19 Temmuz 1999’da, Türk Tabipler Birliği başvuranları muayene etmeden,
başvuranların önceki tıbbi muayenelerine ilişkin görüş bildirmiştir. Fatma Deniz Polattaş,
Türk Tabipler Birliği’ne, gözaltındayken cinsel taciz, tecavüz (makatına cop sokulması) ve
dayak (dişlerinden birinin kırılmasına yol açmıştır) dahil olmak üzere kötü muameleye maruz
bırakıldığını bildirmiştir. Başvuran, ayrıca, defakasyon sırasında zorlandığını, ağrı ve
kanamasının olduğunu ifade etmiştir. Tıbbi raporda, başvuranın kafa derisinde ve bel
bölgesinde hassasiyet olduğunu kaydeden 9 Mart 1999 tarihli rapora gönderme yapılmıştır.
Ayrıca, başvuranın vücudunda herhangi bir fiziksel şiddet emaresi bulunmadığını kaydeden
12 Mart 1999 tarihli tıbbi rapora da gönderme yapılmıştır. Türk Tabipler Birliği doktorları,
başvuranın makat bölgesiyle ilgili şikayetlerinin tecavüz iddiasıyla örtüştüğü kanaatine
varmışlardır. Doktorlar, ayrıca, bel ve bacak bölgesinde ağrı ve solunum güçlüğü gibi diğer
şikayetlerin kötü muamele iddialarıyla örtüştüğünü belirtmişlerdir.
Nazime Ceren Salmanoğlu, gözaltındayken kötü muamele gördüğü konusunda
şikayetçi olmuş, tehditler aldığını, cinsel tacize uğradığını ve özellikle başına, bacaklarına,
genital bölgesine ve makatına vurulduğunu belirtmiştir. Dişlerinde, göğsünde, başında,
boynunda, sırtında, omuzlarında, el ve kollarında ağrı olduğunu ve nefes almada güçlük
çektiğini ifade etmiştir. Başvuran, ayrıca uyku ve hafıza sorunlarının olduğunu belirtmiştir.
Tıbbi raporda, başvuranın vücudunda herhangi bir fiziksel şiddet emaresi bulunmadığını
kaydeden 9 ve 12 Mart 1999 tarihli raporlara gönderme yapılmıştır. Doktorlara göre, Nazime
Ceren Salmanoğlu’nun şikayetleri kötü muamele iddialarıyla örtüşmektedir.
Türk Tabipler Birliği doktorları, ayrıca, başvuranların çeşitli tıbbi muayenelerden
geçmeleri gerektiğini belirtmişlerdir. Doktorlar, başvuranların serbest bırakılmalarının
ardından yapılan muayenelerin başvuranların iddia edildiği gibi gerçekten kötü muamele
görüp görmediklerini belirleyemeyeceğini kaydetmişlerdir. Doktorlar, bu muayenelerin Sağlık
Bakanlığı ile Türk Tabipler Birliği kriterlerine uymadığı gerekçesiyle “tıbben geçerli”
olmadıkları sonucuna varmışlardır. Bu bağlamda, başvuranların ifadeleri ile fiziksel ve
psikolojik semptomlarının kaydının tutulmadığını ifade etmişlerdir. Ayrıca, kapsamlı bir
klinik muayenede tespit edilen bulguların ayrıntılı bir kaydı bulunmamaktadır. Türk Tabipler
Birliği doktorları, ayrıca, raporların başvuranların psikolojik şikayetleri ile doktorların buna
ilişkin tespitlerine dair detayları vermediğini gözlemlemişlerdir. Doktorlar, özellikle bekaret
testlerini eleştirmiş ve bekaret testlerini yapan doktorların kişilerin onayını almış olmaları ve
açıklamalarını dinlemelerinin gerektiğini belirtmişlerdir. Doktorlar, dava koşullarını
gözönünde bulundurarak, bekaret testlerinin başvuranları aşağılamak amacıyla yapıldığı
kanaatine varmışlardır.
9 Kasım 1999’da, başvuranların avukatları, başvuranların gözaltındayken kötü
muamele gördüklerini iddia ederek Đskenderun Cumhuriyet Savcılığı’na şikayette
bulunmuşlardır. Başvuranlar gözaltındayken ve serbest bırakıldıktan sonra muayeneleri yapan
uzman doktorlar ile Đskenderun Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’nde görevli
polis memurları ile ilgili soruşturma yapılmasını talep etmişlerdir. Avukatlar, ayrıca,
başvuranların Çapa ve Çukurova Üniversiteleri Psikiyatri Bölümü uzmanları tarafından
muayene edilmelerini talep etmişlerdir.
24 Kasım 1999’da, Adana Adli Tıp Kurumu’ndan bir doktor başvuranları muayene
etmiştir. Fatma Deniz Polattaş’a ait raporda, otururken ve defakasyon sırasında anal bölgede
ağrı olduğu kaydedilmiştir. Doktor, Polattaş’ın dişlerinden birinin kırık olduğunu tespit etmiş
ve sağlık durumu nedeniyle on gün süreyle çalışamayacağı sonucuna varmıştır. Doktor,
4