CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi Kararı  
SELÇUK YILDIRIM/Türkiye Davası  
Bavuru no: 30451/96 Strazburg  
25 Eylül 2001  
USULĐ ĐꢁLEMLER  
1. Davanın nedeni, Türk vatandaı Selçuk Yıldırım’ın ("bavuran"), 23 Haziran 1996  
tarihinde, Đ nsan Haklarını ve Temel Hakları Korumaya Dair Sözleme'nin ("Sözleme") eski  
25.maddesi uyarınca, Türkiye aleyhine Avrupa Đ nsan Hakları Komisyonu'na ("Komisyon")  
y a p t ı ğı bavurudur (bavuru no. 30451/96).  
2. Bavuranı Ankara’da faaliyet gösteren avukat Oya Ersoy Ataman temsil etmitir. Bu  
davaya yönelik olarak Türk Hükümeti bir Ajan tayin etmemitir.  
3. Bavuran, kendisine karı yürütülen ceza yargılamasının “makul sürede” sonuçlan-  
madığını ve tarafsız ve bağımsız olmayan Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi tarafından yargılandığı  
için adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmektedir. Ayrıca, polise baskı altında verdiği  
ifadelere dayanılarak mahkum edildiğini öne sürmektedir.  
4. Bavuru, 1 Kasım 1998 tarihinde, Sözleme'nin 11 No'lu Protokolü yürürlüğe  
girdiğinde, anılan Protokol'ün 5. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Mahkeme’ye gönderilmitir.  
5. Bavuru, Mahkeme'nin Birinci Kısmına verilmi(Đçtüzük, 52. madde, 1.fıkra) ve bu  
bölüm içinde davayı inceleyecek olan daire (Sözleme'nin 27§1 Maddesi), Đçtüzüğün 26§1 mad-  
desine uygun olarak teekkül etmitir. Mahkeme'de Türkiye'yi temsil eden Sn. Yargıç Rıza Tür-  
men davadan çekilmitir (Đçtüzük 28.madde). Bunun üzerine Hükümet Sn. Feyyaz Gölcüklü'yü  
Sn. Rıza Türmen'in yerine ad hoc yargıç olarak atamıtır (Sözleme'nin 27§2 ve Đçtüzüğün 29§1  
maddeleri).  
6. 11 Ocak 2000 tarihli bir kararla, Daire, bavuranın tarafsız ve bağımsız bir mahkeme  
tarafından makul bir süre içinde adil yargılanma hakkıyla ilgili ikayetlerini kabuledilebilir ve  
ikayetlerin geri kalanını ise kabuledilemez bulmutur.  
7. Gerek bavuran gerekse de Hükümet esaslara ilikin olarak görübildirmilerdir  
(Đçt üzü k 59/1).  
OLAYLAR  
I.DAVAYA ESAS TEKĐL EDEN OLAYLAR  
A. Bavuranın yakalanması ve tutuklanması  
8. 6 ubat 1981 tarihinde, polis memurları, bavuranı Nevehir Avanos’ta yasadıı  
Dev-Yol örgütüne üye olduğu üphesiyle tutuklamılardır.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2001. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Çok taraflı Siyasî Đler  
Genel Müdürlüğ ü tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının  
tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri  
Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle  
ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
9. 7 ubat 1981 tarihinde bavuran Ankara’ya götürülmütür.  
10. 26 ubat 1981 tarihinde Ankara Emniyet Müdürlüğü'nde yapılan sorgulamasında  
bavuran Dev-Yol'a üye olduğunu ve yasadıı gösterilerde yeraldığını kabul etmitir.Ayrıca  
örgüt elemanlarının kullanımı için saklı silah bulundurduğunu ve birçok polis memurunun  
öldürülme olaylarına karığını itiraf etmitir. Bu ifadenin ıığında polis memurları bobir  
arazide saklanan silahları tespit emilerdir.  
11. 2 Nisan 1981 tarihinde bavuran Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi tarafından  
sorgulanmıve kendisine yöneltilen suçlamaları reddetmitir.  
12. 7 Nisan 1981 tarihinde Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi bavuranın tutukluluk  
halinin devamına karar vermitir.  
B. Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi'ndeki Yargılama  
13. 26 ubat 1982 tarihinde, Askeri Savcı, bavuran ve diğer 722 davalı hakkındaki  
iddianamesini Sıkıyönetim Mahkemesi'ne sunmutur. Savcı, bavuranı, amacı Türk anayasal  
düzenini yıkarak yerine Marksist-Leninist bir rejim kurmak olan yasadıı silahlı örgüt Dev-Yol'a  
üye olmakla suçlamıtır. Bavuran, M.T. ve A.Y. isimli polis memurlarının öldürülmesi, evlere  
ateaçılması ve yasadıı silahlı bir örgüte karı giriilen silahlı çatımaya katılmak gibi birçok  
suçlarla itham edilmitir. Savcılık, Türk Ceza Kanunu'nun 146/1 hükmü uyarınca ölüm cezası  
talep etmitir.  
14. 19 Temmuz 1989 tarihinde, iki sivil bir askeri yargıçla bir subaydan oluan  
Sıkıyönetim Mahkemesi, bavuranı Dev-Yol üyesi olduğu için suçlu bularak ölüm cezasına  
çarptırmıancak TCK'nun 146/1 maddesi uyarınca verilen cezayı müebbet hapis cezasına  
çevirmitir. Mahkeme bavuranı sürekli olarak bir mesleği icra etmekten men ederek adli vesayet  
altına koymutur.  
C. Temyiz Đꢀlemleri  
15. Bavuranın cezası 15 yılı geçtiği için, karar kendiliğinden Askeri Yargıtay tarafından  
temyiz olunmutur.  
16. Bavuran, 22 Temmuz 1991 tarihinde artlı tahliye edilmitir.  
17. Sıkıyönetim mahkemelerini ilga eden 27 Aralık 1993 tarihli Kanunun yürürlüğe  
girmesinin ardından, davaya bakma yetkisi Yargıtay'a geçmive dosya da Yargıtay'a  
gönderilmitir.  
18. 27 Aralık 1995 tarihinde, Yargıtay bavuranın mahkumiyetini onamıtır.  
II. ĐLGĐLĐ ĐÇ HUKUK VE UYGULAMA  
A. Ceza Hukuku  
19. Türk Ceza Kanunu'nun 146/1 hükmü aağıdaki gibidir:  
"Türkiye Cumhuriyeti Tekilatı Esasiye Kanununun tamamını veya bir kısmını tağyir ve tebdil veya ilgaya  
ve bu kanun ile teekkül etmiolan Büyük Millet Meclisini iskata veya vazifesini yapmaktan men'e cebren  
teebbüs edenler, idam cezasına mahküm olur."  
2
B. Sıkıyönetim Mahkemeleri  
20.Yargı organlarının tabi oldukları hükümler aağıdaki gibidir:  
1.Anayasa  
madde 138 §§ 1 ve 2  
"Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani  
kanaatlerine göre hüküm verirler.  
Hiçbir organ, makam, merci veya kii, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere  
emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz. "  
Madde 139 § 1  
"Hakimler... azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yatan önce emekliye ayrılamaz"  
Madde 145  
"Askeri mahkemeler.... asker kiilerin aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile  
ilgili olarak iledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler.  
Askeri mahkemelerin savaveya sıkıyönetim hallerinde hangi suçlar ve hangi kiiler bakımından  
yetkili oldukları; Kuruluları ve gerektiğinde bu mahkemelerde adli yargı hakim ve savcılarının  
görevlendirilmeleri kanunla düzenlenir.  
Askeri hakimlerin özlük ileri, görevli bulundukları komutanlık ile ilikileri, mahkemelerin  
bağımsızlığı, hakimlik teminatı, askerlik hizmetinin gereklerine göre kanunla düzenlenir."  
2. Sıkıyönetim Kanunu (13 Mayıs 1971 tarih ve 1402 sayılı Kanun)  
Madde 11 § 1  
"Milli Savunma Bakanğınca lüzum görülen yerlerde yeteri kadar askeri mahkeme kurulur..."  
Madde 11 § 4  
"Bu mahkemelere atanacak adli müavir, askeri hakim ve askeri savcılar Genelkurmay Bakanlığı  
Personel Bakanı, Adli Müaviri ile atanacakların mensup olduğu kuvvet komutanlığının Personel  
Bakanı ile Adli Müaviri ve Milli Savunma Bakanlığı Askeri Adalet Đꢀleri Bakanından oluan  
kurul tarafından tesbit edilecek adaylar arasından Genelkurmay Bakanının görüü alınarak usulüne  
göre atanır."  
Madde 11 § 6  
"Sıkıyönetim Askeri Mahkemelerine yeteri kadar subay üye Genelkurmay Bakanının teklifi üzerine  
askeri hakim subayların tayini usulüne göre atanır."  
3
3. Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu (26 Ekim 1963 Tarih ve 353  
Sayılı Kanun)  
Madde 4  
"Askeri mahkemelerin, subay üyeleri ile yedekleri, nezdinde askeri mahkeme kurulan komutan veya  
askeri kurum amiri tarafından her yılın Aralık ayında o mahkemenin yetkisine giren birlik ve kurum  
mensupları arasından bir yıl süre ile değitirilmemek üzere seçilir."  
4. Askeri Hakimler Kanunu (26 Ekim 1963 tarih ve 357 sayılı Kanun)  
Madde 12  
"Askeri hakim subayların rütbe terfii, rütbe kıdemliliği, kademe ilerlemesi yapmalarını temin edecek  
yeterlilikleri sicil ile saptanır."  
A) Sicil belgeleri; general-amiral sicil belgesi, Subay (asteğmen-albay) sicil belgesi ve mesleki sicil  
belgesi olmak üzere üç çeittir.  
...  
B) Subay sicil belgesini düzenlemeye ve sicil vermeye yetkili idari sicil üstleri:  
Birinci sicil üstü: Sicili düzenlenecek askeri hakim subayın kurulubağlantısına göre nezdinde askeri  
mahkeme kurulan komutan veya askeri kurum amiri.  
Đkinci sicil üstü: Kurulubağlantısına göre birinci sicil üstünün bir üst görev yerinde bulunan  
komutan veya amir durumundaki.  
Üçüncü sicil üstü: Kurulubağlantısına göre ikinci sicil üstünün bir üst görev yerinde bulunan  
komutan veya amir durumundaki subay”.  
Madde 29  
"Askeri Hakim subaylar hakkında Milli Savunma Bakanı tarafından, savunmaları aldırılarak, aağıda  
açıklanan disiplin cezaları verilebilir:  
-Yazılı uyarı...;  
-Kınama..."  
HUKUK  
I. SÖZLEMENĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
21. Bavuran, kendisine, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından makul bir  
süre içinde adil yargılanma hakkı tanınmadığı için Sözleme'nin 6/1 hükmünün ihlal  
edildiğini öne sürmektedir. Anılan hüküm aağıdaki gibidir:  
"Herkes, ... cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, ...bir mahkeme  
tarafından davasının makul bir süre içinde...görülmesini istemek hakkına sahiptir."  
4
A. Mahkeme'nin ratione temporis yetkisi  
22. Mahkeme, Sözleme'ye ek 11 No'lu Protokol’ün yürürlüğe girmesi karısında bu  
bavuru bakımından ratione temporis yetkisiyle ilgili bir sorun ortaya çıktığını gözlemlemektedir.  
23. Mahkeme, bu bağlamda, 1 Kasım 1998 tarihinde, 11 No'lu Protokol'ün yürürlüğe  
girmesiyle, bu dava gibi (bkz. yukarıdaki prg. 4) Komisyon önünde görülmekte olan ama henüz  
kabuledilebilir bulunmamıolan davaların anılan Protokol'deki hükümler uyarınca Mahkeme'nin  
incelemesine tabi olduğu hususuna dikkat çeker. Protokol'ün 5/2 maddesinin geçici bir  
düzenlemenin parçası olarak, davaların eski Komisyon tarafından incelenmesini sağlama amacı  
gözönünde bulundurulduğunda, Mahkeme'nin ratione temporis yetkisi, davalı Devlet'in bireysel  
bavuru hakkını tanıdığı tarihe göre belirlenecektir.  
24. Dolayısıyla, eski Mahkeme'nin, 25 Mart 1996 tarihli Mitap ve Müftüoğlu-Türkiye  
kararında (Hüküm ve Karar Raporları, 1996-II, s.410-411, §§ 26-28) ratione temporis yetkisinin,  
davalı Devlet'in Mahkeme'nin yetkisini kabul ettiği 22 Ocak 1990'dan itibaren baladığı sonucuna  
götüren mülahazalar, mahkemenin yetkisini, bu tarihten itibaren meydana gelen olay ve olgularla  
sınırlandırmak amacıyla öne sürülemez (bkz. Cankoçak-Türkiye, bavuru no. 25182/94 ve  
26956/95, § 26 AĐHM 2001-...).  
Mahkeme bu sonucun tartıılmadığına dikkat çeker.  
B. ikayetlerin Esasları  
1. Yargılamanın Uzunluğu  
(a) Dikkate alınacak dönem  
25. Mahkeme, yargılamanın, bavuranın yakalandığı 6 ubat 1981 tarihinde balayıp,  
Yargıtay'ın, bavuranın mahkumiyetini onadığı 27 Aralık 1995 tarihinde de bittiğine dikkat  
çeker. Dolayısıyla, bavuranın yargılaması ondört yıl on ay sürmütür.  
Bununla birlikte Mahkeme, Türkiye'nin bireysel bavuru hakkını tanıdığına ilikin  
bildirimde bulunduğu 28 Ocak 1987 tarihinden beri geçen sekiz yıl onbir aylık dönemi  
inceleyebilmektedir (bkz. üstte 23. paragraf). Yine de Mahkeme, üstte anılan bildirimin yapıldığı  
sırada yargılamanın ne durumda olduğunu dikkate almak zorundadır. (bkz. üstte anılan Cankoçak  
Kararı, prg. 25). Söz konusu tarihte, yargılama beyıl onbir aydır sürmekteydi.  
(b) Yargılama süresinin makuliyeti  
B. Đddia konusu sürenin makuliyeti, dava koullarının ıığında ve Mahkeme içtihatlarıyla  
oluturulan özellikle de davanın karmaıklığı, bavuranın ve yetkili mercilerin davranıları gibi  
kriterler göz önünde bulundurularak değerlendirilmelidir (bkz. üstte anılan Mitap ve Müftüoğlu  
kararı, s.411, § 32).  
27. Hükümet, davanın karmaıklığını ve bavurana yöneltilen suçlamaların niteliğini  
vurgulamıtır. Yine Hükümet, bavurana yirmiden fazla suçla ilgili suçlama yöneltildiğine ve  
cinayet ve bombalama suçlarından mahkum olduğuna dikkat çekmitir. Mahkeme, bavuranın da  
aralarında bulunduğu 723 davalının yargılandığı davayı incelemek zorunda idi. Yetkililer,  
bavuranında mensubu olduğu terörist ebekenin kapsamını ve eylemlerini belirleyebilmek için  
zamana ihtiyaç duymulardır. Sıkıyönetim Mahkemesi, hızlandırıcı bir usul izlemive  
5
yargılamayı hızlandırmak için gerekli her türlü çabayı göstermitir. Haftada üç kere olmak üzere  
beyüzden fazla duruma yapmıtır. Savcı, iddianamesini hazırlayabilmek için ikibin sayfadan  
fazla tutan savunmaları incelemek zorunda kalmıtır. Dava dosyası yaklaık bin klasörden fazla  
olup, sadece kararın özeti 264 sayfa kadar tutmutur.  
Kısaca, Hükümet, bu etkenlerin yargılamanın uzunluğunu açıkladığını ve yargısal makamlara  
ihmal ya da gecikmenin isnat edilemeyeceğini iddia etmitir.  
28. Bavuran cevaben on yıl tutuklu olarak yargılandığını ve mahkemelerin davasıyla  
ilgili nihai bir karara varamadıklarını belirtmitir. Bu bağlamda bavuran, gecikmenin  
sorumluluğunun hükümete bağlanabileceğine iaret etmitir. Bavuran Sıkıyönetim  
Mahkemesi’nin nihai kararından beyıl sonra yargılama yetkisinin Yargıtay'a geçtiğine ve  
Yargıtay'ın da kesin karar vermesinin bir yıl aldığına dikkat çekmektedir. Dolayısıyla bavuran,  
yargılamada altı yıl gibi önemli bir gecikmenin meydana geldiğini belirtmitir. Ayrıca,  
bavuranın görüüne göre, davanın karmaıklığı ve davalıların sayısının fazlalığı 15 yıl kadar  
süren bir yargılamayı mazur gösteremez. Bu bağlamda bavuran, Devlet'in davaya bakmak üzere  
yeteri kadar hakim atamak zorunda olduğunu iddia etmitir.  
29. Mahkeme, davalıların sayılarının çokluğu, suçlamaların ciddiliği ve mahkemenin  
büyük çaplı bir davaya bakarken karılağı zorluklar nedeniyle sözkonusu davanın karmaık bir  
dava olduğuna ilikin hükümet görüüne katılmaktadır. Fakat, dava mevcut sorunların  
karmaıklığı bakımından açıklanamayacağı için Mahkeme, davayı bavuranın ve ulusal  
mercilerin davranıları çerçevesinde inceleyecektir (bkz. Üstte 26. paragraf).  
30.Bu bağlamda, davalı Hükümet'in yargılamanın herhangi bir aamasında bavuranın  
davranılarıyla ilgili bir eletiride bulunmadığına dikkat çekilmelidir. Mahkeme, yargılamanın  
uzunluğunun sadece, yerel mahkemelerin davayı dikkatli bir biçimde incelememesiyle  
açıklanabileceğini tekrarlar (bkz. Cankoçak Kararı, §32).  
31.Bu bağlamda Mahkeme, Sıkıyönetim Mahkemesi'nin yaklaık 8 yıl 5 aylık bir sürede  
karar verebildiğini gözlemlemektedir. Askeri Yargıtay'ın temyiz incelemesi de 4 yıldan fazla  
sürmütür. Ayrıca, Yargıtay davanın kendisine geçmesinden yaklaık 2 yıl sonra, 27 Aralık 1995  
tarihinde karar vermitir. Mahkeme, nihai kararın verilmesinin, davanın karmaıklığı nedeniyde  
geciktiğine ilikin Hükümet iddiasını tartımamaktadır. Ayrıca Mahkeme, dava yetkisinin askeri  
mahkemelerden sivil mahkemelere geçmesiyle sonuçlanan yasal değiikliklerin de geciktirici  
etkenler olarak davanın uzamasına katkıda bulunduğunu gözlemlemektedir.  
32.Bununla birlikte Mahkeme, daha önce birçok sefer vurguladığı gibi, Sözleme'nin 6/1  
maddesinin, Sözlemeci Devletler'e yargısal düzenlerini, davaları makul bir sürede görme  
yükümlülüğü de dahil olmak üzere, kendi mahkemelerinin yükümlülüklerini yerine  
getirebilecekleri bir ekilde düzenleme görevi verdiğini tekrarlar (Pelissier and Sassi-Fransa  
[GC], s.301, §74, no. 25444/94, ECHR 1999-II). Dolayısıyla, bavurana karı yürütülen cezai  
kovuturmanın uzamasının sorumluluğu ulusal makamlara atfedilmelidir. Bu nedenle Mahkeme,  
ceza yargılamasının uzun sürmesinin "makul süre" yükümlülüğünün yerine getirilmemesine yol  
açtığı sonucuna varmıtır.  
33.Dolayısıyla, Sözleme'nin 6/1 maddesi ihlal edilmitir.  
6
2. Sıkıyönetim Mahkemelesinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı  
(a) Tarafların Đddiaları  
(i) Bavuran  
34.Bavurana göre, kendisini yargılayan Sıkıyönetim Mahkemesi, Sözleme'nin 6/1  
maddesi anlamında "bağımsız ve tarafsız bir mahkeme" olarak görülemez çünkü anılan  
mahkemede bulunan beüyeden ikisi askeri yargıç biri de subaydır. Askeri yargıçlar ordunun  
hizmetindeki subaylar olup, idareden emir almaktadırlar. Bu üyeler ordu disiplinine tabidir ve  
kendileri hakkında sicil raporları düzenlenmektedir. Hukuk eğitimi almamıolan subay üye ise  
sıkıyönetim komutanına karı sorumludur.  
(ii) Hükümet  
35.Hükümet, sözkonusu dönemde sıkıyönetim mahkemelerinde iki askeri yargıcın  
yanısıra, yargısal bağımsızlıkları ve dokunulmazlıkları Anayasal güvence altında bulunan iki de  
sivil yargıcın bulunduğunu ifade etmitir. Subay üyenin tek görevi ise durumanın düzenini  
sağlamak olup hiçbir yargısal yetkisi bulunmamaktadır. Hükümet'e göre, Sıkıyönetim  
Mahkemeleri'ndeki askeri yargıçların atama ve sicil usulü ve yargısal görevlerini ifa ederken  
sahip oldukları güvenceler Mahkeme'nin konuyla ilgili içtihatlarıyla tespit edilmikriterlere  
tamamıyle uymaktadır. Dolayısıyla Hükümet, Mahkemeden, bavuranın "bağımsız ve tarafsız bir  
mahkeme" tarafından adil yargılanma hakkının ihlal edilmediği sonucuna varmasını talep  
etmitir.  
(b) Mahkemenin değerlendirmesi  
36.Mahkeme, 8 Aralık 1994 tarihli Mitap ve Müftüoğlu-Türkiye kararında, (bkz.  
15530/89 ve 15531/89 no’lu bavurular, Raporlar 1996-II, s.422-425, prg. 87-110) Komisyon'un,  
ibu davada Hükümet tarafından dile getirilen iddialara benzer iddiaları ele almak zorunda  
kaldığına dikkat çeker. Sözleme'nin 31. maddesi uyarınca hazırladığı raporda, Komisyon,  
Sıkıyönetim Mahkemeleri'nin yapısını ve ileyiini düzenleyen yasal kuralların bu mahkemelerin  
bağımsızlıklarıyla özellikle de askeri yargıç üyelerininin atanma ve sicil usulleri konusunda çok  
sayıda sorun ortaya çıkardığına dikkat çekmitir. Komisyon, sözkonusu mahkemelerde bulunan  
subay üyenin hiyerarik olarak sıkıyönetim ve/veya kolordu komutanına bağlı olması nedeniyle  
askeri makamlardan vis a vis bağımsız olmadığını gözlemlemitir. Bu nedenle Komisyon,  
bavuranın Sıkıyönetim Mahkemesi'nin bağımsızlığı ve tarafsızlığıyla ilgili olarak dile getirdiği  
endielerin nesnel bir biçimde haklı olduğunu ve Sözleme'nin 6/1 hükmünün ihlal edildiğini  
ifade etmitir.  
37.Bu bağlamda, ratione temporis yetkisi dıında kaldığı için eski Mahkeme'nin  
bavuranın Sıkıyönetim Mahkemeleri'nin bağımsızlık ve tarafsızlığıyla ilgili ikayetlerini  
inceleyemediğini belirtmek gerekir (bkz. üstte anılan Mitap ve Müftüoğlu kararı, s. 410, § 27).  
Fakat, Mahkeme'nin ratione temporis yetkisiyle ilgili olarak üstte varılan sonuç göz önünde  
tutularak (bkz. üstteki 23. paragraf), bu sorun artık Mahkeme tarafından incelenmelidir.  
7
38.Mahkeme, Sözleme'nin 6/1 maddesi bakımından bir mahkemenin "bağımsız" olup  
olmadığı incelenirken, üyelerinin atanma biçimi ve görev süreleri, dıtan gelecek baskılara karı  
mevcut güvencelerin olup olmadığı ve bir bağımsızlık görüntüsü verip vermediğine bakılması  
gerektiğini tekrarlar (bkz. 25 ubat 1997 tarihli Findlay-Đngiltere Kararı, Raporlar 1997-I, s.281,  
§ 73).  
39.Mahkeme, Sözleme'nin 6/1 hükmü bakımından "tarafsızlığın" mevcudiyetinin, öznel  
bir sınamaya yani belli bir olayda belli bir yargıcın kiisel kanı ve davranılarına ve nesnel bir  
sınamaya yani hiçbir üpheye mahal vermeksizin yargıca yeterli güvence verilip verilmediğine  
bakılarak belirlenmesi gerektiğini hatırlatır. (bkz. 22 ubat 1996 tarihli Bulut Avusturya Kararı,  
Raporlar 1996-II, s. 356, prg. 31, ve 10 Haziran 1996 tarihli Thomann Đsviçre Kararı, Raporlar  
1996- III), s.815, prg.30). Mahkeme huzurunda sadece ikinci sınamanın sözkonusu olduğu  
gerçeğine ile ilgili olarak bir itirazda bulunulmamıtır.  
40.Bu davada bağımsızlık ve tarafsızlık sorunlarını birbirinden ayırmak zor  
gözükmektedir; çünkü bavuran tarafından mahkemenin bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilikin  
olarak öne sürülen iddialar aynı olgusal mülahazalara dayanmaktadır. Dolayısıyla Mahkeme her  
iki sorunu da birlikte inceleyecektir. (bkz. 22 Haziran 1989 tarihli Langborger Đsviçre Kararı,  
Dizi A, no 155, s. 16, prg. 32).  
41.Mahkeme, Türk Anayasası'nın 145. Maddesi ve 13 Mayıs 1971 tarihli 1402 Sayılı  
Kanun’un, Sıkıyönetim Mahkemelerinin yasal çerçevesini ve ileyiini düzenlediğine dikkat  
çekmitir. (bkz. üstte 20. paragraf). Bu mahkemeler iki sivil, iki askeri yargıç ve bir de subay  
üyeden olumaktadır.  
Mahkeme, bu bağlamda, iki sivil yargıcın tarafsızğının ve bağımsızlığının, her iki tarafça  
da tartıılmadığını gözlemlemektedir. Bundan dolayı Mahkeme, sadece Sıkıyönetim Mahkemesi  
heyetindeki askeri yargıç ve subay üyelerin durumunu inceleyecektir.  
42. Mahkeme, Sıkıyönetim Mahkemelerindeki askeri yargıçların Genelkurmay Bakanlığı  
Personel Bakanı, Adli Müaviri ile atanacakların mensup olduğu kuvvet komutanlığının  
Personel Bakanı ile Adli Müaviri ve Milli Savunma Bakanlığı Askeri Adalet Đꢀleri Bakanından  
oluan kurul tarafından seçildiğine dikkat çeker. Bu ekilde seçilen yargıçlar, Genel Kurmay  
Bakanı'nın görüü alınarak Savunma Bakanı, Babakan ve Cumhurbakanı'nca imzalanan üçlü  
kararnameyle atanır.  
Subay üye ise, bu davada bir kıdemli Albay, Genelkurmay Bakanının teklifi üzerine  
askeri hakim subayların tayini usulüne göre atanır. Subay üye, bir yılın dolması üzerine görevden  
alınabilir (bkz. üstte para. 20).  
43. Sıkıyönetim Mahkemesi üyelerini dıtan gelecek baskılara karı koruyan güvencelerin  
mevcudiyetiyle ilgili olarak, Mahkeme, askeri yargıçların sivil meslektalarıyla aynı mesleki  
eğitimi aldıklarına dikkat çeker. Ayrıca, askeri yagıçlar sivil yargıçlarla aynı anayasal  
güvencelerden de yararlanmaktadır. Sıkıyönetim Mahkemesi üyesi oldukları süre boyunca  
görevden alınamayacakları gibi, rızaları olmaksızın emekliliğe de sevk edilemezler. Anayasa'ya  
göre, yargıçlar bağımsız olmalıdır ve görevlerini yerine getirirlerken hiçbir makam kendilerine  
talimat veremez. (bkz. 9 Haziran 1998 tarihli Incal/Türkiye Kararı, Raporlar, 1998 –IV, s. 1571,  
prg. 67, ve 28 Ekim 1998 tarihli Çıraklar/Türkiye Kararı, Raporlar 1998-VIII, s. 3073, prg. 39).  
44.Bununla birlikte, askeri yargıçların statülerinin diğer yönleri, bağımsızlıkları ve  
tarafsızlıkları hakkında soru iaretleri uyandırmaktadır. Birincisi, askeri yargıçlar, yürütmenin  
emrindeki orduya tabidirler. Đkincisi, bavuranın da haklı olarak iaret ettiği gibi, askeri hakimler,  
askeri disiplin ve sicil değerlendirmesine tabidirler. Dolayısıyla, terfi etmek için hem idari hem  
8
de yargısal üslerinin olumlu sicil notuna ihtiyaç duymaktadırlar. (bkz. Komisyon’un Mitap ve  
Müftüoğlu/Türkiye Kararı, prg.104). Son olarak, atanmalarıyla ilgili kararlar, idari makamlar ve  
ordu tarafından alınmaktadır.  
Sıkıyönetim Mahkemesi heyetinde bulunan subay üye konusunda ise, Mahkeme, bu  
üyenin, ilgili sıkıyönetim ve/veya kolordu komutanının emir komutası altında olduğunu  
gözlemlemektedir. Subay üye hiçbir ekilde bu makamlardan bağımsız değildir.  
45. Mahkeme, Sıkıyönetim Mahkemeleri'nin Anayasal düzeni ve demokratik rejimi  
yıkmayı amaçlayan suçlarla ilgili davalara bakmak üzere kurulduğuna dikkat çeker. Olağanüstü  
yetkileri bulunan bu mahkemeler, silahlı kuvvetlerin, ülkenin "iç güvenliği"yle ilgilendiği ve  
bölge komutanlarının o bölgedeki iddet eylemlerini bastırmak için polis yetkileri kullandığı  
sıkıyönetim süresince faaliyet göstermektedirler.  
46. Bununla birlikte, Mahkeme'nin görevi, bu tür mahkemelerin bir Sözlemeci Devlet'te  
kurulmasının gerekli olup olmadığını in abstracto olarak belirlemek ya da ilgili uygulamayı  
gözden geçirmek değil fakat, bu mahkemelerden herhangi birinin ileyiinin bavuranın adil  
yargılanma hakkının ihlalini tekil edip etmediğini belirlemektir (bkz. 24 ubat 1993 tarihli Fey-  
Avusturya Kararı/ Dizi A, no 255-A, s. 12, prg.27 ve üstte anılan Incal Kararı, s. 1572, prg. 70).  
47. Mahkeme'nin görüüne göre, izlenimler bile önemli olabilir. Tehlikede olan,  
demokratik bir toplumda bulunan mahkemelerin, ceza yargılaması söz konusu olduğunda, halkta,  
daha da önemlisi sanıkta uyandırdığı güvendir (bkz. 24 Mayıs 1989 tarihli Hauschild/Danimarka  
Kararı/ Dizi A, no 154, s.21, prg. 48). Belli bir davada, bir mahkemenin bağımsızlığının ya da  
tarafsızlığıyla ilgili endie duyulmasına ilikin meru bir sebebin olup olmadığının  
belirlenmesinde sanığın bakıaçısı önemlidir ama belirleyici değildir. Belirleyici olan, sanığın  
üphelerinin nesnel olarak makul bulunabilmesidir (bkz. 20 Mayıs 1998 tarihli Gautrin ve  
Diğerleri- Fransa Kararı, Raporlar 1998- III, s.1030-31, prg. 58 ve yukarıda anılan Incal Kararı,  
s.1573, prg. 71).  
48. Bu bağlamda Mahkeme, bu davada olduğu gibi, bir mahkemenin üyeleri arasında,  
görevleri ve hizmet organizasyonları bakımından, taraflardan birinin hiyerarisine tabi üyelerin  
bulunması durumunda, sanık ahısların bu üyelerin bağımsızlığına ilikin makul üpheler  
besleyebileceğini düünmektedir. Bu tür bir durum demokratik bir toplumda uyanması gereken  
güveni etkileyecektir. (bkz. mutatis mutandis 22 Ekim 1984 tarihli Sramek/Avusturya Kararı,  
Dizi A, no 84, s.20, prg. 42) Ayrıca, Mahkeme, bir sivilin, kısmen de olsa, silahlı kuvvetler  
mensuplarından oluan bir mahkemenin önüne çıkarılmak zorunda bırakılmasına büyük önem  
atfetmektedir (bkz. yukarıda anılan Incal Kararı, s.1573, prg. 72).  
49. Öne sürülenler ıığında, Mahkeme, Devlet'in anayasal düzenini yıkmaya çalımak  
suçlamasıyla Sıkıyönetim Mahkemesi'nde yargılanan bavuranın, iki askeri yargıç ve sıkıyönetim  
komutanına bağlı bir subay üyenin içinde bulunduğu bir heyet tarafından yargılanmasından  
dolayı haklı bir endieye sahip olabileceğini düünmektedir. Bağımsızlıkları ve tarafsızlıklarıyla  
ilgili herhangi bir üphenin sözkonusu olmadığı iki sivil yargıcın da anılan mahkeme heyetinde  
bulunması bu bağlamda herhangi bir değiiklik oluturmamaktadır (bkz. üstte anılan Langborger  
Kararı, s. 16, prg. 72).  
50. Sonuç olarak, bavuranın Sıkıyönetim Mahkemelerinin bağımsızlık ve  
tarafsızlıklarıyla ilgili endieleri nesnel olarak mazur görülebilir.  
9
Dolayısıyla, Sözleme'nin 6/1 hükmü ihlal edilmitir.  
II. SÖZLEMENĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
51. Sözleme'nin 41. Maddesi aağıdaki gibidir:  
"Mahkeme ibu Sözleme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci  
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete  
uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder."  
A. Zarar  
52. Bavuran, maddi ve manevi tazminat olarak 130,000 Fransız Frangı talep etmitir. Bu  
bağlamda bavuran, ceza yargılamasının haksız bir biçimde uzadığına ve 10 yıl keyfi olarak hapis  
yattığına, maddi ve manevi zarara uğradığına ve uzun bir süre ibulamadığına ilikin iddialarına  
iaret etmitir.  
53. Hükümet, bavuranın iddialarıyla ilgili herhangi bir yorum yapmamıtır.  
54. Mahkeme, bağımsız ve tarafsız olmayan bir mahkeme tarafından yapılan yargılamayla  
ilgili ihlal bulgusunun tek baına bavurana manevi tazminat ödenmesi için yeterli olduğunu  
ünmektedir.  
Mahkeme, sadece yargılamanın uzunluğuyla ilgili Sözleme ihlalinden dolayı da tazminat  
ödenebileceğini ve bunu da hesaba kattığını tekrarlar.(bkz. Cankoçak/ Türkiye Kararı, prg. 37)  
55. Bavuranın yargılamasının toplam süresinin uzunluğunu dikkate alan Mahkeme,  
kendisinin belli bir sıkıntıya düğünü düünmektedir. Hakkaniyet ilkesi temelinde kendisine  
100,000 Fransız Frangı ödenmesine karar vermitir.  
B. Masraflar  
56. Bavuran, bu balık altında 45,000 Fransız Frangı talep etmitir. Bavuran bu miktarın  
15, 000 Franklık kısmının avukat masrafı, geri kalanının da diğer masrafları tekil ettiğini öne  
sürmütür.  
57. Hükümet, bu balık altında da herhangi bir görübelirtmemitir.  
58. Hakkaniyet ilkesi temelinde ve içtihatlarıyla belirlenen ilkeleri göz önünde  
bulundurarak karar veren Mahkeme, (bkz. 27 Ağustos 1991 tarihli Demicoli Malta Kararı, Dizi  
A, no, 210, s. 20, prg. 49) yaptığı masraflar için bavurana 15,000 Fransız Frangı ödenmesinin  
makul olduğunu düünmektedir.  
C. Temürrüt Faizi  
59. Mahkeme önündeki mevcut bilgilere göre, ibu kararın benimsendiği tarihte  
Fransa'daki yasal faiz oranı yıllık % 4,26'dır.  
10  
BU SEBEPLERDEN DOLAYI MAHKEME,  
1. Oybirliğiyle, ceza yargılamasının uzunluğu nedeniyle Sözleme'nin 6/1 maddesinin ihlal  
edildiğine;  
2. Altıya karı bir oyla bavuranın bağımsız ve tarafsız olmayan Sıkıyönetim Mahkemesi'nce  
yargılanmasından dolayı Sözleme'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
3. Oybirliğiyle,  
(a) Sözleme’nin 44/2 maddesi uyarınca kararın kesinletiği tarihten itibaren 3 ay içinde, ödeme  
tarihindeki döviz kuru üzerinden TL’sına çevrilmek üzere aağıdaki miktarların davalı Devlet  
tarafından bavurana ödenmesine,  
(i) Manevi tazminat tutarı olarak 100,000 (yüzbin) Fransız Frangı;  
(ii) Masraflar için miktara yansıtılabilecek her türlü vergiyle birlikte, 15.000 (onbebin )  
Fransız Frangı;  
(b) üç aylık süre sonunda yapılan ödemeler için, ödeme tarihine kadar yıllık % 4,26 faiz  
uygulanmasına  
4. Oybirliğiyle bavuranın adil tatmine ilikin diğer taleplerinin reddine  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Đngilizce olarak verilmive 25 Eylül 2001 tarihinde, Đçtüzüğün 77.maddesinin 2.ve 3.  
fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
Michael O'BOYLE  
Sekreter  
Elisabeth PALM  
Bakan  
Sözleme'nin 45/2 ve Mahkeme içtüzüğünün 74/2 hükümleri uyarınca, Sn. Gölcüklü'nün  
muhalefet erhi bu karara eklenmitir.  
YARGIÇ GÖLCÜKLÜNÜN KISMĐ MUHALEFET ERHĐ  
(Çeviri)  
Mahkeme huzurunda, Türkiye'deki sıkıyönetim mahkemelerinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı  
sorununun tartııldığı bu davada (Sözlemenin 6/1 Maddesi), oyumu bir ihlal olmadığı yönünde  
kullandım çünkü, çoğunluk kararının mantıksal sonucu yargısal sistemdeki her tür askeri  
mahkemenin yasaklanması olacaktır. Gerekçelerim aağıdaki gibidir.  
11  
1. Bu davada çoğunluğun balangıç noktası Đncal-Türkiye kararıdır. ( 9 Haziran 1998, Hüküm ve  
Karar Raporları 1998 – IV, s.1573, prg. 72). Kanaatime göre, Đncal davası bu davadan oldukça  
farklıdır.  
Đncal davası, iki sivil ve bir askeri yargıçtan oluan sivil bir mahkemeyle yani Devlet Güvenlik  
Mahkemesi'yle ilgiliydi. O mahkeme bir sivili sıradan ceza hukuku bağlamındaki bir suçtan ötürü  
yargılamaktaydı. Mahkeme, o davada, askeri yargıçların Türk yargı sisteminde sahip oldukları  
güvencelere rağmen, Devlet Güvenlik Mahkemeleri'nin üyelerinden birinin ahıslarda, tarafsızlığı  
ve bağımsızlığıyla ilgili üpheler uyandırabilecek askeri yargıç olduğu için Sözleme'nin 6/1  
maddesi anlamında nesnel olarak tarafsız ve bağımsız olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna  
varmıtı. O davadaki bakıaçısı, o davada sıradan bir suçtan ötürü bir sivili yargılayan sivil bir  
mahkeme söz konusu olduğu için savunulabilirdi.  
2. Fakat, iki sivil, iki askeri yargıç ve bir subay üyeden oluan bir sıkıyönetim mahkemesiyle  
ilgili bu davada durum oldukça farklıdır. Sıkıyönetim mahkemeleri nev-i şahsına münhasır  
mahkemelerdir. Yargı yetkileri sınırlıdır: Sivillerin karığı davalarda, kesin olarak askeri nitelik  
taıyan suçlara, askeri makamların –ve bunlarla birlikte sıkıyönetim mahkemelerinin-ratione loci  
yetki üstlendikleri bir bölgede sıkıyönetim ilan edilmesine sebep olan suçlara bakmakla  
yetkilidirler.  
Tüm askeri mahkemelerde, iin doğası gereği, en azından bir askeri yargıç bulunmalıdır. Đncal  
örneği esas alınarak, üyeleri arasında askeri bir yargıcın bulunduğu bir mahkemenin 6/1 hükmü  
anlamında bağımsız ve tarafsız olmadığı sonucuna varmak, mantıksal olarak, tüm askeri  
mahkemelerin M. 6/1'e aykırı olduğu sonucuna götürecektir ki bu da tüm yargısal sistemlerde  
yasaklanmalarını gerektirecektir. Bu benim kabul edemeyeceğim genel sonuçtur. Askeri  
mahkemeler, bildiğim kadarıyla, bir orduya sahip her Devlet'te, çok uzun dönemlerden beri  
mevcuttular, u anda da mevcudiyetlerini korumaktadırlar ve silahlı kuvvetler ve sıkıyönetim  
ortadan kaldırılana kadar da mevcudiyetlerini korumaya devam edeceklerdir.  
12