AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
ÜÇÜNCÜ DAİRE  
MEVLÜT KAYA - TÜRKİYE  
(Başvuru no. 1383/02)  
KARAR  
STRAZBURG  
1 2 N i s a n 2 0 0 7  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Bu karar AÎHS nin 44 § 2 maddesinde belirtilen şartlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak, şekle  
ilişkin değişiklikyapılabilir.  
USUL  
Dava, İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleşmesinin (“Sözleşme”) 34. maddesi  
uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, Mevltit Kaya (“başvuran”) isimli Türk vatandaşı  
tarafından, 5 Temmuz 2002 tarihinde Avrupa İnsan Haklan Mahkemesi5ne yapılan  
başvurudan (no. 1383/02) kaynaklanmaktadır.  
Başvuran, İzmir Barosu’na bağlı avukat M. Sürücü tarafından temsil edilmiştir.  
OLAYLAR  
I . D A V A O L A Y L A R I  
Başvuran 1951 doğumludur ve İzmir’de ikamet etmektedir.  
11  
Nisan 2000 tarihinde, İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi, bir suçun işlendiği sırada  
kullanıldığı gerekçesiyle başvuranın arabasına el koyulmasını emretmiştir. Başvuran arabasını  
teslim etmek istememiştir.  
Belirli olmayan bir tarihte, İzmir Cumhuriyet Savcısı, başvuranın ifadesini alınış ve 10  
Temmuz 2001 tarihinde, İzmir Sulh Hukuk Mahkemesine, başvuranı “resmi makamların  
emrine uymamak” ile suçlayan bir iddianame sunmuştur. Türk Ceza Kanunu’nun 526 § 1.  
maddesine uygun olarak başvuranın cezalandırılmasını talep etmiştir.  
17 Tem m uz 2001 tarihinde, İzm ir Sulh H ukuk M ahkem esi, açık bir duruşm a  
düzenlemeden, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 386. maddesi uyarınca davayı ceza  
kararnamesi ile sonuçlandırmıştır. Dava dosyasının içeriğine göre karar vermiş ve başvuranı  
üç ay h a p i s c e z a s ı n a v e 3 5 . 5 9 1 . 4 0 0 Tü r k Li ra sı (TL) p a r a c e z a s ı n a ç a r p t ı r m ı ş t ı r . M ah k em e,  
daha sonra, hapis cezasını para cezasına çevirmiş ve başvuranı toplam 249.139.3001 Türk  
Lirası para cezasına çarptırmıştır.  
13  
Ağustos 2001 tarihinde, başvuran, İzmir Ceza Mahkemesi önünde bu karara itiraz  
etmiştir. Ceza Mahkemesi’nden, temyizini incelemek üzere duruşma düzenlemesini talep  
etmiştir.  
24  
Ağustos 2001 tarihinde, İzmir Ceza Mahkemesi, hukuka ve usule uygun olduğunu  
kaydederek bir duruşma düzenlemeden Sulh Hukuk Mahkemesinin kararını onamıştır.  
Başvuran, söz konusu para cezasını 10 Aralık 2001 tarihinde ödemiştir.  
HUKUK  
I .  
A İ H S ’ N İ N 6 § § 1 ,2 v e 3 ( c ) M A D D E S İ N İ N İ H L A L E D İ L D İ Ğ İ İ D D İ A S I  
1Sözkonusu zamanda yaklaşık 200 Euroya karşılık gelmektedir.  
1
Başvuran, davasında açık bir duruşma düzenlenmediği için kendi kendini  
savunmasının veya bir avukat yardımından yararlanmasının mümkün olmadığı konusunda  
şikayetçi olmuştur. Ayrıca, bu davada masumiyet karinesi ilkesinin de ihlal edildiğini iddia  
etmiştir. AİHS’nin 6 §§ 1, 2 ve 3(c) maddesine atıfta bulunmuştur. Söz konusu maddenin  
ilgili kısmı şöyiedir:  
H erk es,. . . cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek ola n ,. . . bir  
mahkeme tarafından davasının . . . hakkaniyete uygun . . , olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir.  
2. Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır.  
3. Her sanık en azından aşağıdaki haklara sahiptir:  
c) Kendi kendini savunmak veya kendi seçeceği bir savunmacının yardımından yararlanmak ve  
eğer savunmacı tutm ak için mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin selameti gerektiriyorsa,  
mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından yararlanabilmek;  
Hükümet, yargı makamları tarafından izlenen prosedürün, Ceza Muhakemeleri Usulü  
Kanunu’nıın ilgili hükümleri ile uyumlu olduğunu ileri sürmüştür. Bu prosedür, ufak suçlara  
yönelik ve mahkemelerin iş yükünü azaltma amaçlı basitleştirilmiş bir prosedürdü. Hükümet,  
ek olarak, Sulh Hukuk Mahkemesinin bir duruşma düzenlemeyi gerekli bulmadığını zira  
başvuranın cumhuriyet savcısı tarafından alman ifadesinin ve dava dosyasında mevcut oian  
belgelerin dava hakkında karar vermek için yeterli olduğunu değerlendirdiğini kaydetmiştir.  
A , K a b u l e d i l e b i l i r l i k  
AİHM, başvurunun, AİHS’nin 35 § 3 maddesi anlamı dahilinde dayanaktan yoksun  
olmadığım kaydetmiştir. Ayrıca, başvurunun başka açılardan da kabuledilmez olmadığını  
belirtmiştir. Bu nedenle, başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmelidir.  
B , E s a s l a r  
1. Genel ilkeler  
AİHM, AİHSnin 6 § 1 maddesinde yer alan davaların açık olarak görülmesi  
gerekliliğinin temel bir ilke olduğunu yinelemiştir. Bu açıklık niteliği, davacıları, kamu  
incelemesine tabi tutulmadan adaletin işlemesine karşı korumaktadır ve aynı zamanda  
insanların mahkemelere olan güvenini muhafaza etmenin yollarından birisidir. Açıklık,  
adaletin işlemesini şeffaf kılarak, 6 § 1. maddenin davanın hakkaniyete uygun olarak  
görülmesi şeklindeki amacına ulaşmasına katkı sağlamaktadır (bkz., diğer kararların yanı sıra,  
Stefanelli - Scın-Marino, no. 35396/97).  
AİHM, bütün olarak okunduğunda, 6. maddenin sanığın bir ceza davasına etkili olarak  
katılma hakkını garanti altına aldığını ammsamıştır. Genel anlamda, bu sadece hazır bulunma  
hakkını değil aynı zamanda gerekli olduğu takdirde avukat yardımından yararlanma ve  
işlemleri etkili bir şekilde takip etme haklarını da kapsamaktadır. Bu haklar davanın iki taraflı  
yürütülmesi kavramının içinde yer almakta ve aynı zamanda 6 § 3 maddesinin c, d ve e  
fıkralarında yer alan teminatlardan da anlaşılmaktadır (bkz., diğer kararların yanı sıra,  
Stanford - İngiltere, 23 Şubat 1994 tarihli karar).  
Ayrıca, 6 § 1 madde, bir ilk derece mahkemesinin kararını temyize göndermeyi garanti  
etmemektedir. Ancak, iç hukukun temyiz hakkı sağladığı bir durumda, temyiz işlemleri dava  
2
sürecinin uzantısı olarak değerlendirilecektir ve dolayısıyla 6. maddeye tabi tutulacaktır  
(Delcourt ~ Belçika, 17 Ocak 1970 tarihli karar).  
2. Söz konusu ilkelerin bu davaya uygulanması  
AİHM, söz konusu davada, konuların üst üste binmesi ve 6 § 2 madde ve 6 § 3  
maddenin fıkralarının ilk paragrafta yer alan genel hakkaniyete uygunluk teminatının belirli  
yönlerini teşkil etmesi nedeniyle başvuranın 6 § 1 madde uyarınca olan şikayetlerine toplu  
olarak bakmanın uygun olacağım değerlendirmiştir.  
j
AİHM, başlangıçta, Anayasa Mahkemesi’nin 30 Haziran 2004 tarihinde verilen bir  
kararda, bireyleri açık olarak görülen bir duruşmadan yoksun bırakmanın davanın hakkaniyete  
uygun olarak görülmesi hakkına aykırı olduğu gerekçesiyle, oybirliğiyle, eski Ceza  
Kanunu’ııun 390 § 3. maddesinin anayasaya aykırı olduğu sonucuna vardığını ve  
hükümsüzlük kararı verdiğini kaydetmiştir. Ayrıca, 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren  
yeni Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ile birlikte davaları ceza  
kararnamesi ile sonuçlandırma uygulamasına son verilmiştir.  
Ancak, AİHM, olayların yer aldığı sırada hüküm süren ilgili iç hukuka uygun olarak  
başvuranın yargılanması sürecinde davanın açık olarak görülmediğini kaydetmiştir. Hem  
davayı ceza kararnamesi ile sonuçlandıran ve başvuranı para cezasına çarptıran İzmir Sulh  
Hukuk Mahkemesi hem de başvuranın itirazını inceleyen İzmir Ceza Mahkemesi, dava  
dosyasında mevcut olan belgelere istinaden kara vermişlerdir. Başvuranın ifadesi sadece İzmir  
Cumhuriyet Savcısı tarafından alınmıştır. Başvurana, davası hakkında karar veren  
mahkemeler önünde kendi kendini savunmak veya bir avukat yardımından yararlanmak  
imkanları tanınmamıştır. AİHM, bu nedenle, başvuranın, cezai işlemleri etkili bir şekilde  
takip edemediğini değerlendirmiştir.  
Yukarıda belirtilenler karşısında, AİHM, yargı makamları tarafından izlenen  
prosedürün başvuramn savunma haklarından düzgün bir şekilde yararlanmasını engellediği ve  
böylece cezai işlemlerin hakkaniyete uygun olmadığı sonucuna varmıştır.  
AİHM, AİHS’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiği kararını vermiştir.  
II. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI  
AİHS’nin 41. maddesi şöyledir:  
Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek  
Sözleşmeci T arafın İç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,  
zarar gören tarafın hakkaniyete uygun bir surette tatminine hükmeder.”  
A . T a z m i n a t  
Başvuran 10.000 Euro (Euro) manevi tazminat talep etmiştir.  
Hükümet, başvuranın talebinin aşırı ve kabul edilmez olduğunu ileri sürmüştür.  
3
(
AİHM, 6 § 1 maddesinin ihlal edilmesi ile başvuranın para cezasını Ödeme  
yükümlülüğü arasındaki sebep sonuç ilişkisine dikkat etmiştir (bkz., üzerinde gerekli  
değişiklikler yapıldıktan soma, Nikula - Finlandiya, no. 31611/96). AİHM, bu nedenle,  
başvuranın 249.139.800 TL karşılığı maddi zarar gördüğünü değerlendirmiştir. AİHM,  
ödeme gününde geçerli ortalama döviz kurlarına dayanarak başvurana 200 Euro maddi  
tazminat ödenmesine karar vermiştir.  
Ayrıca, başvuranın uğradığı herhangi bir manevi zarara karşı, ihlal tespitinin yeterli  
tazmin oluşturduğunu değerlendirmiştir.  
i
B , M a h k e m e M a s r a f l a r ı  
Başvuran, ayrıca, yerel mahkemelerde ve AİHM’de yapılan mahkeme masraflarına  
karşılık 2.000 Euro talep etmiştir.  
Hükümet, başvuranın bu talebi doğrulayamadığını iddia etmiştir.  
AİHM, eşitlik temeline dayalı karar vererek ve içtihadını göz önünde bulundurarak  
başvurana bu başlık altında 500 Euro tazminat ödenmesine karar vermiştir.  
C . G e c ik m e fa iz i  
AÎHM, gecikme faizi olarak, Avmpa Merkez Bankasinın kısa vadeli kredilere  
uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar  
verir.  
BU SEBEPLERLE, AİHM OYBİRLİĞİ İLE  
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. A İ H S ’nin 6 § 1. m a d d e s i n i n i h la l ed il di ğ in e;  
3 . B a ş v u r a n ta r a f ın d a n m a r u z k a lm a n h e r h a n g i b ir m a n e v i z a r a r a k a r ş ı ih la l te s p itin in y e te r li  
adil tazmin oluşturduğuna;  
4 . ( a ) S o r u m l u D e v l e t ’ i n , b a ş v u r a n a , a ş a ğ ı d a k i m i k t a r l a r ı , A İ H S ’ n i n 4 4 § 2 . m a d d e s i  
uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren iiç ay içinde, ödeme günündeki kur  
üzerinden Yeni Türk Lirasina dönüştürmek üzere ödemesine:  
(i) 200 Euro (iki y ü z Euro) maddi tazm inat;  
(ii) 500 Euro (beş yüz Euro) mahkeme masrafları;  
(iii) tabi olabilecek her türlü vergi;  
(b) y u k a n d a b e lirtile n üç aylık sürenin aşılmasından ödem e gününe kadar geçen süre için  
yukarıdaki miktarlara Avrupa Merkez Bankasinın o dönem için geçerli faizinin üç puan  
fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;  
4
5. Başvuranın adil tazmin talebinin kalanının reddine  
K A R A R V E R M İŞT İR .  
İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğü’niin 77 §§ 2 ve 3. maddesi  
uyarınca 12 Nisan 2007 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.  
Santiago QUESADA  
Zabıt Katibi  
Bostjan M. ZUPANCIC  
Başkan  
5