C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
AHMO - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 57919/00)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
20 Eylül 2005  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek olup,  
ekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (57919/00) bavuru no’lu davanın nedeni bu  
ülke vatandaı Ali ahmo’nun (bavuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 11 Nisan  
2000 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi’nin Temel Đnsan Haklarını güvence altına  
alan 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur. Bavuran Avrupa Đnsan Hakları  
Mahkemesi (AĐHM) önünde Đstanbul barosu avukatlarından H. Karakutarafından temsil  
edilmektedir.  
OLAYLAR  
1961 doğumlu bavuran Ali ahmo, bavurunun yapıldığı sırada Ceyhan Cezaevi’nde tutuklu  
bulunmaktaydı.  
25 Aralık 1995 tarihinde yakalanan bavuran Adana Emniyet Müdürlüğü Yerel ubesi’nde  
gözaltına alınmı, aırı sol bir örgütün düzenlediği silahlı eylemler çerçevesinde yürütülen bir  
soruturma kapsamında sanık olarak sorgulanmıtır. Bavuran bu örgütün Adana ilindeki  
militanlarını örgütlemek ve onları silahlandırmak ile itham edilmitir.  
Adana Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ubesi’nde 8 Ocak 1996 tarihine dek devam  
eden sorgulamaların akabinde bavuran Adana Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM)  
Cumhuriyet Savcısı karısına çıkarılmıtır. Bavuran Cumhuriyet Savcısı önünde polislerin  
uydurma itirafları içeren belgenin altına sahte imza attıklarını beyan etmitir.  
8 Ocak 1996 tarihinde Devlet Güvenlik Mahkemesi yetkili hakimi karısına çıkarılan  
bavuran, hakkında yapılan suçlamaları reddetmitir.  
Konya DGM Cumhuriyet Savcısı 16 Ocak 1996 tarihli iddianamesi ile bavuranı anayasal  
düzeni yıkmayı hedef alan yasadıı silahlı bir örgütün üyesi olma suçu ile itham etmi,  
TCK’nın 168. ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca bavuranın  
mahkumiyetini talep etmitir.  
19 Kasım 1998 tarihli kararı ile Adana DGM, bavuranı hakkında yapılan ithamlardan suçlu  
bulmuve 17 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırmıtır. DGM, hafifletici sebeplerin bulunmaması  
ve bavuranın duruma sırasındaki disiplinsiz davranıları nedeniyle TCK’nın 59. maddesi  
gereğince verilen cezada bir indirimin yapılmasını gerekli görmemitir.  
Bavuranın temyiz bavurusu üzerine Yargıtay, 27 Ekim 1999 tarihinde Đlk derece  
mahkemesinin kararını onamıtır.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. AĐHS’NĐN 6 § 1. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLMESĐNE ĐLĐꢀKĐN  
Bavuran kendisini yargılayan ve mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bünyesinde  
askeri hakim bulundurması nedeniyle «tarafsız ve bağımsız» bir mahkeme olmadığını ileri  
sürmektedir.  
Bavuran, özellikle gözaltındaki sorgulamalar sırasında avukat bulundurma hakkından  
yararlanmaması, Devlet Güvenlik Mahkemesi önüne tanık çağırma imkânının olmaması,  
gözaltında görevli polisler tarafından hazırlanan tutanakların farazi olması, Yargıtay  
2
Cumhuriyet Basavcısı’nın tebliğnamesinin kendisine zamanında tebliğ edilmemesi nedeniyle  
hakkaniyete uygun olarak yargılanmadığından ikayetçi olmaktadır.  
A. Kabuledilebilirlik hakkında  
Hükümet ilk olarak, AĐHS’nin 35. maddesinde öngörüldüğü gibi iç hukuk yollarının  
tüketilmemesine itirazda bulunmaktadır. Bu bağlamda, bavuranın iç hukuk mercileri  
karısındaki yargı sürecinin hiçbir aamasında Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin  
bağımsızlığına ve tarafsızlığına dair ikayetini dile getirmediğini savunmaktadır.  
AĐHM, Özel-Türkiye kararında benzer bir itirazı reddettiğini hatırlatmaktadır. Bu sonucu  
farklı kılacak hiçbir gerekçe bulunmadığını ifade ederek Hükümetin itirazını reddetmitir.  
Đkincil olarak, Hükümet altı ay kuralına riayet edilmediği gerekçesiyle AĐHS’nin 35. maddesi  
uyarınca bavuranın DGM’nin yapısıyla ilgili itirazının Mahkemece reddedilmesi gerektiğini  
savunmu, iç hukukta bu ikayetle ilgili nihai kararın yine bu mahkeme tarafından verildiğini  
eklemitir. Hükümet bu doğrultuda olayların meydana geldiği dönemdeki iç hukuka göre  
Yargıtay’ın Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin yapısına dair görübildirme yetkisine sahip  
olmadığını belirtmekte, bavuranın iç hukuk yollarının yetersiz olduğuna kanaat getirdiği  
andan itibaren altı ay içerisinde yani DGM’nin 19 Kasım 1999 tarihinde aldığı kararından  
itibaren bavuruda bulunması gerektiğinin altını çizmektedir. Oysa bavuru 8 Mart 2000  
tarihinde yapılmıtır. Hükümet bu yönde Mahkemenin yerleik içtihadına göndermede  
bulunmaktadır (Bkz.Kalan-Türkiye kararı no: 73561/01, 2 Ekim 2001).  
AĐHM, benzer ikayetlerin Özdemir-Türkiye davasında da dile getirildiğini hatırlatmı,  
(no:59659/00 § 26, 6 ubat 2003) bu neticeyi değitirecek hiçbir unsurun bulunmadığı  
sonucuna varmıtır. Dolayısıyla Hükümetin yapmıolduğu itiraz reddedilmektedir.  
AĐHM, mahkemenin bu yöndeki içtihatları (Bkz. Incal-Türkiye kararı 9 Haziran 1998, 1998-  
IV ve Çıraklar-Türkiye kararı, 28 Ekim 1998, 1998-VII) ve mahkemeye sunulan unsurlar  
ıığında bavurunun esas bakımından incelenmesi gerektiğine itibar etmekte ve bavuruyu  
kabuledilemez bulmak için bir gerekçe bulunmadığını eklemektedir.  
B. Esasa ilikin  
1. Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığına ve tarafsızlığına ilikin  
Mahkeme daha önceki kararlarda buna benzer pek çok ikayetlerin dile getirildiğini ve  
bunların AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını belirtmektedir. (Bkz. söz edilen  
Özel kararı, §§ 33-34, ve Özdemir kararı, §§ 35-36).  
AĐHM, mevcut davada Hükümetin davanın seyrini farklı ekilde sonuçlandıracak hiçbir  
tespiti ve delili sunmadığını kaydetmekte, bunun yanı sıra aralarında askeri bir hakimin de yer  
aldığı Devlet Güvenlik Mahkemesi karısında bavuranın «ulusal güvenliğe» dayalı suçlardan  
yargılanması konusunda endie duymasının anlaılabilir olduğu tespitinde bulunmaktadır.  
Bavuran, hakkında açılan davada Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin kararını yabancı  
gerekçelere dayandırdığı yönünde bir üphe duyabilir. Bu nedenle bavuranın bu yargı  
makamının tarafsız ve bağımsız olmadığı yönündeki üphelerinin dikkate alınması  
gerekmektedir. (sözü edilen Incal kararı s. 1573, § 72 ).  
3
2. Yargı Sürecinin adilliği hakkında  
Hükümet bir ihlalin olduğu iddiasına karı çıkmaktadır.  
AĐHM, benzer kararlarda verdiği hükümleri hatırlatarak bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan  
yoksun bir mahkemenin her halükarda kendi yargısına tabi kiilere adil bir yargılama  
sunamayacağı kanısına varmaktadır.  
Bavuranın bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkının ihlalinin tespiti ıığında  
AĐHM, mevcut ikayetin incelenmesini gerekli görmemektedir (Bkz. diğerleri arasında,  
Çıraklar-Türkiye, 28 Ekim 1998, 1998-VII, §§ 44-45, Iık-Türkiye no: 50102/99, §§ 38-39, 5  
Haziran 2003; Akka-Türkiye, no: 28340/95, §§ 78-79, 21 Aralık 2000; Serdar Özcan-  
Türkiye, no: 55427/00, 8 Nisan 2004, ve Ünal-Türkiye kararları, no: 48616/99, 10 Kasım  
2004).  
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI  
A. Tazminat  
AĐHM’den bavurana gönderilen 29 Temmuz 2002 tarihli yazıda, 41. madde uyarınca her  
türlü adil tazmin talebinin esasa ilikin yazılı görülerde sunulması gerektiğini öngören AĐHM  
Đçtüzüğü’nün 60. maddesine dikkat çekilmesine karın, bavuran hiçbir adil tazmin talebinde  
bulunmamıtır. Bavuran öne sürdüğü iddialarına ilikin esasa dayalı görülerini kendisine  
bildirilen tarihte sunmadığından, AĐHM bu yönde bir ödeme yapılmasını gerekli  
görmemektedir (Bkz. Willekens-Belçika no: 50859/99, § 27, 24 Nisan 2003 ve Roobaert-  
Belçika kararları, no: 52231/99, § 24, 29 Temmuz 2004).  
Sözleme tarafından öngörülen bağımsızlık ve tarafsızlık koullarını yerine getirmeyen bir  
mahkeme tarafından mahkumiyet kararı alındığında, ilgilinin talebi doğrultusunda yeni bir  
sürecin ya da yargılamanın balatılması ilke olarak tespit edilen ihlalin giderilmesi  
bakımından uygun bir yöntemi oluturur (Bkz. Öcalan-Türkiye Büyük Daire kararı, no:  
46221/99, AĐHM 2005-...).  
B. Masraf ve harcamalar  
Bavuran masraf ve harcamalar için hiçbir talepte bulunmamıtır. Bu durumda AĐHM  
bavurana bir ödeme yapılmasını gerekli görmemektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;  
2. Đzmir* Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan yoksun olması  
nedeniyle AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. AĐHS’nin 6. maddesine yönelik diğer ikayetlerin incelenmesine gerek olmadığına;  
*
Ç.N. AĐHM, Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi olarak yazmıtır.  
4
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.  
maddelerine uygun olarak 20 Eylül 2005 tarihinde yazıyla bildirilmitir.  
5