makam tarafından olağanüstü bir dikkatle periyodik olarak incelendiğini iddia etmiꢀtir.
Baꢀvuranın itham edildiği suçun ciddi nitelikli bir suç olduğunu ve tutuklu yargılanmasının
devam etmesinin, suçun önlenmesi ve kamu düzeninin muhafaza edilmesi için gerekli
olduğunu belirtmiꢀtir.
AĐHM, baꢀvuranın AĐHS’nin 5/1 (a) maddesi uyarınca mahkum edilmesi ardından
tutuklu kaldığı sürenin (13 Haziran 2001 ve 12 ꢁubat 2002 tarihleri arasındaki süre), tutuklu
olarak yargılandığı toplam süreden çıkarılması sonucunda mevcut davada göz önüne alınacak
sürenin, halihazırda on iki yıl on aydan fazla olduğunu ve halen devam ettiğini
kaydetmektedir.
AĐHM mukayese edilebilir uzun tutuklu yargılama sürelerinin ortaya çıktığı davalarda
sıklıkla AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiꢀtir. Kendisine sunulan
materyalleri inceleyen AĐHM, Hükümet’in mevcut davada farklı bir sonuca varılmasını
sağlayacak bilgiler ya da iddialar ortaya koymadığı kanaatindedir. Konuya iliꢀkin içtihadını
göz önüne alan AĐHM, mevcut davada baꢀvuranın tutuklu yargılanma süresinin aꢀırı olduğu
sonucuna varmıꢀtır.
Dolayısıyla AĐHS’nin 5/3 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
2. AĐHS’nin 5/5 maddesi
Hükümet baꢀvuranın iddialarının aksine Türk hukukunun kendisine icra olunabilir bir
tazminat hakkı sağladığını iddia etmiꢀtir. Bu hususta, baꢀvuranın kanunlara aykırı olarak
yakalanan ya da tutuklanan kiꢀilere tazminat ödenmesine iliꢀkin artık kullanılmayan 466 sayılı
Kanun ya da 1 Haziran 2005’te yürürlüğe giren yeni CMK’nın 141. maddesi uyarınca
tazminat talep edebileceğini iddia etmiꢀtir.
AĐHM 5. maddenin 5. paragrafı uyarınca 1., 2., 3. ya da 4. paragraflara aykırı
koꢀullarda özgürlükten mahrum bırakılmanın, tazminat gerektirdiğini hatırlatmaktadır.
Sözkonusu tazminat hakkı, 5. maddenin müteakip paragraflarından birinin ihlal edildiğinin
ulusal makamlarca ya da AĐHM tarafından tespit edilmesini gerektirmektedir.
AĐHM bu bağlamda önceki davalarda 466 sayılı Kanun’un, baꢀvuranın durumundaki
kiꢀiler için yasal tazminat hakkı sağlamadığı sonucuna varmıꢀ olduğunu kaydetmektedir.
AĐHM, mevcut davada bu içtihattan farklı yönde karar vermesini gerektirecek özel koꢀullar
tespit etmemektedir.
Yeni CMK’nın 141/1(d) maddesi uyarınca öngörülen iç hukuk yolu hususunda AĐHM,
bu hükmün kiꢀinin yasalara uygun olarak tutuklandığı ancak tutuklu yargılanma süresinin
makul süreyi aꢀtığı hallerde, Devlet’ten tazminat isteyebileceğini kaydetmektedir. Ancak
AĐHM aynı zamanda yeni CMK’nın 142/1 maddesi uyarınca bu tür bir talebin ilgili cezai
takibatın sona ermesi ardından yapılabileceğini kaydetmektedir. Sonuç olarak bu iç hukuk
yolu, iç hukuk davasının mevcut davada olduğu gibi devam ettiği durumlarda mevcut
değildir. Bu nedenle yeni CMK da baꢀvurana, 5/5. maddenin gerektirdiği gibi, AĐHS’nin 5/3
maddesinin ihlali yönünde özgürlüğünden mahrum bırakılması karꢀılığında yasal bir tazminat
hakkı sağlamamaktadır.
Bu nedenle AĐHM, ꢀikayetin kabuledilebilir olduğu ve AĐHS’nin 5/5 maddesinin ihlal
edildiği sonucuna varmaktadır.