ile birlikte okunan 2. maddenin "yaşama hakkını güvence altına alma
sorumluluğu", ölümle sonuçlanan Devlet görevlilerinin kuvvet kullandığı
hallerde etkili resmi bir soruşturmanın yapılmasını gerekli kıldığını
hatırlatmaktadır. (bkz. mutatis mutandis, 27 Eylül 1995 tarihli McCann ve
Diğerleri Türkiye'ye Karşı Kararı, Dizi A, no 324, s. 49, para, 161, ve 19 Şubat
1998 tarihli Kaya Türkiye Kararı, Raporlar 1998-1, s. 329, para. 105).
102. Bu davada Hükümet, devlet görevlilerinin başvuranın eşinin
öldürülmesi olayına karıştığını destekleyecek kanıt olmadığını iddia etmiştir
(bkz. yukarıdaki 91. parag.). Dahası hiçbir aşamada, başvuranın bu anlama gelecek
açık bir suçlama yaptığı şeklinde bir kayıt mevcut değildir. (bkz. yukarıdaki 72. ve
81. paragraflar).
103. Bu bağlamda Mahkeme, yukarıda bahsedilen sorumluluğun,
Devlet görevlilerinin ölüme sebebiyet verdiğinin saptandığı durumlarla sınırlı
olmadığını vurgulamıştır. Merhumun aile bireylerinin veya diğerlerinin ölüm
olayı hakkında yetkili soruşturma otoritelerine başvurup başvurmadığı konusu
kesinlik kazanmamıştır. Bu davada, yetkililerin başvuranın eşinin öldürülmesi
hakkında haberdar olması gerçeği, Sözleşme'nin 2. maddesinin gerektirdiği
şekilde ölümün meydana geldiği şartlar hakkında etkili bir soruşturma
yapılmasını gerekli kılar (bkz. mutatis mutandis, 28 Temmuz 1998 tarihli Ergi
Türkiye Kararı, Raporlar 1998-IV, s. 1778, para. 82 ve Yaşa Kararı, s. 2438, para.
100).
104. Mahkeme, davanın özel şartlarına dönerek, Hükümet
tarafından
bilgi sunulmaması nedeni ile,
Komisyon'un soruşturmanın
değerlendirmesini yapma kabiliyetinin sınırlı olduğu şeklindeki ifadesine dikkati
çekmiştir. (bkz. yukarıdaki para. 47 ve 94). Fakat, Mahkeme önündeki
duruşmada Hükümet temsilcisi, Komisyon'a bütün önemli evrakların
sunulduğunu belirtmiştir.
Mahkeme önünde toplanan belgelerden anlaşılmaktadır ki, 2 Eylül
1993 tarihinde öğle saatinde meydana gelen olayın hemen ardından, bir polis
memuru başvuranla konuşmak için hastaneye giderken, olay yeri birçok boş kovan
ve bir deforme olmuş mermi bulan iki polis memuru tarafından incelenmiştir (bkz.
yukaraki paragraflar 15 ve 32). Üç polis memuru daha sonra orada
bulunanların tarifleri doğrultusunda sözkonusu iki kişiyi bulmak için arama
yapmışlardır. (bkz. yukarıdaki para. 32). Olay yeri tutanağında o çevrede yaşayıp da
olayı görenlerin isimlerine yer verilmemiştir. Rapor, yaklaşık olarak saat
13.00'te, olayın gerçekleşmesinden yaklaşık olarak bir saat sonra hazırlanmıştır.
(ibid). Olay yeri ile ilgili daha fazla inceleme yapıldığına dair fazla kanıt
olmaması sonucunda, (örneğin fotoğraf olmaması dikkat çekicidir), olay yeri