AİHM, sözkonusu mahkumiyet kararının AİHS ’nin 10 § 1. maddesi ile güvence altına alman
başvuranın ifade özgürlüğüne bir müdahaleyi oluşturduğuna dair taraflar arasında bir ihtilafa
yer verilmediğini not etmektedir. Sözü edilen müdahalenin AİHS’nin 10 § 2. maddesi
gereğince toprak bütünlüğünün korunması gibi meşru bir amaç taşıdığına itiraz
edilmemektedir (Bkz. Yağmurdereli-Türkiye karan, no: 29590/96, § 40, 4 Haziran 2002).
AİHM bunu dikkate almaktadır. Bununla birlikte, bu müdahalenin demokratik bir toplum için
gereklilik oluşturup oluşturmadığının bilinmesi gerekir.
AİHM, buna benzer şikayetlerin daha önce de dile getirildiği ve bunların AİHS’nin 10.
maddesinin ihlali ile sonuçlandığı tespitinde bulunmaktadır (Bkz. özellikle Ceylan-Türkiye
n o : 2 3 5 5 6 / 9 4 , § 3 8 , A İ H M 1 9 9 9 - I V , Ö z t ü r k - T ü r k i y e n o : 2 2 4 7 9 / 9 3 , § 7 4 , A İ H M 1 9 9 9 - V I ,
İbrahim Aksoy-Türkiye no: 28635/95, 30171/96 ve 34535/97, § 80, 10 Ekim 2000, Karkm-
Türkiye § 39 ve Kızılyaprak-Türkiye no: 27528/95, § 43, 2 Ekim 2003 kararlan).
AİHM, mevcut davayı mahkemenin yerleşik içtihatları doğrultusunda incelemiş Hükümetin
davanın seyrini farklı şekilde sonuçlandıracak hiçbir tespiti ve delili sunmadığına itibar
etmiştir. Mahkeme yayımlanan makalede yer alan ifadeleri ve kullanılan terimleri dikkatli bir
biçimde değerlendirecektir, bu noktada özellikle terörle mücadelede karşılaşılan güçlükleri
göz önünde bulundurmaktadır (Bkz. sözü edilen İbrahim Aksoy kararı, § 60 ve Incal-Türkiye
kararı, 9 Haziran 1998,1998-1, s. 1568, § 58).
Bahse konu yazı ülkede insan haklarının durumunun genel olarak değerlendirilmesi ve
özellikle Savunmacı Devlet tarafından Kürt kökenli vatandaşların çoğunlukla bulunduğu
bölgelerde sürdürülen politikanın eleştirisi üzerinedir.
AİHM, Yargıtay’ın sözkonusu yazıda yer alan ifadeleri halkı kine ve düşmanlığa tahrik eden
unsurlar olarak değerlendirdiğini hatırlatmaktadır.
AİHM, iç hukukta alınan kararlarda yer alan gerekçelerin bizzat başvuranın ifade özgürlüğüne
bir müdahaleyi teyit eder nitelikte olduğunu incelemiştir (Bkz. mutatis mutandıs, Sürek-
Türkiye (no: 4) kararı, no: 24762/94, § 58, 8 Temmuz 1999). AİHM, kullanılan ifadelerle sert
bir tonda özellikle Devletin en olumsuz yönlerini ortaya koyan bir tablonun çizildiğini fakat
ne silahlı direnişi ne başkaldırıyı ne de kin dolu bir söylemin sözkonusu olduğunu
gözlemlemektedir. AİHM nezdinde dikkate alınması gereken asıl husus budur (Bkz. a
contrario, Sürek-Türkiye kararı (no:î) no: 26682/95, § 62, AİHM 1999-IV, ve Gerger-Türkiye
karan, no: 24919/94, § 50, 8 Temmuz 1999).
Sonuç olarak, başvuramn mahkumiyeti «demokratik bir toplum için gereklilik»
oluşturmamaktadır ve AİHS’nin 10. maddesi ihlal edilmiştir.
III. AİHS’NİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASI
A. Tazminat
Başvuran 20.000 Euro’ya varan maddi zarara uğradığını iddia etmekte, ayrıca 20.000 Euro
manevi tazminat talep etmektedir.
Hükümet, bu miktarlara karşı çıkmıştır.
4