başvurusunun kayıttan düşürülebileceği konusunda başvuranı uyarmıştır. Komite’nin
gerçekleştirdiği görevle ilgili genel bir özet TekinYüdız-Tiirkiye 22913/04 sayılı
kararında bulunmaktadır.
I.
İÇ H U K U K V E İÇ H U K U K A Y Ö N E L İK U Y G U L A M A A L A N L A R I
Adli Tıp Kurumu, CMUK’un 399 §§ 1 ve 2 maddesi uyarınca, bir kişinin hapishanede
kalamayacağına ilişkin kesin sağlık raporunu vermeye yetkili tek otoritenin kendisi olduğunu
beyan etmektedir. Adli Tıp Kurumunun yeniden yapılandırılmasına ilişkin 14 Nisan 1982
tarihli 2659 sayılı kanun, 25 Şubat 2003 tarihli 4810 sayılı kanunla değiştirildiği üzere bu
kurumun Adalet Bakanlığina bağlanmasını onaylamaktadır ve buna ek olarak Adli Tıp
Kurumunun diğer görevlerinin yamsıra asli görevinin mahkemelerce ve savcılıklarca
yapılmasına hükmedilen bilimsel bilirkişi raporlarını hazırlamak olduğunu vurgulamıştır.
İlgili, bir kez uygun bir rapor aldıktan sonra, CMUK’un 399. maddesinin uygulanması
hakkında karar vermek, duruma göre; ilgili cezaevi savcısının, mahkumiyet kararını açıklayan
mahkemenin veya ceza infaz hakiminin görevidir.
(
Hangi otorite tarafından verilmiş ölursa olsun verilen karar için temyize gidebilir.
HUKUK AÇISINDAN
Başvuran, bir önceki sağlık raporunun aksini belgeleyen ve hiçbir bilimsel değeri olmayan
sağlık raporuna dayanarak cezasının kaldırıldığını belirterek yakalandığı Werııicke-Korsakoff
hastalığına yakalanmış olduğunu vurgulamaktadır. Başvuran, yeniden hapsedilmesi
durumunda AİHS’nin 3. maddesinin ihlal edileceğini ileri sürmektedir.
AİHM, başvuranın temsilcisinin, 28 Temmuz 2004 tarihli mektupla, başvuran hakkındaki
ihzar müzekkeresi kaldırılmadığı sürece müvekkilinin AİHM’nin uzman doktorları tarafından
yapılacak sağlık taraması için hazır bulunamayacağını bildirdiğini tespit etmiştir.
Hükümet, Ekim 2004’te gerçekleşen ve 1 Haziran 2005’te yürürlüğe giren yasa değişiklikleri
kapsamında başvurana verilen cezanın yeniden gözden geçirildiğini ve böylece başvuranın 30
Kasım 2004 tarihinde cezasının sonlandırıldığım belirtmektedir. Dolayısıyla, başvuranın bu
ceza için tekrar cezaevine girmesi söz konusu değildir.
1
Sonuç olarak, Hükümet, başvuranın bu olayda mağdur sıfatı kalmadığından davanın kayıttan
düşürülmesini talep etmiştir.
AİHM, başvuranın, 11 Eyliil 2004 tarihi için öngörülen sağlık taramasında kendisine bu
konuda yapılan üstü kapalı uyarıya rağmen hazır bulunmadığım tespit etmiştir.
2 5 M a r t 2 0 0 5 t a r i h l i b i r m e k t u p l a , b a ş v u r a n ı n t e m s i l c i s i , H ü k ü m e t e b i l d i r i l e n g e ç i c i ö n l e m
üzerine savcılık tarafından çıkartılan ihzar müzekkeresinin kaldırıldığının kendisine
zamanında tebliğ edilmediğini ileri sürerek durumu açıklamaya çalışmıştır. Bununla birlikte,
başvuranın temsilcisi, yeni Türk Ceza Kanunu henüz yürürlüğe girmediğinden dolayı, yasa
değişiklikleri uyarınca başvuranın cezasının geri kalan kısmının ertelenmesinin bu davayla
hiçbir ilgisi olmadığını ileri sürmektedir. Sonuç olarak, başvuranın temsilcisi Hükümetin, her
an başvuranın tutuklanarak tekrar cezaevine girmesine hükmedebileceğim ileri sürmektedir.
4