Tendik ve diğerleri-Türkiye, baꢀvuru no: 23188/02, 22 Aralık 2005 ve Ebru ve Tayfun Engin
Çolak-Türkiye, baꢀvuru no: 60176/00, 30 Mayıs 2006) ve mevcut davada farklı bir karar
almasını gerektirecek hiçbir neden görememektedir. AĐHM, sözkonusu itirazı reddetmektedir.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
Hükümet, dava koꢀulları göz önüne alındığında yargılama süresinin makul olmadığının
düꢀünülemez olduğu kanısındadır. Bu bağlamda Hükümet, birçok sanığı, baꢀvuran ve diğer
sanıklara yüklenen suçlamaların ciddiyetini ve tanıklıkların toplanması ile olayları bölgede
hala hüküm süren terörizm konjonktüründe ortaya koymanın güçlüğünü içeren davanın
karmaꢀıklığına dikkat çekmektedir. Hükümet, ayrıca, sanıkların ve temsilcilerinin bazı
duruꢀmalarda hazır bulunmadıklarını veya kendilerinden talep edilen belgeleri sunmadıklarını
da iddia etmektedir.
Baꢀvuran, ꢀikayetini yinelemektedir.
AĐHM, dikkate alınacak dönemin, baꢀvuranın yakalanmasıyla 2 Mayıs 1994 tarihinde
baꢀladığını not etmektedir. Halen devam eden yargılama, iki dereceden üç mahkemede on üç
yıl sürmüꢀtür; Devlet Güvenlik Mahkemesi ve Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin yerini alan
Ağır Ceza Mahkemesi ve Yargıtay. Sözkonusu bu mahkemeler, esasa iliꢀkin olarak yedi karar
vermiꢀlerdir.
AĐHM, bir yargılama süresinin makul olup olmadığının, dava koꢀullarına göre ve baꢀta
davanın karmaꢀıklığı olmak üzere, AĐHM tarafından benimsenen kriterler ile baꢀvuran ve
yetkili mercilerin tutumları dikkate alınarak değerlendirildiğini hatırlatır (Bkz. diğerleri
arasından, Pélissier ve Sassi-Fransa, baꢀvuru no: 25444/94).
AĐHM, yetkili mahkemelerin bakmakta oldukları bir davada adaletin bir an önce tecelli etmesi
için gerekli ihtimamı göstermeleri gereken bütün bu yargı süreci boyunca baꢀvuranın tutukluluk
halinin devam ettiğini tespit etmektedir (Kalachnikov-Rusya, baꢀvuru no: 47095/99 ve Temel ve
Taꢀkın –Türkiye, baꢀvuru no: 40159/98, 30 Haziran 2005).
Yetkili makamların tutumlarına iliꢀkin olarak ise, AĐHM, mevcut davadaki yargılama
süresinin, birçok dosyanın birleꢀtirilmesi ve ayrılması, mevzuata getirilen değiꢀiklikler ve üst
mahkemeler tarafından ulusal mahkemelerin kararlarının iptal edilmesi ile açıklandığını tespit
etmektedir. AĐHM, ulusal mahkemelerin içtihatlarının kalitesini inceleyecek konumda olmasa
da, bir yargılamada sözkonusu kararların tekrar edilmesinin adalet sistemindeki ciddi bir
zayıflığı ortaya koyduğu görüꢀündedir. Hükümet, AĐHM’nin farklı bir sonuca ulaꢀmasını
sağlayacak hiçbir açıklamada bulunmamıꢀtır.
Daha önce buna benzer sorunları ortaya koyan birçok davalarda, AĐHM, AĐHS’nin 6/1.
maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaꢀmıꢀtır (Pélissier ve Sassi, Çetin Ağdaꢀ- Türkiye,
baꢀvuru no: 77331/01, 19 Eylül 2006).
Kendisine sunulan unsurların tamamını incelenmesinin ardından, AĐHM, Hükümet’in davanın
farklı bir sonuca ulaꢀmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığı
4