ne sendikadan ayrılmıꢀ ne de faaliyetlerini durdurmuꢀtur. Ayrıca Hükümet, baꢀvuran
hakkında verilen ceza davasının uygulanmadığını ve 29 Ağustos 2007 tarihli bir kararla iptal
edildiğini belirtmektedir.
Baꢀvuran, sözkonusu iddiaya itiraz etmektedir.
AĐHM, “mağdur” sıfatıyla AĐHS’nin 34. maddesinin, ihtilaflı bir eylem veya ihmal ile zarar
sözkonusu olmasa dahi, zarar ancak AĐHS’nin 41. maddesi kapsamında bir rol oynar,
AĐHS’nin 34. maddesinin gereklerinin yerine getirilmemesiyle doğrudan iliꢀkili olan bir ꢀahsı
tanımladığına dair yerleꢀik içtihadını hatırlatmaktadır. Dolayısıyla ulusal mahkemelerin
AĐHS’nin ihlal edildiğini alenen ya da özü itibariyle kabul etmedikleri ve ihlali gidermedikleri
sürece, baꢀvuran lehine alınan bir karar ya da tedbir, baꢀvuranın mağdur sıfatını kaybetmesi
için yeterli olmamaktadır (Öztürk-Türkiye, baꢀvuru no: 22479/93, Dalban-Romanya, baꢀvuru
no: 28114/95 ve Amuur-Fransa, 25 Haziran 1996).
AĐHM, mevcut davada, 29 Ağustos 2007 tarihinde, Karꢀıyaka Asliye Ceza Mahkemesi’nin,
Adalet Bakanlığı’nın 16 Ağustos 2007 tarihli talebi üzerine ve yeni Türk Ceza Kanunu’nun
260/2 maddesi uyarınca, 31 Ocak 2002 tarihli kararı iptal ettiğini tespit etmektedir. Bununla
birlikte, sözkonusu kararın ancak 29 Ağustos 2007 tarihinde, iꢀbu baꢀvurunun Hükümet’e
tebliğ edilmesinin ardından, yani ilk mahkumiyet kararından sonra beꢀ yıl yedi aydan fazla bir
sürenin sonunda kabul edildiğini gözlemlemek uygun olacaktır. Sözkonusu süre boyunca,
baꢀvuran, para cezasına mahkum edilmiꢀ ve kamu görevinden geçici olarak uzaklaꢀtırılmıꢀtır
(mutatis, mutandis, Dudgeon-Birleꢀik Krallık, 22 Ekim 1981 ve Aslı Güneꢀ-Türkiye, baꢀvuru
no: 53916/00, 13 Mayıs 2004). Bu itibarla, Hükümet’in itirazının reddedilmesi uygun
olacaktır.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
Hükümet, devlet memurlarına iliꢀkin yasa uyarınca, baꢀvuranın durumunda olduğu gibi
eğitimcilerin, grev ya da iꢀ yavaꢀlatma yapamayacaklarını savunmaktadır. Ayrıca Hükümet,
baꢀvuranın sendika üyesi olması nedeniyle değil diğer memurlarla birlikte görevini
yapmamasından dolayı makum edildiğini belirtmektedir. Hükümet, müdahalenin yasa ile
öngörüldüğünü, meꢀru bir amaç izlediğini ve demokratik bir toplumda gerekli olduğunu
savunmaktadır.
Baꢀvuran iddialarını yinelemektedir.
AĐHM, öncelikle, Hükümet’in ilettiği Türk mevzuatının AĐHS’nin gerekliliklerini
karꢀılayacak ꢀekilde düzenlediği bilgisini not etmektedir. Bununla birlikte, AĐHM kendi
görevinin mevcut dava olaylarını değerlendirmekle sınırlı olduğunu ve bu nedenle de ilgili
dönemden bu yana bir takım geliꢀmeler meydana geldiği gerekçesiyle bir davanın artık
baꢀvuran açısından geçerli bir hukuki yararının kalmadığı sonucuna ulaꢀmaya çağrılmaması
gerektiğini belirtir (Karakaya-Türkiye, baꢀvuru no: 11424/03, 24 Ocak 2008).
Bilahare AĐHM, baꢀvuran açısından sunulan ꢀikayete benzer bir ꢀikayeti incelediği ve Urcan
ve diğerleri-Türkiye (baꢀvuru numaraları: 23018/04, 23034/04, 23042/04, 23071/04,
3