COUNCIL  
OF EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ D A ĐRE  
SALDUZ – TÜRKĐYE  
(B a vuru no. 36391/02)  
KARAR  
STRAZBURG  
26 Nisan 2007  
Bu karar AĐHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kesinlik kazanacaktır.  
Ancak, ekle ilikin değiiklik yapılabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
SALDUZ – TÜRKĐYE KARARI  
USUL  
Dava, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözlemesi’nin (“Sözleme”) 34. maddesi  
uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, Yusuf Salduz (“bavuran”) adlı Türk vatandaı  
tarafından, 8 Ağustos 2002 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne yapılan bavurudan  
(no. 36391/02) kaynaklanmaktadır.  
OLAYLAR  
DAVA OLAYLARI  
Bavuran 1984 doğumludur ve Đzmir’de yaamaktadır. 29 Mayıs 2001 tarihinde  
PKK’nın hapisteki liderine destek için yapılan yasadıı bir gösteriye katıldığı üphesiyle Đzmir  
Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ubesi polisleri tarafından yakalanmıtır. Bavuran  
aynı zamanda 26 Nisan 2001 tarihinde Bornova’da bir köprüye yasadıı pankart asmakla  
suçlantır.  
30 Mayıs 2001 tarihindeki polis ifadesinde bavuran suçlamaları kabul etmitir. Ancak 1  
Haziran 2001 tarihinde çıkarıldığı Savcı ve Tetkik Hakimi huzurunda polis ifadesini  
reddetmi, ifadenin zorla alındığını iddia etmitir. Aynı tarihte Tetkik Hakimi bavuranın  
tutuklu yargılanması talimatını vermitir.  
11 Temmuz 2001 tarihinde Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı bavuranı  
TCK’nın 169. maddesi ve 3713 sayılı yasanın (terörle mücadele yasası) 5. bölümü uyarınca  
PKK’ya yardım ve yataklıkla suçlayan bir iddianame sunmutur.  
5 Aralık 2001 tarihinde Đzmir DGM bavuranı atılı suçlardan mahkum etmive dört yıl  
altı ay hapis cezasına çarptırmıtır. Daha sonra sözkonusu ceza bavuranın suçun ilendiği  
tarihte on sekiz yaından küçük olması nedeniyle iki buçuk yıla indirilmitir.  
Đzmir DGM, sözkonusu kararı verirken bavuranın polise, Savcıya ve Tetkik Hakimine  
vermiolduğu ifadeleri ve diğer sanıkların Savcıya verdikleri ifadeleri dikkate almıtır. Diğer  
sanıklar, bavuranın onları eyleme katılmaları yönünde örgütlediklerini ifade etmilerdir.  
Mahkeme aynı zamanda bavuranın el yazısının pankartta yazılı olanla aynı olmasını ve polis  
tarafından düzenlenen tutuklama raporuna göre bavuranın eylem sonrası dağılan gruptan  
olmasını dikkate almıtır.  
27 Mart 2002 tarihinde Yargıtay Basavcısı Yargıtay 9. Daire’ye yazılı bir beyan  
göndermi, dairenin Đzmir DGM’nin vermiolduğu kararı onaması gerektiğini ifade etmitir.  
Yargıtay 9. Daire 10 Haziran 2002 tarihinde sözkonusu kararı onamıtır.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 6 §§ 1 VE 3 (c) MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran AĐHS’nin 6 §§ 1 ve 3 (c) maddelerine atıfla Yargıtay Basavcısı’nın  
görülerinin kendisine tebliğ edilmemiolmasından ve gözaltı süresince avukat desteğinden  
1
SALDUZ – TÜRKĐYE KARARI  
mahrum bırakılmasından ikâyetçi olmutur. AĐHS’nin 6 §§ 1 ve 3 (c) maddelerinin ilgili  
kısımları aağıdadır:  
“1. Herkes … cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan … bir  
mahkeme tarafından davasının … hakkaniyete uygun … görülmesini istemek hakkına sahiptir.  
3. Her sanık en azından aağıdaki haklara sahiptir:  
(c) Kendi kendini savunmak veya kendi seçeceği bir savunmacının yardımından yararlanmak ve eğer  
savunmacı tutmak için mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin selameti gerektiriyorsa,  
mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından yararlanabilmek…”  
A. Kabuledilebilirlik  
Mahkeme, bavurunun AĐHS’nin 35 § 3. maddesi bağlamında açıkça dayanaktan  
yoksun olmadığını belirtir. ikâyet, baka gerekçelerle de kabuledilmez değildir; bu yüzden  
kabuledilebilir olarak ilan edilmelidir.  
B. Esas  
1. Savcının Yargıtay’a sunduğu yazılı görüün bavurana tebliğ edilmemesi  
Hükümet, Basavcının yazılı görüünün Yargıtay için bağlayıcı olmadığını,  
mahkemenin temyiz hakkında Savcının görülerinden bağımsız olarak karar vermekte serbest  
olduğunu ifade etmitir. Ayrıca bavuranın temsilcisinin dava dosyasına ulama ve belgeleri  
inceleme hakkı bulunduğunu belirtmitir. Son olarak Hükümet 27 Mart 2003 tarihinde  
CMUK’un 316. maddesinde yapılan değiiklikle artık Yargıtay Basavcısı’nın yazılı  
görülerinin taraflara tebliğ edilmekte olduğunu belirtmitir.  
Bavuran iddialarını sürdürmütür.  
Mahkeme, aynı ikâyeti Göç – Türkiye ([BD], no. 36590/97) davasında incelemive  
AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlalini tespit etmiolduğunu kaydeder. Bahsedilen kararda  
Mahkeme, Basavcının görülerinin niteliği ve bavurana buna yazılı olarak cevap verme  
fırsatının verilmemiolması nedeniyle bavuranın iki taraflı dava hakkının ihlal edildiğine  
karar vermiti.  
Mahkeme somut davayı incelemive yukarıda anılan davadaki bulgularından  
uzaklamak için özel durum tespit etmemitir.  
Buna göre AĐHS’nin 6 § 1. maddesi ihlal edilmitir.  
2. Gözaltı süresince adli yardımdan mahrum olma  
Hükümet, polis nezaretindeyken bavuranın avukat hakkının engellenmesinin savunma  
haklarını ihlal etmediğini savunmutur. Mahkeme içtihadına göre davanın adil olup olmadığı  
değerlendirmesinin davanın tamamı dikkate alınarak yapılması gerektiğini belirtmilerdir. Bu  
bağlamda bavuranın hem Đzmir DGM hem de Yargıtay huzurunda bir avukat tarafından  
temsil edildiğini öne sürmülerdir.  
Bavuran iddialarını sürdürmütür.  
2
SALDUZ – TÜRKĐYE KARARI  
Mahkeme ön soruturma safhasında AĐHS’nin 6 § 3 (c) maddesinin, ancak bu  
hükümlere ilk bata uymamanın davanın hakkaniyetini ciddi ekilde yaralamasının sözkonusu  
olduğu durumlarda geçerli olabileceğini hatırlatır (bkz. John Murray – Đngiltere, Karar  
Raporları 1996-I). 6. madde normalde sanığın polis sorgulamasının ilk safhasında avukat  
desteğinden yararlanmasına izin verilmesini art kosa da AĐHS’de açıkça ifade edilmeyen bu  
hak geçerli nedenlerle kısıtlanabilir. Her davada sorun, kısıtlamanın dava sürecinin tamamı  
ıığında sanığı adil yargılamadan mahrum edip etmediğidir (bkz. Brennan – Đngiltere, no.  
39846/98).  
Mahkeme, somut davada bavuranın hem Đzmir DGM hem de temyizde avukatı  
tarafından temsil edilmiolduğunu kaydeder. Ayrıca hüküm giymesi sadece gözaltındaki  
polis ifadesine dayanmıyordu ve rakibi ile karı karıya oluuna önemli bir dezavantaj  
getirmeyen koullarda, iddia makamının iddialarına itiraz etme fırsatına sahipti. Đzmir DGM,  
dava hakkında karar vermeden bavuranın yakalanmasını çevreleyen faktörler ve bavuranın  
el yazısının pankarttaki yazı ile aynı olduğunu belirten bilirkii raporunu dikkate almıtır.  
Mahkeme aynı zamanda tanıkların Savcı huzurunda alınmı, bavuranın kendilerini eyleme  
katılmaya çağırdığı yönündeki ifadeleri de değerlendirmitir. Sonrasında mahkeme bir bütün  
olarak, kendisine sunulan olaylar ve deliller temelinde bavuran hakkında bir hüküm vermitir  
(Yurtsever – Türkiye, no. 42086/02, Uçma ve Uçma – Türkiye, no. 15071/03).  
Bu artlar altında Mahkeme, somut davada bavuranın polis nezareti süresince avukat  
desteği olmayıının yargılamanın hakkaniyetine halel getirmediği kanaatindedir.  
Buna göre AĐHS’nin 6 § 3. maddesi ihlal edilmemitir.  
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesine göre:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci  
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete  
uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Bavuran 5,000 Euro maddi, 10,000 Euro manevi tazminat talep etmitir.  
Hükümet, talep edilen miktarların aırı ve kabul edilemez olduğunu öne sürmütür.  
Mahkeme, bavuranın Sözleme haklarının ihlali neticesinde herhangi bir maddi zarara  
uğramıolduğunu kanıtlayamadığını tespit etmitir. Bu nedenle talebin bu kısmını reddeder.  
Ayrıca ihlalin tespitinin bavuran tarafından uğranmıtüm manevi zararlar için balı baına  
yeterli adil tazmin tekil ettiği kanaatindedir.  
B. Mahkeme masrafları  
Bavuran ayrıca ulusal mahkemeler ve AĐHM önündeki harcamalara karılık olarak  
3,500 Euro talep etmitir.  
3
SALDUZ – TÜRKĐYE KARARI  
Hükümet, bavuranın bu talebini kanıtlayamadığını ifade etmitir.  
Elindeki bilgilere dayanan bir tahmin yaparak Mahkeme, bu balık altında bavurana  
1,000 Euro ödenmesini uygun bulmaktadır.  
C. Gecikme faizi  
AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere  
uygulağı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar  
vermitir.  
YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM,  
1. Oybirliğiyle bavurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. Oybirliğiyle; savcının yazılı görüünün bavurana tebliğ edilmemesi nedeniyle AĐHS’nin  
6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. 2’ye karı 5 oyla; bavuran gözaltında iken adli yardım alamayıı itibariyle AĐHS’nin 6 §  
3 (c) maddesinin ihlal edilmediğine;  
4. Oybirliğiyle; ihlalin tespitinin bavuran tarafından uğranmıtüm manevi zararlar için balı  
baına yeterli adil tazmin tekil ettiğine;  
5. (a) Sorumlu Devlet’in bavurana, AĐHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın kesinletiği  
tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme gününde geçerli olan kur üzerinden Yeni Türk  
Lirası’na çevrilerek mahkeme masraflarına karılık olarak 1,000 Euro (bin Euro) ve bu  
miktarlar üzerine uygulanabilecek her tür vergiyi ödemesine;  
(b) Yukarıda anılan üç aylık sürenin aılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için  
Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek  
suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;  
6. Oybirliğiyle, bavuranın adil tazmin talebinin kalan kısmının reddine  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đngilizce hazırlanmı, AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77 §§ 2. ve 3. maddeleri uyarınca 26 Nisan  
2007 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
S. DOLLÉ  
F. TULKENS  
Zabıt Kâtibi  
Bakan  
4