C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
SAPAN - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 44102/04)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
8 Haziran 2010  
Đꢀbu karar Sözleme’nin 44 / 2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek olup  
ekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (44102/04) numaralı bavurunun nedeni T.C. vatandaı  
Özcan Sapan’ın (bavuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM) 14 Ekim 2004  
tarihinde Temel Đnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa Đnsan Hakları  
Sözlemesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Đstanbul Barosu avukatlarından  
E. Kanar tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
Bavuran 1960 doğumlu olup Đstanbul’da ikamet etmektedir.  
Bavuran 2001 yılında (Tarkan1-Yıldız Olgusu) adı ile yayımlanan kitabın yayınevi sahibidir.  
Bu kitap 19 Haziran 1998 tarihinde Aysun Yüksel tarafından hazırlanan doktora tezinden  
derlenerek hazırlanmıtır. 155 sayfadan oluan kitap sanatçının basında çıkan 31 resmi ile 3  
dergi kapağını içermektedir. Kitabın birinci bölümü yıldız olgusunun analizine ve Türkiye’de  
ortaya çıkıına, ikinci bölümü ise sanatçıya ayrılmıtır.  
Ünlü arkıcı kiiliğini ve imajını zedelediği gerekçesiyle 17 Eylül 2001 tarihinde Đstanbul  
Asliye Hukuk Mahkemesi’ne giderek sözkonusu kitabın toplatılmasını ve dağıtımının  
durdurulmasını talep etmitir. arkıcı kitabın kendi adını taıdığını ve resimlerini içerdiğini  
belirterek kiilik haklarına saldırıldığını öne sürdüğü kitaptan bazı alıntılara yer vermitir.  
Mahkeme 24 Eylül 2001 tarihinde arkıcının bu isteğini yerinde bulmuve bavurandan  
kaynaklanan zararın giderilmesi karılığında bir milyar TL’nin (yaklaık 720 Euro)  
ödenmesini kararlatırmıtır.  
Mahkeme bavurunun içeriğine ve yapılan alıntılara dayalı olarak gerekçe göstermeksizin  
arkıcının bu talebini kabul etmive sonuç itibarıyla Hukuk Usulü Muhakemeleri  
Kanunu’nun 101. ve takip eden maddeleri ve Borçlar Kanunu’nun 24., 25. ve 49. maddeleri  
uyarınca kitabın toplatılmasını kararlatırmıtır.  
26 Eylül 2001 tarihinde yayınevinin on iki baskısına el konulmutur.  
3 Ekim 2001 tarihinde arkıcı kiilik haklarına saldırıldığı gerekçesiyle aynı mahkemede  
bavuran ve yayınevi hakkında maddi ve manevi tazminat davası açmıtır.  
Bavuran 22 Ekim 2001 tarihinde gerekçesinin bulunmadığını ve haksız yere el konulduğunu  
öne sürerek kitabın toplatılması kararına itiraz etmitir. Bavuran kitabın bilimsel ve  
sosyolojik analizleri içeren bir doktora tezinden yola çıkılarak hazırlandığını ve eserin bir  
bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini kaydetmitir. AĐHS’nin 10. maddesine atıfta  
bulunan bavuran ifade özgürlüğünün demokratik bir toplumdaki önemini vurgulamıtır.  
1 Türkiye’de ünlü bir pop arkıcısı.  
2
13 Aralık 2001 tarihinde bavuranın bu talebi Mahkeme tarafından reddedilmitir.  
Asliye Hukuk Mahkemesi 12 Mart 2002 tarihli durumada, doktora tezinin de bulunduğu  
tarafların delil unsurlarını dosyaya eklemive bilirkii incelemesi istemitir. Mahkeme  
toplatılma kararının kaldırılmasına ilikin daha sonra karar verileceğini ifade etmitir.  
30 Mayıs 2002 tarihli durumada bavuran toplatılma kararının kaldırılması talebini  
yinelemi, AĐHM’nin AĐHS’nin 10. maddesi hakkındaki içtihadı göz önünde  
bulundurulduğunda alınan bu tedbirin ağırlığına dikkat çekmitir. Hakim bilirkii  
incelemesinin sonucunun beklenmesine karar vermitir.  
29 Ağustos 2002 tarihinde bir edebiyat profesörü bilirkii raporunu hazırlamıtır. Raporda  
içerik olarak kitapla tez arasında çok az bir farkın bulunduğu belirtilmi, sunum açısından  
bakıldığında birinden diğerine değiiklik gösterdiği, tezde «yıldız olgusu» vurgulandığı,  
kitapta ise Tarkan isminin ön kapakta yer aldığı ifade edilmitir. Bilirkii tez çalımalarına  
konu edilen ikinci sanatçının kitapta geçmediğini, bununla üstü kapalı bir biçimde Tarkan’ın  
ima edildiğini hatırlatmıtır.  
Bilirkii ayrıca biyografik unsurlar olmasına karın sözkonusu kitabın bir biyografi  
olmadığını ifade etmitir. Bilirkiiye göre arkıcının müzikal anlamda sahneye çıkmasından  
ve Türkiye’de star olarak anılmasından önce kitabın yazarı star olgusunu irdeleyip analiz  
etmitir. Yazar sanatçının ataerkil bir toplumda feminen özellikleri ile birlikte yakaladığı  
baarıyı açıklarken bilimsel araçlara bavurmaktadır. Bilirkii ayrıca kitabın bütünü içinde  
değerlendirilirse arkıcı ile ilgili «mübalağaya» kaçan kimi ifadelerin onun kiiliğini hedef  
almağına itibar etmitir.  
Yazar arkıcının kiiliğini analiz ederken çıkınoktası olarak beden dilini, giysi ve  
aksesuarlarını dikkate almı, buna ünlü sanatçının fotoğrafları, video klipleri, arkılarının  
sözleri, röportajları ve bu konuda çıkan makaleler de etki etmitir. Bilirkii bu bağlamda, teze  
oranla daha fazla yer kaplayan fotoğrafların kitapta önemli bir yeri kapsadığını  
gözlemlemektedir.  
Özet olarak, kitabın yazarı arkıcıyı kabul görmüdeğerlerle çelien (erkek kimliği altında  
gizli bir kadını barındıran ve androjen yapıyı ifa eden) bir imaj sahibi olarak kadını ve erkeği  
farklı kutuplara yerletiren bir sisteme bakaldıran olarak nitelendirmektedir.  
19 Eylül 2002 tarihli durumada, asliye hukuk mahkemesi dosyaya bilirkii raporunu eklemiꢀ  
ve taraflara görülerini sunmaları için süre tanımıve bir gerekçe olmaksızın toplatılma  
kararının kaldırılmasını reddetmitir.  
Belirtilmeyen bir tarihte arkıcı bilirkii raporuna itiraz ederek bir hakimden oluan veya  
aralarında hakimlerin de bulunduğu yeni bir bilirkii heyetinin oluturulmasını talep etmitir.  
Asliye hukuk mahkemesi 19 Aralık 2002 tarihinde yeni bir bilirkii incelemesi yapılmasını ve  
bunun aralarında bir hakimin de yer alacağı üç kiilik bilirkii heyetine iletilmesini  
kararlatırmı, toplatılma kararının kaldırılıp kaldırılmayacağının bilirkii incelemesi  
sonucuna kadar beklenmesini istemitir.  
Belirtilmeyen bir tarihte, üç kiiden oluan bilirkii raporunu hazırlamıve bir tazminat  
ödenmesini gerektirecek ekilde arkıcının imajına ya da kiiliğine yönelik herhangi bir  
3
saldırının sözkonusu olmadığı sonucuna varmıtır. Bilirkii heyetine göre arkıcı ile ilgili  
bölümleri yeniden değerlendirmek açısından kitabın bütününü ele almak gerekmektedir.  
Heyet kitabın yazarının kendi kiisel yargılarını olduğu kadar toplumsal yargıları da içerdiğini  
kaydetmitir. Yazarın tanınmısosyologlardan biri olduğunu vurgulayan bilirkii kitabın bir  
inceleme eseri olduğuna itibar etmektedir. Kitapta kullanılan fotoğrafların arkıcının vermiꢀ  
olduğu klie pozlardan olutuğunun ve kullanılan bu fotoğrafların arkıcının özel hayatına  
girmediğinin altı çizilmektedir. Bilirkii heyeti ayrıca bu klie laflardan ve arkıcının giyim  
tarzından yola çıkılarak yapılan yorumların nihayetinde çeitli sosyologların yapmıoldukları  
değerlendirmelere dayandığını dile getirmitir.  
Asliye hukuk mahkemesi 6 Mayıs 2003 tarihli durumada dosyaya yeni bilirkii incelemesini  
eklemive taraflara görülerini hazırlamaları için süre tanımıtır. Bavuran toplatılma  
kararının kaldırılmasını yinelemi, mahkeme esasa ilikin yapılacak mütalaada toplatılma  
kararının değerlendirileceği yanıtını vermitir.  
Bavuran 25 Eylül 2003 tarihinde bilirkii raporları sonuçlarına dayanarak toplatılma  
kararının kaldırılmasını talep etmitir. Hakim bu talebi reddetmi, tarafların sosyal ve  
ekonomik durumuna ilikin yapılacak değerlendirmenin sonucu bekleninceye dek durumayı  
ertelemitir.  
13 Mayıs 2004 tarihinde arkıcı tarafından yapılan maddi ve manevi tazminat talebi  
reddedilmive toplatılma kararının kaldırılmasına hükmedilmitir. Kararda bilirkii  
incelemeleri ve eserin tamamı ıığında kitaptaki bazı bölümlerin sosyolojik incelemelere  
dayanğı, kısmi olarak görsel ve iitsel unsurlara yer verildiği dikkate alınarak bu durumun  
arkıcının kiisel haklarına yönelik bir saldırıyı oluturmağı sonucuna varılmıtır.  
Yargıtay 22 Kasım 2005 tarihinde ilk derece mahkemesinin bu kararını bozmutur.  
Dava dosyasında yer alan unsurlardan mevcut kararın alındığı tarihte davanın iç hukuktaki  
mahkemeler önünde halen derdest olduğu anlaılmaktadır.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 10. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran kitabın toplatılması nedeniyle ifade özgürlüğüne yönelik bir ihlalin olutuğunu ileri  
sürmekte ve AĐHS’nin 9. ve 10. maddelerine atıfta bulunmaktadır.  
AĐHM bu ikayeti yalnızca 10. madde bağı altında inceleyecektir.  
A. Kabuledilebilirliğe dair  
Hükümet yargılamanın iç hukuktaki mahkemeler önünde halen sürüyor olması doğrultusunda  
iç hukuk yollarının tüketilmediğini belirterek (AĐHS’nin 35/1 ve 4 maddesi) AĐHM’den  
bavuruyu kabuledilemez ilan etmeye davet etmektedir.  
Bavuran bavurusunun maddi ve manevi tazminat talebine değil yalnızca toplatılma kararına  
ilikin olduğunu belirtmektedir.  
4
AĐHM bavuranın da vurguladığı üzere mevcut bavurunun toplatılma kararına dayalı  
olduğunu gözlemlemektedir. Bavuranın ikayetçi olduğu bu durum 13 Mayıs 2004 tarihinde  
Asliye hukuk mahkemesi tarafından toplatılma kararının kaldırılması ile sona ermitir. Bu  
durumda mevcut bavuru erken yapılmıbir bavuru olarak nitelendirilemez. AĐHM bu  
nedenle Hükümetin itirazını reddetmektedir.  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bavurunun dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir niteliktedir.  
B. Esas hakkında  
Bavuran ihtilaf konusu kitabın bir doktora tezine dayanan bilimsel ve sosyolojik bir eser  
olduğunu ve bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunmaktadır. Bavuran kitabın  
toplatılma kararının gerekçelendirilmediğini ve bu kararın kaldırılma taleplerinin de herhangi  
bir gerekçesi bulunmadan reddedildiğini ifade etmektedir.  
Hükümet esasa ilikin alınan kararı müteakip geçici ihtiyati tedbirin kaldırıldığını, ayrıca  
sözkonusu kitabın hiçbir ekilde genel menfaat tartımalarına etki etmediğini savunmaktadır.  
Hükümet son olarak iç hukuktaki mahkemelerin toplatılma kararını vermeden evvel özel  
hayatın korunması ve ifade özgürlüğü arasında bir denge sağladıklarını savunmaktadır.  
AĐHM öncelikle sözü edilen eserin toplatılmasının kamu yetkililerinin bavuranın ifade  
özgürğüne yönelik bir müdahalesi olduğunu not etmektedir. Hukuk Usulü Muhakemeleri  
Kanunu’nun 103. maddesine dayanılarak yapılan ve «bakalarının haklarını koruma» amacını  
taıyan sözkonusu müdahalenin «demokratik bir toplum için gereklilik» arz edip etmediğinin  
bilinmesi gerekir. AĐHM bu bağlamda bu konuda yerleik içtihadından ileri gelen genel  
prensiplere atıfta bulunmaktadır (Bkz. diğer birçokları arasında Goodwin-Birleik Krallık, 27  
Mart 1996, no: 58148/00 ve Leempoel & S.A. ED. Ciné Revue-Belçika no: 64772/01, 9  
Kasım 2006).  
AĐHM ihtilaf konusu kitabın 19 Haziran 1998 tarihinde kabul edilen doktora tezinden yola  
çıkılarak hazırlandığını not etmekte, bu vesile ile akademik çalıma özgürlüğünün önemini  
vurgulamaktadır (Bkz. Sorguç-Türkiye no: 17089/03, 23 Haziran 2009). Sözkonusu kitabın  
yazarı akademisyen olup yıldız olgusunu analiz etmive bu olgunun arkıcının müzikal  
anlamda Türkiye’de sahneye çıkmasından ve star olarak anılmasından önce ortaya çıkıına  
değinmitir. Bu bakımdan mezkur eser Tarkan örneğinden yola çıkarak ve bilimsel araçlara  
bavurmak suretiyle toplumdaki star olgusunu ilemektedir. Aynı ekilde kitap ünlülerin özel  
hayatlarındaki en mahrem ayrıntılarına yer vererek okuyucuda belirli düzeyde merak  
uyandıran, olağan, «sansasyon» yaratan ve «magazinin kalbi» sayılabilecek bir yazılı eser  
olarak nitelendirilemez.  
Kitapta yer verilen resim ve görsel malzemelerle ilgili olarak AĐHM, bunların arkıcının daha  
önce yayınlanan klie görüntüleri olduğunu hatırlatır. Böylelikle, mevcut dava sözkonusu  
fotoğrafların hilekâr bir yolla ve/veya gizlice yayımlandığı diğer davalardan (ünlülerin özel  
fotoğraflarının konu edilmesine ilikin Bkz. Von Hannover-Almanya no: 59320/00) veyahut  
özel hayatın en mahrem yerlerini gözler önüne seren yayınlardan farklılık göstermektedir  
(Bkz. Campmany ve Lopez Galiacho Perona-Đspanya kararı no: 54224/00).  
5
AĐHM, asliye hukuk mahkemesi hakiminin kitabın toplatılması kararını arkıcının kiisel  
haklarına yönelik bir saldırı olarak değerlendirmesi sonucu aldığını gözlemlemektedir. Hakim  
bunu yaparken, mahkemeye yapılan bavurudan hareketle kitaptan bazı bölümlere yer vermiꢀ  
ve kararını Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun ve Medeni Kanun’un ilgili hükümlerine  
dayandırmı, üstelik davacının argümanlarına karılık herhangi bir gerekçe sunmamıtır.  
AĐHM, bu bavuruda esasen ulusal hakimin ifade özgürlüğüne karı «gerekli» olarak addettiği  
kısıtlama kararının ikna edici olup olmadığının incelenmesi gerektiğini kaydetmektedir (Bkz.  
Güzel Erdagöz-Türkiye no: 37483/02, 21 Ekim 2008). Öte yandan, ilgili hakimin vermiꢀ  
olduğu kararından hareketle iletiim özgürlüğü hakkı ile bakalarının ün ve öhretinin  
korunması haklarının gözetilerek davanın bu kriterler ıığında ayrıntılı bir biçimde ele alınıp  
alınmağının tespitinin oldukça güç olduğunu da kabul etmek gerekir (Bkz. a contrario, sözü  
edilen Campmany ve Lopez Galiacho Perona-Đspanya kararı).  
AĐHM, herhangi bir gerekçe olmaksızın her seferinde toplatılma kararının kaldırılması  
talebinin reddedildiğini not etmektedir. Ayrıca 19 Eylül 2002 tarihli duruma esnasında,  
bavuran lehine unsurları içeren ilk bilirkii incelemesinin dosyaya eklenmesinin ardından  
hakim hiçbir gerekçe göstermeden toplatılma kararının kaldırılmasını reddetmitir. Mahkeme  
daha sonra arkıcının isteği üzerine yeni bir bilirkii incelemesi yapılmasını kabul etmive  
bunun sonucunun bekleneceğini ifade etmitir. Üç kiiden oluan yeni bilirkii heyetinin  
hazırlağı raporda arkıcının imajına ve kiiliğine yönelik herhangi bir karalamanın  
sözkonusu olmadığı sonucuna varılmıtır. Bu yeni bilirkii raporunun 6 Mayıs 2003 tarihli  
durumada dava dosyasına eklenmesinin ardından Mahkeme bir kez daha gerekçe  
göstermeden toplatılma kararına karı yapılan itirazı reddetmive bu sorunun esasa  
birletirilmesini kararlatırmıtır. AĐHM hakimin bu vesile ile vereceği kararından alıkoyacak  
hiçbir istisnai durum görememektedir.  
Bavuran 25 Eylül 2003 tarihli durumada bilirkii raporlarına dayanarak bir kez daha hakim  
tarafından müteaddit kez reddedilen toplatılma kararına itiraz etmitir.  
Sonuç itibarıyla esasa ilikin verilen 13 Mayıs 2004 tarihli kararda mezkur toplatılma kararı  
kaldırıltır. Bu tarihte Mahkeme arkıcının maddi ve manevi tazminat talebini reddetmive  
toplatılmaya ilikin kısıtlamayı kaldırmıtır. Böylelikle, bavuran lehine iki bilirkii  
incelemesinin  
bulunmasına  
karın,  
sözkonusu  
tedbir  
herhangi  
bir  
surette  
gerekçelendirilmeyen karara dayalı olarak yaklaık iki yıl sekiz ay boyunca uygulamada  
kalmıtır. Mahkeme tarafından alınan kararların gerekçelerinin yer almayıında, ulusal  
hakimin iletiim özgürlüğü hakkı ile bakalarının ün ve öhretinin korunması haklarını  
gerektiği gibi gözettiği savı kabul görmemektedir.  
Yukarıda söz edilenler ıığında AĐHM, «ilgili» ve «yeterli» bir gerekçeye dayanmaması  
doğrultusunda mezkur müdahalenin «demokratik bir toplum için gereklilik» arz etmediği  
sonucuna varmaktadır.  
Bu nedenle AĐHS’nin 10. maddesi ihlal edilmitir.  
II. ÖNE SÜRÜLEN DĐĞER ĐDDĐALAR HAKKINDA  
AĐHS’nin 6/1 maddesine atıfta bulunan bavuran asliye hukuk mahkemesinin kitabın  
toplatılması kararını gerekçelendirmediğini ve karı tarafın öne sürmüolduğu argümanların  
6
tamamını dikkate aldığını ileri sürmektedir. Bavuran mahkemenin bu yolla ulusal yasanın  
ilgili bölümünün uygulanmasında hata yaptığını iddia etmekte, kendi lehine bilirkii raporları  
bulunmasına rağmen toplatılma kararının kaldırılması bavurusunun gerekçe gösterilmeden  
reddedildiğini dile getirmektedir. Bavuran bu konuda mahkemenin taraflı davrandığını öne  
sürmektedir. Bavuran ayrıca ihtilaf konusu davada yargı sürecinin uzunluğundan  
yakınmaktadır.  
Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesine atıfta bulunan bavuran, kitabın dağıtımının ve satıının  
durdurulmasının maddi kayba yol açtığını iddia etmektedir.  
AĐHM mevcut bavuruda ele alınması gereken temel hukuki sorunun sözkonusu kitabın  
toplatılmasının AĐHS’nin 10. maddesi anlamında bavuranın ifade özgürlüğüne yönelik bir  
ihlali oluturup oluturmağının incelenmesi esasına dayandığına itibar etmektedir. AĐHM bu  
maddenin ihlal edildiği sonucuna varması ıığında bu hükümlerin ihlal edilip edilmediğini  
ayrıca incelemeyi gerekli görmemektedir.  
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASINA ĐLĐꢁKĐN  
A. Tazminat  
Bavuran 20.482 TL (yaklaık 11.600 Euro) maddi tazminat talep etmektedir. Bu meblağın  
dağılımı u ekildedir: 1.650 TL kitabın hazırlanması için yapılan harcamalar, 8.815 TL basım  
ve yayın ücreti ve 10.016 TL kitabın satıının yapılamamasından kaynaklanan gelir kaybı.  
Bavuran bu bağlamda öncelikle 2.200 adet baskı yapıldığını ve bunun 1.727’sinin geri  
gönderildiğini belirtmektedir. Bavuran bu talebini desteklemek bakımından baskı ve yayın  
masraflarını ve kitabın geri alınması için yapılan masrafları gösterir faturaları sunmaktadır.  
Bavuran ayrıca 15.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.  
Hükümet bu meblağlara karı çıkmaktadır.  
AĐHM öncelikli olarak kitabın 2.200 adet basıldığını ve bunlardan 1.739 adedine ya el  
konulduğunu ya da satıtan geri çekildiğini not etmektedir. Dava dosyasının incelenmesinden  
kitabın geri kalanının satıının yapılıp yapılmadığını, yapıldıysa ne kadarının yapıldığını  
gösterir herhangi bir unsur yer almamaktadır. Sözkonusu müdahale yapılmasaydı kaç adet  
baskının satılacağını tam olarak belirlemeye olanak bulunmamaktadır. Bavuran tarafından  
öne sürülen maddi tazminat talebi üpheli bulunmaktadır, AĐHM bu nedenle bavuranın  
talebini reddetmektedir (Bkz. aynı anlamda, Editions Plon-Fransa kararı, no: 58148/00).  
Manevi zarar ile ilgili olarak AĐHM, dava olayları nedeniyle bavuranın belirli bir ölçüde  
zarara uğradığını kabul etmektedir. Bu nedenle AĐHM, hakkaniyete uygun olarak bavurana  
2.000 Euro manevi tazminat ödenmesini kararlatırmaktadır.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuran iç hukuktaki mahkemeler ve AĐHM önünde yapmıolduğu yargılama giderleri için  
17.206 TL (yaklaık 9.800 Euro) talep etmektedir. Bavuran kanıtlayıcı belge niteliğinde  
7
yargılama giderlerine ilikin makbuzu ve Đstanbul Barosu’nun avukatlık ücret tarifesini  
sunmaktadır.  
Hükümet bu meblağlara karı çıkmaktadır.  
AĐHM, mahkemeye sunulan belgelerin eksik olması ve bu konudaki yerleik içtihadı ıığında  
bavurana tüm yargılama giderleri için 1.000 Euro ödenmesini uygun görmektedir.  
C. Gecikme Faizi  
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç  
puanlık bir artıın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. AĐHS’nin 10. maddesi hakkındaki ikayetin kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. Yapılan diğer ikayetlerin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına;  
4. a) AĐHS’nin 44 / 2. maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru  
üzerinden TL.’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından bavurana:  
i. manevi zarar için 2.000 (iki bin) Euro ödenmesine;  
ii. yargılama masraf giderleri için 1.000 (bin) Euro ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda faiz uygulanmasına;  
5. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77 / 2. ve 3. maddelerine  
uygun olarak 8 Haziran 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
8