C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
SAYGILI VE SEYMAN - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 51041/99)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
27 Haziran 2006  
Đꢀbu karar Sözleme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek  
olup ekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (51041/99) bavuru no’lu davanın nedeni bu ülkenin  
iki vatandaı Fevzi Saygılı ve Tuncay Seyman’ın (bavuranlar) 27 Temmuz 1999 tarihinde  
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi’nin (AĐHS) 34.  
maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur. Bavuranlar Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi  
(AĐHM) önünde Đstanbul Barosu avukatlarından Kamil Tekin Sürek tarafından temsil  
edilmektedir.  
OLAYLAR  
Bavuranlardan ilki Saygılı Đstanbul’da yayımlanan «Yeni Evrensel» gazetesinin sahibi,  
ikincisi Seyman bu gazetenin yazı ileri sorumlusudur.  
Olağanüstü Hal Bölge Valiliği (OHAL) 4 Ocak 1999 tarihinde, 430 sayılı Kanun Hükmünde  
Kararname ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu’nun 11/e bendi uyarınca OHAL bölgesi  
kapsamındaki Diyarbakır, Hakkâri, Siirt, ırnak, Tunceli ve Van illerinde Yeni Evrensel  
gazetesinin basımını ve dağıtımını yasaklamıtır.  
Bavuranlar 7 Ocak 1999 tarihinde Diyarbakır Đdari Mahkemesi’ne müracaat ederek OHAL  
Bölge Valiliği’nin almıolduğu yasağın iptali ve yürütmenin durdurulması talebinde  
bulunmulardır. Bavuranlar AĐHS’nin 6. ve 10. maddelerine atıfta bulunarak bu yasak  
nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradıklarını öne sürmülerdir.  
Diyarbakır Đdare Mahkemesi 16 Nisan 1999 tarihinde bu talebi reddetmitir.  
Bavurunun AĐHM’ye yapıldığı sırada, Yeni Evrensel’in ülkedeki diğer ehirlerde dağıtımı  
olduğu halde, sözü edilen bölgelerde halen yasak bulunmaktaydı.  
HUKUK AÇISINDAN  
A. Kabuledilebilirlik hakkında  
Bavuranlar ifade özgürlüğünün ihlaline neden olan Yeni Evrensel gazetesine getirilen  
kısıtlamanın yasallığına karı çıkılacak bir mahkemenin olmayıından ikayetçi olmakta, bu  
konuda AĐHS’nin 6., 10., ve 14., maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.  
AĐHM, ikayetlerin AĐHS’nin 35 § 3. maddesi gereğince dayanaktan yoksun olmadığı  
tespitini yapmaktadır. ikayetlerin kabuledilemez bulunması için hiçbir gerekçe yer  
almamaktadır. Dolayısıyla ikayetler kabuledilmelidir.  
B. Esas hakkında  
I. AĐHS’NĐN 10. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuranlar, Olağanüstü Hal Bölge Valiliği’nin 4 Ocak 1999 tarihli kararı ile Yeni Evrensel  
gazetesinin OHAL bölgesinde dağıtımının yasaklanmasının bilgi alma ve düünce özgürlüğü  
haklarına haksız bir müdahaleyi oluturduğundan ikayetçi olmakta, AĐHS’nin 10. maddesini  
ileri sürmektedir.  
2
AĐHM, Olağanüstü Hal Bölgesinde Yeni Evrensel gazetesinin basımına ve dağıtımına  
getirilen yasağın bavuranların ifade, iletiim ve bütünü itibariyle fikir özgürlüğü hakkına  
yönelik bir müdahaleyi oluturduğu hususunun taraflar arasında ihtilafa yol açmadığını not  
etmektedir (Bkz. diğerleri arasında, Association Ekin-Fransa kararı, 39288/98). Bu  
müdahalenin yasayla öngörüldüğü ve 10 § 2. madde uyarınca toprak bütünlüğünün korunması  
gibi meru bir amacı izlediği tespitine karı çıkılmamaktadır. AĐHM bu değerlendirmeyi  
dikkate almaktadır. Bununla birlikte, yapılan müdahalenin demokratik bir toplum için  
gereklilik oluturup oluturmağının bilinmesi gerekmektedir.  
Hükümet, terörist eylemler nedeniyle hassas bir ortamın hüküm sürdüğü Olağanüstü Hal  
uygulamasına tabii bir bölgede gazeteye getirilen yasağın «gerekli» ve öngörülen meru amaç  
ile orantılı olduğu görüündedir.  
AĐHM, benzer sorunları ortaya koyan pek çok davanın AĐHS’nin 10. maddesinin ihlali ile  
sonuçlandığını vurgulamaktadır. AĐHM, mevcut bavuruyu yerleik içtihadı ıığında  
incelemive Hükümetin davayı farklı sonlandıracak hiçbir tespiti ve delili sunmadığını  
kaydetmitir. AĐHM, bu bağlamda huzurunda bulunan bavuruyu çevreleyen olayları,  
özellikle terörle mücadeleye bağlı güçlükleri dikkate almaktadır (Bkz. Đbrahim Aksoy-  
Türkiye kararı, no: 28635/95, 30171/96 ve 34535/97, 10 Ekim 2000).  
AĐHM bununla birlikte, Olağanüstü Hal hakkında 2935 sayılı Kanun’un 11 e) bendine ve 430  
sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 1. maddesine dayanan bahse konu önlemin  
Olağanüstü Hal Bölge valisine yayınların basımını ve dağıtımını yasaklayan genibir imtiyaz  
tanıdığını gözlemlemektedir. AĐHS ile örtümeyen bu kısıtlamaların öncelikle, yasağın  
sınırlandırılmasına ve aırı kullanımına karı etkili bir hukuki denetimin getirilmesi yönünde  
yasal bir çerçeve oluturulması gerekir.  
OHAL bölge valisinin dile getirdiği hükümlerin uygulanmasındaki olası suiistimallere karı  
sağlanacak güvenceler konusunda AĐHM, bu hükümlerin hukuki bir denetimden uzak olduğu  
gibi, bölge valisinin suç unsurunu tekil eden kararında hiçbir gerekçeye yer vermediği  
tespitini yapmaktadır.  
Đlgili bir denetimin yanı sıra ayrıntılı bir gerekçenin yokluğunda AĐHM, Hükümetin adı geçen  
gazetede yer alan makalelerin terörist eylemleri meru gösterir nitelikte olması nedeniyle  
yasaklama kararının alındığı eklindeki argümanını destekleyememektedir. Sözkonusu  
kısıtlamanın Yeni Evrensel’in yayın yoluyla bölgedeki güvenlik güçlerinin faaliyetlerine ağır  
eletiriler yöneltmesi ile gerekçelendirildiğine üphe yoktur. Bununla birlikte, gerekçenin  
olmaı bu noktayı açığa kavuturmaya imkân tanımamaktadır. Üstelik bu doğrultuda idari  
bir yargı balatılmasının olanaksız oluu, sözkonusu önlemlerin kaldırılması hususunun  
sadece tek taraflı bir uygulamadan öteye geçilmemesine ve aynı valiliğin takdir yetkisinin  
ına çıkılmamasına yol açmaktadır.  
Sonuç olarak AĐHM, yayınların idari yolla kısıtlanması hususunda hukuki bir kontrolün  
olmamasının bavuranları olası suiistimallerden kaçınacak güvencelerden mahrum bıraktığını  
hatırlatmaktadır.  
AĐHM yukarıda dile getirilen tespitler ıığında, yapılan müdahalelerin «demokratik bir toplum  
için gereklilik» arz etmediği ve izlenen meru amacın dıına çıktığı sonucuna varmıtır.  
Bu durumda AĐHS’nin 10. maddesi ihlal edilmitir.  
3
II. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
AĐHS’nin 6 § 1. maddesine atıfta bulunan bavuranlar Olağanüstü Hal bölge valiliğinin almıꢀ  
olduğu tedbirlerin yasallığına karı çıkacak bir yargıya eriim haklarının bulunmadığından  
ikayetçi olmaktadırlar.  
AĐHM, öne sürülen ikayetlerin AĐHS’nin 13. maddesi çerçevesinde değerlendirilmesinin  
yerinde olacağını kaydetmitir.  
AĐHM, AĐHS’nin 13. maddesinin iç hukukta Sözlemenin öngördüğü ekliyle temel hak ve  
özgürlükleri garanti altına aldığını ifade etmektedir. Bu hüküm Sözleme nezdinde iç hukukta  
«savunulabilir» nitelikli bir ikayet içeriğinde bir bavurunun yetkili bir mahkeme tarafından  
kabulünü öngörmektedir (Bkz. diğerleri arasında Kulda-Polonya kararı no: 30210/96). Ayrıca  
13. madde ile öngörülen bavuru hukukta olduğu kadar uygulamada da «etkili» olmalıdır  
(Bkz. örneğin Đlhan-Türkiye kararı, no: 22277/93).  
Bununla birlikte, bavuranların ikayetlerinin savunulabilir olduğuna itiraz edilmemektedir.  
Ayrıca AĐHM’nin daha önce de dile getirdiği üzere, OHAL Bölge valisinin bölgede  
yayınların basımını ve dağıtımını yasaklayıcı tedbirlerinin hukuki bir denetimden uzak oluu,  
sözkonusu önlemlerin kaldırılması konusunun tek taraflı bir uygulamadan öteye geçmemesine  
ve aynı valiliğin takdir yetkisinin dıına çıkılmamasına yol açmaktadır.  
AĐHM bu nedenle, Olağanüstü Hal Bölge valisi tarafından bavuranlar hakkında alınan  
önlemlere ulusal mahkeme önünde karı çıkılacak bir bavuru yolunun mevcut olmaması  
nedeniyle AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiği görüüne varmaktadır.  
III. AĐHS’NĐN 10. MADDESĐYLE BĐRLĐKTE 14. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ  
ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuranlar AĐHS’nin 10. maddesiyle birlikte 14. maddesine atıfta bulunarak sözkonusu  
gazetenin olağanüstü hal bölgesinde yasaklanmasının siyasi görülerine ve etnik kökenlerine  
dayalı bir ayrımı oluturduğunu ileri sürmektedirler.  
AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edilmesi ile varılan sonuç ıığında AĐHM, 14. maddeye  
yönelik ikayeti ayrıca incelemeyi gerekli görmemitir.  
IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
A. Maddi ve manevi tazminat  
Bavuranlar 60.000 Euro maddi, 5.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.  
Hükümet bu miktarlara karı çıkmıtır.  
AĐHM, dava dosyasında yer alan unsurlardan maddi bir zararın varlığının kanıtlanmadığını  
hatırlatarak bu talebi reddetmitir (Bkz. Demir ve diğerleri-Türkiye kararı, 23 Eylül 1998).  
4
Buna karın, manevi zararla ilgili olarak, AĐHM bavuranların yalnızca ihlal kararının  
tespitiyle giderilemeyecek sıkıntılara maruz kaldıklarını belirtmektedir. AĐHS’nin 41.  
maddesi uyarınca hakkaniyete uygun olarak bavuranların her birine 2.500 Euro manevi  
tazminat ödenmesini kararlatırmıtır.  
B. Masraf ve harcamalar  
AĐHM nezdinde yapmıoldukları yargı giderleri için bavuranlar 3.000 Euro talep etmektedir.  
Hükümet bu miktarı aırı bulmaktadır.  
AĐHM, hakkaniyete uygun olarak bavuranlara bu yönde 1.500 Euro ödenmesini  
kararlatırmıtır.  
C. Gecikme faizi  
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3  
puanlık bir artıın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğine;  
4. Bavuranların AĐHS’nin 10. maddesiyle birlikte 14. maddesine yönelik ikayetlerinin  
incelenmesine gerek olmadığına;  
5. a) AĐHS’nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf  
tutulmak üzere Savunmacı Hükümetin bavuranların her birine 2.500 (iki bin beyüz) Euro  
manevi tazminat ve yargı giderleri için bavuranlara birlikte 1.500 (bin beyüz) Euro  
ödemesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda faiz uygulanmasına;  
5. Adil tazmine ilikin diğer taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3. maddesine  
uygun olarak 27 Haziran 2006 tarihinde yazıyla bildirilmitir.  
5
6