duruꢀmada görüꢀlerini sunmak için ek süre talep etmesi ve dört duruꢀmaya katılmamıꢀ olması
yargı sürecini ayrıca geciktirmiꢀtir.
Baꢀvuranlar bu saptamalara karꢀı çıkmaktadırlar.
AĐHM dikkate alınması gereken dönemin 29 Kasım 1995 tarihinde baꢀlayıp 23 ꢁubat 2004
tarihinde sona erdiğini not etmektedir. Đki dereceli mahkemede görülen dava yaklaꢀık 8 yıl 3
ay sürmüꢀtür.
AĐHM yargılama süresinin uygunluğunun davanın ꢀartları ıꢀığında ve davanın karmaꢀıklığı,
baꢀvuran ve ilgili mercilerin tutumu ve ihtilafta yer alan baꢀvuranlar için arz ettiği önem gibi
içtihadında yerleꢀmiꢀ ölçütlere bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır (Bkz.
diğerleri yanında Frydlender – Fransa [BD], no: 30979/96).
Mevcut baꢀvuruda, AĐHM mahkemeye sunulan deliller ıꢀığında üç yargılamanın özellikle
sekiz yıldan fazla sürmesine yol açacak özel karmaꢀık bir yapısının bulunmadığını not eder.
Baꢀvuranların tutumuna gelince, AĐHM baꢀvuranların normal bir tutum sergilediklerini ve
kendilerine yüklenilebilecek herhangi bir ihmalkârlığın sözkonusu olmadığını
gözlemlemektedir (Bkz. Piron-Fransa kararı, no: 36436/97, 14 Kasım 2000). AĐHM ayrıca,
baꢀvuranların temsilcisinin davalara katılmama nedenini geçerli bir mazeretle belirttiğini ve
sözkonusu davanın o dönemde henüz karar aꢀamasında olmadığını vurgulamaktadır.
AĐHM bu baꢀvurudakine benzer ꢀikayetleri daha önce de incelediğini ve AĐHS’nin 6/1
maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatır (Bkz. sözü edilen Frydlender kararı).
AĐHM kendisine sunulan bütün unsurları incelemiꢀ ve Hükümetin bu davada farklı bir sonuca
ulaꢀmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını tespit etmiꢀtir. AĐHM bu
yöndeki yerleꢀik içtihadını dikkate alarak sözkonusu yargı sürecinin aꢀırı olduğu ve «makul
süre» gereğini karꢀılamadığı sonucuna varmaktadır.
Bu nedenle AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
Geriye AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanması hususu kalmaktadır. Baꢀvuralar AĐHM’ye
baꢀvuru dilekçesinde 300.000 Euro maddi ve 250.000 Euro manevi tazminat talebinde
bulunmuꢀlar, bu taleplerini 20 Eylül 2006 ve 1 Ocak 2007 tarihli yazılı görüꢀlerinde de
yinelemiꢀlerdir.
AĐHM tespit edilen ihlal kararı ile öne sürülen maddi tazminat talebi arasında herhangi bir
illiyet bağı kuramamakta ve bu talebi reddetmektedir. Buna karꢀın baꢀvuranlar belirli bir
oranda manevi zarara uğramıꢀlardır. AĐHM hakkaniyete uygun manevi tazminat olarak her bir
yargı süreci için 4.000 Euro ödenmesini uygun görmektedir. Her türlü vergiden muaf
tutulacak bu miktara Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı
faiz oranına üç puanlık bir artıꢀ eklenecektir.
Baꢀvuranlar rakam belirtmeksizin AĐHM önünde yapmıꢀ oldukları yargılama giderlerinin
karꢀılanmasını talep etmektedirler.
AĐHM’nin yerleꢀik içtihadına göre bir baꢀvuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul
miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. Mevcut baꢀvuruda böyle bir durum sözkonusu
olmadığından AĐHM baꢀvuranların bu talebini reddetmektedir.
3