AĐHM, Olağanüstü Hal Bölgesinde Yeni Evrensel gazetesinin basımına ve dağıtımına
getirilen yasağın baꢀvuranların ifade, iletiꢀim ve bütünü itibariyle fikir özgürlüğü hakkına
yönelik bir müdahaleyi oluꢀturduğu hususunun taraflar arasında ihtilafa yol açmadığını not
etmektedir (Bkz. diğerleri arasında, Association Ekin-Fransa kararı, 39288/98). Bu
müdahalenin yasayla öngörüldüğü ve 10 § 2. madde uyarınca toprak bütünlüğünün korunması
gibi meꢀru bir amacı izlediği tespitine karꢀı çıkılmamaktadır. AĐHM bu değerlendirmeyi
dikkate almaktadır. Bununla birlikte, yapılan müdahalenin demokratik bir toplum için
gereklilik oluꢀturup oluꢀturmadığının bilinmesi gerekmektedir.
Hükümet, terörist eylemler nedeniyle hassas bir ortamın hüküm sürdüğü Olağanüstü Hal
uygulamasına tabii bir bölgede gazeteye getirilen yasağın «gerekli» ve öngörülen meꢀru amaç
ile orantılı olduğu görüꢀündedir.
AĐHM, benzer sorunları ortaya koyan pek çok davanın AĐHS’nin 10. maddesinin ihlali ile
sonuçlandığını vurgulamaktadır. AĐHM, mevcut baꢀvuruyu yerleꢀik içtihadı ıꢀığında
incelemiꢀ ve Hükümetin davayı farklı sonlandıracak hiçbir tespiti ve delili sunmadığını
kaydetmiꢀtir. AĐHM, bu bağlamda huzurunda bulunan baꢀvuruyu çevreleyen olayları,
özellikle terörle mücadeleye bağlı güçlükleri dikkate almaktadır (Bkz. Đbrahim Aksoy-
Türkiye kararı, no: 28635/95, 30171/96 ve 34535/97, 10 Ekim 2000).
AĐHM bununla birlikte, Olağanüstü Hal hakkında 2935 sayılı Kanun’un 11 e) bendine ve 430
sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 1. maddesine dayanan bahse konu önlemin
Olağanüstü Hal Bölge valisine yayınların basımını ve dağıtımını yasaklayan geniꢀ bir imtiyaz
tanıdığını gözlemlemektedir. AĐHS ile örtüꢀmeyen bu kısıtlamaların öncelikle, yasağın
sınırlandırılmasına ve aꢀırı kullanımına karꢀı etkili bir hukuki denetimin getirilmesi yönünde
yasal bir çerçeve oluꢀturulması gerekir.
OHAL bölge valisinin dile getirdiği hükümlerin uygulanmasındaki olası suiistimallere karꢀı
sağlanacak güvenceler konusunda AĐHM, bu hükümlerin hukuki bir denetimden uzak olduğu
gibi, bölge valisinin suç unsurunu teꢀkil eden kararında hiçbir gerekçeye yer vermediği
tespitini yapmaktadır.
Đlgili bir denetimin yanı sıra ayrıntılı bir gerekçenin yokluğunda AĐHM, Hükümetin adı geçen
gazetede yer alan makalelerin terörist eylemleri meꢀru gösterir nitelikte olması nedeniyle
yasaklama kararının alındığı ꢀeklindeki argümanını destekleyememektedir. Sözkonusu
kısıtlamanın Yeni Evrensel’in yayın yoluyla bölgedeki güvenlik güçlerinin faaliyetlerine ağır
eleꢀtiriler yöneltmesi ile gerekçelendirildiğine ꢀüphe yoktur. Bununla birlikte, gerekçenin
olmayıꢀı bu noktayı açığa kavuꢀturmaya imkân tanımamaktadır. Üstelik bu doğrultuda idari
bir yargı baꢀlatılmasının olanaksız oluꢀu, sözkonusu önlemlerin kaldırılması hususunun
sadece tek taraflı bir uygulamadan öteye geçilmemesine ve aynı valiliğin takdir yetkisinin
dıꢀına çıkılmamasına yol açmaktadır.
Sonuç olarak AĐHM, yayınların idari yolla kısıtlanması hususunda hukuki bir kontrolün
olmamasının baꢀvuranları olası suiistimallerden kaçınacak güvencelerden mahrum bıraktığını
hatırlatmaktadır.
AĐHM yukarıda dile getirilen tespitler ıꢀığında, yapılan müdahalelerin «demokratik bir toplum
için gereklilik» arz etmediği ve izlenen meꢀru amacın dıꢀına çıktığı sonucuna varmıꢀtır.
Bu durumda AĐHS’nin 10. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
3