3
B. Esaslara ilişkin
1. Temel ilkeler
AİHM, yargılamanın 6 § 1. Madde’de göndermede bulunulan yargı organları önündeki
kamusal niteliğinin, davacı tarafı, adaletin kamu denetimi olmaksızın gizlilik içinde
işlemesine karşı koruduğunu yineler; ayrıca bu, mahkemelerin güvenilirliğinin korunmasını
sağlayan yollardan da biridir. Davanın açık oturumda görülmesi, adaletin saydam biçimde
uygulanarak, AİHS çerçevesinde herhangi bir demokratik toplumun temel ilkelerinden birinin
teminatı olan adil yargılanma hakkına göndermede bulunan 6 § 1. Madde’de belirtilen
amaçlara ulaşılmasına katkıda bulunur (bkz. Sutter – İsviçre kararı).
AİHM, tamamı okunduğunda, 6. Madde’nin, bir sanığın ceza duruşmasına etkin olarak
katılma hakkını temin ettiğini anımsatır. Genel olarak bu hak, yalnız davaya katılmayı değil,
gerektiğinde hukuki yardım almayı ve duruşmaları etkin olarak izlemeyi de kapsar. Böyle bir
hak çekişmeli yargılama kavramında çok belirgindir ve 6 § 3. Madde’nin (c) ve (e) bentlerinin
içerdiği teminatlardan da çıkarılabilir.
AİHM ayrıca 6. Madde’nin 3. fıkrasının (a) bendinin hükümlerinin, sanığa yöneltilen
“suçlamaların” tebliğ edilmesine özel önem gösterilmesine ihtiyaç duyulduğuna dikkat
çektiğini kaydeder. Sanığın haberdar edilmesi, kendisine yöneltilen suçlamaların somut ve
hukuki temelinin yazılı olarak bildirildiği andan itibaren resmilik kazanacağı için, suçun
ayrıntıları cezai yargılamada önemli rol oynamaktadır (Kamasinski – Avusturya kararı).
AİHS’nin 6 § 3. Maddesi’nin (a) bendi, sanığın, yalnız suçlamaların “nedeni”, başka bir
deyişle işlediği iddia edilen ve suçlamaların dayandırıldığı eylemler hakkında değil, bu
eylemlere tanınan hukuki tanımlamalar hakkında da bilgilendirilme hakkına hükmeder. Bu
bilgiler ayrıntılı olmalıdır (Pélissier ve Sassi – Fransa, 25444/94, Dallos – Macaristan,
29082/95 ve Lakatos – Macaristan, 43659/98).
2. Temel ilkelerin bu davaya uygulanması
AİHM, tamamına bakıldığında, bu davada başvuranın 6 § 1. Madde uyarınca sunduğu
şikayetlerini incelemenin, konuların birbirleriyle örtüşmesi ve 6 § 3. Madde’nin bentlerinin,
ilk fıkranın genel hakkaniyete uygunluk teminatının belirli yönlerini yansıtması nedeniyle
daha uygun olduğunu kaydeder.
AİHM, ilk olarak Anayasa Mahkemesi’nin 30.06.2004 tarihli kararında kişileri açık
duruşmadan mahrum bırakmanın adil yargılanma hakkını ihlal ettiğine karar vererek,
oybirliğiyle, eski Türk Ceza Kanunu’nun 390 § 3. Maddesi’nin anayasaya aykırı olduğunu ve
bu Maddeyi geçersiz ilan ettiğini kaydeder. Ayrıca, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren yeni
Türk Ceza Kanunu ile ceza kararnamesi usulü son bulmuştur.
Öte yandan, olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte olan ilgili ulusal yasaya uygun
olarak başvuranın yargılanması sırasında açık duruşma yapılmamıştır. Başvuranı para
cezasına çarptıran İzmir Sulh Hukuk Mahkemesi ile başvuranın itirazını reddeden İzmir
Asliye Ceza Mahkemesi, kararlarını, dava dosyasında bulunan belgeleri temel alarak
vermişlerdir. Bu nedenle AİHM, başvuranın cezai yargılamayı etkin biçimde izleyemediği
sonucuna varmıştır.