ღꢀ  
• _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ :  
^
^
_______________________________  
.
C O N S E I L D E ^  
L ' E U R O P E  
^
A V R U P A  
KONSEYİ  
^
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
MÜRÜVVET KÜÇÜK - TÜRKİYE DAVASI  
(Başvuru no; 21784/04)  
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ  
STRAZBURG  
10 Kasım 2005  
İşbu karar AİHSnin 44 § 2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli  
bazı düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
1
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (21784/04) başvuru no’lu davanın nedeni bu  
ülke vatandaşı olan Mürüvvet Küçük’ün (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne  
(AİHM) 16 Haziran 2004 tarihinde, Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesinin (AİHS) Temel İnsan  
Haklarını güvence altına alan 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.  
Başvuran, İstanbul Barosu avukatlarından S. Akat tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
I-OLAYIN KOŞULLARI  
A . Başvurunun temelindeki olaylar  
Başvuran 1970 doğumlu bir türk vatandaşıdır.  
6 Ş u b at 1 9 9 7 tarih in d e, b aşv u ran terö rist b ir ö rg ü te ü y e o lm ak su çu n d an İzm ir D ev let  
Güvenlik Mahkemesince 18 yıl dokuz ay ağır hapis cezasına çarptırılmıştır.  
2000 ve 2001 yıllarında başvuran Uşak Hapishanesinde cezasını çektiği sırada,  
özellikle, koğuş yerine bir-üç kişilik hücreler öngören F tipi cezaevlerini protesto  
etmek için açlık grevi başlatmıştır.  
15 Ocak 2002 tarihinde başvuranın sağlığının bozulması üzerine, Uşak Savcısı  
başvuranı Devlet Hastanesine sevk etmiştir. Sonuç olarak düzenlenen raporda  
başvuranın sağlık durumunda hiçbir hayati tehlike bulunmadığı belirtilmiştir.  
16 Ocak 2002 tarihinde Uşak Savcısı başvuranın, Ceza M uhakem esi Usulü  
Kanununun (CMUK) 399. maddesi uyarınca cezasının ertelenmesi talebini  
reddetmiştir.  
8 Temmuz 2002 tarihinde, savcı, cezasını çekmeye devam etmesi halinde hayati bir  
tehlikesinin olup olmayacağının belirlenmesi için başvuranı tekrar Devlet Hastanesi’ne  
sevk etmiştir. Sekiz doktor başvuranı incelemiş ve 9 Temmuz 2002 tarihinde  
başvuranın özgürlükten yoksun bırakılacağı bir ceza çekebileceği sonucunu belirten  
bir rapor düzenlemişlerdir. Böylece, 11 Temmuz 2002 tarihinde Savcılık başvuranın  
cezasının ertelenmesi talebini ikinci kez reddetmiştir.  
Başvuran, belirtilen raporları kabul etmeyerek Adli Tıp Kurumu tarafından  
incelenmeyi talep etmiştir. Böylece, Savcılık başvuranı Adli Tıp Kurumu’na sevk  
etmiş, Adli Tıp Kurumu, 21 Nisan 2003 tarihinde düzenlediği raporda başvurana  
Wernicke~Korsakoff hastalığı teşhisi koymuş ve başvuranın cezasının altı aylık bir  
süre için ertelenmesi gerektiği sonucuna varmıştır.  
7 Mayıs 2003 tarihinde, Savcılık, CMUK 399. maddesi uyarınca başvuranın cezasının  
ertelenmesine ve serbest bırakılmasına karar vermiştir.  
17 Ekim 2003 tarihinde başvuran A dli Tıp K urum u doktorlarınca tekrar m uayene  
edilmiş, 13 Kasım 2003 tarihinde İstanbul Üniversitesi Hastanesinin nöroloji  
servisince ve en son olarak da 5 Aralık 2003 tarihinde bir psikiyatri doktoru tarafından  
muayene edilmiştir.  
2
Sonuçta 12 Aralık 2003 tarihinde Adli Tıp Kurumu 3 no’lu dairesi uzmanlarınca  
düzenlenen raporda başvuranın sağlık durumunun ne erteleme ne de Cumhurbaşkanı  
af f ı g e r e k t i r d i ğ i b e l i r t i l m i ş t i r .  
26 Aralık 2003 tarihinde bu rapora dayanarak Uşak Savcısı, kaçak olan başvuran  
hakkında ihzar müzekkeresi çıkarmıştır.  
13 Ocak 2004 tarihinde, başvuranın temsilcisi, başvuranın sağlık dosyasının Adli Tıp  
Kurumu Genel Kumlu tarafından incelenmesini talep etmiştir.  
19 Şubat 2004 tarihinde, Genel Kurul 12 Aralık 2003 tarihli raporun sonuçlarını  
resmen onaylamıştır.  
12 Ekim 2004 tarihinde, yeni Türk C eza K anunu R esm i G azetede yayınlam ıştır. Y eni  
Türk Ceza Kanunu’nun yürürlüğe giriş tarihi 1 Nisan 2005 olarak öngörülmüştür.  
30 Kasım 2004 tarihinde, Cumhuriyet Başsavcısı yetkisine dayanarak îzmiı* Ağır Ceza  
Mahkemesine başvurmuştur. İzmir Ağır Ceza Mahkemesi, yeni Türk Ceza  
Kanununun olayda işlenen suç için daha hafif bir ceza öngördüğü ve başvuranın da bu  
cezayı çekmiş bulunduğu gerekçesiyle, başvuranın cezasının ertelenmesine karar  
vermiştir. İzmir Ağır Ceza Mahkemesi, henüz yürürlüğe girmemiş olduğundan yeni  
Türk Ceza Kanununun maddelerinin uygulanamayacağım fakat uygulanıyor olsaydı da  
başvuranın çarptırılacağı cezayı zaten çekmiş olduğunu belirtmiştir. İzmir Ağır Ceza  
Mahkemesi, yine de, yeni Türk Ceza Kanununun yürürlüğe girdiği tarihte davanın  
sonuçlandırılması için dosyanın yeniden açılması gerektiğini vurgulamıştır.  
31 M art 2005 tarihli bir kanunla yeni Türk Ceza K anununun yürürlüğe girişi 1 H aziran  
2005 tarihine ertelenmiştir.  
B. AİHM’nin soruşturma görevi  
Elli üç başvuruluk bir bütünün parçası olan mevcut olayda, AİHM, İç Tüzüğünün  
ekindeki Al maddesi uyarınca olayları tespit etmek amacıyla derinlemesine inceleme  
yapabilmek için bir soruşturma görevi organize etmiştir.  
Bununla beraber, AİHM, Türkiye’deki cezaevlerini ve sağlık kuramlarını ziyaret  
etmeleri için, kendi üyelerinden üç temsilci seçmiş ve içlerinde başvuranın da  
bulunduğu ilgili kişilerin daha önceki sağlık durumlarını tespit etmeleri daha sonra da  
bu kişilerin Özgürlükten yoksun kalarak ceza çekip çekemeyeceklerinin belirlenmesi  
için nöropsikiyatrik testlerden geçirilmeleri amacıyla üç uzmandan oluşan bir komiteyi  
görevlendirmiştir.  
2 3 A ğ u s t o s 2 0 0 4 t a r i h i n d e , b u g ö r e v i n i y i b i r ş e k i l d e y e r i n e g e t i r i l m e s i a m a c ı y l a  
AİHM, iç tüzüğünün 39. maddesi uyarınca Hükümeti, uzmanlar komitesinin belirtilen  
incelemeleri yapması gereken 6-13 Eylül 2004 tarihleri arasında kaçmış olan  
başvuranı tutuklamamaya davet etmiştir.  
Buna paralel olarak, AİHM, başvuranı sağlık taramasının yapılacağı Çapa Üniversite  
Hastanesine (İstanbul) 11 Eylül 2004 tarihinde gelmesi için davet etmiş ve geçerli bir  
sebebi olmaksızın bu daveti reddetmesi halinde AİHS’nin 37 § 1 c) maddesi uyarınca  
3
başvurusunun kayıttan düşürülebileceği konusunda başvuranı uyarmıştır. Komite’nin  
gerçekleştirdiği görevle ilgili genel bir özet TekinYüdız-Tiirkiye 22913/04 sayılı  
kararında bulunmaktadır.  
I.  
İÇ H U K U K V E İÇ H U K U K A Y Ö N E L İK U Y G U L A M A A L A N L A R I  
Adli Tıp Kurumu, CMUKun 399 §§ 1 ve 2 maddesi uyarınca, bir kişinin hapishanede  
kalamayacağına ilişkin kesin sağlık raporunu vermeye yetkili tek otoritenin kendisi olduğunu  
beyan etmektedir. Adli Tıp Kurumunun yeniden yapılandırılmasına ilişkin 14 Nisan 1982  
tarihli 2659 sayılı kanun, 25 Şubat 2003 tarihli 4810 sayılı kanunla değiştirildiği üzere bu  
kurumun Adalet Bakanlığina bağlanmasını onaylamaktadır ve buna ek olarak Adli Tıp  
Kurumunun diğer görevlerinin yamsıra asli görevinin mahkemelerce ve savcılıklarca  
yapılmasına hükmedilen bilimsel bilirkişi raporlarını hazırlamak olduğunu vurgulamıştır.  
İlgili, bir kez uygun bir rapor aldıktan sonra, CMUK’un 399. maddesinin uygulanması  
hakkında karar vermek, duruma göre; ilgili cezaevi savcısının, mahkumiyet kararını açıklayan  
mahkemenin veya ceza infaz hakiminin görevidir.  
(
Hangi otorite tarafından verilmiş ölursa olsun verilen karar için temyize gidebilir.  
HUKUK AÇISINDAN  
Başvuran, bir önceki sağlık raporunun aksini belgeleyen ve hiçbir bilimsel değeri olmayan  
sağlık raporuna dayanarak cezasının kaldırıldığını belirterek yakalandığı Werııicke-Korsakoff  
hastalığına yakalanmış olduğunu vurgulamaktadır. Başvuran, yeniden hapsedilmesi  
durumunda AİHS’nin 3. maddesinin ihlal edileceğini ileri sürmektedir.  
AİHM, başvuranın temsilcisinin, 28 Temmuz 2004 tarihli mektupla, başvuran hakkındaki  
ihzar müzekkeresi kaldırılmadığı sürece müvekkilinin AİHM’nin uzman doktorları tarafından  
yapılacak sağlık taraması için hazır bulunamayacağını bildirdiğini tespit etmiştir.  
Hükümet, Ekim 2004’te gerçekleşen ve 1 Haziran 2005’te yürürlüğe giren yasa değişiklikleri  
kapsamında başvurana verilen cezanın yeniden gözden geçirildiğini ve böylece başvuranın 30  
Kasım 2004 tarihinde cezasının sonlandırıldığım belirtmektedir. Dolayısıyla, başvuranın bu  
ceza için tekrar cezaevine girmesi söz konusu değildir.  
1
Sonuç olarak, Hükümet, başvuranın bu olayda mağdur sıfatı kalmadığından davanın kayıttan  
düşürülmesini talep etmiştir.  
AİHM, başvuranın, 11 Eyliil 2004 tarihi için öngörülen sağlık taramasında kendisine bu  
konuda yapılan üstü kapalı uyarıya rağmen hazır bulunmadığım tespit etmiştir.  
2 5 M a r t 2 0 0 5 t a r i h l i b i r m e k t u p l a , b a ş v u r a n ı n t e m s i l c i s i , H ü k ü m e t e b i l d i r i l e n g e ç i c i ö n l e m  
üzerine savcılık tarafından çıkartılan ihzar müzekkeresinin kaldırıldığının kendisine  
zamanında tebliğ edilmediğini ileri sürerek durumu açıklamaya çalışmıştır. Bununla birlikte,  
başvuranın temsilcisi, yeni Türk Ceza Kanunu henüz yürürlüğe girmediğinden dolayı, yasa  
değişiklikleri uyarınca başvuranın cezasının geri kalan kısmının ertelenmesinin bu davayla  
hiçbir ilgisi olmadığını ileri sürmektedir. Sonuç olarak, başvuranın temsilcisi Hükümetin, her  
an başvuranın tutuklanarak tekrar cezaevine girmesine hükmedebileceğim ileri sürmektedir.  
4
AÎHM, Hükümetin, davada sadece benzer olaylar- çerçevesinde kendisine belirtilen geçici  
önlemlere tamamen uymakla kalmadığına, aynı zamanda soruşturmanın organizasyonu ve  
ilerlemesinde örnek bir yardım sağlamış olduğuna, bunun için de başvuranın temelsiz olan  
savının objektif olarak anlaşabilecek hiçbir endişeye dayanmadığına hükmetmiştir.  
Başvuranın da bilgisi dahilinde olan bu şartlar altında, başvuranın Hükümetten herhangi bir  
zarar göreceği konusunda endişe ettiğini ileri sürmesi mümkün değildir ki aksi bir olay  
meydana gelmesi durumunda bu olayın sonuçlarını görevi kapsamında tespit edecek olan  
sadece AİHM’diı*.  
Bu verilerin ışığında, AÎHM, gecikmeden, başvuranın mağdurluk sıfatı üzerine inceleme  
yapacaktır (bkz. Amuur-Fransa kararı, Dalban-Romanya, 28114/95 sayılı kararı ve mutatis  
mutandis, S.T.-Tiirkiye, 32431/96 sayılı kararı) çünkü her ne olursa olsun, başvuranın belirgin  
bir sebep olmaksızın, bu konuda üstü kapalı olarak yapılan uyarıyı hiçe sayarak kendisi için  
organize edilen sağlık taramasında hazır bulunmayı reddetmek suretiyle kendi davasının  
seyrini engellememesi gerektiğini belirtmektedir.  
Sonuç olarak, AÎHM olayda AİHS’in 37 § 1 c) maddesi uyarınca davanın devam etmesinin  
hiçbir haklılığı kalmadığına hükmetmiştir.  
BU NEDENLERLE, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,  
Davanın kayıttan düşmesine karar vermiştir.  
îşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AÎHMnin iç tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3 maddesine  
uygun olarak 10 Kasım 2005 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.  
5