Böylelikle, ceza yargılamasının devam ettiği esnada askeri hakimin sivil bir yargıçla
değiştirilmiş olması, mevcut davada ortaya çıkan kurumsal sorunu çözmek için yeterli
olmayacaktır. Zira, hakim heyetinin değişmesinden sonra, yargılamanın kurallara uygunluğu
üzerindeki şüphelerin ortadan kalmış olduğunun kanıtlanması gereklidir (Öcaîan - Türkiye,
ı i o : 4 6 2 2 1 / 9 9 , § 1 1 5 , v e m u t c ı t i s m u t a n d i s C e y l a n - T ü r k i y e (karar), no: 68953/01, 30 Ağustos
2005).
Bu nedenle, herbir durumda öncelikle askeri hakimin dahil olduğu yargılama sürecinde
gerçekleştirilmiş işlemlerin niteliğini incelemek ve “ön” işlemler ile “ esasa dair” işlemler
arasına bir ayrım koyarak sözkonusu “esasa dair” işlemlerin askeri hakimin sivil bir hakimle
değiştirilmesinden sonra kurallara uygun bir biçimde yinelenip yinelenmediğini tepit etmek
gerekir (Öcalan, adıgeçen, § 117).
AİHM, dosya unsurlarının incelemesinden, DGM’nin askeri hakimin de bulunduğu beş
duruşma yaptığım ve bu duruşmalar esnasında Mahkeme’nin sanıkları ve avukatlarını
dinlediğini, duruşmaya bir tanık çağırdığını ve bir başka yargılama çerçevesinde açılmış bir
takibat dosyasının mevcut dava dosyasına aktarılmasını talep ettiğini tespit etmektedir. Askeri
hakimin yerine sivil bir yargıcın atanmasından sonra DGM on beş duruşma yapmış ve bu
duruşmalar sırasında başvuranı ve adıgeçen suç örgütüne mensup olduğunu kabul eden bir
tanığı dinlemiştir. DGM, dosya aktarımına ilişkin taleplerini yinelemiş ve sanık avukatlarını
ve Cumhuriyet Savcısının esasa dair taleplerini dinlemiştir. Karar, yalnızca sivil yargıçlardan
oluşmuş bu mahkeme tarafından verilmiştir. Sivil yargıçlar, olaylara ve hukuka ilişkin
unsurların tamamını incelemişlerdir.
Bu şartlarda, yargılamanın tamamı dikkate alındığında ve başvuramn şikayetini destekleyecek
uygun delillerin bulunmayışı dikkate alındığında AÎHM, mevcut davada askeri hakimin
yerine sivil bir yargıcın atanmış olması başvuranı mahkum eden mahkemenin bağımsızlığına
ve tarafsızlığına ilişkin şüpheleri dağıttığını kabul edebilir (Sevgi Yılmaz - Türkiye (karar), no:
623330/00, 20 Eylül 2005).
DGM nezdinde görev yapan hakimlerin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na bağlı
olmaları hususuna gelince AİHM, îmrek — Türkiye ((karar), no: 57175/00, 28 Ocak 2003)
davası çerçevesinde başvuranlar tarafından ileri sürülen sorun hakkında görüşünü belirtme
fırsatım bulmuştu. AİHM, sözkonusu şikayeti DGM nezdinde görev yapan hakimlere
anayasa ve yasalar tarafından sunulan güvenceleri ve hakimlerin bağımsızlık ve tarafsızlığını
sorgulamaya açık hale getirecek ııyguıı delillerin ortaya konulmadığı hususunu gözönünde
bulundurarak geri çevirmişti ( bkz. Falakoğlu - Türkiye, (karar), no: 77365/01, 5 Haziran
2003). Mevcut davada da durum böyledir.
Bu nedenlerle AÎHM, bu noktada AİHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edilmediği sonucuna
varmıştır.
2. Başsavcı ’nın mütalaasının tebliğ edilmemesi hakkında
AİHM, Büyük Daire’nin 11 Temmuz 2002 tarihinde benimsediği kararında, bu soruna eğilme
fırsatı bulduğunu ve 6 § 1. maddenin ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatmaktadır ( bkz.
Göç - Türkiye, no: 36590/97, §§ 55-58). A İH M m evcut davada, daha önce benim senm iş
çözümden uzaklaşmak için hiçbir neden görmemektedir.