CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
Đnsan Hakları Mahkemesi Kararı  
SARITAÇ/Türkiye Davası  
29702/96 Strazburg  
7 ubat 2002  
USULĐ ĐꢀLEMLER  
1. Davanın nedeni, Türk vatandaı olan Ali Bülent Sarıtaç'ın ("bavuran"), 21 Kasım  
1995 tarihinde, Đnsan Haklarını ve Temel Hakları Korumaya Dair Sözleme'nin ("Sözleme")  
eski 25.maddesi uyarınca, Türkiye aleyhine Avrupa Đnsan Hakları Komisyonu'na ("Komisyon")  
yaptığı bavurudur (bavuru no. 29702/96).  
2. Bavuranı Muğla’da faaliyet gösteren avukat Semra Dural Esim temsil etmitir.  
Bu davaya yönelik olarak Türk Hükümeti bir Ajan tayin etmemitir.  
3. Bavuran, kendisine karı yürütülen ceza yargılamasının Sözlemenin 6 § 1 maddesi  
uyarınca “makul sürede” sonuçlanmadığını öne sürmektedir.  
4. Bavuru, 1 Kasım 1998 tarihinde, Sözleme'nin 11 No'lu Protokolü yürürlüğe  
girdiğinde, anılan Protokol'ün 5. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Mahkeme’ye gönderilmitir.  
5. Bavuru, Mahkeme'nin Birinci Kısmına verilmi(Đçtüzük, 52. madde, 1.fıkra) ve bu  
bölüm içinde davayı inceleyecek olan daire (Sözleme'nin 27 §1 Maddesi), Đçtüzüğün 26 § 1  
maddesine uygun olarak teekkül etmitir. Mahkeme'de Türkiye'yi temsil eden Sn. Yargıç  
Rıza Türmen davadan çekilmitir (Đçtüzük 28.madde). Bunun üzerine Hükümet Sn. Feyyaz  
Gölcüklü'yü Sn. Rıza Türmen'in yerine ad hoc yargıç olarak atamıtır (Sözleme'nin 27§2 ve  
Đçtüzüğün 29§1 maddeleri).  
6. Daire Bakanı bavurunun Davalı Devlet aleyhine yapılan diğer bavurularla birleꢀ  
irilmesine karar vermitir. (bavuru no: 28291/95, 29280/95, 26699/96, 29700/96, 29701/96,  
29702/96, 29703/96, 29911/96, 29912/96, 29913/96, 31831/96, 31834/96, 31853/96, 31880/96,  
31891/96, 31960/96, 32964/96, 32987/96, 32900/96, 33362/96, 33369/96, 33645/96, 34591/96,  
34687/96, 39428/96 ve 43362/96) (Đçtüzük 43 § 2).  
7. Mahkeme 31 Ağustos 1999 tarihli bir kararla, tarafların görülerini de  
alarak, bavuruyu kabuledilebilir bulmutur.  
8. Gerek bavuran gerekse de Hükümet esaslara ilikin olarak görübildirmilerdir  
(Đçtüzük 59 § 1).  
9. 1 Kasım 2001 tarihinde Mahkeme Kısımların oluumlarını değitirmitir (Đçtüzük  
25 § 1). Dava yeni oluan Üçüncü Kısma verilmitir (Đçtüzük 52 § 1).  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2002. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Çok Taraflı Siyasî Đꢀler  
Genel Müdürlüğü tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam  
olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri Bakanlığı  
Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari  
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
OLAYLAR  
I. DAVAYA ESAS TEKĐL EDEN OLAYLAR  
A. Bavuranın yakalanması ve tutuklanması  
10. 15 Haziran 1979 tarihinde bavuran yasadıı THKP-C örgütü üyeliği üphesiyle  
y a k a l a n m ı tır.  
11. 11 Temmuz 1979 tarihinde bavuranın tutukluluk halinin devamına karar  
verilmitir.  
B. Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi'ndeki Yargılama  
12. 15 Ocak 1980 tarihinde, Askeri Savcı, bavuran ve diğer 127 davalı hakkındaki  
iddianamesini Sıkıyönetim Mahkemesi'ne sunmutur. Savcı, bavuranı, amacı Türk anayasal  
düzenini yıkarak yerine Marksist-Leninist bir rejim kurmak olan yasadıı silahlı örgüt THKP-  
C'ye üye olmakla suçlatır. Bavuran, bombalama, silahlı soygun ve ahıslara ateaçma  
gibi eylemlere karımakla da suçlanmıtır.  
13. Savcılık, Türk Ceza Kanunu'nun 146 § 1 hükmü uyarınca ölüm cezası talep  
etmitir.  
14. Zonguldak, Torba ve Đzmir Ağır Ceza Mahkemeleri 30 Temmuz ve 17 Ekim 1980,  
24 Mart 1981 ve 23 ubat 1982 tarihli kararlarıyla, bavuran aleyhindeki ceza yargılaması  
bakımından iddia konusu suçların sıkıyönetim mahkemelerinin görev alanına girdiği  
gerekçesiyle görevsizlik karar vermitir. Davalar, Đstanbul Sıyıyönetim Mahkemesi önünde  
görülen davalarla birletirilmitir.  
15. Đstanbul Sıkıyönetim Mahkemesi 8 Kasım 1984 tarihli kararıyla bavuranı THKP-  
C üyesi olmaktan ve iddia konusu eylemlere katılmaktan suçlu bulmutur. Bavuran, TCK'nun  
146§1 maddesi uyarınca ölüm cezasına çarptırılmıtır.  
C. Temyiz Đꢁlemleri  
16. Bavuranın cezası 15 yıllık hapis cezasından fazla olduğu için Askeri Yargıtay'da  
re'sen temyiz olunmutur.  
17. 12 Nisan 1988 tarihinde Askeri Yargıtay, delillerin bavuranın iddia edilen suçlara  
karığını kanıtlamaya yeterli olmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin kararını bozmuꢀ  
tur. Askeri Yargtay dosyayı Đstanbul Sıkıyönetim Mahkemesi'ne geri göndermitir.  
18. 17 Ağustos 1990 tarihinde, Đstanbul Sıkıyönetim Mahkemesi, bavuranı TCK 146  
§ 3 maddesi uyarınca suçlu bulmuve 12 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırmı, kendisini sürekli  
olarak bir kamu hizmetinde bulunmaktan men ederek adli vesayet altına koymutur. Bunun  
üzerine bavuran temyize gitmitir.  
19. Sıkıyönetim mahkemelerini ilga eden 27 Aralık 1993 tarihli Kanunun yürürlüğe  
girmesinin ardından, davaya bakma yetkisi Yargıtay'a geçmive 4 Ocak 1994 tarihinde dosya  
Yargıtay'a gönderilmitir.  
20. 18 Nisan 1995 tarihinde Yargıtay bavuranın mahkumiyetini onamıtır.  
II. ĐLGĐLĐ ĐÇ HUKUK  
21. Türk Ceza Kanunu'nun 146 §§ 1 hükmü aağıdaki gibidir:  
2
"1. Türkiye Cumhuriyeti Tekilatı Esasiye Kanununun tamamını veya bir kısmını  
tağyir ve tebdil veya ilgaya ve bu kanun ile teekkül etmiolan Büyük Millet Meclisini iskata  
veya vazifesini yapmaktan men'e cebren teebbüs edenler, idam cezasına mahküm olur.  
HUKUK  
I. SÖZLEMENĐN 6 § 1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
22. Bavuran, aleyhinde yürütülen cezai kovuturmasının süresinin uzunluğundan  
yakıntır. Bu bağlamda Sözleme'nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğini idda etmektedir.  
Anılan madde aağıdaki gibidir:  
"Herkes, ... cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar  
verecek olan, ...bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde...görülmesini  
istemek hakkına sahiptir."  
23. Hükümet bavuranın iddialarını reddetmitir. Bavurana yöneltilen  
suçlamalar bakımından davanın karmaık olduğunu ve THKP/C eylemlerine karıtıkları  
üphesiyle suçlanan 128 davalının söz konusu olduğu bir durumanın hazırlanmasının  
güçlüğünü ifade etmitir. Bu etmenlerin ilemlerin uzamasında etkili olduğunu ve yargı  
makamlarının ihmal ve gecikmesinden söz edilemeyeceğini iddia etmilerdir.  
A. Dikkate alınacak dönem  
24. Mahkeme, yargılamanın, bavuranın yakalandığı 15 Haziran 1979 tarihinde  
balayıp 18 Nisan 1995 tarihinde Yargıtay'ın kararıyla sona erdiğini gözlemlemektedir.  
Dolayısıyla, bavuranın yargılanması onbey yıl on ay sürmütür.  
25. Bununla birlikte Mahkeme, Türkiye'nin bireysel bavuru hakkını tanıdığına ilikin  
bildirimde bulunduğu 28 Ocak 1987 tarihinden beri geçen yaklaık sekiz yıl üç aylık dönemi  
inceleyebilmektedir. Yine de Mahkeme, üstte anılan bildirimin yapıldığı sırada yargılamanın  
ne durumda olduğunu dikkate almak zorundadır. Söz konusu tarihte, yargılama yedi yıl yedi  
aydır sürmekteydi.  
B. Yargılama süresinin makuliyeti  
26. Mahkeme, Sıkıyönetim Mahkemesinin yaklaık bey yıl altı ayda karara vardığını  
gözlemlemektedir. Askeri Yargıtay ilk itirazı üç yıldan fazla sürede karara bağlamıtır.  
Mahkeme, Askeri Yargıtay'ın ikinci itirazı, dava kendisine ulatıktan yaklaık iki yıl sonra, 17  
Ağustos 1990 tarihinde karara bağladığına dikkat çekmektedir. Ayrıca, Yargıtay davayı üç yıl  
beayda karara bağlamıtır. Mahkeme, gerek ilk derece mahkemesinde gerek temyiz  
sürecinde önemli gecikmeler olduğu kanısındadır. Bu gecikmeler davanın karmaıklığı ile  
açıklanamayacağı için bavurana karı yürütülen cezai kovuturmanın uzamasının  
sorumluluğu ulusal makamlara atfedilmelidir.  
27. Mahkeme, kendisindeki delillere ve konu hakkındaki içtihadına dayanarak, ceza  
yargılamasının uzun sürmesinin "makul süre" yükümlülüğünün yerine getirilmemesine yol  
açtığı sonucuna varmıtır.  
28. Dolayısıyla, Sözlemenin 6 § 1 maddesi ihlal edilmitir.  
II. SÖZLEMENĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
29. Sözlemenin 41. maddesi aağıdaki gibidir:  
3
"Mahkeme ibu Sözleme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili  
Yüksek Sözlemeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme,  
gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder."  
A. Zarar  
30. Bavuran, maddi ve manevi tazminat olarak 2.000.000 Fransız Frangı talep  
etmitir. Bu bağlamda bavuran, yargılamanın çok uzun sürmesinden kaynaklanan birçok  
sıkıntıya maruz kaldığına değinmitir.  
31. Hükümet, bavuranın iddialarıyla ilgili herhangi bir yorum yapmamıtır.  
32. Bavuranın yargılamasının toplam süresinin uzunluğunu dikkate alan Mahkeme,  
kendisinin belli bir sıkıntıya düğünü düünmektedir. Hakkaniyet ilkesi temelinde kendisine  
15.250 Euro ödenmesine karar vermitir.  
B. Masraflar  
33. Bavuran, yasal harcamalar için herhangi bir talepte bulunmamı, takdiri  
Mahkemeye bırakmıtır.  
Hükümet, bu balık altında da herhangi bir görübelirtmemitir.  
Mahkeme, bavuranın Sözleme ilemleri sürecinde bazı harcamalarda bulunduğunu  
göz önüne alarak, yaptığı masraflar için bavurana 1.200 Euro ödenmesinin makul olduğuna  
karar vermitir.  
C. Temürrüt Faizi  
34. Mahkeme önündeki mevcut bilgilere göre, ibu kararın benimsendiği tarihte  
Fransa'daki yasal faiz oranı yıllık % 4,26'dır.  
BU NEDENLERDEN DOLAYI MAHKEME OYBĐRLĐĞĐYLE,  
35. Đçtüzük 43§1 maddesi uyarınca bavuruyu, birletirilen diğer bavurulardan  
ayırmaya;  
1. ceza yargılamasının uzunluğu nedeniyle Sözlemenin 6§1 maddesinin ihlal edildiğine;  
2. (a) Sözleme’nin 44 § 2 maddesi uyarınca kararın kesinletiği tarihten itibaren 3 ay  
içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL’sına çevrilerek davalı Devlet tarafından  
bavurana,  
(i) Manevi tazminat tutarı olarak 15.250 (onbebinikiyüzelli) Euronun;  
(ii) Masraflar için 1.200 (binikiyüz) Euronun  
miktarlara yansıtılabilecek her türlü vergiyle birlikte, ödenmesine,  
(b) üç aylık süre sonunda yapılan ödemeler için, ödeme tarihine kadar yıllık % 4,26  
faiz uygulanmasına  
3. Oybirliğiyle bavuranın adil tatmine ilikin diğer taleplerinin reddine  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢀbu karar Đngilizce olarak verilmive 7 ubat 2002 tarihinde, Đçtüzüğün  
77.maddesinin 2.ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
Vincent Berger  
Sekreter  
Georg Ress  
Bakan  
4