Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın tebliğnamesinin kendisine zamanında tebliğ edilmemesi nedeniyle
hakkaniyete uygun olarak yargılanmadığından ꢀikayetçi olmaktadır.
A. Kabuledilebilirlik hakkında
Hükümet ilk olarak, AĐHS’nin 35. maddesinde öngörüldüğü gibi iç hukuk yollarının
tüketilmemesine itirazda bulunmaktadır. Bu bağlamda, baꢀvuranın iç hukuk mercileri
karꢀısındaki yargı sürecinin hiçbir aꢀamasında Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin
bağımsızlığına ve tarafsızlığına dair ꢀikayetini dile getirmediğini savunmaktadır.
AĐHM, Özel-Türkiye kararında benzer bir itirazı reddettiğini hatırlatmaktadır. Bu sonucu
farklı kılacak hiçbir gerekçe bulunmadığını ifade ederek Hükümetin itirazını reddetmiꢀtir.
Đkincil olarak, Hükümet altı ay kuralına riayet edilmediği gerekçesiyle AĐHS’nin 35. maddesi
uyarınca baꢀvuranın DGM’nin yapısıyla ilgili itirazının Mahkemece reddedilmesi gerektiğini
savunmuꢀ, iç hukukta bu ꢀikayetle ilgili nihai kararın yine bu mahkeme tarafından verildiğini
eklemiꢀtir. Hükümet bu doğrultuda olayların meydana geldiği dönemdeki iç hukuka göre
Yargıtay’ın Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin yapısına dair görüꢀ bildirme yetkisine sahip
olmadığını belirtmekte, baꢀvuranın iç hukuk yollarının yetersiz olduğuna kanaat getirdiği
andan itibaren altı ay içerisinde yani DGM’nin 19 Kasım 1999 tarihinde aldığı kararından
itibaren baꢀvuruda bulunması gerektiğinin altını çizmektedir. Oysa baꢀvuru 8 Mart 2000
tarihinde yapılmıꢀtır. Hükümet bu yönde Mahkemenin yerleꢀik içtihadına göndermede
bulunmaktadır (Bkz.Kalan-Türkiye kararı no: 73561/01, 2 Ekim 2001).
AĐHM, benzer ꢀikayetlerin Özdemir-Türkiye davasında da dile getirildiğini hatırlatmıꢀ,
(no:59659/00 § 26, 6 ꢁubat 2003) bu neticeyi değiꢀtirecek hiçbir unsurun bulunmadığı
sonucuna varmıꢀtır. Dolayısıyla Hükümetin yapmıꢀ olduğu itiraz reddedilmektedir.
AĐHM, mahkemenin bu yöndeki içtihatları (Bkz. Incal-Türkiye kararı 9 Haziran 1998, 1998-
IV ve Çıraklar-Türkiye kararı, 28 Ekim 1998, 1998-VII) ve mahkemeye sunulan unsurlar
ıꢀığında baꢀvurunun esas bakımından incelenmesi gerektiğine itibar etmekte ve baꢀvuruyu
kabuledilemez bulmak için bir gerekçe bulunmadığını eklemektedir.
B. Esasa iliꢁkin
1. Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığına ve tarafsızlığına iliꢀkin
Mahkeme daha önceki kararlarda buna benzer pek çok ꢀikayetlerin dile getirildiğini ve
bunların AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını belirtmektedir. (Bkz. söz edilen
Özel kararı, §§ 33-34, ve Özdemir kararı, §§ 35-36).
AĐHM, mevcut davada Hükümetin davanın seyrini farklı ꢀekilde sonuçlandıracak hiçbir
tespiti ve delili sunmadığını kaydetmekte, bunun yanı sıra aralarında askeri bir hakimin de yer
aldığı Devlet Güvenlik Mahkemesi karꢀısında baꢀvuranın «ulusal güvenliğe» dayalı suçlardan
yargılanması konusunda endiꢀe duymasının anlaꢀılabilir olduğu tespitinde bulunmaktadır.
Baꢀvuran, hakkında açılan davada Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin kararını yabancı
gerekçelere dayandırdığı yönünde bir ꢀüphe duyabilir. Bu nedenle baꢀvuranın bu yargı
makamının tarafsız ve bağımsız olmadığı yönündeki ꢀüphelerinin dikkate alınması
gerekmektedir. (sözü edilen Incal kararı s. 1573, § 72 ).
3