CONSEIL  
AVRUPA  
DE L’EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
AKĐR AKKURT -TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:20583/02)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
29 Kasım 2007  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (20583/02) no’lu davanın nedeni (T.C. vatandaı) akir  
Akkurt’un(bavuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 30 Ocak 2002 tarihinde Temel  
Đnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi’nin  
(AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran, Diyarbakır Barosu avukatlarından F.Gümütarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
DAVANIN KOULLARI  
Bavuran, 1970 doğumludur ve Diyarbakır’da ikamet etmektedir.  
PKK üyesi olduğundan üphelenilen bavuran, 2 Mayıs 1994 tarihinde, yakalanmıve Beiri  
Jandarma Komutanlığı’nda gözaltına alınmıtır. Beiri Cumhuriyet Basavcı tarafından  
ifadesinin alınmasının ardından bavuran, tutuklanmasına karar veren Beiri Sulh Hakimi  
önüne çıkarılmıtır.  
28 Haziran 1994 tarihinde, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı,  
bavuranı, silahlı eylemler aracılığıyla Devlet’in toprak bütünlüğüne saldırıda bulunmak ile  
suçlave bavuran hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinin uygulanmasını talep  
etmitir.  
4 Temmuz 1994 tarihinde, Diyarbakır 4 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde durumalara  
balanmıtır.  
5 Nisan 1995 tarihinde, 1994/683 no’lu bavuranın dosyası, Diyarbakır 3 No’lu Devlet  
Güvenlik Mahkemesi’nde devam eden 1994/61 no’lu dava ile birletirilmitir.  
8 ubat 1996 tarihli bir karar ile DGM, Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca  
bavuranı müebbet hapis cezasına çarptırmıtır.  
15 Ekim 1997 tarihinde Yargıtay sözkonusu kararı bozmuve DGM’ye iade etmitir. Dava,  
DGM’de 1997/426 no’lu dosya numarasıyla ileme konulmutur.  
18 Haziran 1999 tarihinde, Anayasa’nın 143. maddesinde yapılan düzenlemeyle Devlet  
Güvenlik Mahkemeleri’nin oluumundan askeri hakimler çıkarılmıtır. Sözkonusu  
mahkemelerin kuruluuna ilikin 22 Haziran 1999 tarihli yasaya getirilen düzenlemeler  
uyarınca askeri hakimlerin yerini sivil hakimler almıtır.  
20 ubat 2001 tarihinde, yeni heyet, bavuranın dava dosyası ile diğer besanığın 1997/426  
no’lu dava dosyasını birletirilmive dava dosyasını 2001/99 dosya numarasıyla kaydetmitir.  
6 Aralık 2001 tarihinde, DGM, bavuranı Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca  
suçlu bulmuve müebbet hapis cezasına çarptırmıtır. DGM, kararını, bavuranın polise  
2
verdiği ifadesi, bavuranın gözaltı sırasında kötü muameleye maruz kalmadığını gösteren adli  
tıp raporları, ilgili sanıklar A.G. , S.F. , M.D. ve M.G.’nin tanıklıkları ve son olarak aralarında  
iki kiinin öldürülmesi ve iki bombalı saldırının da bulunduğu bavurana atılı iddet eylemleri  
hakkında yürütülen soruturmalar çerçevesinde toplanan kanıt unsurları ile  
gerekçelendirmitir.  
14 Ekim 2002 tarihinde, Yargıtay, sözkonusu kararı, M.G’nin tanıklığı ile ilgili olarak  
bavuranın savunmasının alınmadığı ve otopsi tutanağının dosyaya eklenmediği gerekçesiyle  
bozmutur.  
Dava DGM’ye iade edilmive 2002/273 dosya numarasıyla yeniden kaydedilmitir.  
Devlet Güvenlik Mahkemeleri’ni kaldıran 5190 sayılı yasanın 16 Haziran 2004 tarihinde  
yürürğe girmesinin ardından bavuranın davası Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi’ne  
gönderilmitir.  
23 Aralık 2004 tarihinde, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, bavuranı Türk Ceza  
Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca suçlu bulmuve müebbet hapis cezasına çarptırmıtır.  
7 Haziran 2005 tarihinde, Yargıtay, sözkonusu kararı, Yeni Türk Ceza Kanunu’nun yürürlüğe  
girmesinin sanıkların hukuki durumunda yeniden incelenme yapılmasını gerektirdiği  
gerekçesiyle bozmutur.  
26 Aralık 2006 tarihli bir karar ile Ağır Ceza Mahkemesi, bavuranı yeniden müebbet hapis  
cezasına çarptırmıtır.  
Bavuranın ifadelerine göre, 2007 yılının Ağustos ayında dava hala Yargıtay nezdinde devam  
etmekteydi.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 6/1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran, yargılama süresinin AĐHS’nin 6/1. maddesi ile öngörülen “makul süre” ilkesine  
riayet etmediğini iddia etmektedir.  
A. Kabuledilebilirlik Hakkında  
Hükümet, iç hukuk yollarının tüketilmediğine dair iki bakımından itirazda bulunmaktadır.  
Đlk olarak, AĐHM’ye bavuruda bulunduğu sırada bavuranın davası devam ettiğinden  
bavuran, iç hukuk yollarını tüketmemitir. Đkinci olarak ise bavuran, yargılama süresinin  
uzunluğuna ilikin ikayetini ulusal merciler nezdinde dile getirmemitir.  
AĐHM, yargılama süresine ilikin olarak bavuranın davanın uzunluğuna dair gerekli  
bavuruları yapmıolması kaydıyla yargılama süresine ilikin ikayetlerin yargılama sona  
ermeden kendisine sunulabileceği hakkındaki içtihadını hatırlatmaktadır (Poiss-Avusturya;  
bavuru no: 9816/82, Yakıan-Türkiye; bavuru no: 11339/03, 6 Mart 2007). Mevcut davada  
iç hukuk yolunun bulunmasına ilikin olarak ise AĐHM, Hükümet tarafından sunulan itiraz ve  
argümanları daha önceki davalarda reddettiğini saptamaktadır ( Bkz. diğerleri arasından,  
3
Tendik ve diğerleri-Türkiye, bavuru no: 23188/02, 22 Aralık 2005 ve Ebru ve Tayfun Engin  
Çolak-Türkiye, bavuru no: 60176/00, 30 Mayıs 2006) ve mevcut davada farklı bir karar  
almasını gerektirecek hiçbir neden görememektedir. AĐHM, sözkonusu itirazı reddetmektedir.  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bavurunun dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir niteliktedir.  
B. Esas  
Hükümet, dava koulları göz önüne alındığında yargılama süresinin makul olmadığının  
ünülemez olduğu kanısındadır. Bu bağlamda Hükümet, birçok sanığı, bavuran ve diğer  
sanıklara yüklenen suçlamaların ciddiyetini ve tanıklıkların toplanması ile olayları bölgede  
hala hüküm süren terörizm konjonktüründe ortaya koymanın güçlüğünü içeren davanın  
karmaıklığına dikkat çekmektedir. Hükümet, ayrıca, sanıkların ve temsilcilerinin bazı  
durumalarda hazır bulunmadıklarını veya kendilerinden talep edilen belgeleri sunmadıklarını  
da iddia etmektedir.  
Bavuran, ikayetini yinelemektedir.  
AĐHM, dikkate alınacak dönemin, bavuranın yakalanmasıyla 2 Mayıs 1994 tarihinde  
baladığını not etmektedir. Halen devam eden yargılama, iki dereceden üç mahkemede on üç  
yıl sürmütür; Devlet Güvenlik Mahkemesi ve Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin yerini alan  
Ağır Ceza Mahkemesi ve Yargıtay. Sözkonusu bu mahkemeler, esasa ilikin olarak yedi karar  
vermilerdir.  
AĐHM, bir yargılama süresinin makul olup olmadığının, dava koullarına göre ve bata  
davanın karmaıklığı olmak üzere, AĐHM tarafından benimsenen kriterler ile bavuran ve  
yetkili mercilerin tutumları dikkate alınarak değerlendirildiğini hatırlatır (Bkz. diğerleri  
arasından, Pélissier ve Sassi-Fransa, bavuru no: 25444/94).  
AĐHM, yetkili mahkemelerin bakmakta oldukları bir davada adaletin bir an önce tecelli etmesi  
için gerekli ihtimamı göstermeleri gereken bütün bu yargı süreci boyunca bavuranın tutukluluk  
halinin devam ettiğini tespit etmektedir (Kalachnikov-Rusya, bavuru no: 47095/99 ve Temel ve  
Takın –Türkiye, bavuru no: 40159/98, 30 Haziran 2005).  
Yetkili makamların tutumlarına ilikin olarak ise, AĐHM, mevcut davadaki yargılama  
süresinin, birçok dosyanın birletirilmesi ve ayrılması, mevzuata getirilen değiiklikler ve üst  
mahkemeler tarafından ulusal mahkemelerin kararlarının iptal edilmesi ile açıklandığını tespit  
etmektedir. AĐHM, ulusal mahkemelerin içtihatlarının kalitesini inceleyecek konumda olmasa  
da, bir yargılamada sözkonusu kararların tekrar edilmesinin adalet sistemindeki ciddi bir  
zayıfğı ortaya koyduğu görüündedir. Hükümet, AĐHM’nin farklı bir sonuca ulamasını  
sağlayacak hiçbir açıklamada bulunmamıtır.  
Daha önce buna benzer sorunları ortaya koyan birçok davalarda, AĐHM, AĐHS’nin 6/1.  
maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulatır (Pélissier ve Sassi, Çetin Ağda- Türkiye,  
bavuru no: 77331/01, 19 Eylül 2006).  
Kendisine sunulan unsurların tamamını incelenmesinin ardından, AĐHM, Hükümet’in davanın  
farklı bir sonuca ulamasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığı  
4
kanaatindedir. Konuya ilikin içtihadını dikkate alarak, AĐHM, mevcut davada, dava konusu  
yargılama süresinin çok uzun olduğu ve “makul süre” gereğine riayet etmediği kanaatindedir.  
Bu durumda AĐHS’nin 6/1. maddesi ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
A. Tazminat  
Bavuran, maruz kaldığı maddi ve manevi zarar için 100.000 Euro talep etmektedir.  
Hükümet, bu iddialara karı çıkmaktadır.  
AĐHM, ihlal edilen tespit ile iddia edilen maddi tazminat arasında bir illiyet bağı  
görememektedir ve sözkonusu talebi reddetmektedir. Buna karın, AĐHM, hakkaniyete uygun  
olarak, bavurana 5.000 Euro tazminat ödenmesi gerektiği kanaatindedir.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuran, AĐHM önünde yapmıolduğu yargılama masraf ve giderleri için 2.1001 Yeni Türk  
Lirası talep etmektedir. Bavuran, yapmıolduğu masrafların bir listesini sunmakla  
yetinmektedir.  
Hükümet, bu iddialara karı çıkmaktadır.  
AĐHM içtihadına göre, bir bavuran yapmıolduğu masraf ve harcamaların geri ödemesini  
ancak gerçekliliği, gerekliliği ve makul oranda olduğu ortaya konulduğu sürece elde edebilir.  
Mevcut davada sahip olduğu unsurları ve yukarıda sözü edilen kriterleri göz önüne alarak  
AĐHM, bavuranın bu talebini reddetmektedir.  
C. Gecikme Faizi  
Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana üç  
puanlık bir artıeklenerek belirlenecektir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL’ ye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet  
tarafından bavurana 5.000 Euro (bebin Euro) manevi tazminat ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç  
puan fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
1 Yaklaık 1.000 Euro  
5
4. Adil tatmine ilikin diğer tüm taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 29 Kasım 2007 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
6