C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
SAMSA - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 3372/05)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
1 Temmuz 2008  
Đꢀbu karar Sözleme’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek olup  
ekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 3372/05 numaralı bavurunun nedeni T.C. vatandaı  
Nurettin Samsa’nın (bavuran) 6 Aralık 2004 tarihinde Temel Đnsan Hakları ve Özgürlüklerini  
güvence altına alan Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca  
yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Gaziantep barosu avukatlarından  
N. M. Demir tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
DAVANIN KOULLARI  
Bavuran 1976 doğumlu olup Gaziantep’te ikamet etmektedir.  
Bavuran 7 Ekim 1998 tarihinde evrakta sahtecilik üphesi ile polis tarafından ifadesi  
alınmıtır. Bavuran vermiolduğu ifadelerinde hakkında yapılan suçlamaları reddetmitir.  
Gaziantep Asliye Ceza Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı 13 Ekim 1998 tarihli bir iddianame  
ile eski TCK’nın 345. maddesine dayalı olarak evrakta sahtecilik suçundan bavuran hakkında  
ceza davası açmıtır.  
Bu ithamlar dikkate alınarak, polis akademisi girisınavını kazanmasına rağmen polislik  
mesleğinden men edilmitir.  
Asliye Ceza Mahkemesi 15 Ekim 1998 ve 24 Ekim 2003 tarihleri arasında on iki duruma  
gerçekletirmi, durumalar sırasında bavuranın ya da avukatının huzurunda tarafları,  
tanıkları ve Đstanbul Adli Tıp Kurumu uzmanlarını dinlemitir.  
Asliye Ceza Mahkemesi 24 Ekim 2003 tarihinde dosyada yer alan unsurlar ıığında ve  
bavurana yapılan suçlamaları dikkate alarak bu eylemlerin eski TCK’nın 345. maddesinin  
değil 342. maddesinin alanına girdiğine itibar ederek Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesi lehine  
yetkisizlik kararı vermitir.  
Ağır Ceza Mahkemesi 14 Kasım 2003 ve 21 Haziran 2004 tarihleri arasında üç duruma  
gerçekletirmi, tarafları ve tanıkları dinlemitir. Mahkemeye çağrıldığı halde bavuran 24  
Mart 2004 tarihli durumaya katılmamıtır ve mahkeme durumanın 21 Haziran 2004 tarihine  
ertelenmesine karar vermitir.  
Ağır Ceza mahkemesi 21 Haziran 2004 tarihinde delil yetersizliğinden bavuranı beraat  
ettirmitir. Temyize gidilmediğinden, karar nihai hale gelmitir.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran yargılamanın uzunluğunun AĐHS’nin 6/1 maddesinde öngörülen «makul süre»  
ilkesinin ihlaline yol açtığını ileri sürmektedir.  
2
Hükümet bu iddiaya karı çıkmakta, bilhassa bavuranın tutumunun ve davanın karmaık  
yapısının davanın sonuçlanmasını geciktirdiğinin altını çizmektedir.  
A. Kabuledilebilirlik hakkında  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bavurunun dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder.  
B. Esasa dair  
Hükümet dikkate alınması gereken dönemin bavuranın iddia ettiğinin aksine hakkında  
yapılan suçlamalardan haberdar olduğu 7 Ekim 1998 tarihinde değil, Asliye Ceza  
Mahkemesi’nin davayı görmeye baladığı 13 Ekim 1998 tarihinde baladığını ifade  
etmektedir. Taraflar bu dönemin Ağır Ceza Mahkemesi’nin vermiolduğu beraat kararı ile  
tamamlandığında hemfikirdir.  
AĐHM ceza sürecinin uzunluğunun incelenmesinde dikkate alınacak dönemin bir kimsenin  
özerk ve kelimenin tam anlamıyla kesin olarak «itham edildiği» gün baladığını ve son yargı  
aamasında suçunun sabit bulunması veya serbest bırakılması ile sona erdiğini  
hatırlatmaktadır (Bkz. diğerleri arasında, Corigliano-Đtalya kararı, 10 Aralık 1982 ve  
Imbrioscia-Đsviçre kararı, 24 Kasım 1993).  
Sonuç itibarıyla, incelenmesi gereken dönem bavuranın polis tarafından dinlendiği 7 Ekim  
1998 tarihinde balamakta ve ilk derece mahkemesinde hakkında yapılan suçlamalardan  
beraat ettiği 21 Haziran 2004 tarihinde sona ermektedir. Temyize gidilmediğinden sözü edilen  
karar bu son tarihte nihai hale gelmitir. Bahse konu süreç tek dereceli yargıda yaklaık beꢀ  
yıl sekiz aydır.  
Esasa gelince, AĐHM yargılama süresinin uygunluğunun davanın artları ıığında ve özellikle  
de davanın karmaıklığı ile bavuran ve ilgili mercilerin tutumu gibi, içtihadında yerlemiꢀ  
ölçütlere bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır (Bkz. diğer birçokları arasında,  
Pelissier ve Sassi-Fransa kararı, no: 25444/94).  
AĐHM sözkonusu davanın pek çok bilirkii incelemesini gerektirdiği cihetle, bir ölçüde  
karmaık bir yapısının olduğunu tespit eder.  
Tarafların tutumuna gelince, AĐHM Asliye Ceza Mahkemesi önündeki yargılamayı geciktirici  
bavurana yüklenebilecek herhangi bir ihmalin olmadığını kaydetmektedir. Bavuran bizzat  
kendisi veya temsilcisi aracılığıyla mahkeme tarafından yapılan durumaların tamamında  
hazır bulunmutur. Buna karın, bavuran Ağır Ceza Mahkemesi önünde halka açık yapılan  
üç durumadan 24 Mart 2004 tarihli olanında mahkemeye çağrıldığı halde gelmemitir.  
Mahkeme bunun üzerine durumayı bavuranın huzurunda kararını verdiği 21 Haziran 2004  
tarihine ertelemitir. Bu ise mezkur yargılamayı yaklaık üç ay geciktirmitir.  
AĐHM bununla birlikte Asliye Ceza Mahkemesi’nin beinci yılın sonunda sözü edilen davada  
Ağır Ceza Mahkemesi lehine yetkisizlik kararı verdiğini tespit etmektedir. Fakat yine de  
dosyada bu denli uzun bir süreyi haklı gösterecek herhangi bir unsur yer almamaktadır.  
3
AĐHM bu bavurudakine benzer ikayetleri daha önce de incelediğini ve AĐHS’nin 6/1  
maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatır (Bkz. sözü edilen Pelissier ve Sassi  
kararı).  
AĐHM mahkemeye sunulan tüm delil unsurlarının incelediğini, Hükümetin Mahkemenin bu  
davada farklı bir sonuca ulamasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığına  
itibar etmektedir. Mahkemenin bu yöndeki yerleik içtihadı ıığında AĐHM, sözkonusu yargı  
sürecinin aırı olduğu ve «makul süre» koulunu karılamadığı sonucuna varmaktadır.  
Bu nedenle AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 13. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran Türkiye’de yargılamanın uzunluğuna karı çıkacak bavuru yolunun mevcut  
olmadığından ikayetçidir ve AĐHS’nin 13. maddesine atıfta bulunmaktadır.  
Hükümet kabuledilebilirlik ve davanın esasına ilikin 3 Aralık 2007 tarihli görülerinde  
argümanlarını sunmamıtır.  
Bavuran 18 Ocak 2008 tarihli cevaben sunduğu görülerinde iddiasını yinelemitir.  
Hükümet daha sonra 26 ubat 2008 tarihli cevaben vermiolduğu görülerinde yargılamanın  
uzunluğuna karı iç hukukta bavuru yollarının mevcut olduğunu savunmu, bu itibarla  
Anayasa’nın 141. maddesini ve olayların meydana geldiği dönemde yürürlükte bulunan ve  
mahkemelere dava dosyalarının bir an evvel incelenmesini art koan Yargı Muhakeme Usulü  
Kanunu’nun 77. maddesine atıfta bulunmaktadır. Fakat bavuran bu bavuru yolunu  
kullanmamıtır. Bu nedenle bavuran iç hukuk yollarını tüketmisayılmamaktadır ve  
AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiği yönündeki ikayeti dayanaktan yoksundur.  
AĐHM bu ikayetin yukarıda ele alınan ikayet ile ilintili olduğu için kabuledilebilir nitelikte  
olduğunu tespit eder.  
AĐHM 13. maddenin davaların makul bir süre zarfında sonuçlandırılmasını öngören 6/1  
maddesinin ihlaline karı iç hukuktaki mahkemeler nezdinde etkili bir bavuru hakkını  
güvence altına aldığını hatırlatır (Bkz. Kudla-Polonya no: 30210/96). AĐHM daha önce de  
Hükümetin buna benzer itirazlarını ve argümanlarını reddettiğini, mevcut davada bu sonucu  
farklı kılacak herhangi bir gerekçenin yer almadığını hatırlatır (Bkz. diğer birçokları arasında,  
Tendik vd.-Türkiye, no: 23188/02, 22 Aralık 2005 ve Ebru ve Tayfun Çolak-Türkiye kararı  
no: 60176/00, 30 Mayıs 2006).  
AĐHM sonuç olarak, bavuranın AĐHS’nin 6/1 maddesi uyarınca davasının makul bir süre  
zarfında görülmesi hakkına karı iç hukukta bir bavuru yolunun bulunmamasının AĐHS’nin  
13. maddesinin ihlaline yol açtığına itibar etmektedir.  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASINA ĐLĐꢀKĐN  
AĐHS’nin 41. maddesine göre “Mahkeme ibu Sözleme ve Protokollerinin ihlal edildiğine  
karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi  
edebiliyorsa, AĐHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil  
tatminine hükmeder.”  
4
A. Tazminat  
Bavuran polislik mesleği boyunca kazanmıolduğu meblağ ila bu mesleği sürdürebilmiꢀ  
olsaydı uğrayacağı maddi zarara karılık 631.000 YTL maddi ve 50.000 Euro manevi  
tazminat talep etmektedir.  
Hükümet bu miktarlara karı çıkmaktadır.  
AĐHM tespit edilen ihlal ile öne sürülen maddi tazminat arasında bir illiyet bağı kuramamakta  
ve bu talebi reddetmektedir. Buna karılık, AĐHM bavuranın yargılamanın uzunluğu ve buna  
karı etkili bir bavuru yolunun bulunmayıının ihlal tespiti ile giderilemeyeceğini  
belirtmektedir (Bkz. özellikle sözü edilen Kudla kararı ve Acunbay-Türkiye kararı no:  
61442/00 ve 61445/00, 31 Mayıs 2005). AĐHM hakkaniyete uygun olarak bavurana 5.000  
Euro ödenmesini kararlatırmıtır.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuran AĐHM önünde yapmıolduğu yargı giderleri için 2.465 Euro talep etmekte, bu  
talebini destekleyici herhangi bir kanıtlayıcı belge sunmamaktadır.  
Hükümet bu miktara karı çıkmaktadır.  
AĐHM’nin yerleik içtihadına göre bir bavuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul  
miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. AĐHM sunulan belgeler ve sözü edilen kıstaslar  
ıığında bavuranın bu talebini reddetmektedir.  
C. Gecikme Faizi  
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç  
puanlık bir artıın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
3. AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğine;  
4 a) AĐHS’nin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru  
üzerinden YTL.’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından bavurana manevi  
tazminat için 5000 (bebin) Euro ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda faiz uygulanmasına;  
4. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddine;  
5
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 1 Temmuz 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
6