AĐHM daha önceki kararlarında buna benzer bir itirazı reddettiğini hatırlatır (Bkz. I.R.S. vd.-
Türkiye, no: 26338/95, 28 Ocak 2003, Börekçioğulları (Çökmez) vd.-Türkiye kararı, no:
58650/00, 13 Ocak 2005). AĐHM almıꢀ olduğu bu kararların dıꢀına çıkılmasını gerektirecek
herhangi bir gerekçenin bulunmaması nedeniyle Hükümetin ratione temporis bakımından
yapmıꢀ olduğu itirazını reddetmektedir.
2. Baꢀvuranın mağdur sıfatının olmaması hakkında
Hükümet baꢀvuranın 1975 yılında tazminat alması çerçevesinde AĐHS ile güvence altına
alınan haklardan birinin ihlali ile mağdur olduğunu öne süremeyeceğini belirtmektedir.
AĐHM, Hükümetin, kabuledilebilirliğe ve esasa dair görüꢀlerinde baꢀvuranın taꢀınmazının
değerinin tespitine iliꢀkin 1 Aralık 1975 tarihli rapora göndermede bulunduğunu not
etmektedir. Buna karꢀın, Hükümetin bu kamulaꢀtırma kapsamında baꢀvurana tazminat
verildiğini doğrulayan herhangi bir belgeyi AĐHM’nin bilgisine sunmamıꢀtır. Kaldı ki, her iki
tarafın dosyaya sunduğu belgeler ıꢀığında, AĐHM ihtilaf konusu taꢀınmazın kamulaꢀtırılması
iꢀleminin baꢀvuranın taꢀınmazının değerinin saptanmasında yanlıꢀlık yapıldığı gerekçesiyle
12 Haziran 1978 tarihli bir kararı ile Danıꢀtay tarafından iptal edildiğini tespit etmektedir.
AĐHM bu itirazı da reddetmektedir.
3. Đç hukuk yollarının tüketilmemesi hakkında
Hükümet son olarak ꢁanlıurfa Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 21 Nisan 1978’de
kamulaꢀtırmaya iliꢀkin tapuya istimlâk ꢀerhi konulmasına iliꢀkin aldığı karara baꢀvuranın
ancak, 9 ꢁubat 2001’de, 21 yıl gecikmeli olarak itiraz ettiğini belirtmektedir. Hükümet ayrıca
buna paralel olarak, Anayasa Mahkemesi’nin Kamulaꢀtırma Kanunu’nun 38. maddesini iptal
eden 10 Nisan 2003 tarihli kararını (Resmi Gazete’de 4 Kasım 2003’te yayımlanmıꢀtır)
müteakip baꢀvuranın tazminat talebinde bulunmasının mümkün olduğunu savunmaktadır.
AĐHM öncelikle baꢀvuranın 1978’te yürürlükteki mevzuata uygun olarak Asliye Hukuk
Mahkemesi’nce verilen tapuya istimlâk ꢀerhi konulması kararına değil, 2001 ve 2003’te
Kamulaꢀtırma hakkındaki Kanun’un 38. maddesinin uygulanmasına itirazda bulunduğunu
saptamaktadır. AĐHM bu bağlamda, daha önce de altını çizdiği üzere kaale alınması gereken
iç hukuk kararının baꢀvuranın tapusunun iptal edilerek Hazine adına tescil edilmesi kararı
olduğunu vurgulamaktadır. Baꢀvuranın tapusunun sukut etmesine iliꢀkin süreç bahse konu
Kanun’un 38. maddesinin uygulanması ile 21 Mayıs 2003’te sona ermiꢀtir (Bkz. sözü edilen
Börekçioğulları (Çökmez) vd.-Türkiye kararı ve Ari vd.-Türkiye kararı, no: 65508/01, 3
Nisan 2007).
AĐHM Kamulaꢀtırma Kanunu’nun 38. maddesinin Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal
edilmesinin ardından baꢀvurana tazminat yolunun açılması iddiası ile ilgili, AĐHS’nin 35/1
maddesinin, gerçekten etkili, yeterli ve kabul edilebilir, normal bir baꢀvuru yolunun kullanımı
ile sınırlı olduğunu hatırlatır (Bkz. Sofri vd.-Đtalya kararı no: 37235/97). AĐHS özellikle, dava
konusu ihlale iliꢀkin, kullanıma amade ve uygun baꢀvuru yollarının tüketilmesini
öngörmektedir. Bu baꢀvuru yolları sadece teoride değil pratikte de yeterli derecede öngörülür
olmalıdır yoksa arzu edilen etkinlik ve ulaꢀılabilirlikten yoksun olur (Bkz. Akdivar vd.
Türkiye kararı, 16 Eylül 1996).
AĐHM bu davada, iç hukuktaki son karar 21 Mayıs 2003’te nihai hale gelmiꢀken, Anayasa
Mahkemesi’nin kararının Resmi Gazete’de 4 Kasım 2003 tarihinde yayımlandığı göz önüne
4