COUNCIL  
OF EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ D A ĐRE  
RANJBAR VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE DAVASI  
(B a vuru no. 37040/07)  
KARAR  
STRAZBURG  
13 Nisan 2010  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde  
kesinleecektir. ekli düzeltmelere tâbi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
RANJBAR VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 37040/07 no’lu davanın nedeni Alireza Ranjbar,  
Pejman Piran, Abolfazl Ajorlu, Seyid Ali Alemzadeh ve Mostaba Naderani Vatanpur adlı be  
Đran vatandaının (“bavuranlar”) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (“AĐHM”) 24 Ağustos  
2007 tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Đlikin Sözleme’nin  
(“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuranlar, AĐHM önünde Ankara Barosu avukatlarından S. Efe ve Van Barosu  
avukatlarından V. R. Turgut tarafından temsil edilmitir.  
OLAYLAR  
DAVA OLAYLARI  
Bavuranlar sırasıyla 1972, 1982, 1985, 1978 ve 1983 doğumlu olup halen Đsveç’te  
yaamaktadır.  
Bavuranlar Đran’dan kaçarak 2005 ve 2006 yıllarında çeitli tarihlerde Türkiye’ye  
yasaı olarak girmitir. 19 Nisan 2005 ile 3 Ekim 2006 tarihleri arasında Türkiye’deki  
BirlemiMilletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne (BMMYK) bavurmular, BMMYK  
mülteci statülerini tanımıve bavuranlara 24 Ağustos 2007 tarihinde mülteci belgesi  
vermitir.  
Bavuranlar Türk makamlarına sığınma bavurusu yaparak ikamet tezkeresi talep  
etmitir. Kasım 2006’da, sığınma bavurularının değerlendirilmesi kapsamında Yabancılar  
ubesi polisleri tarafından iki defa sorgulanmılar, sorgu sırasında bavuranlar farklı yasadıı  
örgütlere mensup olduklarını ve Đran’da rejim karıtı faaliyetlere katıldıklarını belirtmitir.  
Daha önce çeitli defalar tutuklandıklarını, hapis ya da kırbaç cezası aldıklarını, Đran’a  
dönmeleri halinde kötü muamele ya da ölüm tehlikesiyle karı karıya kalacaklarını ifade  
etmilerdir.  
ğınma ilemleri sürerken bavuranların Van’da ikamet etmelerine ve ehir dıına özel  
izinle çıkmalarına izin verilmitir. Bu bağlamda bavuranlardan Mostaba Naderani  
Vatanpur’a, çeitli yeniden yerletirme mülakatlarına katılmak üzere Ankara’ya seyahat etme  
izni verilmitir.  
Bavuranların sığınma bavurusu, ilgili kriterlere uymadıkları gerekçesiyle yetkili  
makamlarca reddedilmitir. Dördüncü bavurana ilikin olarak, mülakat formlarında  
yetkililerin bavuranın cevaplarını inandırıcı bulmadığı ve ülkesini ekonomik sıkıntı  
nedeniyle terk ettiği kanaatine varıldığı belirtilmitir.  
Bavuranlar yakalanmıve 22 Ağustos 2007 tarihinde sınırdıı kararlarının tebliğ  
edilmesinden önce Van Emniyet Müdürlüğü’nde, belirlenmeyen bir süre tutulmutur. Sınırdıı  
kararları bavuranlar ve bir tercümanın imzasını taımaktadır. Bavuranlar aynı gün Irak’a  
sınırdıı edilmitir.  
Bavuranlar Irak’a vardıklarında Türkiye’de yaklaık bir ay süre ile gözaltında  
tutulduklarını iddia etmitir. Kuzey Irak’ta yaklaık beay kaldıktan sonra 10 ubat 2008  
tarihinde Đsveç’e yerlemilerdir.  
1
RANJBAR VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI  
HUKUK  
I. DAVANIN KAPSAMI  
A. Birinci ve beinci bavuranlara ilikin olarak  
AĐHM, bavuranların temsilcisinin birinci ve beinci bavuranlara ulaamadığını 1  
Ekim 2009 tarihinde bildirdiğini kaydeder.  
AĐHM, bu artlar altında sözkonusu bavuranların AĐHS'nin 37/1 (a) maddesine göre  
bavurularını takip etmek istemedikleri eklinde değerlendirilebileceği kanaatindedir. Ayrıca  
AĐHS'nin 37/1 maddesine göre ve bavuranların Đsveç’e yerletikleri göz önünde  
bulundurulduğunda AĐHM, davanın incelenmesine devam edilmesini gerektiren, AĐHS ya da  
Protokollerinde tanımlı, insan haklarına saygıya ilikin özel koul tespit etmemitir.  
Yukarıda belirtilenler ıığında AĐHM, birinci ve beinci bavuranlara ilikin bavuruyu  
kayıttan düürmenin uygun olduğuna karar vermitir. Dolayısıyla AĐHM davanın  
incelemesini ikinci, üçüncü ve dördüncü bavuranlarla sınırlandıracaktır.  
B. Diğer bavuranlara ilikin olarak  
AĐHM, somut davanın savunmacı Hükümete tebliğini takiben 2 ubat 2009 tarihinde,  
özellikle Türkiye ve Irak’taki gözaltı koulları ve usule ilikin güvencelerin olmayıına ilikin  
olarak AĐHS'nin 3 ve 6. maddeleri ve 7 no’lu Protokolün 1. maddesine dayalı yeni ikâyetler  
yapıldığını gözlemler.  
AĐHM, AĐHS'nin 3 ve 6. maddelerine dayalı olarak ortaya konulan yeni ikayetlerin  
bavuranların esas ikayetlerine ilave nitelikte olmadığını ve 24 Ağustos 2007 tarihinde  
AĐHM'ye ilk ikâyetlerin yapılmasından altı aydan fazla süre geçtikten sonra meydana gelen  
olaylarla ilgili olduğunu değerlendirir. AĐHM, görmekte olduğu bir davada bir ikâyetin ilk  
defa ortaya atılması durumunda altı aylık sürenin akıının sözkonusu ikâyet gerçek anlamda  
yapılana kadar kesintiye uğramadığını hatırlatır (bkz. Sarl Aborcas ve Borowik – Fransa, no.  
59423/00; Loyen – Fransa, no. 46022/99). Bu nedenle AĐHM, sözkonusu ikayetleri  
AĐHS'nin 35. maddesinin 1 ve 4. paragrafları uyarınca reddeder (bkz. Hazırcı vd., no.  
57171/00).  
AĐHM ayrıca Türkiye’nin 7 no’lu Protokolü imzalamamıolduğunu gözlemler.  
Dolayısıyla ikâyetlerin bu kısmı AĐHS hükümlerine göre kii bakımından aykırı olup  
AĐHS'nin 35. maddesinin 3 ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmelidir.  
II. AĐHS’NĐN 2. VE 3. MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuranlar ilk olarak AĐHS'nin 2 ve 3. maddelerine dayanarak Đran’a sınırdıı  
edilmelerinin kötü muamele ve hatta ölüm tehlikesine yol açacağını öne sürmütür. Irak’a  
sınırdıı edilmeleri ve Đsveç’e yerlemelerinin ardından bavuranlar aynı ikayetleri  
sürdürmüler ve Irak makamlarının kendilerini Đran’a sınırdıı edeceği korkusuyla  
yaadıklarını ileri sürmütür.  
2
RANJBAR VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI  
Hükümet bavuranların iç hukuk yollarını tüketmediğini ve hiçbir zaman Đran’a sınırdıı  
edilmediklerini, dolayısıyla mağdur statüsünde olmadıklarını savunmutur. Bavuranlar, non-  
refulman ilkesine saygı gösterilerek Irak’a sınırdıı edilmitir.  
AĐHM, bavuranların u anda Đsveç’e yerlemiolduklarını kaydeder. Bavuranlar  
Irak’a 22 Ağustos 2007 tarihinde, yani olayın AĐHM’ye intikalinden iki gün önce sınırdıı  
edilmitir. Baka bir deyile, bavuranların sınırdıı edilmesi sırasında yürürlükte olan bir  
geçici tedbir bulunmamaktaydı. Dolayısıyla Hükümetin 34. madde uyarınca sorumluluğu  
olumamıtır.  
Bavuranların bu balık altındaki ikâyetlerinin Đran’a sınırdıı edilme ihtimaline  
dayanması (ki bu gerçeklememitir) ve u anda Đsveç’te yaıyor olmaları ıığında AĐHM,  
bavuranların, AĐHS'nin 2 ve 3. maddelerine dayalı ikâyetleri dikkate alındığında 34. madde  
uyarınca mağduriyet iddiasında bulunamayacaklarına karar vermitir (bkz. mutatis mutandis,  
Mohammedi – Türkiye, no. 3373/06; Ayashi – Türkiye, no. 3083/07).  
Dolayısıyla bavurunun bu kısmı açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle AĐHS'nin  
35. maddesinin 3 ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmelidir.  
III. AĐHS’NĐN 5 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuranlar gözaltında bulundukları süre içerisinde genel olarak AĐHS'nin 5.  
maddesinin sağladığı korumadan faydalanmalarına izin verilmesi gerektiğini öne sürmütür.  
Özellikle 6 günden fazla süre gözaltında tutulmaları ve AĐHS'nin 5. maddesinin 1 ve 4.  
paragraflarına aykırı olarak gözaltında tutulmalarına itiraz etme imkanı verilmemesinden  
ikayetçi olmutur.  
Dava olaylarının hangi hukuk sınıflandırmasına gireceği konusuna hakim olan AĐHM  
(bkz. Castravet – Moldova, no. 23393/05), sözkonusu ikâyetlerin AĐHS'nin 5. maddesinin 1  
ve 4. paragrafları altında incelenmesi gerektiğini tespit etmitir.  
Bavurunun tebligatı yapılırken savunmacı Hükümete, bavuranlara özgürlüklerinin  
kısıtlanmasının nedenlerinin bildirilmesiyle ilgili olarak AĐHS'nin 5/2 maddesine uyulup  
uyulmağına ilikin bir soru daha yöneltilmitir.  
A. Tarafların görüleri  
Hükümet ikâyetlere itiraz etmive bavuranların yakalanmadığını ya da  
tutuklanmadığını, ancak AĐHS'nin 5/1 (f) maddesine uygun olarak sınırdıı edilmeden önce,  
idari bir tedbir olarak tutulduklarını savunmutur. Bavuranlar Türkiye’de kaldıkları sırada  
Đran yönetimi aleyhinde faaliyetler yürütmüler ve Türkiye’de kalmaları yetkili makamlarca  
ulusal güvenliğe aykırı olması nedeniyle uygun bulunmamıtır. Özgürlüklerinden mahrum  
bırakılmalarının yasal dayanağı Yabancıların Türkiye’de Đkamet ve Seyahati hakkında  
Kanun’un 19 ve 23. maddeleri ve 5682 sayılı Pasaport Kanunu’nun 8. maddesidir. AĐHS'nin  
5/2 maddesine dayalı ikâyete ilikin olarak, sınırdıı kararları 1951 Cenevre Sözlemesi’nin  
32. maddesine uygun olarak çıkarılmıve bir tercüman aracılığıyla bavuranlara tebliğ  
edilmitir. AĐHS'nin 5/4 maddesine dayalı ikâyete ilikin olarak Hükümet bavuranların  
sınırdıı kararlarına ilgili makamlar nezdinde itirazda bulunabileceklerini, bunu yapmamaları  
halinde ise idare mahkemelerinde dava açma hakkına sahip olduklarını ifade etmitir.  
Bavuranlar iç hukuktaki usulü bilmelerine rağmen bavurmalardır.  
3
RANJBAR VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI  
Hükümet AĐHM'nin, yetkili makamları bavuranlar hakkında sınırdıı kararı almaya  
iten ulusal güvenlik gerekçeleri, bavuranların özgürlüğünden mahrum bırakılma süresi ve  
sınırdıı etme ekline ilikin özel sorularına dair herhangi bir görüsunmamıtır.  
Bavuranlar 22 Ağustos 2007 tarihinde sınırdıı edilmeden önce 6 gün süreyle kanunsuz  
olarak gözaltında tutulduklarını savunmutur. Gözaltına alındıkları tarih, zaman ve yer,  
gözaltına alma gerekçesi ve yakalamayı yapan görevlinin adının kaydedildiği bir resmi kaydın  
yetkililerce tutulmadığını öne sürmülerdir. Ek olarak bu süre zarfında avukatları ile  
görümelerine izin verilmemi, ne kendileri ne avukatlarına gözaltına alınma nedenleri  
hakkında resmi bir yazı tebliğ edilmitir.  
B. AĐHM'nin değerlendirmesi  
1. 5/1, 5/2 ve 5/4 maddelerinin kabuledilebilirliği  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde sözkonusu ikâyetlerin dayanaktan  
yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, ikâyetlerin baka açılardan bakıldığında da  
kabuledilemezlik unsuru taımadığını tespit eder. Dolayısıyla ikâyetler kabuledilebilir  
niteliktedir.  
2. Esas  
(a) 5/1. madde  
AĐHM, Hükümetin bavuranların Van Emniyet Müdürlüğü’nde tutulduğunu  
reddetmediğini gözlemler. Hükümete göre, bavuranlar sınırdıı etme amacıyla, idari bir  
tedbir olarak tutulmuve dolayısıyla hakim önüne çıkarılmalarına gerek görülmemitir.  
AĐHM, idari ya da her ne amaçla olursa olsun ve süresine bakılmaksızın, bavuranların  
sözkonusu artlar altında Van Emniyet Müdürlüğü’nde tutulmalarının sınırdıı etme amacıyla  
“özgürlükten mahrum bırakma” olduğu kanaatindedir.  
AĐHM, AĐHS'nin 5/1 maddesinin ahısların yasal olarak özgürlüklerinden mahrum  
bırakılabileceği artları sınırlarken bu artlara ilikin olarak, bunların bireysel özgürlüğün en  
temel güvencelerine istisna tekil etmesi göz önünde bulundurularak dar bir kapsamda  
yorumlanması gerektiğini vurguladığına iaret eder (bkz. Quinn – Fransa, A Serisi no. 311).  
AĐHS'nin 5/1. maddesi, özgürlükten mahrum bırakmanın “yasayla öngörülen bir usule uygun”  
olması gerektiğini belirterek ilk olarak herhangi bir yakalama ya da tutuklamanın iç hukukta  
yasal bir dayanağı olmasını zorunlu kılar (bkz. Amuur – Fransa, Karar Raporları 1996-III).  
AĐHS burada esasen iç hukuku kastetmekte ve kurallarının uygulanması gereğini tespit  
etmekte, aynı zamanda bireyi özgürlüğünden mahrum bırakan tüm tedbirlerin 5. maddenin  
bireyin keyfilikten korunması amacına uygun olmasını zorunlu tutmaktadır (bkz. Ashingdane  
Đngiltere, A Serisi no. 93). Burada tehlikede olan sadece “özgürlük hakkı” değil aynı  
zamanda bireyin “güvenlik hakkı”dır.  
“Yasaya uygunluk” ve “keyfiliğin olmaması” 5/1 (f) maddesi dahil olmak üzere  
AĐHS'nin 5. maddesinin tamamının ortak gerekleridir. Bu bağlamda gözaltına  
alınan/tutuklanan ahısların tarih, saat, yer bilgileri, gözaltı/tutuklamanın gerekçesi ve  
uygulanan ahısların isimlerinin kayıt altına alınması gibi keyfiliğe karı özel güvenceler,  
bireyin gözaltına alınması/tutuklanmasının 5/1 maddesi ile uyumlu olması için zorunludur.  
4
RANJBAR VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI  
Dolayısıyla bavuranların özgürlüklerinden yoksun bırakılmalarının AĐHS'nin 5/1 (f)  
maddesinde belirtilen istisnalar kapsamında olup olmadığı sorusunu incelemeye geçmeden  
önce AĐHM ilk olarak “yasaya uygunluk” ve “keyfiliğin olmaması” gereklerinin yerine  
getirilip getirilmediğini tespit etmelidir.  
AĐHM somut davada savunmacı Hükümetin belirttiği yasal hükümlerin yasal seyahat  
belgesi bulunmayan ya da sınırdıı edilemeyen yabancıların Đçileri Bakanlığı’nın belirlediği  
yerlerde kalmalarını zorunlu tuttuğunu kaydeder. Sözkonusu hükümler sınırdıı ilemleri  
kapsamında özgürlükten mahrum bırakmaya değinmemektedir. Belli yabancı gruplarının  
Türkiye’de ikametlerinden bahsetmekte ancak gözaltına almaktan bahsetmemektedir. Ayrıca  
sınırdıı etme amacıyla gözaltı kararı alınması ve gözaltı süresinin uzatılmasına ilikin  
koullara ilikin ayrıntı vermemekte ve gözaltı için süre sınırı getirmemektedir.  
AĐHM, süresi dikkate alınmaksızın bavuranların özgürlüğünden yoksun bırakılmasının  
davanın özel koulları itibariyle yeterli yasal dayanağı olmadığını kaydeder (bkz. Abdolkhani  
ve Karimnia, yukarıda anılan).  
AĐHM ayrıca bavuranların sınırdıı ilemlerine ilikin dosyanın gönderilmesinin ve  
gözaltı dönemleri, özgürlükten yoksun bırakıldıkları toplam süre ve sınırdıı etme ekline  
ilikin ayrıntılı bilgi sağlamasının Hükümetten talep edildiğini kaydeder. Ancak AĐHM, cevap  
olarak gönderilen belgeler arasında bavuranların gözaltına alınması olayının tarih, zaman ve  
yerini gösteren kayıt bulunmadığını gözlemler. Bavuranların nerede ve tam olarak kim  
tarafından yakalandıkları ve sınırdıı edilmeden önce gerçekte ne kadar süre ile  
özgürlüklerinden mahrum bırakıldıkları net değildir. Bavuranların ne zaman ve nasıl sınırdıı  
edildiği bilgisi dava dosyasında da bulunmamaktadır. Baka bir deyile bavuranların halen  
Türk yetkililerin kontrolü altındayken özgürlüklerinden yoksun bırakılmalarının sona ermesi  
hakkında bilgi bulunmamaktadır.  
Yukarıdakiler ıığında AĐHM, bavuranların maruz kaldığı özgürlükten yoksun  
bırakmanın, keyfiliğe karı yeterli güvencelerle sınırlandırılmı, kesin tanımlı bir yasal  
dayanağı bulunmadığını tespit etmitir (bkz. Nasrulloyev – Rusya, no. 656/06; Chadal –  
Đngiltere, Raporlar 1996-V; Saadi – Đngiltere [BD], no. 13229/03). Dolayısıyla ulusal sistem  
bavuranları keyfi olarak gözaltına almadan koruyamamıtır ve sonuç olarak gözaltına alma  
AĐHS'nin 5. maddesinin amaçları doğrultusunda “yasaya uygun” olarak kabul edilemez.  
AĐHM, AĐHS'nin 5/1 maddesinin ihlal edildiğine karar vermitir.  
(b) 5/2 ve 5/4. Maddeler  
AĐHM, kayıt tutulmaması ve dolayısıyla sınırdıı etmeden önce gözaltında tutmanın tam  
süresinin belirlenememesinden kaynaklanan yukarıdaki ihlal tespitlerini dikkate alarak  
AĐHS'nin 5/2 ve 5/4 maddelerine ilikin ayrı bir sorun olumadığına karar vermitir.  
IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
A. Tazminat  
Đkinci, üçüncü ve dördüncü bavuranlar temelde Irak’taki iae ve ibate, giyecek ve  
telefon gibi masraflarını karılamak üzere 24,300 Euro maddi tazminat talep etmitir. Ayrıca  
sınırdıı edildikten sonra Türkiye’de kiraladıkları daire için ek olarak iki ay süre daha kira  
5
RANJBAR VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI  
ödemek zorunda kaldıklarını ve Türkiye’de kalan eyalarını paraya ihtiyaçları olduğu için  
acilen düük bir fiyattan satmak zorunda kaldıklarını iddia etmilerdir. Irak’ta kaldıkları süre  
içerisinde çalıamadıklarını, bu nedenle muhtemel gelir kaybına uğradıklarını savunmulardır.  
Bavuranlar ayrıca Irak’a sınırdıı edilmeselerdi o dönemde A.B.D.’ye yerleeceklerini ve  
belli bir miktarda gelire sahip olacaklarını iddia etmitir.  
Bavuranlar 100,000 Euro manevi tazminat talebinde bulunmutur.  
Hükümet, aırı olduğunu savunarak taleplere karı çıkmıtır.  
AĐHM, tespit edilen ihlal ile talep edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı  
kuramamaktadır; bu nedenle talebi reddeder. Ancak bavuranların sadece ihlal tespitiyle  
yeterince tazmin edilemeyecek manevi zararlara uğramıolması gerektiğini kabul eder.  
Hakkaniyete uygun bir değerlendirmeyle ikinci, üçüncü ve dördüncü bavuranların her birine  
9,000 Euro manevi tazminat ödenmesini uygun bulmaktadır.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Đkinci, üçüncü ve dördüncü bavuranlar AĐHM önündeki yargılamada tahakkuk eden  
avukatlık ücretleri, telefon konumaları, faks ve taksi gibi masraflara ilikin olarak 4,100 Euro  
talep etmitir. Taleplerini Ankara Barosu’nun ücret çizelgesine dayandırmılardır.  
Hükümet talebe itiraz etmive sadece tahakkuk etmimasrafların geri ödenebileceğini  
belirtmitir.  
AĐHM, sözkonusu taleplere AĐHM Đç Tüzüğü’nün 60. maddesinin gerektirdiği ekilde  
belgelerle desteklenmemiolması nedeniyle bu balık altında ödeme yapılmamasına karar  
vermitir (bkz. Gök ve Güler – Türkiye, no. 74307/01).  
C. Gecikme faizi  
AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine  
uygulağı orana üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar  
vermitir.  
6
RANJBAR VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI  
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Birinci ve beinci bavuranlara ilikin olarak bavurunun kayıttan düürülmesine;  
2. Diğer bavuranların sınırdıı edilmeden önce özgürlüklerinden yoksun bırakılmalarının  
kanunsuz oluu, gözaltına alınma nedenlerinin kendilerine tebliğ edilmemesi ve  
gözaltında tutulmaya karı yargı yolunun etkisizliğine ilikin olarak AĐHS’nin 5.  
maddesinin 1, 2 ve 4. paragraflarına dayalı ikâyetlerinin kabuledilebilir olduğuna;  
3. Bavuruların kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;  
4. AĐHS'nin 5/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
5. AĐHS'nin 5/2 ve 5/4 maddelerine ilikin bir sorunun ortaya çıkmadığına;  
6. (a) Savunmacı devletin ikinci, üçüncü ve dördüncü bavuranların her birine, AĐHS’nin  
44/2 maddesi uyarınca kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde:  
(i) 9,000 (dokuz bin) Euro manevi tazminat;  
(ii) bu miktarlara uygulanabilecek her tür vergiyi ödemesine;  
(b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için Avrupa  
Merkez Bankası’nın marjinal kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle  
elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;  
7. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddine  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragrafları uyarınca 13 Nisan 2010 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
7