar. Bu hususta baꢀvuranlar AĐHS’nin
6 § 1 maddesinin ihlal edildiğini savunmaktadırlar.
Hükümet bu sava karꢀı çıkmaktadır.
A. Kabuledilebilirliğe dair
AĐHM, sözkonusu baꢀvuruların AĐHS’nin 35 § 3 maddesi bakımından açıkça dayanaktan
yoksun olarak ilan edilemeyeceğini tespit etmektedir. AĐHM ayrıca baꢀvuruların herhangi bir
kabuledilemezlik gerekçesiyle karꢀılaꢀmadığını tespit etmektedir. Bu itibarla baꢀvuruların
kabuledilebilir ilan edilmesi yerinde olacaktır.
B. Esasa dair
Hükümet, Yargıtay’ın ilk derece mahkemesinin kararını onamadan önce bir duruꢀma yaptığı
olgusuna dikkat çekmektedir. Bu bakımdan Hükümet bu duruꢀmanın yapılmasından önce
baꢀvuranların avukatının dava dosyasını inceleme ve böylelikle baꢀsavcının mütalaası
hakkında bilgi sahibi olma imkanı vardı. Ayrıca, baꢀsavcının mütalaasının duruꢀma esnasında
okunması cihetiyle baꢀvuranların avukatı bu mütalaaya cevap verebilir ya da ek gözlemlerini
sunabilirdi.
AĐHM, baꢀvuranlar tarafından sunulan ꢀikayetin bir benzerini daha önce incelediğini ve
baꢀsavcının görüꢀlerinin niteliğini ve bir yargılanabilirin bu görüꢀlere yazılı cevap vermesinin
imkansızlığını göz önünde bulundurarak baꢀsavcının mütalaasının tebliğ edilmediği
gerekçesiyle AĐHS’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine hükmetmiꢀti (bkz. Göç - Türkiye, no:
36590/97, § 58).
Öte taraftan AĐHM, Hükümet’in, baꢀvuranların avukatının duruꢀmanın yapılmasından önce
dava dosyasını inceleme ve varılan sonuçlara sözlü olarak cevap verme imkanına sahip
olduğu yönündeki savına katılmamaktadır. AĐHM, çeliꢀmeli yargılama hakkı ilke olarak
«ister ceza ister hukuk davalarında tarafların, bağımsız bir hukuk görevlisi tarafından dahi
kararı üzerinde etkide bulunmak amacıyla hakime sunulan sunulan tüm unsur ve
gözlemlerden haberdar olmak ve bunları tartıꢀmak» (Reinhardt ve Slimane-Kaid – Fransa, 31
Mart 1998 tarihli karar) hakkını içerse de taraflar ayrıca bunları ‘gerçek’ bir yorumlama
‘imkanına’ (ibidem) sahip olmalıdırlar. Ancak mevcut davada baꢀvuranların temsilcisi
sözkonusu sonuçlara ancak ex abrupto yanıt verebilmiꢀ ve ilk kez ve sözlü olarak Yargıtay
önünde yapılan duruꢀmada haberdar olmuꢀtur. Bu koꢀullarda AĐHM, Yargıtay önünde yapılan
yargılamanın, çeliꢀmeli yargılama ilkesine saygı ve adil yargılama gerekleri bakımından
baꢀvuranlara yeterli güvence sunmadığı kanaatine varmaktadır (bkz., aynı anlamda, Sağır –
Türkiye, no: 37562/02, § 26, 19 Ekim 2006).
Bu itibarla AĐHM, Hükümet’in, daha önce benzer ꢀikayetlerle ilgili olarak vardığı sonuçtan
farklı bir sonuca varmasını sağlayacak nitelikte ne bir olgu ne de bir argüman sunduğu
kanaatine varmıꢀtır.
Bu nedenle AĐHS’nin 6 § 1 maddesi bu bakımdan ihlal edilmiꢀtir.
3