5
Ayrıca, Hükümet, başvuranın videokasetlerine el konulmasının, AİHS’ye Ek 1 No’lu
Protokol’ün 1. Maddesi kapsamında herhangi bir sıkıntıya mahal vermediğini, zira bu madde
kapsamında, başvuranın eşyalarıyla ilgili her türlü müdahalenin, bu madde çerçevesinde kamu
yararına haklı çıkarıldığını iddia etmiştir. Bu bağlamda, Hükümet, aramanın düzensizlik ve
suçun önlenmesi için AİHS’nin 8 § 2. Maddesi uyarınca gerekli olduğunu vurgulamıştır.
Ayrıca, imzaladıkları tutanakta görüldüğü üzere, başvuran ve eşinin aramaya rıza
gösterdiklerini de kaydetmiştir.
Başvuranın, AİHS’nin 13. Maddesi uyarınca bulunduğu şikayetle ilgili olarak, Hükümet,
Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 90. Maddesi’ne uygun olarak, eşyalara el
konulmasının yasallığının incelenmesi için mahkeme talebinde bulunma olanağına
göndermede bulunmuştur. Ayrıca, başvuranın, evine girmelerine izin vermeyerek polise
direnebileceğini ileri sürmüştür.
Sonuç olarak, Hükümet, başvuranın, hem AİHS’nin 8. ve 13. Maddeleri, hem de AİHS’ye
Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. Maddesi kapsamındaki şikayetlerinin, tümüyle temelsiz olduğunu
iddia etmiştir.
B. AİHM’nin değerlendirmeleri
AİHM, öncelikle, başvuranın AİHS’nin 8. Maddesi kapsamındaki şikayetlerini
inceleyecektir.
AİHM, başvuranın evinin aranması ve videokasetlerine el konulmasının, bu madde
uyarınca haklarına müdahale teşkil ettiği sonucuna varmıştır. Benzer biçimde, işyerinin
aranması ile burada bulunan bazı belgelerin kopyalanmasının, konutuna saygı gösterilmesi
hakkına müdahaleye eşdeğer olduğu kanısındadır (bkz. Niemietz – Almanya kararı, Elçi ve
Diğerleri – Türkiye, 23145/93 ve 25091/94). Bu müdahalenin, 8. Madde’nin 2. fıkrası
uyarınca haklı olup olmadığı ve özellikle tedbirlerin bu fıkrada belirtilen amaçlar
doğrultusunda “yasaya uygun” olup olmadığı soruları ise yanıtlanmayı beklemektedir.
AİHM, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin çıkardığı arama izninin, yalnız derneğin
genel merkezi ile şubelerinin aranmasına yetki verdiğini gözlemler. Cumhuriyet Savcısı,
ortada ivedi bir durum olduğunu savunarak, arama izninin kapsamını genişletmiş, derneğin
genel başkanı ile yönetim kurulu üyelerinin evleri ile işyerlerinin aranması emri vermiştir.
Bunun ardından, İçişleri Bakanlığı Müsteşarı, Devlet Güvenlik Mahkemesi ile Cumhuriyet
Savcısı’nın arama emirlerini yöneticilere bildirirken, yalnız genel başkan ile yönetim kurulu
üyelerinin evleri ile işyerlerinin değil, tüm şubelerin yönetim kurulu üyelerine ait ev ve
işyerlerinin aranmasını belirtmiştir.
AİHM, mahkemenin ilk verdiği ve daha sonra Cumhuriyet Savcısı tarafından genişletilen
arama izninin, İçişler Bakanlığı Müsteşarı tarafından İzmir şubesi yönetim kurulu üyesi olan
başvuranın evi ile işyerini de kapsayarak fazla geniş biçimde yorumlandığı kanısındadır.
AİHM, arama ile eşyalara el koymanın büyük çapta olduğunu ve dernekle ilgili gizli bilgi ve
belgelerin özel yetki olmaksızın alınmış olduğunu gözlemler. Ne arama öncesinde ne de
sonrasında, başvurana mahkeme izni gösterilmiştir. Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun
90. Maddesi’nin koştuğu üzere, tedbirin alınmasından itibaren üç gün içinde eşyalara el
konulması ve belgelerin kopyalanmasını teyit eden bir mahkeme kararı bulunmamaktaydı.
Benzer biçimde, kopyalanan belgelerin listesi, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 90.
Maddesi’ne riayet edilmeyerek, başvurana verilmemiştir.