C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
SAĞIR - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:37562/02)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
19 Ekim 2006  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek olup  
bazı ekli düzeltmelere tabi olabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (37562/02) bavuru no’lu davanın nedeni, bu  
ülke vatandaı Nurullah Sağır’ın (bavuran) 6 Ağustos 2002 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları  
Sözlemesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne  
(Mahkeme) yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran, AĐHM önünde Đzmir Barosu avukatlarından M. Sürücü tarafından temsil  
edilmektedir.  
OLAYLAR  
Bavuran, 1955 doğumlu olup Đzmir’de ikamet etmektedir.  
Bavuran, 12 Ocak 2000 tarihinde (Anavatan Partisi Đlçe Tekilatında eski yönetici)  
yakalanarak gözaltına alınmıtır. Çıkar amaçlı suç örgütü kurarak, gasp, artlı tehdit, adam  
öldürmeye tam teebbüse azmettirme, yaralamaya azmettirme, zorla alıkoyma ve 6136 sayılı  
ateli silahlar ve bıçaklar ile diğer aletler hakkındaki kanuna muhalefet etmek gibi eylemlere  
karımaktan suçlanmıtır.  
19 Ocak 2000 tarihinde Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi yedek hakimi, bavuranın  
gasp ve çıkar amaçlı suç örgütü kurmaktan tutuklu yargılanmasına karar vermitir.  
18 ubat 2000 tarihinde bavuranın avukatı DGM’ ye artlı tahliye talebiyle bavuruda  
bulunmutur.Bu amaçla yaptığı bavuruda, çıkar amaçlı suç örütleriyle mücadeleye yönelik  
atılı suçların gerçeklemesinden sonra yürürlüğe giren 4422 sayılı kanunun uygulanmıꢀ  
olması, atılı suçların türü gibi nedenlerle DGM’nin yetkili kılınmasına itiraz etmektedir.  
Ayrıca, soruturmanın gizli nitelikte olduğunu iddia ederek bu nedenle müvekkiline atılı  
suçlar konusunda bilgi sahibi olamadığından yakınmaktadır.  
2 Mayıs 2000 tarihinde bavuran, adam öldürmeye azmettirme, yaralama, gaspa itirak  
etme, zorla alıkoyma, artlı tehdit ve 6136 sayılı kanuna muhalefet suçlamalarıyla yedek  
hakim karısına çıkarılmıtır.  
24 Nisan 2001 tarihinde bavuranın avukatı savunma layihasını sunarak Cumhuriyet  
Savcısı’nın taleplerine yanıt vermitir. Cumhuriyet Savcısı 4422 sayılı kanun uyarınca  
bavuranın mahkumiyetini talep etmitir.  
25 Nisan 2001 tarihinde DGM, bavuranı, çıkar amaçlı suç örgütü kurmaktan suçlu  
bularak 4422 sayılı yasanın 1 § 2. maddesi uyarınca üç yıl dört ay hapis cezasına çarptırmıtır.  
Ayrıca, bu cezaya ilaveten, suçtan elde edilen her türlü değer, ürün, eya ve yasadıı  
eylemlerde kullanılan araçların 4422 sayılı kanunun 1 § 4. maddesi uyarınca zoralımına karar  
vermitir. Aynı ekilde, Türk Ceza Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca bir otonun da  
zoralımına hükmetmitir. DGM, bavuranın tutululuk süresini göz önünde bulundurarak artlı  
tahliyesine karar vermitir.  
Bavuran, aynı gün serbest bırakılmıtır.  
Bavuranın avukatı, 23 Ekim 2001 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararının  
temyizi talebiyle Yargıtay’a bavurmutur.  
2
23 Ekim 2001 tarihinde Yargıtay Basavcısı, temyiz talebine ilikin mütalaasını  
Yargıtay’a sunmu; ancak söz konusu mütalaa bavurana tebliğ edilmemitir.  
Yargıtay, 30 Ocak 2002 tarihinde bir duruma yaparak basavcının mütalaasını  
incelemitir.  
Yargıtay, 20 ubat 2002 tarihinde kamuya açık bir duruma yaparak bavuranın  
temyiz talebini reddetmive ilk derece mahkemesinin kararını onamıtır. Karar 27 ubat 2002  
tarihinde ilan edilmitir.  
Bavuranın avukatı, 6 Mart 2002 tarihinde basavcığa karar düzeltme talebiyle  
bavuruda bulunmutur. Bu bavuru halen görülmektedir.  
HUKUK AÇISINDAN  
AĐHS’NĐN 6 § 1. MADDESĐNĐN ĐHLALĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
AĐHS’nin 6 § 1. maddesine atıfta bulunan bavuran, Yargıtay Basavcısı’nın  
mütalaasının kendisine tebliğ edilmemesinden ikayetçi olmaktadır.  
Hükümet, bu iddiaya karı çıkmaktadır.  
Kabuledilebilirlik  
Hükümet, AĐHS’nin 35. maddesince öngörülen altı ay kuralına riayet edilmediği  
gerekçesiyle ikayetin AĐHM tarafından reddedilmesini talep etmektedir. Bu bakımdan  
hükümet Yargıtay’ın 30 Ocak 2002 tarihinde bir duruma yaptığını ve bu duruma da  
basavcının mütalaasının okunduğunu belirtmektedir. Hükümet, bu ekilde bavuranın,  
basavcının mütalaasından haberdar olduğu anda; yani 30 Ocak 2002 tarihli durumayı  
izleyen altı ay içinde bavuruda bulunması gerektiği kanaatindedir. Oysa bavuru 6 Ağustos  
2002 tarihinde yapılmıtır.  
Bavuran, Hükümet’in savına karı çıkmaktadır.  
AĐHM, altı aylık sürenin bititarihi için dikkate alınması gereken kesin içhukuk  
kararının, Yargıtay’ın bavuran hakkında verdiği karar olduğunu tespit etmektedir. Bu  
bakımdan AĐHM, mevcut bavurunun 6 Ağustos 2002 tarihinde; yani kesin içhukuk  
kararından sonraki altı ay içinde yapıldığını saptamaktadır. Bu nedenle AĐHM, Hükümet’in  
itirazını reddetmektedir.  
AĐHM, içtihatlarından doğan kriterler ıığında (Bkz., özellikle, Çıraklar - Türkiye, 28  
Ekim 1998 tarihli karar) ve elindeki mevcut unsurların tümü göz önüne alındığında  
bavurunun esastan incelenmesi gerektiği kanaatine varmıtır. AĐHM bavuruda hiçbir  
kabuledilemezlik gerekçesi ile karılaılmadığını tespit etmitir.  
3
Esas hakkında  
Hükümet, bavuranın avukatının Yargıtay önünde duruma yapılmadan önce dava  
dosyasını incelemesi gerektiğini ifade etmitir. Böylelikle, savcının dosyada yer alan  
mütalaasına ulaabilirdi. Ayrıca, Yargıtay’ın bir duruma yaptığını ve bu duruma sırasında  
bavuranın avukatının ya da bizzat bavuranın savcının mütalaasına yanıt verme imkanına  
sahip olduğunu belirtmitir. Üstelik, bavuranın hüküm açıklandığı sırada ya da karar  
düzeltme bavurusunda bu mütalaaya itiraz edebilme imkanı bulunduğunu ifade etmitir.  
Hükümet’in argümanlarına itiraz eden bavuran, basavcının mütalaasından haberdar  
olmadığını iddia etmektedir.  
AĐHM, daha önce de, bavuran tarafından yapılan ikayetin benzeri bir ikayeti  
incelediğini ve basavcının görülerinin türünü ve bir yargılanabilir kiinin bu mütalaaya  
yazılı olarak cevap verme imkanı bulunmadığını dikkate alarak basavcı mütalaasının tebliğ  
edilmemesi nedeniyle AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını  
hatırlatmaktadır (bkz. Göç-Türkiye 36590/97 no’lu karar).  
Bunun dıında AĐHM, Hükümet’in, Yargıtay önünde yapılan duruma esnasında  
tartımalı mütalaanın okunduğu yönündeki beyanlarını destekleyecek hiçbir unsur  
sunmağını müahade etmitir. Böylelikle, dosyadaki belgeler okunduğunda, 30 Ocak 2002  
tarihinde yapılmıdurumada savcının mütalaasının incelendiği görünüyorsa da, dosyadan  
çıkan hiçbir unsur, bavuranın haberdar olma, tatmin edici artlarda sözlü olarak ya da  
mahkemeye yazılı bir belge sunarak yorumlama imkanına bu konudaki içtihat gerekleri  
uyarınca sahip olduğunu ortaya koyamamaktadır (bkz. özellikle, Reinhardt ve Slimane-Kaїd -  
Fransa 31 Mart 1998 tarihli karar ve Kress – Fransa 39594 no’lu karar).  
AĐHM, Hükümet’in, davayı benzer ikayetlerden farklı ekilde sonuçlandıracak  
hiçbir olgu ya da delil sunmadığı kanaatine varmıtır  
Bu nedenlerle, 6 § 1. madde ihlal edilmitir.  
AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
A. Tazminat  
Bavuran uğradığını iddia ettiği manevi zarar için 10 000 Euro talep etmektedir.  
Hükümet bu iddialara karı çıkmaktadır.  
AĐHM, benzer davalardaki içtihatları uyarınca, iddia edilen manevi zararın tazmini  
için ihlal tespitinin kendi baına adil tazmin tekil ettiği kanaatindedir (adı geçen Göç, § 41 ve  
Kömürcü – Türkiye no: 77432/01, § 24, 22 Haziran 2006)  
4
B. Masraf ve harcamalar  
Bavuran, ulusal mahkemeler ve AĐHM önünde yaptığı masraf ve harcamalar için  
2000 Euro talep etmektedir.  
Hükümet, bu taleplere itiraz etmektedir.  
Benzer davalardaki sabit içtihatlarına göre AĐHM, ihlal tespitinin iddia edilen manevi  
zarar için kendi baına adil bir tazmin tekil ettiğini takdir etmektedir.  
C. Gecikme faizi  
AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına  
uygulağı faiz oranına üç puan eklenecektir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1.Bavurunun geriye kalanının kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3.Đhlal kararının tespitinin manevi tazmin için yeterli olacağına;  
4. a) AĐHS’nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde ve  
miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak, Savunmacı Hükümet tarafından  
bavurana masraf ve harcamalar için 1500 Euro (bin beyüz) ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda faiz uygulanmasına;  
5. Adil tazmine ilikin diğer taleplerin reddine;  
karar vermitir.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.  
maddelerine uygun olarak 19 Ekim 2006 tarihinde yazıyla bildirilmitir.  
5