B. AĐHM’nin değerlendirmesi
AĐHM öncelikle 3. madde alanına girmesi için kötü muamelelerin asgari bir ciddiyet
seviyesine ulaꢀması gerektiğini hatırlatmıꢀtır. Asgari seviye hakkında yapılacak
değerlendirme özü itibariyle görecelidir; bu değerlendirme muamelenin süresi, fiziksel ve
ruhsal etkileri, bazı hallerde cinsiyet, yaꢀ, mağdurun sağlık durumu gibi davaya özgü
koꢀulların tümüne bağlıdır (Bkz. Labita-Đtalya kararı, no: 26772/95).
Bir kimse özgürlüğünden yoksun bırakıldığında, davranıꢀları fiziksel güce baꢀvurmayı
gerektirmediği halde kendisine karꢀı fiziksel güç kullanılması insan onurunu zedelemekte ve
prensip olarak 3. maddenin güvence altına aldığı hakkın ihlaline neden olmaktadır (Bkz.
Tekin-Türkiye kararı, 9 Haziran 1998).
Diğer yandan, özgürlüğünden yoksun, bütünüyle güvenlik güçlerinin kontrolü altındaki bir
kimse tutuklu bulunduğu sırada yaralandığı vakit bu dönemde meydana gelen yaralanmaların
kaynağının güçlü karinelerden oluꢀması gerekir (Bkz. Rehbock-Slovenya no: 29462/95,
Salman-Türkiye kararı, no: 21986/93).
Mevcut halde, Hükümet yaralanmaların kaynağına ve mağdurun özellikle sağlık raporları ile
desteklediği iddialarını açıklığa kavuꢀturmalıdır (Bkz. Tekin kararı, Altay-Türkiye kararı, no:
22279/93 ve Esen-Türkiye kararı, no: 29484/95).
Son olarak, kötü muamele iddiaları AĐHM önünde uygun kanıtlarla desteklenmelidir Bkz.
mutatis mutandis, Klas-Almanya kararı, 22 Eylül 1993). Öne sürülen olayların ve kanıtların
değerlendirilmesinde AĐHM «her türlü ꢀüphenin ötesinde»; yeterince ciddi, belirgin, birbiriyle
uyuꢀan bir dizi kanıt ve çürütülemez karineler ilkesinden yararlanmaktadır (Bkz. Đrlanda-
Birleꢀik Krallık kararı, 18 Ocak 1978).
1. Özgür Soner
Sözü edilen kıstasların Ö. Soner’in durumuna uygulanmasında AĐHM, adı geçenin
yakalandığı gün dava dosyasının sağlık raporunu içermediğini hatırlatmaktadır.
Öte yandan, 29 Aralık 1993 tarihinde yapılan Ali Tıp taraması sırasında baꢀvuranın
vücudunda tespit edilen yara izleri AĐHS’nin 3. maddesinin uygulanması bakımından belirli
bir ciddiyet düzeyine ulaꢀmaktadır.
Hükümet ilgili tutanağa dayanarak ve baꢀvuranın olduğu kadar beraberindeki arkadaꢀı
E.Y.’nin tutumu nedeniyle fiziksel güç kullanımının gerekli olduğunu ileri sürerek adı
geçenin tutuklandığı esnada meydana gelen arbedeye açıklık getirmeye çalıꢀmaktadır.
Zira, tutuklama iꢀlemi Hükümetin beyan ettiği ꢀekilde gerçekleꢀmiꢀ ve tutuklama tutanağı da
bunu destekler nitelikte ise, benzer bir değerlendirmeden yetkililerin sözkonusu tutuklama
kararının ardından tıbbi kanıt unsurlarını ivedilikle elde etme zorunluluklarının olmadığı
sonucu çıkmamaktadır. Mevcut halde baꢀvuranda tespit edilen yaralanma izlerinin
gözaltındaki veya tutuklanma sırasındaki muamelenin dıꢀında meydana geldiği hususu
inandırıcı değildir (Bkz. Klaas kararı, Balogh-Macaristan kararı, no: 47940/99 ve sözü edilen
Rehbock kararı).
6