AĐHM, “her türlü makul ꢀüphenin ötesi” delil ilkesinden yararlanmaktadır; böyle bir delil
ancak bir dizi emare veya yeterince ciddi, kesin ve tutarlı çürütülemez karineler sonucunda
ortaya çıkabilir (Đrlanda- Birleꢀik Krallık, 18 Ocak 1978 tarihli karar).
Mevcut davada, baꢀvuranların dile getirdiği muameleler tekme, yumruk ve hakaret
içermektedir.
AĐHM, baꢀvuranların, kötü muamele iddialarını destekler nitelikte kanıt unsurları
sunmadıklarını tespit etmektedir. Bu bağlamda, AĐHM’nin sahip olduğu tek somut unsur olan
4 Eylül 2001 tarihli sağlık raporu da sözkonusu boꢀluğu doldurmak için yeterli olmamaktadır.
Baꢀvuran Yunus Özgür’ün vücudunda tespit edilen iki yara da, baꢀvuranların iddialarını
hukuki mesnede oturtma imkanı sağlamamaktadır. Ayrıca ileri sürülen olayların ardından
yaklaꢀık üç hafta sonra sözkonusu baꢀvuranın vücudunda tespit edilen yaralara, cezaevi
personeli tarafından uygulanan kötü muamelelerin neden olduğunu ifade etmek zordur.
Bu nokta da AĐHM, bir tutuklunun, cezaevi personeli tarafından uygulanan kötü muamelelere
iliꢀkin olarak kanıt toplamasının bazı durumlarda kolay olmayacağını kabul etmektedir.
Bununla birlikte AĐHM, mevcut davada böyle bir durumun sözkonusu olmadığını
gözlemlemektedir. Baꢀvuranların, dile getirilen kötü muamele izlerini tespit ettirmek amacıyla
bir doktora baꢀvurma imkanları da bulunmaktaydı. Bu bağlamda AĐHM, cezaevinin, bir
doktorun hazır bulunduğu sağlık servisinin olduğunu not etmektedir. Ayrıca, açlık grevi
yapan tutukluların sağlık durumunu kontrol etmek için dıꢀarıdan bir uzman doktor her gün
cezaevine gelmekteydi. Baꢀvuran Yunus Özgür’ün 11 Ağustos 2001 tarihinde sağlık
muayenesini reddettiği iddiasına yaptığı itirazı doğru olsa bile, Yunus Özgür, kendisine
doktora baꢀvurma izini verilmediğini ne ortaya koymuꢀ ne de iddia etmiꢀtir. Baꢀvuranlar,
olayı izleyen günlerde cezaevi doktoruna özgürce baꢀvuramadıkları konusunda bir iddiada
bulunmamıꢀlardır.
Bu koꢀullarda AĐHM, sahip olduğu unsurların, baꢀvuranların AĐHS’nin 3. maddesine aykırı
muamelelere maruz kaldığını “her türlü makul ꢀüphenin ötesinde” ortaya konulmasını
sağlayamadığı kanaatindedir.
2. Soruꢀturmanın etkili niteliği hakkında
AĐHM, cezaevi personeli ile baꢀvuranlar arasında yaꢀanan olayın 11 Ağustos 2001 tarihinde
meydana gelmesinin taraflar arasında ihtilaf konusu olmadığını gözlemlemektedir. Olaydan
iki gün sonra, baꢀvuranlar, avukatlarına, AĐHM nezdinde ifade ettikleri muameleleri dile
getirdikleri bir mektup göndermiꢀlerdir. Baꢀvuranlar, olayın koꢀulları ve cezaevi 2. müdür ile
infaz koruma memurlarının davranıꢀları hakkında ayrıntılı açıklamalarda bulunmuꢀlardır.
AĐHM, bir kimse polis memurlarınca veya benzer hizmetlerdeki diğer devlet görevlilerince
AĐHS’nin 3. maddesine aykırı muamelelere maruz kaldığını savunulabilir bir ꢀekilde iddia
ettiğinde, AĐHS’nin 1. maddesi gereğince Devlet’in “yargısına tabi herkese Sözleꢀme’de
tanımlanan hak ve özgürlükleri tanımak” genel yükümlülüğü ile birlikte sözkonusu hükmün
etkili resmi bir soruꢀturmayı zorunlu kıldığı kanaatindedir. AĐHS’nin 2. maddesi ile ilgili
soruꢀturmada olduğu gibi bu soruꢀturma da sorumluların belirlenmesi ve cezalandırılması ile
sonuçlanmalıdır. Đꢀkence ve insanlıkdıꢀı veya aꢀağılayıcı muamele ve cezaların yasaklanmıꢀ
olması çok önemli olmakla birlikte, bu tür bir soruꢀturma gerçekleꢀmediği takdirde, bu yasak
uygulamada etkili olmayacak ve bazı durumlarda kamu görevlilerinin neredeyse müeyyidesiz
bir ꢀekilde kontrollerine tabi kiꢀilerin haklarını çiğnemeleri mümkün olacaktır (Assenov ve
5