Bununla birlikte, ulusal makamların baꢀvuranın gözaltı sırasında gerçekten yaralandığı
yönündeki tespitlerine rağmen (yukarıdaki ilgili paragraflar), Devlet Güvenlik Mahkemesi,
baꢀvuranın itiraflarını aleyhte delil olarak kabul etmiꢀtir. Oysa ki, Türk hukukunda da
soruꢀturma sırasında elde edilen ve fakat mahkemede reddedilen ikrarlara, savunmanın
geleceği bakımından belirleyici sonuçlar bağlanmamaktadır (Hulki Güneꢀ, ilgili bölüm,
prg. 91). Ceza hukukunda delillerin kabuledilebilirliği meselesini mücerret olarak incelemek
AĐHM’nin görevi olmamasına rağmen, Devlet Güvenlik Mahkemesinin olayın esasına
girmeden önce bu konuyu karara bağlamamıꢀ olmasını üzüntüyle karꢀılamaktadır. Bu konuda
yapılacak bir ön soruꢀturma, ulusal yargı makamlarının, suçlayıcı kanıtların elde edilmesi için
yasadıꢀı yöntemlerin kullanılmasına karꢀı yaptırım uygulamalarına imkan tanıyabilirdi
(Göçmen, ilgili bölüm, prg. 73).
Öte yandan AĐHM, Hükümetin ihtilaflı mahkûmiyetin birçok delile dayandığı yönündeki
argümanına katılmamaktadır. AĐHM ayrıca, karꢀı çıkılan ifadelerin baꢀvuranın
mahkûmiyetinde belirleyici rol oynayıp oynamadığının daha ileri düzeyde araꢀtırılmasına
gerek olmadığı kanısındadır. Aslında ceza mahkemeleri tarafından yapılan dava koꢀulları
tespitinin bir kısmının kötü muameleye baꢀvurarak ve avukat yokluğunda elde edilen
belgelere dayandığını tespit etmek yeterli olacaktır (Örs ve diğerleri, ilgili bölüm, prg. 60).
Yukarıdaki bilgileri göz önüne alan AĐHM, mevcut davada sunulan usul teminatlarının,
baꢀvuranın iddiasına göre zorla ve avukatın yokluğunda ve kendi kendini suçlamama hakkını
göz ardı ederek elde edilen itirafların kullanılmasını engellememiꢀ olduğuna inanmaktadır.
AĐHM, Yargıtay’ın bu eksikleri düzeltmemiꢀ olmasından dolayı, 6. madde tarafından istenilen
sonucun anlaꢀmazlık konusu davada elde edilmediği kanısına varmaktadır.
Bu itibarla, yukarıdaki tüm unsurları da dikkate alan AĐHM, AĐHS’nin 6. maddesinin 1 ve 3c)
paragraflarının ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.
AĐHS’nin 6. maddesinin 2. paragrafı bağlamında dile getirilen ꢀikâyetle ilgili olarak ise
AĐHM, ulusal mahkemeler önünde baꢀvurana karꢀı yürütülen yargılamalarla ilgili ꢀikâyetlerin
temel noktasına cevap verdiği kanaatindedir. Dolayısıyla AĐHM, bu ꢀikâyetin ayrıca
incelenmesine gerek olmadığına karar vermiꢀtir (benzer bir yaklaꢀım için bakınız, Göçmen,
ilgili bölüm, prg. 76).
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Baꢀvuran, manevi tazminat olarak 25 000 Euro talep etmektedir.
Hükümet bu talebe itiraz etmektedir.
AĐHM, daha önce bir baꢀvuranın gözaltı sırasında avukat eriꢀiminden mahrum bırakılarak
AĐHS’nin 6. maddesinin 3c) paragrafının 6. maddenin 1. paragrafıyla bağlantılı olarak ihlal
edildiği durumlarda en uygun telafi biçiminin, baꢀvuranı, bu madde ihlal edilmeseydi
bulunabileceği duruma getirmeyi mümkün olduğunca temin etmek olduğuna hükmettiğini
hatırlatmaktadır (Salduz, ilgili bölüm, prg. 72). AĐHM, bu ilkenin, mevcut davada da
uygulandığı sonucuna varmıꢀtır. Sonuç olarak AĐHM, ihlalin telafisi için en uygun yolun,
talep ettiği takdirde baꢀvuranın AĐHS’nin 6. maddesinin 1. paragrafı gereklerine uygun olarak
yeniden yargılanması olacağı kanısındadır (ibidem).
AĐHM ayrıca, manevi tazminat olarak baꢀvurana 3 000 Euro ödenmesine karar vermiꢀtir.
6