24645/94, Assenov ve diğerleri-Bulgaristan, 28 Ekim 1998 tarihli karar) ve böyle bir
baꢀvurunun ihtilaflı durumu doğrudan çözüme kavuꢀturabilmesi gerektiğini hatırlatmaktadır
(Durrand-Fransa, baꢀvuru no:36153/97, 20 Mayıs 1998 tarihli Komisyon kararı ve
Kustannus Oy Vapaa Ajatellija AB ve diğerleri-Finlandiya, baꢀvuru no: 20471/92, 15 Nisan
1996 tarihli Komisyon kararı).
Ayrıca tutulma konusunda, uygun baꢀvurularla yapılan serbest bırakılma talebi etkili ve
yeterli bir baꢀvuru olup baꢀvuranın, aynı sonuca - yani tutulma halinin devamının yasallığının
adli denetimi ve serbest bırakılma – varmasını sağlayacak diğer baꢀvuru yollarını da yerine
getirmek gibi bir sorumluluğu bulunmamaktadır (Wojik-Polonya, baꢀvuru no:26757/95, 7
Temmuz 1997 tarihli Komisyon kararı ve Pezone-Đtalya, baꢀvuru no: 42098/98, 18 Aralık
2003).
AĐHM, ayrıca “yasada belirlenen yollar” haricinde tutulmama hakkının, tutulma nedeniyle
tazminat alma hakkından farklı olduğunu hatırlatır. AĐHS’nin 5. maddesinin 1. paragrafı sözü
edilen ilk hakka, 5. paragrafı ise ikinci hakka dairdir (Bkz, Değerli ve diğerleri-Türkiye,
baꢀvuru no: 18242/02, 5 ꢁubat 2008).
Mevcut davada, tutulmasının kanuna aykırı olduğuna itiraz etmek ve özgürlüğüne kavuꢀmak
için yapmıꢀ olduğu baꢀvurular göz önüne alındığında baꢀvuran, özü itibariyle aynı amacı
taꢀıyan hatta daha yüksek baꢀarı ꢀansı da sunmayan Hükümet’in ifade ettiği hukuki yolları
kullanmamakla suçlanamaz (Bkz, mutatis, mutandis, Pezone).
466 sayılı yasa ile öngörülen etkili baꢀvuru yoluna iliꢀkin olarak, AĐHM, muhakemenin men’i
kararı, beraat veya ceza verilmesine mahal olmadığına karar verilen durum haricinde, ki
mevcut davada böyle bir durum sözkonusu değildir, bu madde ile öngörülen tazmin
varsayımlarının tamamının, özgürlükten mahrum bırakmanın yasaya aykırı olmasını
öngördüğünü ortaya koymaktadır. Mahkemenin, baꢀvuranın çekmesi gereken ceza süresinden
daha fazla süre tutulu kaldığını tespit etmesi dahi baꢀvuran tarafın ulusal mahkemeler önünde
tazminat talebinde bulunmasına imkan sağlamamaktadır (Bkz, mutatis, mutandis, Sakık ve
diğerleri-Türkiye, 26 Kasım 1997 tarihli karar ve Hamꢀioğlu-Türkiye, baꢀvuru no: 2036/04).
Her halükarda, AĐHM, Hükümet’in sözkonusu yasanın, süre hesaplanmasında yapılan hataya
iliꢀkin bir davaya uygulandığına dair hiçbir örnek sunmadığını kaydetmektedir.
Sonuç olarak mevcut davada AĐHS’nin 5/5 maddesi ile güvence altına alınan hakkın etkili bir
ꢀekilde kullanılması yeterli ölçüde sağlanamamıꢀtır (Bkz, mutatis, mutandis, Hamꢀioğlu-
Türkiye). Dolayısıyla Hükümet’in iç hukuk yollarının tüketilmediği kapsamında yapmıꢀ
olduğu itirazın reddedilmesi gerekmektedir.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.
II. AĐHS’NĐN 5/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Hükümet, baꢀvuranın özgürlüğünden yoksun bırakılmasının AĐHS’nin 5. maddesinin 1 a)
bendi uyarınca bir mahkumiyetten kaynaklandığını ve baꢀvuranın 3713 sayılı yasanın geçici 1
c) maddesinin hükümlerinden faydalanıp serbest bırakıldığını savunmaktadır. Hükümete göre,
baꢀvuranın ꢀartlı tahliye edilme tarihi yetkili mercilerin söz konusu yasa hakkındaki farklı
4