bir siyasi partinin, bu gerekçelerle kendisine karşı uygulanan cezalara karşı
Sözleşmenin korumasını ileri süremeyeceğini düşünmektedir (Bkz, 9 Nisan
2002 tarihli Yazar ve diğerler i-Türkiye kararı, n: 22723/93,22724/93 ve
22725/93, § 49 ve mutatis mutandis, 1 Temmuz 1961 tarihli Lawless-İrlanda
kararı, §§ 46-47, Refah Partisi ve diğerleri-Türkiye kararı, n: 41340/98,
42342/98, 41343/98 ve 41344/98, § 98).
Ayrıca, AİHS'nin 11 § 2 maddesi uyarınca, demokratik bir toplumda
"gerekli" olup olmadığı yani "sosyal bir ihtiyaca" cevap verip vermediği ve
izlenen meşru amaç ile arasında bir orantının olup olmadığı konusu da önem
taşımaktadır.
AİHM, yerel mahkemelerin görevini ikame etme gibi bir sorumluluk
üstlenmediğini fakat alman kararların ve yapılan müdahalelerin ifade
özgürlüğünü güvence altına alan 11. maddeye yönelik bir kısıtlama getirilip
getirilmediğinin denetim altına alındığını eklemektedir. Davalı hükümetin
içtenlikle, özenle ve mantıklı bir şekilde yetkisini kullanıp kullanmadığı ve
davanın bütünü ışığında müdahalenin "izlenen yasal amaç için" yapılıp
yapılmadığının belirlenmesi ve yetkililer tarafından öne sürülen gerekçelerin
"yeterli" olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. Mahkemenin ulusal
yetkililerin kuralları AİHS'nin 11. maddesine uygun olarak yerine
getirdiklerinden emin olması gerekmektedir (Bkz, mutatis mutantis, aleyhine 2
Eylül 1998 tarihli Ahmed ve diğerleri- İngiltere kararı, Derleme ,§55, İngiltere
aleyhine 27 Mart 1996 tarihli Goodwin kararı, §40 görülebilir).
AİHM, STP'nin siyasi faaliyetlerine başlamadan kapatıldığını ve bu
önlemin sadece parti programından dolayı alındığını hatırlatmaktadır. AİHM,
söz konusu müdahalenin gerekliliğini incelemek için ulusal yetkililerin aldıkları
önlemler üzerinde dayanak oluşturacaktır.
AİHM, Anayasa Mahkemesi'nin STP'nin Kürtlerin gelecekte kaderlerini
kendilerinin tayin etme hakkını talep ettiğini ve "bağımsızlık savaşı" yapma
hakkını tanıdığını belirttiğini ifade etmektedir. Anayasa Mahkemesi, parti
programında Kürt ve Türk Milletlerini ayırarak, Türk Milletinin ve Devletinin
bölünmez bütünlüğü aleyhine Türkiye sınırları dahilinde azınlıkların
oluşumunu savunduğu gerekçesiyle kendi kaderini tayin hakkının ve özellikle
bağımsız bölge fikrinin yasaklanmasını haklı görmüştür.
AİHM'nin görüşüne göre bu tip bir programın Türk Devletinin mevcut
prensipleri ve yapısı ile uyumlu olmaması demokrasi ile de çelişkili olması
anlamına gelmez; Mevcut bir devletin yapısını sorgulasa dahi farklı politik
programların teklif edilmesi ve tartışılması, demokrasinin kendisine zarar
vermemesi şartıyla demokratik sistemin vazgeçilmez öğeleridir (Bkz, yukarıda
anılan Sosyalist Parti ve diğerleri kararına, s. 1257 § 47).
Sonuç olarak, AİHM, örgütlenme özgürlüğünün yalnızca inandırıcı ve
zorlayıcı sebeplerle kısıtlanabileceğinden, AİHS'nin 11. maddesinde
öngörülen istisnalar, siyasal partiler söz konusu olduğunda dar bir yorumu
zorunlu kıldığını belirtmektedir. Bu nedenle taraf devletler, AİHS'nin 11 § 2
maddesinde öngörülen zorunluluğun varlığının tespiti konusunda; hem