Sonuç olarak, bu sınırlamanın 15. maddenin gereklerine uygun olup olmadığına karar
vermeye yer yoktur.
B. Sözleꢀmenin 5. maddesinin 1. fıkrası
40. Baꢀvurucular Komisyon önünde, tutuklanmalarının Sözleꢀmenin 5. maddesinin 1. fıkrası-
nı ihlâl ettiğini ileri sürmüꢀlerdir. Bununla birlikte Divan’a sundukları dilekçelerinde, Komis-
yonun vardığı, bu hükmün ihlâl edilmediği sonucunu kabul etmiꢀlerdir (bkz. yukarıda paragraf
30). Bu nedenle, bu ꢀikâyetle ilgili savlar ileri sürmemiꢀlerdir. Divan da, 5. maddenin 1. fıkra-
sının ihlâl edilmediğinin açık olduğu görüꢀündedir.
C. Sözleꢀmenin 5. maddesinin 3. fıkrası
41. Baꢀvurucular, Sözleꢀmenin 5. maddesinin 3. fıkrasına aykırı olarak, “derhal” bir yargıç ya
da hukuken yargı gücünü kullanmaya yetkili bir görevli önüne çıkarılmadıklarını ileri sürmüꢀ-
lerdir.
Komisyon, esas olarak, bu iddiayı kabul etmiꢀtir.
42. Hükümet, Türkiye’deki terörist tehdidin özellik ve ağırlığını ve Avrupadaki diğer terör
örneklerinin ortaya çıkardığıyla karꢀılaꢀtırılamayacak derecedeki ciddi ve yakın tehdidin sa-
vuꢀturulması için harekete geçmekte karꢀılaꢀılan zorlukları öne sürmüꢀtür. Eldeki davada sav-
cı, epeyce bir süredir baꢀvurucular ile PKK arasındaki iꢀbirliğini doğrulayıcı bilgiye sahipti
ancak -toplam yirmi iki klasör tutan- kanıtların toplanması gerekiyordu. Baꢀvurucuların polis
nezarethanesinde tutulması gereğinin nedeni buydu. Üstelik susmayı tercih etmeselerdi, bu
soruꢀturmacıların karꢀılaꢀtıkları engellerin kasten artırılmasına neden olmuꢀtur, gözaltı sürele-
rinin kısa kesilmesini sağlayabilirlerdi.
43. Baꢀvurucular kendilerine atfedilen tavrın, yani bölücü olduğu varsayılan görüꢀleri yayma-
nın, “terörizm” olmadığını ileri sürmüꢀlerdir. Bundan baꢀka, bu makamlar, yasama dokunul-
mazlıklarının kaldırılması için esasen Kasım 1992’de baꢀvurduklarına göre, kendilerini suç-
lamak için gereken kanıtlara zaten bu tarihte sahip olmaları gerekirdi.
44. Divan, terör suçlarının soruꢀturulmasında, (soruꢀturma) makamlarının özel sorunlarla kar-
ꢀılaꢀtıklarını ꢀimdiye dek birçok defa kabul etmiꢀ bulunmaktadır (bkz. 29 Kasım 1988 tarihli
Brogan ve Diğerleri / Birleꢀik Krallık kararı, Seri A no. 300-A, s. 27, § 58, ve yukarıda anılan
Aksoy kararı, s. ..., § 78). Ancak bu, terör unsuru içerdiğini ileri sürdükleri her durumda 5.
maddenin, soruꢀturma makamlarına zanlıları sorgulamak üzere tutuklamaları için açık çek
verdiği, (bu makamların) yerel mahkemelerin, ve son aꢀamada Sözleꢀmenin denetim kurumla-
rının, etkin denetiminden bağıꢀık oldukları anlamına gelmez (bkz. mutatis mutandis, yukarıda
anılan Murray kararı, s. 27, § 58).
Burada tehlikede olan, 5. maddenin Sözleꢀmenin kurduğu sistem içindeki önemidir: 5.
madde temel bir insan hakkını, yani bireyi Devletin (kiꢀi) özgürlüğüne keyfi müdahalelerine
karꢀı korumayı, garanti altına alır. Yürütmenin müdahalelerinin yargısal denetimi, keyfiliği en
aza indirmeye ve hukuk devletini gerçekleꢀtirmeye yönelik 5. maddenin 3. fıkrasında yer alan
garantinin asli bir özelliğidir ki bu “Sözleꢀmenin Dibacesinde açıkça anılan demokratik bir