Başvuran, davasında açık bir duruşma düzenlenmediği için kendi kendini
savunmasının veya bir avukat yardımından yararlanmasının mümkün olmadığı konusunda
şikayetçi olmuştur. Ayrıca, bu davada masumiyet karinesi ilkesinin de ihlal edildiğini iddia
etmiştir. AİHS’nin 6 §§ 1, 2 ve 3(c) maddesine atıfta bulunmuştur. Söz konusu maddenin
ilgili kısmı şöyiedir:
H erk es,. . . cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek ola n ,. . . bir
mahkeme tarafından davasının . . . hakkaniyete uygun . . , olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir.
2. Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır.
3. Her sanık en azından aşağıdaki haklara sahiptir:
c) Kendi kendini savunmak veya kendi seçeceği bir savunmacının yardımından yararlanmak ve
eğer savunmacı tutm ak için mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin selameti gerektiriyorsa,
mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından yararlanabilmek;
Hükümet, yargı makamları tarafından izlenen prosedürün, Ceza Muhakemeleri Usulü
Kanunu’nıın ilgili hükümleri ile uyumlu olduğunu ileri sürmüştür. Bu prosedür, ufak suçlara
yönelik ve mahkemelerin iş yükünü azaltma amaçlı basitleştirilmiş bir prosedürdü. Hükümet,
ek olarak, Sulh Hukuk Mahkemesi’nin bir duruşma düzenlemeyi gerekli bulmadığını zira
başvuranın cumhuriyet savcısı tarafından alman ifadesinin ve dava dosyasında mevcut oian
belgelerin dava hakkında karar vermek için yeterli olduğunu değerlendirdiğini kaydetmiştir.
A , K a b u l e d i l e b i l i r l i k
AİHM, başvurunun, AİHS’nin 35 § 3 maddesi anlamı dahilinde dayanaktan yoksun
olmadığım kaydetmiştir. Ayrıca, başvurunun başka açılardan da kabuledilmez olmadığını
belirtmiştir. Bu nedenle, başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmelidir.
B , E s a s l a r
1. Genel ilkeler
AİHM, AİHS’nin 6 § 1 maddesinde yer alan davaların açık olarak görülmesi
gerekliliğinin temel bir ilke olduğunu yinelemiştir. Bu açıklık niteliği, davacıları, kamu
incelemesine tabi tutulmadan adaletin işlemesine karşı korumaktadır ve aynı zamanda
insanların mahkemelere olan güvenini muhafaza etmenin yollarından birisidir. Açıklık,
adaletin işlemesini şeffaf kılarak, 6 § 1. maddenin davanın hakkaniyete uygun olarak
görülmesi şeklindeki amacına ulaşmasına katkı sağlamaktadır (bkz., diğer kararların yanı sıra,
Stefanelli - Scın-Marino, no. 35396/97).
AİHM, bütün olarak okunduğunda, 6. maddenin sanığın bir ceza davasına etkili olarak
katılma hakkını garanti altına aldığını ammsamıştır. Genel anlamda, bu sadece hazır bulunma
hakkını değil aynı zamanda gerekli olduğu takdirde avukat yardımından yararlanma ve
işlemleri etkili bir şekilde takip etme haklarını da kapsamaktadır. Bu haklar davanın iki taraflı
yürütülmesi kavramının içinde yer almakta ve aynı zamanda 6 § 3 maddesinin c, d ve e
fıkralarında yer alan teminatlardan da anlaşılmaktadır (bkz., diğer kararların yanı sıra,
Stanford - İngiltere, 23 Şubat 1994 tarihli karar).
Ayrıca, 6 § 1 madde, bir ilk derece mahkemesinin kararını temyize göndermeyi garanti
etmemektedir. Ancak, iç hukukun temyiz hakkı sağladığı bir durumda, temyiz işlemleri dava
2