C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
RÜZGAR - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:59246/00)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
4 MAYIS 2006  
Đꢀbu karar Sözleme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde  
kesinleecek olup ekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 59246/00 bavuru no’lu davanın nedeni, Türk  
vatandaı Zeki Rüzgar’ın (Bavuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM) 8  
Temmuz 1999 tarihinde, Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Sözlemesi’nin (AĐHS)  
34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur. Bavuran, Ankara Barosu avukatlarından S.  
Kozağaçli, B. Vangölü, B. Açi, M. Narin, S. Ceylan ve E. Paydak tarafından temsil  
edilmektedir.  
OLAYLAR  
1966 doğumlu bavuran, Ankara’da ikamet etmektedir.  
Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ubesi’ne bağlı polisler, 8 Ocak 1999  
günü saat 15:30’da bavurana ait avukatlık bürosunu aramılardır. Daha sonra saat 17:30’da,  
Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Basavcısı ve bavuranın hazır  
bulunduğu sırada evini aramılardır.  
Aynı gün bavuran, Emniyet Müdürlüğü’nde gözaltına alınmıve daha sonra yasadıı  
DHKP/C’ye (Devrimci Halk KurtuluPartisi/Cephesi) mensup olmaktan hakkında inceleme  
balatılmıtır.  
Cumhuriyet Basavcılığı, 11 Ocak 1999 tarihinde 4229 sayılı Kanun tarafından  
değitirildiği ekliyle 2845 sayılı Kanun’un 16§2 maddesi hükümlerine dayanarak, bavuranın  
gözaltı süresini 13 Ocak 1999 tarihine kadar uzatmıtır. Bu uzatma kararında, bavuranın  
yakalanğı ve gözaltına alındığı tarih olarak 9 Ocak 1999 tarihi belirtilmektedir.  
Bavuran, 13 Ocak 1999 tarihinde, Ankara DGM yedek hakimine sevk edilmitir.  
DGM hakimi, bavuranın tutuklu yargılanmasına karar vermitir.  
Cumhuriyet Basavcılığı, bavuranı ve diğer iki sanığı suç örgütüne mensup olmakla  
suçlayarak, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 168§1 maddesi gereğince mahkum edilmesini  
istemitir.  
DGM, 17 Haziran 1999 tarihinde bavuranın serbest bırakılması kararı vermitir.  
DGM, 30 Aralık 1999 tarihinde bavuranı yasadıı örgüte mensup olmaktan suçlu  
bulmuve TCK’nın 168§2 ve 3713 sayılı Kanun’un 5. maddeleri gereğince on beyıl hapis  
cezasına çarptırmıtır.  
Bavuran 4 Ekim 2000 tarihinde temyize gitmitir.  
Yargıtay, 26 Ekim 2000 tarihinde temyiz bavurusunu kabul ederek, ilk derece  
mahkemesi kararını bozmuve dava dosyasını geri göndermitir.  
Ceza Muhakemeleri Kanunu’ndaki (CMUK) değiiklik ve DGM’lerin kaldırılmasını  
öngören 5190 sayılı Kanun, 16 Haziran 2004 tarihinde kabul edilmitir. Bu Kanun,  
DGM’lerin yerini, yetkileri Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenecek olan  
Ağır Ceza Mahkemeleri’nin almasını öngörmektedir.  
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, 2 Temmuz 2004 tarihinde, sekiz bölgede on  
sekiz Ağır Ceza Mahkemesi kurulması kararı vermitir. Böylelikle Kurul, Ankara’da bulunan  
2
iki DGM yerine bir Ağır Ceza Mahkemesi kurulması kararı almıve Mahkeme’nin yanısıra  
burada görev yapacak hakim ve savcıların yetkilerini belirlemitir.  
Dava, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi önünde askıdadır.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. AĐHS’NĐN 5§1 VE 3 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran, 8 Ocak 1999 tarihinden 13 Ocak 1999 tarihine kadar özgürlüğünden  
mahrum bırakılmasının, AĐHS’nin 5§1 ve 3 maddesini ihlal ettiğini iddia etmektedir.  
Bavuran, gözaltı süresini 13 Ocak 1999 tarihine kadar uzatan 11 Ocak 1999 tarihli  
Cumhuriyet Basavcılığı kararının, hakim kararı olmaksızın iç hukuk kurallarını ihlal ederek  
gözaltı süresini dört günün üzerine çıkardığından dolayı meru olmadığını savunmaktadır.  
Ayrıca bavuran, 8 Ocak 1999 günü 15:30’da (yaklaık olarak) balayan ve 13 Ocak 1999  
tarihinde saat 14’de sona eren, yani yaklaık begün olan gözaltı süresinden ikayetçi  
olmaktadır.  
Hükümet bu iddialara itiraz etmektedir.  
A. Kabuledilebilirlik Hakkında  
AĐHM, ikayetlerin AĐHS’nin 35§3 maddesi uyarınca açıkça dayanaktan yoksun  
olmadığı tespitinde bulunarak, kabuledilemez bulunması için baka hiçbir gerekçe  
bulunmadığını belirtmektedir. Dolayısıyla ikayetleri kabuledilebilir ilan etmek uygun  
olacaktır.  
B. Esas Hakkında  
1. AĐHS’nin 5§1 –c maddesine göre yapılan ikayet hakkında  
Hükümet, bavuranın gözaltında tutulmasının olayların meydana geldiği dönemdeki  
kanun hükümlerine uygun olduğunu savunmaktadır. Bavuran 8 Ocak 1999 tarihinde saat  
16:30’da yakalanmıve gözaltı süresinin uzatılmasında, öngörülen yasal süre geçilmemitir.  
Süre uzatımı yasal yollardan ve yetkili DGM hakimi kararıyla gerçekletirilmitir. Ayrıca  
bavuran verilen uzatma kararına itiraz edebilirdi, ancak bunu yapmamıtır.  
Bavuran, bu açıklamalara itiraz etmekte ve Cumhuriyet Basavcılığı’nın adli karar  
olmaksızın alabileceğini iddia ettiği gözaltı süresinin uzatılması kararını alarak yetki ve  
görevlerini ağını savunmaktadır. Böylece bavuran, makul süre zarfında hakim önüne  
çıkarılmadığına kanaat getirmektedir.  
AĐHM, “yasal yolların” izlenmesi de dahil olmak üzere, tutukluk halinin “meruluğu”  
konusunda, AĐHS’nin esas olarak ulusal mevzuata göndermede bulunduğunu ve usul ile  
birlikte esasa ilikin kuralların da gözlemlenmesi zorunluluğuna da yer verdiğini  
hatırlatmaktadır. Ancak bunun yanısıra AĐHS, her türlü özgürlükten yoksun bırakmanın,  
keyfiyete karı kiinin korunması olan 5. maddenin amacına uygun olmasını gerekli  
kılmaktadır (Bkz. Wassink-Hollanda, 27 Eylül 1990 tarihli karar).  
3
Bu durumda bavuran, 8 Ocak 1999 tarihinde yakalanarak gözaltına alınmıtır. AĐHM,  
dosyadaki belgelerden Cumhuriyet Basavcılığı’nın, 11 Ocak 1999 günü bu gözaltı süresinin,  
bavuranın DGM yedek hakimi önüne çıkarıldığı 13 Ocak 1999 tarihine kadar uzatılması  
kararı aldığını tespit etmektedir. Gözaltı süresinin uzatılması kararı, 2845 sayılı Kanunu’nun  
16§1 maddesi hükümleri uyarınca alınmıtır.  
Bu bağlamda AĐHM, olayların meydana geldiği dönemde yürürlükte olan kanun  
hükümleri gereğince, DGM’lerin yetki alanına giren müterek suç gerekçesiyle kovuturulan  
bir sanığın gözaltı süresinin, Cumhuriyet Basavcılığı kararıyla dört güne çıkarılabileceğini  
tespit etmektedir. Soruturmada duyulacak ihtiyaçlara göre bu süre, Cumhuriyet  
Basavcılığı’nın talebi üzerine ve hakim kararıyla yedi güne çıkarılabilir.  
Cumhuriyet Basavcılığı yetkisi dahilinde ve hukuki karar olmaksızın bavuranın  
gözaltı süresini dört günün üzerinde uzatmıtır. Bu nedenle dava konusu gözaltının yasal  
kurallara riayet edilerek gerçekletirildiği düünülemez (Zeynep Avcı-Türkiye, no: 37021/97).  
Dolayısıyla AĐHS’nin 5§1 –c maddesi ihlal edilmitir.  
2. AĐHS’nin 5§3 maddesine göre yapılan ikayet hakkında  
Hükümet, bavuranın hemen hakim önüne çıkarıldığına ve dava konusu gözaltı  
süresinin Anayasa’ya, olayların meydana geldiği dönemde yürürlükte olan mevzuata ve  
AĐHM içtihadına uygun olduğuna kanidir (Karakurt-Türkiye, no: 45718/99, 20 Eylül 2005).  
Buna ek olarak, yetkili makamlar, yargılamanın takip edilmesinde gerekli her türlü özeni  
göstermilerdir.  
Bavuran bu açıklamalara itiraz etmektedir.  
Bu durumda, dava konusu gözaltı 8 Ocak 1999 tarihinde balamıve 13 Ocak 1999  
tarihinde, yani bavuranın tutuklanmasıyla begün sonra sona ermitir.  
Oysa AĐHM, Brogan ve diğerleri-Birleik Krallık (29 Kasım 1988 tarihli karar)  
kararında, adli müdahale olmaksızın dört gün altı saatlik gözaltı süresinin, teröre karı  
toplumu koruma amaçlı olsa da, 5§3 maddesinde belirlenen kesin zaman sınırlarını ağına  
karar vermitir.  
Dolayısıyla AĐHS’nin 5§3 maddesi ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
A. Tazminat  
Bavuran, aleyhinde balatılan cezai yargılamanın ulusal mahkemeler önünde askıda  
olduğundan dolayı rakamını belirtemediği bir maddi zarara uğradığını savunmaktadır. Ayrıca  
bavuran, uğradığı manevi zarar için 50.000 Euro istemektedir.  
Hükümet bu iddialara itiraz etmektedir.  
4
AĐHM, hakkaniyete uygun olarak manevi zarar adı altında bavurana 2.000 Euro  
ödenmesinin uygun olacağına kanaat getirmektedir.  
B. Masraf ve Harcamalar  
AĐHM içtihadına göre, bir bavurana masraf ve harcamalar ancak, gerçekliği,  
gerekliliği ve makul oranda oldukları ortaya konulduğu sürece ödenir. Bu davada AĐHM,  
elinde bulunan unsurları ve yukarıda belirtilen kriterleri gözönüne alarak AĐHM önündeki  
yargılama için 1.000 Euro’nun bavurana ödenmesinin makul olduğuna kanaat getirmektedir.  
C. Gecikme Faizi  
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz  
oranına 3 puanlık bir artıın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun geri kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 5§1 –c maddesinin ihlal edildiğine;  
3. AĐHS’nin 5§3 maddesinin ihlal edildiğine;  
4. a) Bu kararın, AĐHS’nin 44§2 maddesine göre kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet’in  
bavurana, manevi tazminat için 2.000 Euro (iki bin) ve masraf ve harcamalar için 1.000  
Euro’yu (bin) miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödemesine;  
b) Belirtilen süre bitiminden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için, yukarıda  
belirtilen tutarlara, Avrupa Merkez Bankası’nın kredi faiz oranına yüzde üç puan eklenmek  
suretiyle gecikme faizi uygulanmasına;  
5. Hakkaniyete uygun tazminata ilikin diğer taleplerin reddine karar vermitir.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve 4 Mayıs 2006 tarihinde, Đçtüzüğün 77.  
maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
5