CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYİ  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
REYHAN - TÜRKİYE DAVASI  
(Başvuru no: 38422/97)  
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ  
STRASBOURG  
21 Temmuz 2005  
İşbu karar AİHS’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli  
bazı düzeltmelere tabi olabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (38422/97) başvuru no’lu davanın nedeni bu  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
ülke vatandaşı Hasan Hüseyin Reyhan’ın (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 12  
Ağustos 1997 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Temel İnsan Haklarını güvence  
altına alan eski 25. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuran Avrupa İnsan  
Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde savunmasını kendisinin üstleneceğini ifade etmiştir.  
OLAYLAR  
Başvuran 1953 doğumlu olup Antakya’da ikamet etmektedir.  
8 Aralık 1994 tarihinde yapılan bir ihbarı takiben PKK üyesi olmakla itham edilen başvuran  
İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde görevli polisler tarafından tutuklanarak gözaltına alınmıştır.  
9 Aralık 1994’te İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı (Cumhuriyet  
Savcısı) başvuranın gözaltı süresini yedi gün uzatmıştır.  
13 Aralık 1994’te polis tarafından sorgulanan başvuran, hakkında yapılan suçlamaları inkar  
etmiştir.  
15 Aralık 1994’te Cumhuriyet Savcısı karşısına çıkarılan başvuran PKK ile olan bağlantısı  
olduğunu reddetmiştir. Başvuran aynı gün Konya Tutukevine nakledilmiştir.  
29 Aralık 1994 tarihinde Konya Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Savcısı  
başvuranı PKK terör örgütüne bağlı olmakla itham etmiş ve TCK’nın 168 § 2. ve Terörle  
Mücadele Kanunu’nun 5. maddeleri uyarınca mahkumiyetini talep etmiştir.  
Başvuran 16 Mayıs 1995 tarihinde Devlet Güvenlik Mahkemesine (DGM) yazmış olduğu  
yazıda özellikle cezaevi koşullarından ve Jandarmaları tutuklulara uyguladığı kötü  
muamelelerden ve Jandarmaların kendisine ait kitaplara ve diğer belgelere el koyduğundan  
şikayetçi olmuştur.  
Başvuran 15 Haziran 1995 tarihinde yazmış olduğu başka bir yazı ile şikayetlerini  
tekrarlamış, daha sonra 13 Temmuz 1995 ve 18 Ocak 1996 tarihli mektupları ile DGM’den  
kendisine kötü muamelede bulunan gözaltından sorumlu polislerin mahkum etmesini talep  
etmiştir.  
DGM, 1 Şubat 1996 tarihli kararı ile TCK’nın 168 § 2. ve 3713 sayılı Terörle Mücadele  
Kanunu’nun 5. maddelerine dayalı olarak silahlı bir çeteyle bağlantısı olma suçundan  
başvuranı on iki yıl altı ay hapis ve kamu hizmetinden men cezasına çarptırmıştır.  
Başvuran temyiz başvurusunda bulunmuştur. Yargıtay 20 Şubat 1997 tarihli kararı ile ilk  
derece mahkemesinin kararını onamıştır.  
1999 tarihinde yürürlüğe giren 4390 sayılı Kanun ile Devlet Güvenlik Mahkemesine dair  
2845 sayılı Kanun’da değişiklik yapılmış, bunun neticesinde Devlet Güvenlik  
Mahkemelerindeki askeri hakimin varlığına son verilmiştir.  
2
Bu yasal değişikliği gözönünde bulunduran başvuran, 29 Temmuz 1999 tarihinde Malatya  
Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne iade-i muhakeme başvurusunda bulunmuş, fakat bu talebi 23  
Ağustos 1999’da reddedilmiştir.  
Başvuranın Yargıtay’daki temyiz başvurusu 22 Ekim 1999’da bertaraf edilmiştir.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. AİHS’NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLMESİNE İLİŞKİN  
Başvuran kendisini yargılayan ve mahkum eden Konya Devlet Güvenlik Mahkemesinin  
bünyesinde askeri hakimi bulundurması nedeniyle «tarafsız ve bağımsız» bir mahkeme olarak  
kabul edilemeyeceğini ileri sürmekte ve AİHS’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğini iddia  
etmektedir.  
Başvuran ayrıca AİHS’nin 6 §§ 1 ve 3 b), d) maddesiyle birlikte ve ayrı olarak 14. maddenin  
ihlal edildiğini öne sürmekte, maruz kaldığı kötü muameleden sorumlu kişiler hakkında  
yapmış olduğu şikayetlerini ve tanıkların karşılaştırılması taleplerini dikkate almayan yargı  
makamı karşısında hakkaniyete uygun bir yargılamanın gerçekleşmediğini ileri sürmektedir.  
1. Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı hakkında  
AİHM, daha önceki kararlarda buna benzer pek çok şikayetlerin dile getirildiğini ve bunların  
AİHS’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiği yönünde sonuçlandığını belirtmektedir. (Bkz. sözü  
edilen Özel kararı, §§ 33-34, ve Özdemir-Türkiye kararı no: 59659 / 00, § 35-36, 6 Şubat  
2003).  
AİHM, mevcut davada Hükümetin davanın seyrini farklı şekilde sonuçlandıracak bir tespitte  
bulunmadığını ve hiçbir delili sunmadığını incelemektedir. Başvuranın aralarında askeri bir  
hakimin de yer aldığı Devlet Güvenlik Mahkemesi heyeti tarafından TCK’ya dayalı olarak  
yapmış olduğu yargılama hususunda endişe duymasının anlaşılabilir olduğu kanısındadır.  
Başvuranın Devlet Güvenlik Mahkemesinin davanın gerekçesine yabancı mülahazalardan  
etkilenebileceği yönünde haklı endişeleri duyması mümkündür. Bu nedenle başvuranın bu  
yargı makamının tarafsız ve bağımsız olmadığı yönündeki şüphelerinin dikkate alınması  
gerekmektedir. (Bkz. Incal-Türkiye kararı, 9 Haziran 1998, 1998-IV s. 1573, § 72 ).  
AİHM, başvuranı yargılayıp mahkum eden Konya Devlet Güvenlik Mahkemesinin AİHS’nin  
6 § 1 maddesinde yer alan bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğini taşımadığı neticesine  
varmaktadır.  
2. Cezai yargılama sürecinin adilliği ve savunma haklarına yönelik bir ayrımcılık yapıldığı  
iddiası hakkında  
AİHM, benzer kararlarda verdiği hükümleri hatırlatarak bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan  
yoksun bir mahkemenin her halükarda kendi yargısına tabi kişilere adil bir yargılama  
sunamayacağı kanısına varmaktadır.  
Başvuranın bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiği tespitinde  
3
AİHM, AİHS’nin 6 §§ 1 ve 3 b) ve d) maddesiyle birlikte ve ayrı olarak 14. maddesine  
yönelik şikayetlerin incelenmesini gerekli görmemektedir (Bkz. diğerleri arasında, Çıraklar-  
Türkiye kararı 28 Ekim 1998, 1998-VII, §§ 44-45, ve Özyol-Türkiye kararı, no: 48617/99, §§  
21-22, 23 Ekim 2003).  
II. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI  
A. Tazminat  
Başvuran maruz kaldığı maddi zarar için 289.000 Euro, manevi zarar için 58.000 Euro talep  
etmektedir.  
Hükümet bu miktarlara karşı çıkmaktadır.  
İddia edilen maddi tazminata ilişkin olarak AİHM, Devlet Güvenlik Mahkemesi önündeki  
sürecin Sözleşmenin ihlali meydana gelmeseydi nasıl sonuçlanmış olacağına ilişkin bir  
yargıda bulunamayacağından başvurana bu yönde bir tazminat ödenmesine gerek olmadığını  
ifade etmektedir. (Findlay-İngiltere kararı, 25 Şubat 1997, s.284, § 85).  
Manevi tazminatla ilgili olarak Mahkeme, olayların mevcut koşulları dikkate alındığında ihlal  
kararının tespitinin adil tazmin için başlı başına yeterli olduğuna karar vermiştir. (Sözü edilen  
Çıraklar kararı, s. 3074, § 49).  
AİHM, bir başvuran hakkında verilen mahkumiyetin, 6 § 1 maddeye göre tarafsız ve bağımsız  
olmayan bir mahkeme tarafından verildiği görüşüne vardığında, prensip olarak en uygun  
tazminin, zamanında, tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından başvuranın yeniden  
yargılanması olacağı yönündeki kanaatini vurgulamaktadır (Bkz. sözü edilen Gençel kararı, §  
27).  
B. Masraf ve harcamalar  
Başvuran, Mahkeme organları nezdinde yaptığı masraf ve harcamalara ilişkin hiçbir tazminat  
talebinde bulunmamıştır. Dolayısıyla bu doğrultuda bir ödemenin yapılması sözkonusu  
değildir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,  
1. Konya Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan yoksun olması  
nedeniyle AİHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
2. AİHS’nin 6 §§ 1 ve 3 b) ve d) maddeleriyle birlikte ve ayrı olarak 14. maddeye yönelik  
şikayetlerin incelenmesine gerek olmadığına;  
3. Mevcut kararın tek başına manevi tazmin için yeterli olduğuna;  
4
4. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;  
KARAR VERMİŞTİR.  
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3. maddelerine  
uygun olarak 21 Temmuz 2005 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.  
5