Yaꢀından dolayı baꢀvuranın tedbirsizliği, adli makamlar önünde baꢀvuranın eksiğini haklı
kılsa bile (bkz, mutatis, mutandis, Đlhan-Türkiye, baꢀvuru no: 22277/93), baꢀvuran hiçbir
ꢀekilde, avukat yardımı aldığı sırada ve özellikle iddialarını dayandırdığı 9 ꢁubat 1998 tarihli
sağlık raporundan sonra iç hukuk yollarını tüketme zorunluluğundan masun değildir. Bu
bağlamda AĐHM, Türk Ceza Kanunu’nun 243. ve 245. maddeleri ile öngörülen cezai yolun
ifade edilen olaylardan itibaren beꢀ yıl içerisinde kullanılabileceğini kaydetmektedir.
AĐHM, AĐHS’nin 3. maddesi kapsamında yapılan ꢀikayetin ulusal mahkemeler önünde
gerektiği ꢀekilde sunulmadığı sonucuna ulaꢀmaktadır. Dolayısıyla iç hukuk yolları gerektiği
ꢀekilde tüketilmediğinden AĐHS’nin 35. maddesinin 1. ve 4. paragrafları uyarınca sözkonusu
ꢀikayetin reddedilmesi gerekmektedir (bkz, mutatis, mutandis, Saraç-Türkiye, baꢀvuru no:
35841/97, 2 Eylül 2004).
2. AĐHS’nin 5. maddesi kapsamında yapılan ꢀikayet
AĐHM, olayların meydana geldiği dönemde iç hukukta baꢀvuranın, tutuklanmasının
meꢀruluğuna itiraz edebileceği baꢀvuru yoluna sahip olmadığını gözlemlemektedir (bkz,
diğerleri arasından Karakaꢀ ve diğerleri – Türkiye, baꢀvuru no: 35077/97, 27 Temmuz 2004).
Đç hukukta baꢀvuru yollarının bulunmadığı durumlarda, AĐHS’nin 35. maddesi ile öngörülen
altı ay süresi ꢀikayet konusu olaylarla baꢀlamaktadır. AĐHM, baꢀvuranın gözaltı süresinin 12
ꢁubat 1996 tarihinde sona erdiğini gözlemlemektedir. Baꢀvurunun 15 Haziran 1998 tarihinde
sunulması nedeniyle AĐHS’nin 5. maddesinin 1 c), 2. ve 3. paragrafları kapsamındaki
ꢀikayetler gecikmeli olarak yapılmıꢀtır. AĐHM, AĐHS’nin 35. maddesinin 1. ve 4. paragrafları
uyarınca sözkonusu ꢀikayetleri kabuledilemez ilan etmektedir.
II. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN MÜSTAKĐLEN VEYA AĐHS’NĐN 14. MADDESĐ ĐLE
BĐRLĐKTE ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuran, hakkında yürütülen cezai kovuꢀturmalar boyunca birçok kez hakkaniyetten yoksun
yargılanmaya ve kendisini savunma haklarının ihlaline maruz kalmaktan ꢀikayetçi olmaktadır.
Đlk olarak baꢀvuran, kendisini yargılayan ve mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin
oluꢀumunda askeri hakimin bulunması nedeniyle “bağımsız ve tarafsız bir mahkeme”
olmamasından ꢀikayetçidir.
Baꢀvuran gözaltında baskı altında verdiği itirafların ve avukatı olmaksızın gerçekleꢀtirilen
olay yeri incelemesinin iç hukuktaki mahkemeler tarafından karar verilirken dikkate
alınmasının adil yargılanma hakkının ihlaline yol açtığından ꢀikayetçi olmaktadır.
Baꢀvuran ayrıca kendisine yöneltilen suçun niteliği ve nedeni hakkında yetkililer tarafından
makul bir süre zarfında bilgilendirilmediğinden, avukat yardımından yararlanmaksızın
gözaltına alınmasından, tutukluluk dönemindeki hakları konusunda bilgilendirilmediğinden
ve ailesi ile görüꢀmesine izin verilmediğinden ꢀikayetçidir.
Baꢀvuran son olarak tutuklandığı esnada 16 yaꢀında olmasına rağmen mahkeme önünde
yetiꢀkinler gibi yargılandığından yakınmaktadır. Baꢀvuran soruꢀturma aꢀamasından itibaren
uluslararası hukukun reꢀit olmayanlara özel bir muamele uygulanmasını öngördüğü ilke ve
esaslarından yararlanamaması çerçevesinde hakkaniyete uygun bir yargılamanın
gerçekleꢀmediğinden ꢀikayetçidir.
6