CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYİ  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
İKİNCİ DAİRE  
ÖZOĞUZ - TÜRKİYE DAVASI  
(Başvuru no: 17533/04)  
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ  
STRAZBURG  
20 Ocak 2008  
İşbu karar Sözleşme’nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup  
şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
T.C. vatandaşı Halil Özoğuz (başvuran) tarafından Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, 27 Nisan  
2004 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin  
(Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapılan 17533/04 numaralı  
başvuru sonucu bu dava görülmektedir.  
Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Ankara barosu avukatlarından  
N. Senem tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
DAVANIN KOŞULLARI  
1949 doğumlu olan başvuran Kocaeli’de ikamet etmektedir.  
Başvuran olayların meydana geldiği dönemde Kars Valiliği Yürütme Kurulu müdürü olarak  
görev yapmaktaydı.  
23 Ağustos 1995 tarih ve 95/136 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile «yürütme kurulu müdürü»  
sıfatı «il idare kurulu müdürü» olarak değiştirilmiştir.  
Bunun üzerine başvuran Eylül 1995’ten itibaren «il idare kurulu müdürü» statüsü ile 2200 ek  
gösterge yerine 3000 ek gösterge üzerinden maaş almaya başlamıştır.  
22 Ekim 1997 tarihinde Kars Valiliği Maliye Bakanlığı’nın 15 Ekim 1997 tarihli ve adı  
geçenin 3000 ek gösterge yerine 2200 ek göstergeden yararlanabileceğini belirten kararını  
başvurana tebliğ etmiştir.  
Başvuran bu kararın iptali istemiyle 27 Ekim 1997 tarihinde Erzurum İdare Mahkemesi’nde  
(mahkeme) dava açmıştır.  
Mahkeme 12 Mart 1998 tarihli kararı ile bu talebi reddetmiştir. Mahkeme gerekçesinde 3000  
ek gösterge üzerinden hesaplanan maaşın il yönetiminin başlarına, yani kendi bakanlıklarını o  
şehirde temsil eden ve ilgili bakanlığın o şehirdeki tüm temsilcilerinin amiri olan yetkililer  
için geçerli olduğunu belirtmiştir. Oysa ki il idare kurulu başkanı olan başvuran ne İçişleri  
Bakanlığı’nın ildeki temsilcisidir ne bu bakanlığın Kars ilinde bulunan görevlilerinin  
hiyerarşik üstüdür. Dolayısıyla başvuran 3000 ek göstergeye dayalı bir maaş uygulaması talep  
edemez.  
Danıştay 25 Eylül 2002 bu karara karşı yapılan temyiz başvurusunu reddetmiştir.  
Danıştay başvuranın yürütmeyi durdurma talebini de 14 Kasım 2003 tarihinde reddetmiştir.  
HUKUK  
I. AİHS’NİN 6/1 MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA  
Başvuran yargılamanın uzunluğunun AİHS’nin 6/1 maddesinde öngörülen «makul süre»  
ilkesine aykırı olduğunu iddia etmektedir.  
2
A. Kabuledilebilirlik hakkında  
Hükümet esas olarak Pellegrin-Fransa (no: 28541/95) kararındaki içtihada atıfta bulunarak 6.  
maddenin bu başvuruya uygulanamayacağını savunmaktadır.  
Başvuran bu iddiaya karşı çıkmaktadır.  
AİHM 6/1 maddesinin Devlet ile kamu görevlileri arasındaki davalara uygulanabilirliğine  
ilişkin içtihadını gözden geçirdiğini hatırlatır. Bilhassa, Vilho Eskelinen vd.-Finlandiya  
kararıyla birlikte (no: 63235/00) bir devletin AİHM’ye başvuran memuruna 6/1 maddenin  
uygulanmasına geçerli bir şekilde itiraz edebilmesi için kamu görevlisi olan başvuran ulusal  
mevzuat uyarınca mahkemeye erişim hakkından açıkça yoksun olmalıdır. Oysa ki mevcut  
başvuruda, başvuranın ulusal mevzuat uyarınca mahkemeye erişim hakkı olduğu ve şikayetini  
idari yargı önüne getirebildiği konusunda bir ihtilaf yoktur. Bu durumda AİHM 6. maddenin  
uygulanabileceği sonucuna varmaktadır (Bkz. Melek Sima Yılmaz-Türkiye kararı no:  
37829/05, 30 Eylül 2008; Karaduman ve Tandoğan-Türkiye kararı no: 41296/04 ve 41298/04,  
3 Haziran 2008).  
AİHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder.  
B. Esasa dair  
AİHM yargılama süresinin uygunluğunun davanın şartları ışığında ve özellikle de davanın  
karmaşıklığı ile başvuran ve ilgili mercilerin tutumu ve davanın taraflar için taşıdığı önem  
gibi, içtihadında yerleşmiş ölçütlere bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır (Bkz.  
diğer birçokları arasında, Frydlender-Fransa kararı, no: 30979/96).  
AİHM göz önünde bulundurulması gereken dönemin 27 Ekim 1997 tarihinde başlayıp 14  
Kasım 2003 tarihinde sona erdiğini gözlemlemektedir. Üç dereceli mahkemede görülen yargı  
süreci yaklaşık 6 yıldır. AİHM geçen bu sürenin uzunluğunun bilhassa Danıştay’ın temyiz  
incelemesinden kaynaklandığını not etmektedir. Zira Danıştay’ın kararı incelemesi 4 yıl 6  
aydan fazla sürmüştür.  
AİHM bu başvurudakine benzer şikayetleri ortaya koyan başvuruları daha önce de  
incelediğini ve AİHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatır (Bkz.  
sözü edilen Frydlender kararı).  
AİHM kendisine sunulan tüm delil unsurlarının incelemiş ve Hükümetin bu davada farklı bir  
sonuca ulaşmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını tespit etmiştir.  
AİHM, bu yöndeki yerleşik içtihadı ışığında sözkonusu yargı sürecinin aşırı olduğu ve  
«makul süre» koşulunu karşılamadığı sonucuna varmıştır.  
Bu nedenle AİHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.  
II. ÖNE SÜRÜLEN DİĞER İHLAL İDDİALARI HAKKINDA  
Başvuran ayrıca idari mahkemelerin kararlarında dikkate almadıkları 3000 ek göstergenin  
«kazanılmış hak» olduğu ileri sürmektedir. Başvuran bu hakkı iç hukukta öne sürebileceği  
3
etkili bir başvuru yolunun bulunmadığını iddia ederek AİHS’nin 6. maddesiyle bağlantılı  
olarak 13. maddesine atıfta bulunmaktadır.  
AİHM başvuranın esasen iç hukuktaki mahkemelerce alınan karara karşı çıktığı saptamasını  
yapmaktadır. AİHM, görevinin iç hukuktaki bir mahkemenin kararını, keyfi olmadığı sürece,  
neye göre aldığını değerlendirmek olmadığını hatırlatır. Aksi takdirde haddini aşarak üçüncü  
ve/veya dördüncü derece mahkemesi haline gelir (Bkz. Kemmache-Fransa (no3), 24 Kasım  
1994). Ayrıca, izlenen yargı sürecinde her hangi bir keyfi yaklaşım tespit etmeyen AİHM, iç  
hukuku yorumlamak ve uygulamak konusunda birinci derecede yetkili olan ulusal  
mahkemelerin değerlendirmesinden şüphe duymak için bir neden görmemektedir (Bkz.  
Fabre-Fransa kararı, no: 69225/01, 2 Kasım 2004).  
Yapılan bu şikayetin dayanaktan yoksun bulunması nedeniyle AİHS’nin 35. maddesinin 3. ve  
4. paragraflarına uygun olarak reddedilmesi gerekmektedir.  
III. AİHS’NİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASI  
A. Tazminat  
Başvuran 14.474 Euro maddi ve 100.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.  
Hükümet bu miktarlara karşı çıkarak AİHM’yi bu talepleri reddetmeye davet etmektedir.  
AİHM tespit edilen ihlal kararı ile öne sürülen maddi tazminat arasında hiçbir illiyet bağı  
kuramamakta ve bu talebi reddetmektedir. AİHM buna karşın başvurana uğradığı manevi  
zarar nedeniyle hakkaniyete uygun olarak 900 Euro ödenmesini kararlaştırır.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Başvuran AİHM önünde yapmış olduğu yargılama giderleri için 14.300 Euro talep  
etmektedir. Başvuran bu yönde avukatı ile imzaladığı sözleşmeyi sunmaktadır.  
Hükümet bu miktara karşı çıkmaktadır.  
AİHM’nin yerleşik içtihadına göre bir başvuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul  
miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. AİHM sunulan belgeler ve sözü edilen kıstaslar  
ışığında AİHM önünde yapmış olduğu yargılama giderleri için başvurana 1.000 Euro  
ödenmesine karar verir.  
C. Gecikme Faizi  
AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç  
puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,  
1. Yargılama süresinin uzunluğuna ilişkin şikayetin kabuledilebilir, bunun dışındaki şikayetin  
kabuledilemez olduğuna;  
2. AİHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
4
3. a) AİHS’nin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru  
üzerinden YTL.’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından başvurana:  
i.  
ii.  
manevi tazminat olarak 900 (dokuz yüz) Euro ödenmesine;  
yargılama giderleri için 1.000 (bin) Euro ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;  
4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;  
KARAR VERMİŞTİR.  
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 20 Ocak 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.  
5