CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYİ  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
Mehmet Kaya ve diğerleri --TÜRKİYE DÂVASI  
(Başvuru no:54335/00)  
N İH A İ KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ '  
İŞLEMLER  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (no:54335/00) başvuru noTu davanın nedeni  
Türkiye Cumhuriyeti uyruklu Mehmet Kaya, Fuat Ay, Ekrem Şahin, Sabri Yıldız ve Fevzi  
Yıldız (“Başvuranlar”), 1 Ekim 1999 tarihinde însan Haklan ve Temel Özgürlükleri  
Sözleşmesinin ”AÎHS” (“Sözleşme”) 34. maddesi gereğince Avrupa İnsan Hakları  
Mahkemesine “AİHM” yaptığı başvurudur.  
Başvuranlar avukat yardımından yararlanarak İzmirde avukat olan Sn. M. İşeıi  
tarafından temsil edilmişlerdir.  
AÎHM, 10 Nisan 2003 tarihinde başvuruyu kısmen kabul edilemez bulmuş ve geri  
kalanının Hükümete tebliğ edilmesi kararı almıştır. AÎHM, AÎHSnin 29§3 maddesini öne  
sürerek davanın kabul edilebilirliğiyle beraber esasımn da görülmesi kararı vermiştir.  
OLAYLAR  
î. DAVA KOŞULLARI  
Sırasıyla 1954, 1974, 1962, 1975 ve 1967 doğumlu başvuranlar, 17 e 18 Kasım 1993  
tarihlerinde mensubu oldukları yasa dışı örgüt olan PKKya yardım ve yataklık yaptıkları  
şüphesiyle tutuklanarak göz altına alınmıştır.  
Başvuranlar, 30 Kasım 1993 tarihinde haklarında tutuklanma kararı alan İzmir Devlet  
Güvenlik Mahkemesi “DGM” hakimi önüne çıkarılmıştır.  
DGM Cumhuriyet Başsavcısı 30 Aralık 1993 tarihinde birinci başvurana söz konusu  
Ö r g ü t ü n y ö n e t i c i s i o l m a k l a , i k i n c i v e ü ç ü n c ü b a ş v u r a n a m e n s u b u o l m a k l a •v e d i ğ e r l e r i n i  
yardım ve yataklık etmekle suçlayarak Türk Ceza kanunun “TCK” 168 ve 169. maddeleri ve  
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunun 5. maddesine dayanarak DGMMe ceza davası  
açmıştır.  
DGM 18 Aralık 1995 tarihli kararla birinci ve ikinci başvuranı TCK’nun 168§2  
maddesine ve 3713 sayılı kanunun 5. maddesine dayanarak yasadışı örgüte mensup olmaktan  
on iki yıl altı ay ve diğerlerini TCKnun 169. maddesine ve 3713 sayılı kanunun 5. maddesine  
dayanarak bu örgüte yardım ve yataklık yapmaktan iiç yıl dokuz ay hapis cezasına  
çarptırmıştır.  
Yargıtay 19 Ocak 1998 tarihli kararla soruşturmanın yetersizliği ve savunma hakkının  
tanınmaması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur.  
____________________________________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2004. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür  
Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamama1ktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve  
yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür  
Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
başvuranın da aralarında bulunduğu otuz beş sanığı kapsamaktadır. Tanıkların ve müdahil  
tarafların mahkemeye gelmemesi ve iki kez Yargıtay’a temyize gidilmesi muhakeme  
usulünün uzamasına neden olmuştur. Son olarak başvuranlar altı duruşmaya katılmayı  
reddederek muhakeme usulünün yavaş ilerlemesine neden olmuşlardır.  
Hükümet bu koşulların muhakeme usulünün süresini açıkladığını ve adli makamların  
hiç bir ihmalinin bulunmadığım belirtmiştir.  
Başvuranlar hükümetin iddialarına itiraz etmiştir,  
AİHM, göz önünde bulundurulması gereken sürenin başvuranların tutuklandığı tarih  
olan 17 ve 18 Kasım 1993 tarihlerinde başladığı ve Yargıtay’ın aldığı karar tarihi olan 7  
Haziran 1999 tarihinde sona erdiği sonucuna varmıştır.  
AİHM, muhakeme usulü süresinin makul olup olmadığını değerlendirmek için  
özellikle davanın karmaşıklığı, başvuranın ve yetkili makamların tutumu gibi içtihatmm yer  
verdiği kriterleri göz önünde bulundurmanın gerekli olduğunu hatırlatmıştır (Bkz. Pelissier ve  
Sassi-Fransa, no: 25444/94, §67, 1999-11).  
AİHM, yetkili mahkemelerin yasadışı bir çok suçtan haklarında kovuşturma yapılan  
başvuranın da aralarında bulunduğu otuz beş sanığı kapsayan bir davaya bakması nedeniyle  
dava konusu ceza muhakemeleri usulünün karmaşık olduğunu saptamıştır. Bu koşul ve  
suçların niteliği olayların yeniden tasarlanması, kanıtların toplanması ve her müdahil tarafın  
üzerine düşen yükümlülüklerinin tespiti gibi uzun bir çalışmayı gerektirmektedir.  
AİHM, başvuranların tutumu hakkında, bu kişilerin muhakeme usulü süresinin  
uzamasına neden olduklarının ortaya çıkarılmadığını saptamıştır.  
AİHM, adli makamların tutumu hakkında, ilk temyize gidildiğinde Yargıtay önündeki  
yargılamanın iki yıl bir ay sürdüğünü saptamıştır. Bu da oldukça uzun bir süredir. Ancak,  
AİHM, muhakeme usulünün ivedi olmaması dışında, yerel makamların faaliyet göstermediği  
bir dönemin bulunmadığını saptamıştir. Sonuç olarak ilk derece mahkemesi ve ikinci temyizin  
ardmdan Yargıtay önündeki muhakeme usulünün süresi eleştirilemez.  
AİHM, muhakeme usulünün genel süresini göz önünde bulundurduğunda “makul  
sürenin” aşılmadığı dolayısıyla AİHS’nin 6§1 maddesinin ihlal edilmediği kanaatine  
varmıştır.  
II. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA  
Sözleşmenin 41. maddesi gereğince,  
A. Manevi Tazminat  
Başvuranlar, manevi tazminat adı altında birinci ve ikinci başvuranların her biri için 10  
000 euros (EUR) ve diğer üç başvuranların lıer biri için 5 000 euros (EUR) talep etmişlerdir.  
Hükümet bu iddialara itiraz etmiştir.  
AİHM, dava şartlarında, tespit edilen ihlalin hakkaniyetli bir tatmin oluşturduğuna  
dikkati çekmektedir (sözü edilen Çıraklar kararı, S. 3074, §49).  
AÎHM, bir başvuran hakkında verilen mahkumiyetin, 6§1 maddesine göre tarafsız ve  
bağımsız olmayan bir mahkeme tarafından verildiği sonucuna vardığında, prensip olarak en  
uygun tazminin, zamanında, tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından başvuranı yeniden  
yargılamanın olacağı kanaatine varmıştır (Bkz. sözü edilen Gençel kararı, § 27).  
B. M asraf ve Harcam alar  
Başvuranlar, hiçbir gerekçe göstermeksizin AİHM’deki işlemlere ilişkin masraf ve  
harcamalar için 3 000 EUR talep etmişlerdir.  
3
DGM 6 Ağustos 1998 tarihli kararla davanın ikinci defa görülmesinden soıua  
başvuranlar hakkında daha önce alman hapis kararlarını yinelemiştir.  
Yargıtay 7 Haziran 1999 tarihli kararla itiraz edilen kararı onamıştır.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. AİHS’NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İMHASI  
Başvuranlar, kendilerini mahkum eden DGMnin, bünyesinde bir askeri hakim  
bulundurması nedeniyle, kendilerine hakkaniyete uygun yargılamayı garanti eden “tarafsız ve  
bağımsız bir mahkeme” olamayacağım iddia etmişlerdir.  
Başvuranlar, DGM ve Yargıtay önündeki muhakeme usulünün hakkaniyetten yoksun  
olduğunu belirterek göz altı sırasında avukatları olmadan alınan ifadelerine dayanarak ceza  
aldıklarından ve Yargıtay tebliğnamesinin kendilerine ulaştırılmadığından şikayetçi  
olmuşlardır.  
Başvuranlar son olarak davalarının makul sürede görülmediğini dolayısıyla AİHS’nin  
6§1 v e 3 e) m a d d e s i n i n i h l a l e d i l d i ğ i n i ö n e s ü r m ü ş le r d i r ,  
1. Devlet Güvenlik M alskemesİHİm farafsızüığı ve bağımsızlığı kaldunda  
AİHM geçmişte, mevcut davada olduğu gibi oıtaya çıkan buna benzer sorunları  
irdelemiş ve AİHSnin 6§1 maddesinin ihlal edildiği kanaatine varmıştır (Bkz. Özel, sözü  
edilen, §§ 33-34, ve Özdemir, §§ 35-36).  
AİHM, mevcut davayı incelemiş ve Hükümetin, söz konusu durumda farklı bir sonuca  
*ulaştırabilecek ne bir olay ne de bir delil sunduğu kanaatine varmıştır. TCK’nun öngördüğü  
ve cezalandırdığı suçlar haklanda DGM’ye çıkarılan başvuranların, aralarında askeri hakimin  
de bulunduğu mahkeme heyeti önüne çıkmaktan çekinmesinin anlayışla karşılanacağını  
belirtmiştir. Bu nedenden dolayı, başvuranlar, DGMnin bu türden davalara ters düşen  
değerlendirmelerle haksız yere yönlendirilmesine izin vermesinden çekinmiştir. Böylece, bu  
mahkemenin tarafsızlığı ve bağımsızlığı hakkında başvuranlar tarafından duyulan şüpheler  
objektif olarak kanıtlanmıştır. (Iııcal-Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar, 1998- IV, S. 1573,  
§72 infine),  
AİHM, sonuç olarak başvuranları yargılayan DGMnin AÎHSııin 6§1 maddesi  
uyarınca tarafsız ve bağımsız bir mahkeme olmadığı kanaatine varmıştır.  
2 . G ö z a l t ı sırasında avukat foulumraaması ve tebliğnamenîn ulaşmamağı hakkında  
• AÎHM, benzer davalarda, tarafsız ve bağımsız olduğu ortaya konulan bir mahkemenin,  
her olasılıkta, kendi yargısına tabi kişilere hakkaniyetli bir yargı sağlayamayacağı hükmüne  
varıldığım hatırlatmıştır.  
Başvuranların, tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından dinlenme haklarının ihlali  
sonucu göz önünde bulundurulursa, Mahkeme, işbu şikayetleri incelemeye gerek olmadığı  
kanaatine varmıştır (Bkz. Çn'aklar-Türkiye,28 Ekim 1998 tarihli karar, 1998-VII S. 3074,  
§§44-45).  
3 . M u h a k e m e usulünün süresi hakkında  
Hükümet davanın karmaşıklığını ve başvuranların yerine getirmesi gereken  
yükümlülüklerin niteliğini öne sürmüştür. Dava konusu ceza muhakemeleri usulü, yasadışı  
örgüte mensup olmak ve yardım ve yataklık yapmaktan haklarında kovuşturma yapılan  
2
V * • >'•  
Hükümet bu iddialara itiraz etmiştir.  
, j AÎHM, konu lıakkmda elinde bulunan unsurlar ve içtihatlar göz Önünde bulundurarak,  
mahkemedeki işlemler için 2 000 EUR tutarının başvuranlara tahsis edilmesinin uygun  
olacağı kanaatime varmıştır.  
C. Temerrüt faizi  
AÎHM, Avrupa Merkez Bankasinın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı basit  
faize dayalı olarak %3 lük bir faiz oranı uygulanacağım belirtmektedir.  
BU SEBEPLERDEN ÖTÜRÜ MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE  
Başvurunun geri kalanının kabul edilebilir olduğuna;  
DGMnin tarafsız ve bağımsız olmaması nedeniyle Sözleşmenin 6§1 maddesinin ihlal  
edildiğine;  
Muhakeme usulü süresi nedeniyle AÎHS nin 6§1 maddesinin ihlal edilmediğine;  
AÎHS nin 6. maddesine ilişkin diğer şikayetlerin incelenmemesine;  
Mevcut kararın tek başına manevi tazminat için yeterli olduğuna;  
v.-.  
a ) B u k a r a r ı n , A Î H S ’ n i n 4 4 § 2 m a d d e s i n e g ö r e k e s i n l e ş t i ğ i t a r i h t e n i t i b a r e n ü ç a y  
içinde, miktara yansıtılabilecek KDV ve pul, harç ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki  
döviz kuru üzerinden TL’sına çevrilmek üzere mahkeme masrafları için Savunmacı  
Hükümetin 2 000 EURyu( iki bin euro ) başvuranlara ödemesine;  
b) Belirtilen süre bitiminden Ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için, yukanda  
belirtilen tutara, Avrupa Merkez Bankasının kredi faiz oranına yüzde üç puan eklenmek  
suretiyle gecikme faizi uygulanmasına;  
karar vermiştir.  
Hakkaniyete uygun tazminata ilişkin diğer taleplerin reddine karar vermiştir.  
îşbu karar Fransızca olarak verilmiş ve 24 Haziran 2004 tarihinde, İçtüzüğün  
77.maddesinin 2.ve 3, fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiştir.  
4