ღꢀ  
^
^
_ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _  
C O N S E IL D E ^  
L ' E U R O P E  
^
A V R U P A  
KONSEYÎ  
^
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
DİCLE - TÜRKİYE DA VASİ (no:2)  
(Başvuru no: 46733/99)  
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ  
?
STRAZBURG  
1 1 N isa n 2 0 0 6  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
İşbu karar AİHSnin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup,  
şekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (46733/99) başvuru no’lu davanın nedeni bu ülke  
vatandaşı Mehmet Hatip Dicle’nin (başvuran) Avıııpa İnsan Hakları Mahkemesine 18 Şubat  
1 9 9 4 t a r i h i n d e A v r u p a İ n s a n H a k l a r ı S ö z l e ş m e s i n i n T e m e l İ n s a n H a k l a r ı m g ü v e n c e a l t ı n a  
alan 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuran Avrupa İnsan Hakları  
Mahkemesi (AİHM) önünde Ankara Barosu avukatlarından L. Kaplan tarafından temsil  
edilmektedir.  
OLAYLAR  
1 9 5 5 d o ğ u m lu b a ş v u r a n , s iy a s e tç i v e e s k i b ir m ille tv e k ilid ir ,  
Türkiye Büyük Millet Meclisi 2 Maıt 1994 tarihinde aralarında başvuranın da yer aldığı bazı  
DEP (Demokrasi Partisi) milletvekillerinin milletvekilliği dokunulmazlığım kaldırmıştır.  
(
16 Haziran 1994 tarihinde Anayasa Mahkemesi, DEPin Devletin toprak bütünlüğüne ve  
ulusal birliğe saldırıda bulunduğu gerekçesiyle feshedilmesine karar vermiştir.  
9 A ra lık 1 9 9 5 te İn s a n H a k la rı E v re n s e l B ild irg e s in in k a b u l e d iliş in in y ıld ö n ü m ü d o la y ıs ıy la  
başvuran «Türkiye’de İnsan Haklarinın Panoraması» adlı bir konferansa davet edilmiştir.  
Başvuran o dönemde mahkum olduğundan hapiste hazırladığı bir yazıyı göndermiştir.  
İnsan Hakları Demeği Ankara Şubesi Temmuz 1996 tarihinde bu konferansa ilişkin söyleşi ve  
yazıları «Türkiye’de İnsan Haklarinın Panoraması» başlıklı bir kitapta yayımlamıştır.  
Bunun üzerine Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Savcısı, sözkonusu  
kitapta yer alan bazı yazıların yazarları hakkında soruşturma açılmasını istemiştir.  
DGM Cumhuriyet Savcısı 21 Ekim 1996 tarihli bir iddianame ile 3713 sayılı Terörle  
Mücadele Kanununun 8 § 1. maddesi uyarınca Devletin toprak bütünlüğüne ve Türk  
ulusunun bölünmez üniter yapısına karşı yayın yoluyla bölücülük propagandası yapmak  
suçundan başvuranın mahkumiyetini talep etmiştir.  
(
Aralarında askeri bir hakimin de yer aldığı üç hakimden oluşan DGM heyeti, 8 Ekim 1997  
tarihli bir kararla sözkonusu yazıdan bazı bölümlere atıfta bulunarak, 3713 sayılı Terörle  
Mücadele Kanununun 8 § 1. maddesi uyarınca bölücülük propagandası yapma suçundan  
suçlu bulmuş ve başvuranı bir yıl hapis ve 100.000.000 TL. (61 Euro) para cezasına  
çarptıımıştır.  
Başvuran Yargıtay’da temyiz başvurusunda bulunmuş ve Yargıtay 21 Mayıs 1998 tarihli bir  
kararla başvuranın işlediği suçun TCKmn 312 § 2. maddesi kapsamına girmesinden dolayı  
İlk derece mahkemesinin kararım bozmuştur.  
Bu karar DGM tarafından yeniden incelenmiş ve 5 Ağustos 1998 tarihli bir kararla başvuran  
bu defa TCKnın 312 § 2. maddesine dayalı olarak bir yıl hapis ve 420.000 TL. para cezasına  
çarptırılmıştır.  
Yargıtay 19 Kasım 1998 tarihinde DGM’nin kararını onamıştır.  
2
2 8 A ğ u s t o s 1 9 9 9 t a r i h i n d e y ü r ü r l ü ğ e g i r e n 4 4 5 4 s a y ı l ı K a n u n ’ a d a y a l ı o l a r a k , D G M b a ş k a n ı  
10 Eylül 1999 tarihli bir kararla başvuran hakkında verilen cezanın ertelenmesini  
kararlaştırmıştır.  
DGM, 30 Mayıs 2003 tarihinde başvuranın üç yıl boyunca hiçbir suça karışmadığı tespitiyle  
mahkumiyetinin sona ermesine karar vermiştir. Böylelikle başvuranın adli sicil kaydı  
silinmiştir.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. KABULEDİLEBİLİRLİĞE İLİŞKİN  
A. Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ve yargılamanın adilliği  
^
AİHM, Devlet Güvenlik Mahkemesinin 4454 sayılı Kanunun hükümleri uyarınca başvuran  
hakkında verilen cezanın infazının ertelenmesine karar verdiğini ve ilgili hakkmdaki cezanın  
yok sayıldığım not etmektedir.  
AİHM, mahkumiyet kararımn uygulanmamasının ilgili cezaların kaldırılmasına dair iç  
hukukta özel hukuki bir mekanizma uyarınca gerçekleştirildiğini, ayrıca bunun adli sicil  
kaydının silinmesine olanak tanıdığım gözlemlemektedir.  
AÎHMye göre bir mahkumiyet cezasının kaldırılması sonucu itibariyle özellikle başvuran  
tarafından aynı tip suça karışmayı engellemektedir (Bkz. diğerleri arasında Erdoğdu-Türkiye  
kararı, no: 25723/94, § 72, AİHM 2000-VI). Bununla birlikte, olayların koşulları dikkate  
alındığında, ilgili hakkmdaki mahkumiyet kararımn kaldırılması ve adli sicilin silinmesi  
sonucu Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığına ve tarafsızlığına ve yargılamanın  
adilliğine ilişkin şikayetlerinden kaynaklanan ilgili zararları tazmin etmektedir. Başvuran bu  
durumdan zarara uğramış görünmediğinden, AİHS’nin 34. maddesi uyarınca Devlet Güvenlik  
Mahkemesinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı hakkmdaki şikayetlerinin incelenmesinde bir yarar  
bulunmamaktadır (Bkz. Aslı Güneş-Türkiye kararı, no: 53916/00, 13 Mayıs 2004, Koç ve  
Tambaş-Tiirkiye kararı, no: 46947/99,24 Şubat 2005).  
v
Bu şikayetlerin AİHS’nin 35 §§ 3. ve 4. maddeleri uyarınca reddedilmesi gerekmektedir.  
B. AİHS’nin 9. ve 10. maddesi hakkmdaki şikayetler  
AİHM, başvuranın 9. ve 10. maddeler hakkında yapmış olduğu şikayetlerin AİHSnin 35 § 3.  
maddesi uyarınca dayanaktan yoksun olmadığı tespitinde bulunmaktadır. Bu şikayetlerin  
kabuledilemezliğine dair hiçbir gerekçe yer almamaktadır. O halde bunların kabuledilmesi  
gerekir.  
II. ESAS HAKKINDA  
Başvuran, mahkumiyet kararının ifade ve düşünce özgürlüğünün ihlaline yol açtığından  
şikayetçi olmakta, bu yönde AİHSnin 9. ve 10. maddelerine atıfta bulunmaktadır. AİHM, bu  
şikayetlerin AİHSnin 10. maddesi çerçevesinde incelenmesine itibar etmektedir.  
3
AİHM, sözkonusu mahkumiyet kararının AİHS nin 10 § 1. maddesi ile güvence altına alman  
başvuranın ifade özgürlüğüne bir müdahaleyi oluşturduğuna dair taraflar arasında bir ihtilafa  
yer verilmediğini not etmektedir. Sözü edilen müdahalenin AİHSnin 10 § 2. maddesi  
gereğince toprak bütünlüğünün korunması gibi meşru bir amaç taşıdığına itiraz  
edilmemektedir (Bkz. Yağmurdereli-Türkiye karan, no: 29590/96, § 40, 4 Haziran 2002).  
AİHM bunu dikkate almaktadır. Bununla birlikte, bu müdahalenin demokratik bir toplum için  
gereklilik oluşturup oluşturmadığının bilinmesi gerekir.  
AİHM, buna benzer şikayetlerin daha önce de dile getirildiği ve bunların AİHSnin 10.  
maddesinin ihlali ile sonuçlandığı tespitinde bulunmaktadır (Bkz. özellikle Ceylan-Türkiye  
n o : 2 3 5 5 6 / 9 4 , § 3 8 , A İ H M 1 9 9 9 - I V , Ö z t ü r k - T ü r k i y e n o : 2 2 4 7 9 / 9 3 , § 7 4 , A İ H M 1 9 9 9 - V I ,  
İbrahim Aksoy-Türkiye no: 28635/95, 30171/96 ve 34535/97, § 80, 10 Ekim 2000, Karkm-  
Türkiye § 39 ve Kızılyaprak-Türkiye no: 27528/95, § 43, 2 Ekim 2003 kararlan).  
AİHM, mevcut davayı mahkemenin yerleşik içtihatları doğrultusunda incelemiş Hükümetin  
davanın seyrini farklı şekilde sonuçlandıracak hiçbir tespiti ve delili sunmadığına itibar  
etmiştir. Mahkeme yayımlanan makalede yer alan ifadeleri ve kullanılan terimleri dikkatli bir  
biçimde değerlendirecektir, bu noktada özellikle terörle mücadelede karşılaşılan güçlükleri  
göz önünde bulundurmaktadır (Bkz. sözü edilen İbrahim Aksoy kararı, § 60 ve Incal-Türkiye  
kararı, 9 Haziran 1998,1998-1, s. 1568, § 58).  
Bahse konu yazı ülkede insan haklarının durumunun genel olarak değerlendirilmesi ve  
özellikle Savunmacı Devlet tarafından Kürt kökenli vatandaşların çoğunlukla bulunduğu  
bölgelerde sürdürülen politikanın eleştirisi üzerinedir.  
AİHM, Yargıtay’ın sözkonusu yazıda yer alan ifadeleri halkı kine ve düşmanlığa tahrik eden  
unsurlar olarak değerlendirdiğini hatırlatmaktadır.  
AİHM, iç hukukta alınan kararlarda yer alan gerekçelerin bizzat başvuranın ifade özgürlüğüne  
bir müdahaleyi teyit eder nitelikte olduğunu incelemiştir (Bkz. mutatis mutandıs, Sürek-  
Türkiye (no: 4) kararı, no: 24762/94, § 58, 8 Temmuz 1999). AİHM, kullanılan ifadelerle sert  
bir tonda özellikle Devletin en olumsuz yönlerini ortaya koyan bir tablonun çizildiğini fakat  
ne silahlı direnişi ne başkaldırıyı ne de kin dolu bir söylemin sözkonusu olduğunu  
gözlemlemektedir. AİHM nezdinde dikkate alınması gereken asıl husus budur (Bkz. a  
contrario, Sürek-Türkiye kararı (no:î) no: 26682/95, § 62, AİHM 1999-IV, ve Gerger-Türkiye  
karan, no: 24919/94, § 50, 8 Temmuz 1999).  
Sonuç olarak, başvuramn mahkumiyeti «demokratik bir toplum için gereklilik»  
oluşturmamaktadır ve AİHS’nin 10. maddesi ihlal edilmiştir.  
III. AİHSNİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASI  
A. Tazminat  
Başvuran 20.000 Euroya varan maddi zarara uğradığını iddia etmekte, ayrıca 20.000 Euro  
manevi tazminat talep etmektedir.  
Hükümet, bu miktarlara karşı çıkmıştır.  
4
AÎHM, başvuranın maddi gelir kaybına uğradığını gösterir hiçbir delili sunmadığım  
hatırlatmaktadır. Bu nedenle bu talep reddedilmektedir.  
AÎHSnin 41. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun, manevi tazminat olarak başvurana 2.000  
Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.  
B. Masraf ve harcamalar  
Başvuran iç hukukta ve AÎHM nezdinde yapmış olduğu yargı giderleri için 5.500 Euro talep  
etmiş, bu yönde Ankara Barosunun ücret tarifesini sunmuştur.  
Hükümet bu miktara karşı çıkmıştır.  
Mahkemeye sunulan unsurlar ve bu yöndeki yerleşik içtihat doğrultusunda AİHM, tüm yargı  
giderleri için başvurana 1.500 Euro ödenmesine ve bu miktardan Avrupa Konseyi tarafından  
verilen adli yardım miktarı 701 Euronun düşülmesine karar vermiştir.  
C . G e c ik m e F a iz i  
AİHM, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3  
puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,  
1. Başvuranın ifade özgürlüğünün ihlal edildiği yönündeki şikayetlerinin kabuledilebilir  
bunun dışında kalanların kabuledilemez olduğuna;  
2. A İ H S ’n i n 10. m a d d e s i n i n ihlal edildiğine;  
3 . A İ H S ’ n i n 4 4 § 2 . m a d d e s i g e r e ğ i n c e k a r a r ı n k e s i n l e ş t i ğ i t a r i h t e n i t i b a r e n ü ç a y i ç i n d e ,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümetin  
başvurana:  
i .  
m a n e v i t a z m i n a t o l a r a k 2 . 0 0 0 ( i k i b i n ) E u r o ;  
ii.  
masraf ve harcamalar için 1.500 (bin beş yüz) Euro’dan Avrupa Konseyi  
tarafından verilen 701 (yedi yüz bir) Euronun çıkarılarak kalan kısmı ödemesine;  
belirtilen miktarların her türlü vergiden muaftutulmasına;  
iii.  
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez  
Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin  
uygulanmasına;  
4. A d i l t a z m i n e i l i ş k i n d i ğ e r t a l e p l e r i n reddine;  
KARAR VERMİŞTİR.  
5
îşbıı karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.  
maddelerine uygun olarak 11 Nisan 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.  
6