CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi Kararı  
Tamkoç-Türkiye Davası  
Bavuru no: 31881/96 Strazburg  
25 Eylül 2001  
USULĐ ĐꢁLEMLER  
1. Davanın nedeni, bir Türk vatandaı olan Fikri Tamkoç'un ("bavuran"), 21 Mayıs  
1996 tarihinde, Đnsan Haklarını ve Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Sözleme'nin ("Sözleꢀ  
me") eski 25.maddesi uyarınca, Türkiye aleyhine Avrupa Đnsan Hakları Komisyonu'na  
("Komisyon") yaptığı bavurudur (bavuru no. 31881/96).  
2. Bavuranı Ankara’da faaliyet gösteren avukat Oya Ersoy Ataman temsil etmitir.  
Bu davaya yönelik olarak Türk Hükümeti bir Ajan tayin etmemitir.  
3. Bavuran, kendisine karı yürütülen ceza yargılamasının “makul sürede” sonuçlan-  
madığını ve tarafsız ve bağımsız olmayan Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi tarafından yar-  
gılanğı için adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmektedir. Ayrıca, polise baskı  
altında verdiği ifadelere dayanılarak mahkum edildiğini öne sürmektedir.  
4. Bavuru, 1 Kasım 1998 tarihinde, Sözleme'nin 11 No'lu Protokolü yürürlüğe  
girdiğinde, anılan Protokol'ün 5. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Mahkeme’ye gönderilmitir.  
5. Bavuru, Mahkeme'nin Birinci Kısmına verilmi(Đçtüzük, 52. madde, 1.fıkra) ve bu  
bölüm içinde davayı inceleyecek olan daire (Sözleme'nin 27§1 Maddesi), Đçtüzüğün 26§1  
maddesine uygun olarak teekkül etmitir. Mahkeme'de Türkiye'yi temsil eden Sn. Yargıç  
Rıza Türmen davadan çekilmitir (Đçtüzük 28.madde). Bunun üzerine Hükümet Sn. Feyyaz  
Gölcüklü'yü Sn. Rıza Türmen'in yerine ad hoc yargıç olarak atamıtır (Sözleme'nin 27§2 ve  
Đçtüzüğün 29§1 maddeleri).  
6. 11 Ocak 2000 tarihli bir kararla, Daire, bavuranın tarafsız ve bağımsız bir mahkeme  
tarafından makul bir süre içinde adil yargılanma hakkıyla ilgili ikayetlerini kabuledilebilir  
bulmu, ikayetlerin geri kalanını ise kabuledilemez ilan etmitir.  
7. Gerek bavuran, gerekse Hükümet, esaslara ilikin olarak görülerini bildirmiꢀ  
lerdir  
(Đçtüzük 59/1).  
OLAYLAR  
I.DAVAYA ESAS TEKĐL EDEN OLAYLAR  
A. Bavuranın yakalanması ve tutuklanması  
8. 2 Mart 1981 tarihinde, Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı polis memurları, Baꢀ  
vuranı yasadıı Dev-Yol örgütüne üye olduğu üphesiyle tutuklamılardır. Polis memurları  
tarafından yapılan sorgulaması sırasında bavuran Dev-Yol'un eylemlerine ve G.S.'nin  
öldürülmesi olayına karığını itiraf etmitir.Bavuran, ayrıca militanların silahlarını sakladık-  
ları yerleri polislere göstermitir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2001. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Çok Taraflı Siyasî İşler  
Genel Müdürlüğü tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının  
tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri  
Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle  
ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
9. 7 Nisan 1981 tarihinde Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi, bavuranın tutukluluk  
halinin devamına karar vermitir. Bavuran, sorgu hakimi tarafından yapılan sorgulamasında,  
kendisine yöneltilen suçlamaları red ve Dev-Yol üyesi olmadığını iddia etmitir.  
10. 29 Mayıs 1981 tarihinde, bavuran Ankara Askeri Savcılığı'na götürülmüve  
burada da kendisine yöneltilen suçlamaları reddetmitir.  
B. Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi'ndeki Yargılama  
11. 26 ubat 1982 tarihinde, Askeri Savcı, bavuran ve diğer 722 davalı hakkındaki  
iddianamesini Sıkıyönetim Mahkemesi'ne sunmutur. Savcı, bavuranı, amacı Türk anayasal  
düzenini yıkarak yerine Marksist-Leninist bir rejim kurmak olan yasadıı silahlı örgüt Dev-  
Yol'a üye olmakla suçlamıtır. Bavuran, G.S.'nin öldürülmesi ve I.A'nın yaralanması, çeitli  
konutlara ateaçmak ve bazı dükkan ve evleri atee vermek gibi suçlarla da itham edilmitir.  
Savcılık, Türk Ceza Kanunu'nun 146/1 hükmü uyarınca ölüm cezası talep etmitir.  
12. 24 Mart 1986 tarihinde bavuran tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilmitir.  
13. 19 Temmuz 1989 tarihinde, iki sivil bir askeri yargıçla bir subaydan oluan  
Sıkıyönetim Mahkemesi, bavuranı Dev-Yol üyesi olduğu ve G.S'nin öldürülmesine karığı  
için suçlu bulmu, diğer suçlardan dolayı ise bavuranın beraatine karar vermitir. Mahkeme  
bavuranı TCK'nun 168/2 maddesi uyarınca 9 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırmı, ayrıca amme  
hizmetlerinden müebbeden yasaklanmasına ve adli vesayet altına alınmasına hükmetmitir.  
C. Temyiz Đꢀlemleri  
14. Bavuran kararı Askeri Yargıtay'da temyiz etmitir.  
15. Sıkıyönetim mahkemelerini ilga eden 27 Aralık 1993 tarihli Kanunun yürürlüğe  
girmesinin ardından, davaya bakma yetkisi Yargıtay'a geçmive dosya da Yargıtay'a  
gönderilmitir.  
16. 27 Aralık 1995 tarihinde, Yargıtay bavuranın mahkumiyetini onamıtır. Fakat,  
Sıkıyönetim Mahkemesinin kararını gözden geçirerek bavuranın hapis cezasını yedi yıla  
indirmitir.  
II. ĐLGĐLĐ ĐÇ HUKUK VE UYGULAMA  
A. Ceza Hukuku  
17. Türk Ceza Kanunu'nun 146/1 hükmü aağıdaki gibidir:  
"Türkiye Cumhuriyeti Tekilatı Esasiye Kanununun tamamını veya bir kısmını tağyir ve tebdil veya  
ilgaya ve bu kanun ile teekkül etmiolan Büyük Millet Meclisini iskata veya vazifesini yapmaktan  
men'e cebren teebbüs edenler, idam cezasına mahküm olur."  
18. Türk Ceza Kanunu'nun 168. maddesi aağıdaki gibidir:  
"Her kim, ... maddelerde yazılı cürümleri ilemek için silahlı cemiyet ve çete tekil eder yahut böyle bir  
cemiyet ve çetede amirliği ve kumandayı ve hususi bir vazifeyi haiz olursa onbeseneden aağı  
olmamak üzere ağır hapis cezasına mahküm olur.  
Cemiyet ve çetenin sair efradı on yıldan onbeyıla kadar ağır hapisle cezalandırılır."  
B. Sıkıyönetim Mahkemeleri  
19. Yargı organlarının tabi oldukları hükümler aağıdaki gibidir:  
1.Anayasa  
2
madde 138 / 1 ve 2  
"Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani  
kanaatlerine göre hüküm verirler.  
Hiçbir organ, makam, merci veya kii, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere  
emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz. "  
Madde 139 / 1  
"Hakimler... azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yatan önce emekliye ayrılamaz"  
Madde 145  
"Askeri mahkemeler.... asker kiilerin aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve  
görevleri ile ilgili olarak iledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler.  
Askeri mahkemelerin savaveya sıkıyönetim hallerinde hangi suçlar ve hangi kiiler bakımından  
yetkili oldukları; Kuruluları ve gerektiğinde bu mahkemelerde adli yargı hakim ve savcılarının  
görevlendirilmeleri kanunla düzenlenir.  
Askeri hakimlerin özlük ileri, görevli bulundukları komutanlık ile ilikileri, mahkemelerin  
bağımsızlığı, hakimlik teminatı, askerlik hizmetinin gereklerine göre kanunla düzenlenir."  
2. Sıkıyönetim Kanunu (13 Mayıs 1971 tarih ve 1402 sayılı Kanun)  
Madde 11 / 1  
"Milli Savunma Bakanlığınca lüzum görülen yerlerde yeteri kadar askeri mahkeme kurulur..."  
Madde 11 / 4  
"Bu mahkemelere atanacak adli müavir, askeri hakim ve askeri savcılar Genelkurmay  
Bakanlığı Personel Bakanı, Adli Müaviri ile atanacakların mensup olduğu kuvvet  
komutanğının Personel Bakanı ile Adli Müaviri ve Milli Savunma Bakanlığı Askeri Adalet  
Đꢀleri Bakanından oluan kurul tarafından tesbit edilecek adaylar arasından Genelkurmay  
Bakanının görüü alınarak usulüne göre atanır."  
Madde 11 / 6  
"Sıkıyönetim Askeri Mahkemelerine yeteri kadar subay üye Genelkurmay Bakanının teklifi  
üzerine askeri hakim subayların tayini usulüne göre atanır."  
3. Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu (26 Ekim 1963 Tarih ve  
353 Sayılı Kanun)  
Madde 4  
3
"Askeri mahkemelerin, subay üyeleri ile yedekleri, nezdinde askeri mahkeme kurulan komutan  
veya askeri kurum amiri tarafından her yılın Aralık ayında o mahkemenin yetkisine giren birlik  
ve kurum mensupları arasından bir yıl süre ile değitirilmemek üzere seçilir."  
4. Askeri Hakimler Kanunu (26 Ekim 1963 tarih ve 357 sayılı Kanun)  
Madde 12  
"Askeri hakim subayların rütbe terfii, rütbe kıdımliliği, kademe ilerlemesi yapmalarını temin  
edecek yeterlilikleri sicil ile saptanır."  
A) Sicil belgeleri; general-amiral sicil belgesi, Subay (asteğmen-albay) sicil belgesi ve mesleki  
sicil belgesi olmak üzere üç çeittir.  
...  
B) Subay sicil belgesini düzenlemeye ve sicil vermeye yetkili idari sicil üstleri:  
Birinci sicil üstü: Sicili düzenlenecek askeri hakim subayın kurulubağlantısına göre nezdinde  
askeri mahkeme kurulan komutan veya askeri kurum amiri.  
Đkinci sicil üstü: Kurulubağlantısına göre birinci sicil üstünün bir üst görev yerinde bulunan  
komutan veya amir durumundaki.  
Üçüncü sicil üstü: Kurulubağlantısına göre ikinci sicil üstünün bir üst görev yerinde bulunan  
komutan veya amir durumundaki subay.  
Madde 29  
"Askeri Hakim subaylar hakkında Milli Savunma Bakanı tarafından, savunmaları aldırılarak,  
aağıda açıklanan disiplin cezaları verilebilir:  
-Yazılı uyarı...;  
-Kınama..."  
HUKUK  
I. SÖZLEMENĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
20. Bavuran, kendisine, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından makul bir  
süre içinde adil yargılanma hakkı tanınmadığı için Sözleme'nin 6/1 hükmünün ihlal  
edildiğini öne sürmektedir.Anılan hüküm aağıdaki gibidir:  
"Herkes, ... cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, ...bir mahkeme  
tarafından davasının makul bir süre içinde...görülmesini istemek hakkına sahiptir."  
A. Mahkeme'nin ratione temporis yetkisi  
21. Mahkeme, Sözleme'ye Ek 11 No'lu Protokolün yürürlüğe girmesi karısında bu  
bavuru bakımından ratione temporis yetkisiyle ilgili bir sorun ortaya çıktığını  
gözlemlemektedir.  
22. Mahkeme, bu bağlamda, 1 Kasım 1998 tarihinde, 11 No'lu Protokol'ün yürürlüğe  
girmesiyle, bu dava gibi Komisyon önünde görülmekte olan ama henüz kabuledilebilir  
bulunmamıolan davaların anılan Protokol'deki hükümler uyarınca Mahkeme'nin  
incelemesine tabi olduğu hususuna dikkat çeker. Protokol'ün 5/2 maddesinin geçici bir  
4
düzenlemenin parçası olarak, davaların eski Komisyon tarafından incelenmesini sağlama  
amacı gözönünde bulundurulduğunda, Mahkeme'nin ratione temporis yetkisi davalı Devlet'in  
bireysel bavuru hakkını tanıdığı tarihe göre belirlenecektir  
23. Dolayısıyla, eski Mahkeme'yi, 25 Mart 1996 tarihli Mitap ve Müftüoğlu-Türkiye  
kararında (RD, 1996-II, s.410-411, §§ 26-28) ratione temporis yetkisinin, davalı Devlet'in  
Mahkeme'nin yetkisini kabul ettiği 22 Ocak 1990'dan itibaren baladığı sonucuna götüren  
mülahazalar, mahkemenin yetkisini, bu tarihten itibaren meydana gelen olay ve olgularla  
sınırlandırmak amacıyla öne sürülemez (bkz. Cankoçak-Türkiye, bavuru no. 25182/94 ve  
26956/95, § 26 AĐHM 2001-...).  
Mahkeme bu saptamanın tartımalı olmadığına dikkat çeker.  
B. ikayetlerin Esasları  
1. Yargılamanın Uzunluğu  
(a) Dikkate alınacak dönem  
24. Mahkeme, yargılamanın, bavuranın yakalandığı 2 Mart 1981 tarihinde balayıp,  
Yargıtay'ın, bavuranın mahkumiyetini onayladığı 27 Aralık 1995 tarihinde de bittiğine dikkat  
çeker. Dolayısıyla, bavuranın yargılaması ondört yıl dokuz ay sürmütür.  
Bununla birlikte Mahkeme, Türkiye'nin bireysel bavuru hakkını tanıdığına ilikin  
bildirimde bulunduğu 28 Haziran 1987 tarihinden beri geçen sekiz yıl onbir aylık dönemi  
inceleyebilmektedir (bkz. Üstte 22. paragraf). Yine de Mahkeme, üstte anılan bildirimin  
yapıldığı sırada yargılamanın ne durumda olduğunu dikkate almak zorundadır. Söz konusu  
tarihte, yargılama beyıl on aydır sürmekteydi.  
(b) Yargılama süresinin makullüğü  
25. Đddia konusu sürenin makullüğü, dava koullarının ıığında ve Mahkeme  
içtihatlarıyla oluturulan özellikle de davanın karmaıklığı, bavuranın ve yetkili mercilerin  
davraları gibi kriterler göz önünde bulundurularak değerlendirilmelidir (bkz. üstte anılan  
Mitap ve Okçuoğlu kararı, s.411, § 32).  
26. Hükümet, davanın karmaıklığını ve bavurana yöneltilen suçlamaların niteliğini  
vurgulamıtır. Yine Hükümet, bavurana yirmiden fazla suçla ilgili suçlama yöneltildiğine ve  
cinayet ve bombalama suçlarından mahkum olduğuna dikkat çekmitir. Mahkeme, bavuranın  
da aralarında bulunduğu 723 davalının yargılandığı davayı incelemek zorundadır. Yetkililer,  
bavuranında mensubu olduğu terörist ebekenin kapsamını ve eylemlerini belirleyebilmek  
için zamana ihtiyaç duymulardır. Sıkıyönetim Mahkemesi, hızlandırıcı bir usul izlemive  
yargılamayı hızlandırmak için gerekli her türlü çabayı göstermitir. Haftada üç kere olmak  
üzere beyüzden fazla duruma yapmıtır. Savcı, iddianamesini hazırlayabilmek için ikibin  
sayfadan fazla tutan savunmaları incelemek zorunda kalmıtır. Dava dosyası yaklaık bin  
klasörden fazla olup, sadece kararın özeti 248 sayfa kadar tutmutur.  
Kısaca, Hükümet, bu etkenlerin yargılamanın uzunluğunu açıkladığını ve yargısal  
makamlara ihmal ya da gecikmenin isnat edilemeyeceğini iddia etmitir.  
27. Bavuran cevaben beyıl tutuklu kaldığını ve mahkemelerin davasıyla ilgili kesin  
bir karara varamadıklarını belirtmitir. Bu bağlamda bavuran, gecikmenin sorumluluğunun  
hükümete isnat edilebileceğine iaret etmitir. Bavuran Sıkıyönetim Mahkemesinin nihai  
kararından beyıl sonra yargılama yetkisinin Yargıtay'a geçtiğine ve Yargıtay'ın da kesin  
5
karar vermesinin bir yıl aldığına dikkat çekmektedir. Dolayısıyla bavuran, yargılamada altı  
yıl gibi önemli bir gecikmenin meydana geldiğini belirtmitir. Ayrıca, bavuranın görüüne  
göre, davanın karmaıklığı ve davalıların sayısının fazlalığı 15 yıl kadar süren bir yargılamayı  
mazur gösteremez. Bu bağlamda bavuran, Devlet'in davaya bakmak üzere yeteri kadar hakim  
atamak zorunda olduğunu idda etmitir.  
28. Mahkeme, davalıların sayılarının çokluğu, suçlamaların ciddiliği ve mahkemenin  
büyük çaplı bir davaya bakarken karılağı zorluklar nedeniyle sözkonusu davanın karmaık  
bir dava olduğuna ilikin hükümet görüüne katılmaktadır. Fakat, dava mevcut sorunların  
karmaıklığı bakımından açıklanamayacağı için Mahkeme, davayı bavuranın ve ulusal  
mercilerin davranıları çerçevesinde inceleyecektir (bkz. Üstte 25. paragraf).  
29. Bu bağlamda, davalı Hükümet'in yargılamanın herhangi bir aamasında  
bavuranın davranılarıyla ilgili bir eletiride bulunmadığına dikkat çekilmelidir. Mahkeme,  
yargılamanın uzunluğunun sadece, yerel mahkemelerin davayı yeterince özenli  
incelememesiyle açıklanabileceğini tekrarlar (bkz. Cankoçak kararı, §32).  
30. Bu bağlamda Mahkeme, Sıkıyönetim Mahkemesi'nin yaklaık 8 yıl 4 aylık bir  
sürede karar verebildiğini gözlemlemektedir. Askeri Yargıtay'ın temyiz incelemesi de 4  
yıldan fazla sürmütür. Ayrıca, Yargıtay davanın kendisine geçmesinden yaklaık 2 yıl sonra,  
27 Aralık 1995 tarihinde karar vermitir. Mahkeme, nihai kararın verilmesinin, davanın  
karmaıklığı nedeniyle geciktiğine ilikin Hükümet iddiasını tartımamaktadır. Ayrıca  
Mahkeme, dava yetkisinin askeri mahkemelerden sivil mahkemelere geçmesiyle sonuçlanan  
yasal değiikliklerin de geciktirici etkenler olarak davanın uzamasına katkıda bulunduğunu  
gözlemlemektedir.  
31. Bununla birlikte Mahkeme, müteaddit defalar vurguladığı gibi, Sözleme'nin 6/1  
maddesinin, Sözlemeci Devletler'e yargısal düzenlerini, davaları makul bir sürede görme  
yükümü de dahil olmak üzere, kendi mahkemelerinin yükümlülüklerini yerine  
getirebilecekleri bir ekilde düzenleme görevi verdiğini tekrarlar (Pelissier and Sassi-Fransa  
[GC], s.301, §74, no. 25444/94, ECHR 1999-II). Dolayısıyla, bavurana karı yürütülen cezai  
kovuturmanın uzamasının sorumluluğu ulusal makamlara atfedilmelidir. Bu nedenle  
Mahkeme, ceza yargılamasının uzun sürmesinin "makul süre" yükümlülüğünün yerine  
getirilmemesine yol açtığı sonucuna varmıtır.  
32. Dolayısıyla, Sözleme'nin 6/1 maddesi ihlal edilmitir.  
2. Sıkıyönetim Mahkemelesinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı  
(a) Tarafların Đddiaları  
(i) Bavuran  
33. Bavurana göre, kendisini yargılayan Sıkıyönetim Mahkemesi, Sözleme'nin 6/1  
maddesi anlamında "bağımsız ve tarafsız bir mahkeme" olarak görülemez çünkü anılan  
mahkemede bulunan beüyeden ikisi askeri yargıç biri de subaydır. Askeri yargıçlar ordunun  
hizmetindeki subaylar olup, idareden emir almaktadırlar. Bu üyeler ordu disiplinine tabidir ve  
kendileri hakkında sicil raporları düzenlenmektedir. Hukuk eğitimi almamıolan subay üye  
ise sıkıyönetim komutanına karı sorumludur.  
6
(ii) Hükümet  
34. Hükümet, sözkonusu dönemde sıkıyönetim mahkemelerinde iki askeri yargıcın  
yanısıra, yargısal bağımsızlıkları ve dokunulmazlıkları Anayasal güvence altında bulunan iki  
de sivil yargıcın bulunduğunu öne sürmütür. Subay üyenin tek görevi ise durumanın  
düzenini sağlamak olup hiçbir yargısal yetkisi bulunmamaktadır. Hükümet'e göre,  
Sıkıyönetim Mahkemeleri'ndeki askeri yargıçların atama ve sicil usulü ve yargısal görevlerini  
ifa ederken sahip oldukları güvenceler Mahkeme'nin konuyla ilgili içtihatlarıyla tespit edilmiꢀ  
kriterlere tamamıyle uymaktadır. Dolayısıyla Hükümet, Mahkemeden, bavuranın "bağımsız  
ve tarafsız bir mahkeme" tarafından adil yargılanma hakkının ihlal edilmediği sonucuna  
varmasını talep etmitir.  
(b) Mahkemenin değerlendirmesi  
35. Mahkeme, 8 Aralık 1994 tarihli Mitap ve Müftüoğlu-Türkiye kararında,  
Komisyon'un, ibu davada Hükümet tarafından dile getirilen iddialara benzer iddiaları ele  
almak zorunda kaldığına dikkat çeker. Sözleme'nin 31. maddesi uyarınca hazırladığı raporda,  
Komisyon, Sıkıyönetim Mahkemeleri'nin yapısını ve ileyiini düzenleyen yasal kuralların bu  
mahkemelerin bağımsızlıklarıyla özellikle de askeri yargıç üyelerininin atanma ve sicil  
usulleri konusunda çok sayıda sorun ortaya çıkardığına dikkat çekmitir. Komisyon,  
sözkonusu mahkemelerde bulunan subay üyenin hiyerarik olarak sıkıyönetim ve/veya  
kolordu komutanına bağlı olması nedeniyle askeri makamlardan bağımsız olmadığını  
gözlemlemitir. Bu nedenle Komisyon, bavuranın Sıkıyönetim Mahkemesi'nin bağımsızlığı  
ve tarafsızlığıyla ilgili olarak dile getirdiği endielerin nesnel bir biçimde haklı olduğunu ve  
Sözleme'nin 6/1 hükmünün ihlal edildiğini ifade etmitir.  
36. Bu bağlamda, ratione temporis yetkisi dıında kaldığı için eski Mahkeme'nin  
bavuranın Sıkıyönetim Mahkemeleri'nin bağımsızlık ve tarafsızlığıyla ilgili ikayetlerini  
inceleyemediğini belirtmek gerekir (bkz. Üstte anılan Mitap ve Müftüoğlu kararı, s. 410, §  
27). Fakat, Mahkeme'nin ratione temporis yetkisiyle ilgili olarak üstte varılan sonuç göz  
önünde tutularak (bkz. Üstteki 23. paragraf), bu sorun artık Mahkeme tarafından  
incelenmelidir.  
37. Mahkeme, Sözleme'nin 6/1 maddesi bakımından bir mahkemenin "bağımsız"  
olup olmadığı incelenirken, üyelerinin atanma biçimi ve görev süreleri, dıtan gelecek  
baskılara karı mevcut güvencelerin olup olmadığı ve bir bağımsızlık görüntüsü verip  
vermediğine bakılması gerektiğini tekrarlar (bkz. 25 ubat 1997 tarihli Findlay-Đngiltere  
Kararı, Raporlar 1997-I, s.281, § 73).  
38. Mahkeme, Sözleme'nin 6/1 hükmü bakımından "tarafsızlığın" mevcudiyetinin,  
öznel bir sınamaya yani belli bir olayda belli bir yargıcın kiisel kanı ve davranılarına ve  
nesnel bir sınamaya yani hiçbir üpheye mahal vermeksizin yargıca yeterli güvence verilip  
verilmediğine bakılarak belirlenmesi gerektiğini hatırlatır.  
39. Bu davada bağımsızlık ve tarafsızlık sorunlarını birbirinden ayırmak zor  
gözükmektedir çünkü bavuran tarafından mahkemenin bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilikin  
olarak öne sürülen iddialar aynı olgusal mülahazalara dayanmaktadır. Dolayısıyla Mahkeme  
her iki sorunu da birlikte inceleyecektir.  
40. Türk Anayasası'nın 145. Maddesi ve 1402 Sayılı Kanun Sıkıyönetim  
Mahkemelerinin yasal çerçevesini ve ileyiini düzenlemektedir (bkz. Üstte 19. paragraf). Bu  
mahkemeler iki sivil, iki askeri yargıç ve bir de subay üyeden olumaktadır.  
7
Mahkeme, bu bağlamda, iki sivil yargıcın tarafsızlığının ve bağımsızlığının, her iki  
tarafça da tartıılmadığını gözlemlemektedir. Bundan dolayı Mahkeme sadece Sıkıyönetim  
Mahkemesi heyetindeki askeri yargıç ve subay üyelerin durumunu inceleyecektir.  
41. Mahkeme, Sıkıyönetim Mahkemelerindeki askeri yargıçların Genelkurmay  
Bakanlığı Personel Bakanı, Adli Müaviri ile atanacakların mensup olduğu kuvvet  
komutanğının Personel Bakanı ile Adli Müaviri ve Milli Savunma Bakanlığı Askeri  
Adalet Đꢀleri Bakanından oluan kurul tarafından seçildiğine dikkat çeker. Bu ekilde seçilen  
yargıçlar, Genelkurmay Bakanı'nın görüü alınarak Savunma Bakanı, Babakan ve  
Cumhurbakanı'nca imzalanan üçlü kararnameyle atanır.  
Subay üye ise, bu davada bir kıdemli Albay, Genelkurmay Bakanının teklifi üzerine  
askeri hakim subayların tayini usulüne göre atanır. Subay üye, bir yılın dolması üzerine  
görevden alınabilir (bkz. Üstte para. 19).  
42. Sıkıyönetim Mahkemesi üyelerini dıtan gelecek baskılara karı koruyan  
güvencelerin mevcudiyetiyle ilgili olarak, Mahkeme, askeri yargıçların sivil meslektalarıyla  
aynı mesleki eğitimi aldıklarına dikkat çeker. Ayrıca, askeri yagıçlar sivil yargıçlarla aynı  
anayasal güvencelerden de yararlanmaktadır. Sıkıyönetim Mahkemesi üyesi oldukları süre  
boyunca görevden alınamayacakları gibi, rızaları olmaksızın emekliliğe de sevk edilemezler.  
Anayasa'ya göre, yargıçlar bağımsız olmalıdır ve görevlerini yerine getirirlerken hiçbir  
makam kendilerine talimat veremez.  
43. Bununla birlikte, askeri yargıçların statülerinin diğer yönleri, bağımsızlıkları ve  
tarafsızlıkları hakkında soru iaretleri uyandırmaktadır. Birincisi, askeri yargıçlar, yürütmenin  
emrindeki orduya tabidirler. Đkincisi, bavuranın da haklı olarak iaret ettiği gibi, askeri  
hakimler, askeri disiplin ve sicil değerlendirmesine tabidirler. Dolayısıyla, terfi etmek için  
hem idari hem de yargısal üstlerinin olumlu sicil notuna ihtiyaç duymaktadırlar. Son olarak,  
atanmalarıyla ilgili kararlar, idari makamlar ve ordu tarafından alınmaktadır.  
Sıkıyönetim Mahkemesi heyetinde bulunan subay üye konusunda ise, Mahkeme, bu  
üyenin, ilgili sıkıyönetim ve/veya kolordu komutanının emir komutası altında olduğunu  
gözlemlemektedir. Subay üye hiçbir ekilde bu makamlardan bağımsız değildir.  
44. Mahkeme, Sıkıyönetim Mahkemeleri'nin Anayasal düzeni ve demokratik rejimi  
yıkmayı amaçlayan suçlarla ilgili davalara bakmak üzere kurulduğuna dikkat çeker.  
Olağanüstü yetkileri bulunan bu mahkemeler, silahlı kuvvetlerin, ülkenin "iç güvenliği"yle  
ilgilendiği ve bölge komutanlarının o bölgedeki iddet eylemlerini bastırmak için polis  
yetkileri kullandığı sıkıyönetim süresince faaliyet göstermektedirler.  
45. Bununla birlikte, Mahkeme'nin görevi, bu tür mahkemelerin bir Sözlemeci  
Devlet'te kurulmasının gerekli olup olmadığını in abstracto olarak belirlemek ya da ilgili  
uygulamayı gözden geçirmek değil fakat, bu mahkemelerden herhangi birinin ileyiinin  
bavuranın adil yargılanma hakkının ihlalini tekil edip etmediğini belirlemektir.  
46. Mahkeme'nin görüüne göre, izlenimler bile önemli olabilir. Tehlikede olan,  
demokratik bir toplumda bulunan mahkemelerin, ceza yargılaması söz konusu olduğunda,  
halkta, daha da önemlisi sanıkta uyandırdığı güvendir. Belli bir davada, bir mahkemenin  
bağımsızlığının ya da tarafsızlığıyla ilgili endie duyulmasına ilikin meru bir sebebin olup  
olmadığının belirlenmesinde sanığın bakıaçısı önemlidir ama belirleyici değildir. Belirleyici  
olan, sanığın üphelerinin nesnel olarak makul bulunabilmesidir.  
8
47. Bu bağlamda Mahkeme, bu davada olduğu gibi, bir mahkemenin üyeleri arasında,  
görevleri ve hizmet organizasyonları bakımından, taraflardan birininin hiyerarisine tabi  
üyelerin bulunması durumunda, sanık ahısların bu üyelerin bağımsızlığına ilikin makul  
üpheler besleyebileceğini düünmektedir. Bu tür bir durum demokratik bir toplumda  
uyanması gereken güveni etkileyecektir. Ayrıca, Mahkeme, bir sivilin, kısmen de olsa, silahlı  
kuvvetler mensuplarından oluan bir mahkemenin önüne çıkarılmak zorunda bırakılmasına  
büyük önem atfetmektedir.  
48. Öne sürülenler ıığında, Mahkeme, Devlet'in anayasal düzenini yıkmaya çalımak  
suçlamasıyla Sıkıyönetim Mahkemesi'nde yargılanan bavuranın, iki askeri yargıç ve  
sıkıyönetim komutanına bağlı bir subay üyenin içinde bulunduğu bir heyet tarafından  
yargılanmasından dolayı haklı  
bir endieye sahip olabileceğini düünmektedir.  
Bağımsızlıkları ve tarafsızlıklarıyla ilgili herhangi bir üphenin sözkonusu olmadığı iki sivil  
yargıcın da anılan mahkeme heyetinde bulunması bu bağlamda herhangi bir değiiklik  
oluturmamaktadır.  
49. Sonuç olarak, bavuranın Sıkıyönetim Mahkemelerinin bağımsızlık ve  
tarafsızlıklarıyla ilgili endieleri nesnel olarak mazur görülebilir.  
Dolayısıyla, Sözleme'nin 6/1 hükmü ihlal edilmitir.  
II. SÖZLEMENĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
50. Sözleme'nin 41. Maddesi aağıdaki gibidir:  
"Mahkeme ibu Sözleme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci  
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete  
uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder."  
A. Zarar  
51. Bavuran, maddi ve manevi tazminat olarak 130,000 Fransız Frangı talep etmitir.  
Bu bağlamda bavuran, ceza yargılamasının haksız bir biçimde uzadığına ve 5 yıl keyfi olarak  
hapis yattığına, maddi ve manevi zarara uğradığına ve uzun bir süre ibulamağına ilikin  
iddialarına iaret etmitir.  
52. Hükümet, bavuranın iddialarıyla ilgili herhangi bir yorum yapmamıtır.  
54. Mahkeme, bağımsız ve tarafsız olmayan bir mahkeme tarafından yapılan  
yargılamayla ilgili olarak verilecek bir ihlal kararının tek baına bavuranın manevi zararını  
karılayacağını düünmektedir.  
Mahkeme, sadece yargılamanın uzunluğuyla ilgili Sözleme ihlalinden dolayı tazminat  
ödenebileceğini ve hesaplamayı buna göre yaptığını tekrarlar.  
54. Bavuranın yargılamasının toplam süresinin uzunluğunu dikkate alan Mahkeme,  
kendisinin belli bir sıkıntıya düğünü düünmektedir. Hakkaniyet ilkesi temelinde kendisine  
100,000 Fransız Frangı ödenmesine karar vermitir.  
B. Masraflar  
9
55. Bavuran, bu balık altında 45,000 Frank talep etmitir. Bavuran bu miktarın  
15,000 Franklık kısmının avukat masrafı, geri kalanının da diğer masrafları tekil ettiğini öne  
sürmütür.  
56. Hükümet, bu balık altında da herhangi bir görübelirtmemitir.  
57. Hakkaniyet ilkesi temelinde ve içtihatlarıyla belirlenen ilkeleri göz önünde  
bulundurarak karar veren Mahkeme, yaptığı masraflar için bavurana 8,000 Frank  
ödenmesinin makul olduğunu düünmektedir.  
C. Temürrüt Faizi  
58. Mahkeme önündeki mevcut bilgilere göre, ibu kararın benimsendiği tarihte  
Fransa'daki yasal faiz oranı yıllık % 4,26'dır.  
BU SEBEPLERDEN DOLAYI MAHKEME,  
1. Oybirliğiyle, ceza yargılamasının uzunluğu nedeniyle Sözleme'nin 6/1 maddesinin ihlal  
edildiğine;  
2. Altıya karı bir oyla bavuranın bağımsız ve tarafsız olmayan Sıkıyönetim Mahkemesi'nce  
yargılanmasından dolayı Sözleme'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
3. Oybirliğiyle,  
(a) Sözleme’nin 44/2 maddesi uyarınca kararın kesinletiği tarihten itibaren 3 ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL’sına çevrilmek üzere davalı Devlet’in bavurana,  
(i) Manevi tazminat tutarı olarak 100,000 (yüzbin) Fransız Frangı  
(ii) Masraflar için 8,000 (sekizbin) Fransız Frangı  
yansıtılabilecek her türlü vergi düüldükten sonra ödemesine;  
(b) üç aylık süre sonunda yapılan ödemeler için, ödeme tarihine kadar yıllık % 4,26 faiz  
uygulanmasına  
4. Oybirliğiyle bavuranın adil tatmine ilikin diğer taleplerinin reddine  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Đngilizce olarak verilmive 25 Eylül 2001 tarihinde, Đçtüzüğün 77.maddesinin 2.ve  
3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
Michael O'BOYLE  
Sekreter  
Elisabeth PALM  
Bakan  
Sözleme'nin 45/2 ve Mahkeme içtüzüğünün 74/2 hükümleri uyarınca, Sn. Gölcüklü'nün  
muhalefet erhi bu karara eklenmitir.  
10  
YARGIÇ GÖLCÜKLÜNÜN KISMĐ MUHALEFET ERHĐ  
Mahkeme huzurunda, Türkiye'deki sıkıyönetim mahkemelerinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı  
sorununun tartııldığı bu davada (Sözlemenin 6/1 Maddesi), oyumu bir ihlal olmadığı  
yönünde kullandım çünkü, çoğunluk kararının mantıksal sonucu yargısal sistemdeki her tür  
askeri mahkemenin yasaklanması olacaktır. Gerekçelerim aağıdaki gibidir.  
1. Bu davada çoğunluğun balangıç noktası Đncal-Türkiye kararıdır. Kanaatime göre, Đncal  
davası bu davadan oldukça farklıdır.  
Đncal davası, iki sivil ve bir askeri yargıçtan oluan sivil bir mahkemeyle yani Devlet  
Güvenlik Mahkemesi'yle ilgiliydi. O mahkeme bir sivili sıradan ceza hukuku bağlamındaki  
bir suçtan ötürü yargılamaktaydı. Mahkeme, o davada, askeri yargıçların Türk yargı  
sisteminde sahip oldukları güvencelere rağmen, Devlet Güvenlik Mahkemeleri'nin  
üyelerinden birinin ahıslarda, tarafsızlığı ve bağımsızlığıyla ilgili üpheler uyandırabilecek  
askeri yargıç olduğu için Sözleme'nin 6/1 maddesi anlamında nesnel olarak tarafsız ve  
bağımsız olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varmıtı. O davadaki bakıaçısı, o davada  
sıradan bir suçtan ötürü bir sivili yargılayan sivil bir mahkeme söz konusu olduğu için  
savunulabilirdi.  
2. Fakat, iki sivil, iki askeri yargıç ve bir subay üyeden oluan bir sıkıyönetim mahkemesiyle  
ilgili bu davada durum oldukça farklıdır. Sıkıyönetim mahkemeleri nev-i şahsına münhasır  
mahkemelerdir. Yargı yetkileri sınırlıdır: Sivillerin karığı davalarda, kesin olarak askeri  
nitelik taıyan suçlara, askeri makamların –ve bunlarla birlikte sıkıyönetim mahkemelerinin-  
ratione loci yetki üstlendikleri bir bölgede sıkıyönetim ilan edilmesine sebep olan suçlara  
bakmakla yetkilidirler.  
Tüm askeri mahkemelerde, iin doğası gereği, en azından bir askeri yargıç bulunmalıdır. Đncal  
örneği esas alınarak, üyeleri arasında askeri bir yargıcın bulunduğu bir mahkemenin 6/1  
hükmü anlamında bağımsız ve tarafsız olmadığı sonucuna varmak, mantıksal olarak, tüm  
askeri mahkemelerin 6/1. maddeye aykırı olduğu sonucuna götürecektir ki bu da tüm yargısal  
sistemlerde yasaklanmalarını gerektirecektir. Bu benim kabul edemeyeceğim genel sonuçtur.  
Askeri mahkemeler, bildiğim kadarıyla, bir orduya sahip her Devlet'te, çok uzun dönemlerden  
beri mevcuttular, u anda da mevcudiyetlerini korumaktadırlar ve silahlı kuvvetler ve  
sıkıyönetim ortadan kaldırılana kadar da mevcudiyetlerini korumaya devam edeceklerdir.  
11