AİHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde şikayetin dayanaktan yoksun olmadığını
kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas hakkında
AİHM kaydedilmesi gereken dönemin başvuranların yakalandığı 11 Mayıs 1992 tarihinde
başlayıp, 14 Kasım 2002 tarihinde Yargıtay tarafından verilen nihai karar ile sona erdiği
saptamasını yapmaktadır. AİHM bu çerçevede, başvuranların CMK’nın ıslahına yönelik 5237
sayılı Kanun uyarınca cezalarının uyarlanması için açtıkları davanın ayrı bir süreç olduğunu
ve bu başvuru çerçevesinde süre hesabına dahil edilmemesi gerektiği kanaatindedir. (Bkz.
örneğin kartal ve Kızıldağ-Türkiye kararı, no: 59641/00, 8 Nisan 2008).
Sözü edilen dava iki dereceli mahkemede verilen toplam on hüküm ile yaklaşık on yıl altı ay
sürmüştür.
AİHM yargılama süresinin makul olup olmadığının davanın şartları ışığında ve özellikle de
davanın karmaşıklığı, başvuranın ve ilgili mercilerin tutumu, davanın başvuran için arzettiği
önem gibi, içtihadında yerleşmiş ölçütlere bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır
(Bkz. diğer birçokları arasında, Pelissier ve Sassi-Fransa kararı, no: 25444/94).
AİHM kendisine sunulan bütün unsurları incelemiş ve Hükümetin bu davada farklı bir sonuca
ulaşmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını tespit etmiştir. AİHM
yerleşik içtihadı ışığında sözkonusu yargılama süresinin toplam uzunluğunun aşırı olduğuna
ve «makul süre» gereği ile bağdaşmadığına itibar etmektedir (Bkz. diğer birçokları arasında,
Özkan ve Adıbelli-Türkiye kararı no: 18342/02, 9 Ocak 2007).
AİHS’nin 6/1 maddesi bu bakımdan ihlal edilmiştir.
IV. AİHS’NİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASINA İLİŞKİN
A. Tazminat
Başvuranların her biri maddi tazminat olarak 50.000 YTL (23.000 Euro’ya tekabül
etmektedir) ve manevi tazminat olarak 75.000 TL (5.000 Euro’ya tekabül etmektedir)
istemektedir. Başvuranlar maddi zarara ilişkin hapsedilmeleri nedeniyle uğradıkları gelir
kaybını dayanak göstermektedir.
Hükümet bu miktarların aşırı ve kanıtlanmamış olduğunu savunmaktadır.
AİHM tespit edilen ihlal kararı ile öne sürülen maddi zarar arasında hiçbir illiyet bağı
kuramamakta dolayısıyla bu talebi reddetmektedir. AİHM bununla birlikte başvuranların her
birine hakkaniyete uygun 6.000 Euro manevi tazminat ödenmesini kararlaştırmıştır.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Başvuranlar iç hukukta ve AİHM önünde yapmış oldukları yargılama giderleri için 80.400
YTL (yaklaşık 38.000 Euro) talep etmekte, AİHM’ye avukatlarının hapishane ziyaretleri
dolayısıyla yapmış olduğu harcamaların ayrıntılarını sunmaktadır. Başvuranlar ayrıca tercüme
ve posta giderlerinin ayrıntılarını, İstanbul barosu avukatlık ücret tarifesini ve avukatlarının iş
çalışma saatlerini ve ücretini gösterir makbuzu sunmaktadır.
5