COUNCIL  
A V R U P A  
OF E U R O P E  
KONSEYİ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
TAMAR - TÜRKĐYE  
(Bavuru no. 15614/02)  
KARAR  
STRAZBURG  
18 Temmuz 2006  
Bu karar AĐHS’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen artlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak,  
üzerinde ekle ilikin değiiklik yapılabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Dava, Mehmet Tamar (“bavuran”) isimli Türk vatandaının, 2 Nisan 2002 tarihinde,  
Đnsan Hakları ve Temel Hürriyetlerin Korunması Sözlemesi’nin (“Sözleme”) 34. maddesine  
dayanarak Türkiye Cumhuriyeti aleyhine AĐHM’ye yaptığı bavurudan (no. 15614/02)  
kaynaklanmaktadır.  
OLAYLAR  
Bavuran 1944 doğumludur ve Đstanbul’da ikamet etmektedir. Bavuran ve erkek  
kardei, 1983’te vefat eden annelerinin tek varisleridir. Bavuranın annesi, Đstanbul –  
Eminönü’ndeki bazı arsaların ortak maliki idi. Vefatından sonra, bavuran, annelerine ait  
taınmazın dağılımına ilikin olarak erkek kardei ile ihtilaf yaamıtır. 28 Aralık 1994  
tarihinde, bavuran, erkek kardei aleyhine Üsküdar Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava  
açmıve annesine ait taınmazın adilane olmayan dağılımından dolayı maddi tazminat talep  
etmitir. 6 Mart 2003 tarihinde, Üsküdar Asliye Hukuk Mahkemesi, Eminönü Tapu  
Dairesi’nden sözkonusu arsanın tapularına ait kayıtları talep etmitir. 17 Aralık 2003  
tarihinde, arsaların piyasa değerini belirlemek amacıyla, mahkeme, yerinde inceleme  
yapılması ve mahkemeye rapor sunulması için bir bilirkii heyeti tayin etmitir. 6 Mayıs 2004  
tarihinde, bilirkii heyeti, inceleme yapmıve mahkemeye bir rapor sunmutur. 13 Mayıs  
2004 tarihinde, bavuran ve erkek kardei uzlamaya vardığından dolayı, elli bedurumanın  
ardından, Üsküdar Asliye Hukuk Mahkemesi, davalının bavurana 500.000.000 TL ve 28  
Aralık 1994 tarihinden beri tahakkuk eden faizi ödemesine karar vermitir.  
HUKUK  
Bavuran, yargılama süresinin, AĐHS’nin 6 § 1. maddesindeki “makul süre” artı ile  
bağdamadığını ileri sürerek ikâyetçi olmutur. Ayrıca, Türkiye’de uzun yargılamaya ilikin  
ikayetin götürülebileceği hiçbir mahkeme olmadığını öne sürerek ikayetçi olmutur.  
AĐHS’nin 13. maddesine atıfta bulunmutur.  
Sözkonusu AĐHS hükümlerine göre:  
6. Madde  
“Herkes, … medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, …konusunda karar  
verecek olan, … bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, … görülmesini  
istemek hakkına sahiptir.”  
13. Madde  
“Bu Sözleme’de tanınmıolan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, ihlal fiili resmi  
görev yapan kimseler tarafından bu sıfatlarına dayanılarak yapılmıda olsa, ulusal bir  
makama etkili bir bavuru yapabilme hakkına sahiptir.”  
I.KABULEDĐLEBĐLĐRLĐK  
AĐHM, bu ikayetlerin, belirlenmesi, esaslarının incelenmesini gerektiren, AĐHS  
kapsamında ciddi olgusal ve hukuki hususlar ortaya koyduğu kanısındadır. Dolayısıyla,  
bavurunun AĐHS’nin 35 § 3. maddesi kapsamında temelsiz olmadığı sonucuna varmıtır.  
1
II.AĐHS’NĐN 6 § 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, yargılamanın uzunluğunun, AĐHS’nin 6 § 1. maddesinde yer alan “makul  
süre” artıyla bağdamadığını ileri sürerek ikâyetçi olmutur.  
Ele alınacak olan süre, 28 Aralık 1994 tarihinde balamıve 13 Mayıs 2004 tarihinde  
sona ermitir. Dolayısıyla, bir yargı kademesinde dokuz yıl dört ay sürmütür.  
AĐHM, bu davadaki konuyla benzer konular ortaya koyan davalarda, sıklıkla,  
AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğini tespit etmitir (bkz., diğer birçok kararın yanı sıra,  
Frydlender – Fransa [BD], no. 30979/96).  
Kendisine sunulan tüm belgeleri inceleyen ve konuya ilikin içtihadını göz önünde  
tutan AĐHM, sözkonusu davada ilemlerin süresinin haddinden fazla olduğunu ve “makul  
süre” artına uymadığını değerlendirmitir.  
Dolayısıyla, 6 § 1. madde ihlal edilmitir.  
III. AĐHS’NĐN 13. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, AĐHS’nin 13. maddesi uyarınca, Türkiye’de, davanın makul süre içinde  
görülmemesi konusunda ikayette bulunmak üzere bavuru yapılabilecek bir mahkemenin  
mevcut olmadığı konusunda ikayetçi olmutur.  
Hükümet, bavuranın, yükümlülüklerini yerine getirmemiolduğu takdirde Üsküdar  
Hukuk Mahkemesi’nde görevli yargıç hakkında, Cumhuriyet Savcısı’na veya doğrudan  
Adalet Bakanlığı’na ikayette bulunmuolabileceğini ifade etmitir. Böyle bir ikayet  
sonrasında, dosyayı incelemesi için bir müfettiin görevlendirildiğini ve kusur bulunması  
halinde yargıç hakkında disiplin cezasının gerekli olacağını belirtmitir. Hükümet, bu nedenle,  
bavuranın iç hukuk yollarını tüketmiolarak değerlendirilemeyeceğini ileri sürmütür.  
AĐHM, 13. maddenin, AĐHS’nin 6 § 1. maddesi uyarınca olan davanın makul süre  
içinde görülmesi artının sözde ihlali hakkında ulusal bir makama etkili bavuru yapabilme  
hakkını güvence altına aldığını yinelemektedir (bkz., Kudla – Polonya [BD], no. 30210/96).  
Önceki davalarda Hükümet tarafından ortaya konan itiraz ve iddiaların reddedildiğini  
kaydetmekte (bkz., diğer birçok kararın yanı sıra, Bouilly – Fransa (no. 2), no. 57115/00, 24  
Haziran 2003 ve Granata – Fransa (no. 2), no. 51434/99, 15 Temmuz 2003) ve bu davada  
farklı bir sonuca varmak için bir gerekçe görmemektedir.  
Dolayısıyla, AĐHM, bu davada, bavuranın AĐHS’nin 6 § 1. maddesinde ortaya  
konduğu gibi davasının makul bir süre içinde görülmesi hakkını koruyan bir karara varılması  
ile sonuçlanabilecek açık bir iç hukuk yolunun mevcut olmaması nedeniyle AĐHS’nin 13.  
maddesinin ihlal edildiğini değerlendirmitir.  
IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesi öyledir:  
2
“ Mahkeme ibu Sözleme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek  
Sözlemeci Taraf’ın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,  
zarar gören tarafın hakkaniyete uygun bir surette tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Bavuran, 15.000 Euro manevi tazminat talep etmitir.  
Hükümet, bu talebe itiraz etmitir.  
AĐHM, bavuranın bir miktar manevi zarar görmüolduğu kanısındadır. AĐHM, dava  
olaylarını göz önünde tutarak ve eitlik temeline dayalı bir değerlendirme yaparak, bavurana,  
bu balık altında, 6.000 Euro ödenmesine karar vermitir.  
B. Mahkeme Masrafları  
Bavuran ayrıca AĐHM ve yerel mahkemeler huzurunda maruz kaldığı masraf ve  
harcamalar için 5,000 Euro tazminat talep etmitir.  
Hükümet, bu talebe itiraz etmitir.  
AĐHM iç tüzüğüne göre bavuran, gerekli olduğu için maruz bırakıldığını ve  
miktarının makul olduğunu kanıtladığı sürece masraf ve harcamalarının tazminine hak  
kazanır. Sözkonusu davada, huzurunda sunulan bilgileri ve yukarıda kaydedilen kriterleri  
gözönüne alan Hükümet, bu balık altında toplam 1,500 Euro tazminat ödenmesine karar  
verir.  
C. Gecikme Faizi  
AĐHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası’nın uyguladığı faiz oranına üç puan  
eklemek suretiyle oluacak faiz oranına göre belirlenmesini uygun bulmutur.  
YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE  
1. Bavurunun kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna,  
2. AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edilmiolduğuna,  
3. AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edilmiolduğuna,  
4. (a) sorumlu Devlet’in, kararın AĐHS’nin 44 § 2 Maddesi’ne göre kesinlik kazandığı  
tarihten itibaren üç ay içerisinde bavurana, ödeme tarihinde uygulanan kur üzerinden  
Yeni Türk Lirası’na çevrilmek üzere aağıdaki miktarları ve bunlara uygulanabilecek her  
tür vergiyi ödemesine:  
(i) manevi zarar için 6,000 Euro (altı bin Euro),  
(ii) masraf ve harcamalar için 1,500 Euro (bin beyüz Euro),  
3
(b) yukarıda kaydedilmiolan üç aylık sürenin bitiminden ödeme gününe kadar,  
Avrupa Merkez Bankası’nın uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle  
oluacak faiz oranına göre yukarıda belirtilen miktarlarda ödenecek basit faizi ödemekle  
yükümlü olduğuna karar vermi,  
5. Bavuranın adil tazmin talebinin kalan kısmını reddetmitir.  
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıolup 18 Temmuz 2006 tarihinde, Đçtüzüğün 77.  
Maddesi’nin 2 ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
4