Hükümet bu iddiaya karꢀı çıkmakta, bilhassa baꢀvuranın tutumunun ve davanın karmaꢀık
yapısının davanın sonuçlanmasını geciktirdiğinin altını çizmektedir.
A. Kabuledilebilirlik hakkında
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder.
B. Esasa dair
Hükümet dikkate alınması gereken dönemin baꢀvuranın iddia ettiğinin aksine hakkında
yapılan suçlamalardan haberdar olduğu 7 Ekim 1998 tarihinde değil, Asliye Ceza
Mahkemesi’nin davayı görmeye baꢀladığı 13 Ekim 1998 tarihinde baꢀladığını ifade
etmektedir. Taraflar bu dönemin Ağır Ceza Mahkemesi’nin vermiꢀ olduğu beraat kararı ile
tamamlandığında hemfikirdir.
AĐHM ceza sürecinin uzunluğunun incelenmesinde dikkate alınacak dönemin bir kimsenin
özerk ve kelimenin tam anlamıyla kesin olarak «itham edildiği» gün baꢀladığını ve son yargı
aꢀamasında suçunun sabit bulunması veya serbest bırakılması ile sona erdiğini
hatırlatmaktadır (Bkz. diğerleri arasında, Corigliano-Đtalya kararı, 10 Aralık 1982 ve
Imbrioscia-Đsviçre kararı, 24 Kasım 1993).
Sonuç itibarıyla, incelenmesi gereken dönem baꢀvuranın polis tarafından dinlendiği 7 Ekim
1998 tarihinde baꢀlamakta ve ilk derece mahkemesinde hakkında yapılan suçlamalardan
beraat ettiği 21 Haziran 2004 tarihinde sona ermektedir. Temyize gidilmediğinden sözü edilen
karar bu son tarihte nihai hale gelmiꢀtir. Bahse konu süreç tek dereceli yargıda yaklaꢀık beꢀ
yıl sekiz aydır.
Esasa gelince, AĐHM yargılama süresinin uygunluğunun davanın ꢀartları ıꢀığında ve özellikle
de davanın karmaꢀıklığı ile baꢀvuran ve ilgili mercilerin tutumu gibi, içtihadında yerleꢀmiꢀ
ölçütlere bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır (Bkz. diğer birçokları arasında,
Pelissier ve Sassi-Fransa kararı, no: 25444/94).
AĐHM sözkonusu davanın pek çok bilirkiꢀi incelemesini gerektirdiği cihetle, bir ölçüde
karmaꢀık bir yapısının olduğunu tespit eder.
Tarafların tutumuna gelince, AĐHM Asliye Ceza Mahkemesi önündeki yargılamayı geciktirici
baꢀvurana yüklenebilecek herhangi bir ihmalin olmadığını kaydetmektedir. Baꢀvuran bizzat
kendisi veya temsilcisi aracılığıyla mahkeme tarafından yapılan duruꢀmaların tamamında
hazır bulunmuꢀtur. Buna karꢀın, baꢀvuran Ağır Ceza Mahkemesi önünde halka açık yapılan
üç duruꢀmadan 24 Mart 2004 tarihli olanında mahkemeye çağrıldığı halde gelmemiꢀtir.
Mahkeme bunun üzerine duruꢀmayı baꢀvuranın huzurunda kararını verdiği 21 Haziran 2004
tarihine ertelemiꢀtir. Bu ise mezkur yargılamayı yaklaꢀık üç ay geciktirmiꢀtir.
AĐHM bununla birlikte Asliye Ceza Mahkemesi’nin beꢀinci yılın sonunda sözü edilen davada
Ağır Ceza Mahkemesi lehine yetkisizlik kararı verdiğini tespit etmektedir. Fakat yine de
dosyada bu denli uzun bir süreyi haklı gösterecek herhangi bir unsur yer almamaktadır.
3