C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
SAÇLI VE DĐĞERLERĐ - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 42710/04)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
3 ubat 2009  
Đꢀbu karar Sözleme’nin 44 / 2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek olup  
ekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 42710/04 numaralı bavurunun nedeni T.C. vatandaları  
Rauf Saçlı, Sıddık Çorukluğ ve irin Çorukluğ’nun 4 Kasım 2004 tarihinde Temel Đnsan  
Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi’nin (AĐHS)  
34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuranlar Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Elazığ barosu avukatlarından  
R.T. Bektatarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
DAVANIN KOULLARI  
Bavuranlar sırasıyla 1960, 1949 ve 1955 doğumlu olup Silvan’da ikamet etmektedir.  
Bavuranlar 29 Kasım 1995 tarihinde (her bir taınmaz için) yapmıoldukları üç ayrı  
bavuruyla hak kazandırıcı sürenin dolması hasebiyle zilyetlerinde bulunan taınmazların  
tapuda kendi adlarına tescil edilmesi talebiyle Silvan Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava  
açmılardır. Birinci bavuran Rauf Saçlı her bir davaya, ikinci bavuran Sıddık Çorukluğ  
ikinci davaya, üçüncü bavuran irin Çorukluğ ise üçüncü davaya taraf olarak katılmıtır.  
Silvan Asliye Hukuk Mahkemesi her dava için bei bavuranların isteği üzerine olmak üzere,  
toplam yirmi üç duruma gerçekletirmitir.  
Silvan Asliye Hukuk Mahkemesi sözü edilen taınmazlar üzerinde yapılan bilirkii  
incelemelerinin ardından 12 Nisan 2000 tarihli kararlarla yasa ile öngörülen ve hak  
kazandırıcı süreyle bir taınmazın iktisabının kadastro planının nihai hale geldiği tarihten  
itibaren yirmi yıllık bir sürenin geçmesiyle ancak mümkün olabileceği gerekçesiyle  
bavuranların bavurularını reddetmitir. Zira kadastro planları 18 Mart 1987 tarihinde  
tamamlandığından sözü edilen bavurular iç hukuka göre erken yapılmısayılmaktadır.  
Yargıtay 23 ubat 2004 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararlarını onamıtır.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuranlar üç yargılama süresinin AĐHS’nin 6/1 maddesinde öngörülen «makul süre»  
koulunu karılamağını ileri sürmektedir.  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bu ikayetin kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder. Bavuru kabuledilmelidir.  
Esasa gelince, Hükümet yargı sürecinin makul olmadığının söylenemeyeceğini ifade  
etmektedir. Her bir yargılamanın karmaık olmadığı öne sürülse de aralarındaki bağlantılar  
nedeniyle yargı makamları dava konusunu tespit etmede bazı güçlükler yaamılardır. Ayrıca  
Yargıtay önünde geçen süre bavuranların birinci derece mahkemesinin kararını temyiz  
etmelerinden kaynaklanmaktadır. Bilhassa, bavuranların avukatının 27 Kasım 1999 tarihli  
2
durumada görülerini sunmak için ek süre talep etmesi ve dört durumaya katılmamıolması  
yargı sürecini ayrıca geciktirmitir.  
Bavuranlar bu saptamalara karı çıkmaktadırlar.  
AĐHM dikkate alınması gereken dönemin 29 Kasım 1995 tarihinde balayıp 23 ubat 2004  
tarihinde sona erdiğini not etmektedir. Đki dereceli mahkemede görülen dava yaklaık 8 yıl 3  
ay sürmütür.  
AĐHM yargılama süresinin uygunluğunun davanın artları ıığında ve davanın karmaıklığı,  
bavuran ve ilgili mercilerin tutumu ve ihtilafta yer alan bavuranlar için arz ettiği önem gibi  
içtihadında yerlemiölçütlere bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır (Bkz.  
diğerleri yanında Frydlender – Fransa [BD], no: 30979/96).  
Mevcut bavuruda, AĐHM mahkemeye sunulan deliller ıığında üç yargılamanın özellikle  
sekiz yıldan fazla sürmesine yol açacak özel karmaık bir yapısının bulunmadığını not eder.  
Bavuranların tutumuna gelince, AĐHM bavuranların normal bir tutum sergilediklerini ve  
kendilerine yüklenilebilecek herhangi bir ihmalkârlığın sözkonusu olmadığını  
gözlemlemektedir (Bkz. Piron-Fransa kararı, no: 36436/97, 14 Kasım 2000). AĐHM ayrıca,  
bavuranların temsilcisinin davalara katılmama nedenini geçerli bir mazeretle belirttiğini ve  
sözkonusu davanın o dönemde henüz karar aamasında olmadığını vurgulamaktadır.  
AĐHM bu bavurudakine benzer ikayetleri daha önce de incelediğini ve AĐHS’nin 6/1  
maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatır (Bkz. sözü edilen Frydlender kararı).  
AĐHM kendisine sunulan bütün unsurları incelemive Hükümetin bu davada farklı bir sonuca  
ulamasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını tespit etmitir. AĐHM bu  
yöndeki yerleik içtihadını dikkate alarak sözkonusu yargı sürecinin aırı olduğu ve «makul  
süre» gereğini karılamadığı sonucuna varmaktadır.  
Bu nedenle AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmitir.  
Geriye AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanması hususu kalmaktadır. Bavuralar AĐHM’ye  
bavuru dilekçesinde 300.000 Euro maddi ve 250.000 Euro manevi tazminat talebinde  
bulunmular, bu taleplerini 20 Eylül 2006 ve 1 Ocak 2007 tarihli yazılı görülerinde de  
yinelemilerdir.  
AĐHM tespit edilen ihlal kararı ile öne sürülen maddi tazminat talebi arasında herhangi bir  
illiyet bağı kuramamakta ve bu talebi reddetmektedir. Buna karın bavuranlar belirli bir  
oranda manevi zarara uğramılardır. AĐHM hakkaniyete uygun manevi tazminat olarak her bir  
yargı süreci için 4.000 Euro ödenmesini uygun görmektedir. Her türlü vergiden muaf  
tutulacak bu miktara Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı  
faiz oranına üç puanlık bir artıeklenecektir.  
Bavuranlar rakam belirtmeksizin AĐHM önünde yapmıoldukları yargılama giderlerinin  
karılanmasını talep etmektedirler.  
AĐHM’nin yerleik içtihadına göre bir bavuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul  
miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. Mevcut bavuruda böyle bir durum sözkonusu  
olmadığından AĐHM bavuranların bu talebini reddetmektedir.  
3
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
3. a) AĐHS’nin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru  
üzerinden YTL’ ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından manevi tazminat olarak  
Rauf Saçlı’ya 4.000 (dört bin) Euro, Rauf Saçlı ve Sıdık Çorukluğ’a ortak paylatırılmak  
üzere 4.000 (dört bin) Euro ve Rauf Saçlı ve irin Çorukluğ’a ortak paylatırılmak üzere  
4.000 (dört bin) Euro ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda faiz uygulanmasına;  
4. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 3 ubat 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
4