^
ღꢀ  
-
^
AVRUPA  
KONSEYİ  
C O N S E I L D E ^  
L rE U R O PE  
*
A VRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
BALIK - TÜRKİYEDAVASI  
(Başvuru no:6663/02)  
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ  
STRAZBURG  
1 5 Ş U B A T 2 0 0 7  
İşbu karar Sözleşme'nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde  
kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
ı
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 6663/02 başvuru no’lu davanın nedeni, Türk  
vatandaşı M. Edip Balık’ın (Başvuran) Avrupa însan Hakları Mahkemesi’ne (AÎHM) 26  
Aralık 2002 tarihinde, Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Sözleşmesi’nin (AİHS)  
34. m ad de s i u y a r ı n c a y a p m ı ş o l d u ğ u b aş v u ru d u r . B a ş v u r a n , A İ H M ö n ü n d e D i y a r b a k ı r B a r o s u  
avukatlarından M. Özbekli tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
Başvuran 1973 doğumludur.  
Başvuran 20 Ocak 2000 tarihinde, eski Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 168. maddesi  
uyarınca yasadışı örgüte mensup olmakla suçlanmıştır,  
Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM), başvuran hakkında gıyabi tutuklu  
yargılama kararı vermiştir.  
Cumhuriyet Başsavcılığı 27 Nisan 2001 tarihinde, ek iddianame sunmuştur.  
İddianamede başvuran anayasal düzeni bozmaya yönelik faaliyetlerde bulunmakla suçlanmış  
ve eski TCK’nın 146. maddesi uyarınca mahkum edilmesi istenmiştir.  
Başvuran 5 Temmuz 2001 tarihinde yakalanmıştır.  
Başvuran 13 Temmuz 2001 tarihinde, DGM yedek hakimi Önüne çıkarılmıştır. Yedek  
hakim başvuranın tutuklu yargılanmasına karar vermiştir. Başvuran daha sonra Diyarbakır  
Cezaevi’ne götürülmüştür.  
Yine aynı gün DGM yedek hakimi, Olağanüstü Hal Bölge Valisi ve Cumhuriyet  
Başsavcılığinın talepleri üzerine ve olağanüstü hal çerçevesinde alınması gereken ek  
tedbirlere ilişkin 430 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenİn 3 -c maddesine dayanarak,  
başvuranın on günü geçmemek üzere sorgulamaların yapılması için Emniyet Müdürlüğüne  
geri g ö n d e r il m e s in e i z i n v er m iş t i r,  
DGM yedek hakimi 23 Temmuz 2001 tarihinde, başvuranın Emniyet Müdürlüğû’nde  
kalması için verilen on günlük sürenin uzatılmasına karar vermiştir.  
Başvuran 1 Ağustos 2001 tarihinde cezaevi yetkililerine teslim edilmiştir.  
DGM 31 Ekim 2002 tarihinde, eski TCKnın 146. maddesine dayanarak başvuranı  
müebbet hapis cezasına çarptırmıştır.  
HUKUK AÇISINDAN  
I . A İ H S ’N İ N 5 . M A D D E S İ N İ N İ H L A L E D İ L D İ Ğ İ İ D D İ A S I H A K K I N D A  
Başvuran, Emniyet Müdürlüğü’nde tutulma süresi ile bu sürenin meşruluğu ve etkili  
başvuru yolu ile tazmin hakkının olmamasından şikayetçi olmaktadır.  
AİHM, bu şikayetleri 5§1 -c, 4 ve 5 maddesi açısından incelemenin yerinde olacağına  
kanaat getirmektedir.  
2
A. K a b u l e d i le b il ir l i k H a k k ı n d a  
Hükümet, AİHMyi başvuruyu iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle  
kabuledilemez ilan etmeye davet etmektedir. Hükümet’e göre, başvuran, eski Ceza  
Muhakemeleri Usulü Kanununun 128. maddesine dayanarak gözaltı süresi ve bu sürenin  
meşruluğu ile sorgulama için Emniyet Müdürlüğü’nde tutulmasına itiraz edebilirdi. Ayrıca  
başvuran 466 sayılı Kanuna dayanarak tazminat elde edebilirdi.  
AİHM, itirazın gözaltı süresi ve bu sürenin meşruluğuna ilişkin kısmının, AİHS’nin  
5§4 maddesi uyarınca yapılan şikayet konusundaki sorunlara yakından bağlı sofunlar ortaya  
çıkardığını not etmektedir. 466 sayılı Kanun’un öngördüğü başvuru yoluna ilişkin kısmın ise,  
5 § 5 m a d d e s i u y a r ı n c a y a p ı l a n ş i k a y e t i n i n c e l e n m e s i n e y a k ı n d a n b a ğ l ı o l d u ğ u n a k a n a a t  
getirmektedir. Dolayısıyla AİHM her iki kısmın esastan birleştirilmesine karar vermiştir.  
AİHM, başvurunun AİHS’nin 35§3 maddesi uyarınca açıkça dayanaktan yoksun  
olmadığını tespit etmektedir. Ayrıca AİHM, başvurunun başka hiçbir kabuledilemezlik  
gerekçesi ile ters düşmediğini belirtmektedir. Dolayısıyla başvuruyu kabuledilebilir ilan  
etmek yerinde olacaktır.  
B. Esasa Dair  
L AÎHSnm 5§1 maddesi  
Hükümet, başvuranın Emniyet Müdürlüğüne getirilmesinin ve burada tutulu  
bulundurulduğu sürenin, olayların meydana geldiği dönemde yürürlükte olan ulusal mevzuata  
uygun olduğunu savunmaktadır. Sözkonusu tutulu bulundurma klasik gözaltı olarak  
değerlendirilemez. Hükümet, konuya ilişkin mevzuatın AİHM içtihadına göre değiştirildiğine  
dikkat çekmektedir.  
AİHM, bu durumda ortaya çıkan sorunlara benzer sorunları birçok kez irdelemiş ve  
AİHSnin 5§1 -c maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir (Karagöz-Türkiye, n o : 7 8 0 2 7 /0 1  
ve Dağ ve Yaşar-Türkiye, no: 4080/02). AİHM kendisine sunulan bütün unsurları inceledikten  
sonra Hükümet’in davayı farklı şekilde sonuçlandıracak hiçbir tespit ve delil sunmadığına  
kanaat getirmektedir.  
AİHM, başvuranın ilk kez 5 Temmuz 2001 tarihinde gözaltına alındığını ve 13  
Temmuz 2001 tarihine kadar gözaltında kaldığını gözlemlemektedir. Bu tarihte DGM yedek  
hakimi, başvuranın tutuklu yargılanmasına karar vermiş ve başvuran Diyarbakır Cezaevine  
nakledilmiştir. Daha sonra başvuran, yedek hakimin izni alınarak Emniyet Müdürlüğü’nde  
sorgulamalarının yapılması için polise teslim edilmiştir. Yedek hakim 23 Temmuz 2001  
tarihinde, başvuranın Emniyet Müdürlüğünde 10 gün daha tutulu bulundurulmasına karar  
vermiştir. Böylelikle başvuran kendini yaklaşık yirmi gün boyunca gözaltına benzer bir  
durumda bulmuştur.  
AİHM, Karagöz davasında tespit ettiği gibi, başvuranın tutuklu yargılanma kararından  
sonra, Emniyet Müdürlüğü’ne götürülmesinin etkili adli denetimden kaçan bir durum teşkil  
etmektedir. Ayrıca daha önce cezaevinde bulunan bir tutuklunun sorgulama için güvenlik  
güçlerine teslim edilmesi, gözaltı sürelerine ilişkin yürürlükte olan mevzuatı gözardı etmek  
anlamına gelmektedir. Aynı şekilde başvuran da, tutuklu yargılanmasına karar verildikten bir  
kaç saat sonra yeniden sorgulanmıştır. Bu durum 5§1 -c maddesi amacına uygun olma  
3
gereklilikleri ile bağdaşmamakta ve sorgulanan kişiyi gerekli bütün güvencelerden mahrum  
bırakmaktadır.  
Dolayısıyla AİHS’nin 5§1 maddesi ihlal edilmiştir.  
2, ÂİHSnin 5§4 maddesi  
AİHM, AİHS’nin 5§4 maddesinin, mahkemenin AİHS’nin 5. maddesine dayanan  
şikayetin içeriğini incelemeye yetkili kılan başvuru yolunun bulunmasını güvence altına  
aldığını hatırlatmaktadır. Bu başvuru yolu teoride olduğu kadar uygulamada da “etkili”  
olmalıdır.  
AİHM, öncelikle eski Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 128. maddesinin  
öngördüğü başvuru yolu hakkında, başvuranın gözaltına alınması ve gözaltı süresinden değil,  
Emniyet Müdürlüğü’nde tutulu bulundurulmasına itiraz etmek için başvuru yolunun  
bulunmamasından şikayetçi olduğunu not etmektedir. Her durumda AİHM, Öcalan-Türkiye  
kararında eski Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 128. maddesi uyarınca ulusal hakim  
tarafından gerçekleştirilen denetimde, 5§4 maddesinin gerekliliklerine riayet edilmediğini  
hatırlatmaktadır.  
AİHM, başvuranın polis merkezinde tutulu bulundurulmasına itiraz etme olanağının  
bulunmaması konusunda, 5§1 maddesi ile ilgili yukarıda belirtilen değerlendirmeleri  
gözönüne alarak, 430 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 8. maddesinin, bu kanun  
gereğince alınan kararların etkili her türlü hukuki kontrolünü kapsamadığını not etmektedir.  
Dolayısıyla AİHM, Hükümet’in itirazının ilk kısmım reddetmekte ve AİHS’nin 5§4  
maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.  
3. AÎHSnin 5§5 maddesi  
AİHM, 5. maddenin 5. paragrafına riayet edildiğini hatırlatmaktadır. Zira 1, 2, 3 veya  
4 . p a ra g ra fa a y k ırı k o ş u lla rd a g e rç e k le ş tirile n Ö z g ü rlü k te n m a h ru m b ıra k m a d a n d o ğ a n z a ra rın  
tazmini istenebilir (Wassink-Holîanda, 27 Eylül 1990 tarihli karar). 5. paragrafta belirtilen  
tazminat hakkı, diğer paragraflardan birinin ihlal edildiğinin ulusal makamlar ya da AİHS  
kurumlan tarafından ortaya konulduğu takdirde sözkonusu olabilir (N.C.-İtalya, no:  
24952/94). Bu durum işbu davada da mevcuttur.  
AÎHM, -mevcut davada olmayan- takipsizlik, beraat ya da cezaya hükmedilmeyen  
yargı kararı dışında, 466 sayılı Kanunun 1. maddesi uyarınca bütün tazminat savlarında,  
özgürlükten yoksun bırakmanın kanunu ihlal ettiğinin varsayıldığım belirtmektedir. Oysa  
burada dava konusu tutulu bulundurma ulusal mevzuata uygun olduğundan, başvuran  
tazminat elde edemezdi (Sakık ve diğerieri-Türkiye, 26 Kasım 1997 tarihli karar).  
Bundan dolayı AİHM, Hükümet’in ön itirazının ikinci kısmını reddetmekte ve  
AİHSnin 5§5 maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.  
4
II. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA  
A. Tazminat  
Başvuran maruz kaldığı maddi ve manevi zarar için 20.000 Euro istemektedir.  
Hükümet bu tutara itiraz etmektedir.  
AİHM, tespit edilen ihlal ile iddia edilen tazminat arasında nedensellik bağı  
görmemekte ve bu taiebi reddetmektedir. Buna karşın AİHM manevi zarar için başvurana  
4.500 Euro ödenmesinin yerinde olacağına kanaat getirmektedir.  
B . M a s r a f v e H a r c a m a l a r  
Başvuran, hiçbir masraf ve harcama talebinde bulunmamıştır. Dolayısıyla AİHM, bu  
bakımdan başvurana herhangi bir Ödeme yapılmasına gerek olmadığına kanaat getirmektedir.  
C . G ecik m e fa izi  
AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz  
oranına 3 puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE,  
1. Hükümet’in ön itirazım esasla birleştirmeye ve itirazı reddetmeye;  
2 . B a ş v u r u n u n g e r i k a l a n k ı s m ı n ı n kabıdedilebilir olduğuna;  
3 . A İH S n in 5 § 1 -c, 4 , 5 m ad d esin in ihlal edildiğine;  
4 . a ) A İ H S ’ n in 4 4 § 2 m a d d e s i g e r e ğ in c e k a r a r ın k e s in le ş tiğ i ta r ih te n itib a r e n ü ç a y iç in d e ,  
döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından manevi  
tazminat için başvurana 4.500 (dört bin beş yüz) Euro’nun miktara yansıtılabilecek her  
türlü vergiden muaf tutularak ödenmesine,  
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılm asına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;  
5 . A d il tazm in e ilişk in d iğ er talep lerin reddine;  
karar vermiştir,  
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM İçtüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3.  
maddesine uygun olarak 15 Şubat 2007 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.  
5