C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ÜÇÜNCÜ DAĐRE  
ÖZ VE YÜREKLĐ - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:44662/98)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
19 Temmuz 2007  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek olup  
bazı ekli düzeltmelere tabi olabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 44662/98 no’lu davanın nedeni T.C vatandaları  
Ali Ekber Öz, Mahmut Umit Yürekli ve Nuran Öz’ün (“bavuranlar”) Avrupa Đnsan Hakları  
Komisyonu’na (“Komisyon”) 20 Nisan 1998 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları ve Temel  
Özgürlüklerin Korunması Sözlemesinin (“AĐHS”) eski 25. maddesi uyarınca yapmıꢀ  
oldukları bavurudur.  
Bavuranlar, Barosu avukatlarından Aydın Barosu avukatlarından S.S. Atmaca tarafından  
temsil edilmektedirler.  
1 Temmuz 2003 tarihinde Mahkeme bavuran Ali Ekber Öz açısından bavuruyu  
kabuledilemez bulmutur.  
OLAYLAR  
A. DAVANIN KOULLARI  
Bavuranlar Ali Ekber ve Nuran Öz, 2 Ekim 1994 tarihinde Antalya Đl Emniyet Müdürlüğü  
Terörle Mücadele ubesi’ne bağlı ekiplerce yakalanmılardır. Bavuranlar on gün süreyle  
gözaltında tutulmulardır. Bavuranların evlerinde yapılan arama sonucunda patlayıcı madde  
yapımında kullanılan malzeme ve aırı sol bir örgüte ait dokümanlar ele geçirilmitir.  
Bavuran Mahmut Ümit Yürekli ise Antalya Đl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele  
ubesi’ne bağlı ekiplerce Kasım 1994 tarihinde yakalanmıtır. Yürekli, sekiz gün süreyle  
gözaltında tutulmutur.  
Antalya Sulh Ceza Mahkemesi 11 Ekim 1994 tarihinde aldığı kararla üç bavuranın tutuklu  
yargılanmasına hükmetmitir.  
Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı 27 Ekim 1994 tarihli iddianamesinde Türk Ceza  
Kanunu’nun 168. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yasadıı bir örgüte üye olmak suçundan  
üç bavuranın mahkumiyetini talep etmitir.  
DGM, 27 Mart 1996 tarihli kararında bavuranların suçlarını sabit görerek on iki yıl altı ay  
hapis ve ömür boyu kamu hizmetinden men cezasına çarptırılmalarına hükmetmitir.  
Yargıtay, itiraz edilen kararı bavuranlar Nuran Öz ve Mahmut Ümit Yürekli’ye ilikin  
olarak, suçlarının TCK’nın 169. maddesi (yasadıı bir örgüte yardım ve yataklık etme suçunu  
düzenleyen kanun hükmü) kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle 3 Temmuz  
1997 tarihinde bozmutur.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuranlar Nuran Öz ve Mahmut Umit Yürekli kendilerini yargılayan ve mahkum eden  
Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bünyesinde askeri hakim bulunması dolayısıyla adil dava  
güvencesi sunabilecek nitelikte ‘bağımsız ve tarafsız’ bir mahkeme olmadığını iddia  
2
etmektedirler. Yine yargılamanın hakkaniyete uygun yapılmaması bağlamında bavuranlar,  
gözaltında tutuldukları sırada yasal olmayan yollardan toplanan kanıt unsurları temelinde  
mahkum edildiklerini savunmaktadırlar.  
A. Kabuledilebilirliğe ilikin  
Hükümet, AĐHS’nin 35. maddesinde öngörülen altı ay süresi kuralına uyulmadığı  
gerekçesiyle AĐHM’yi bu ikayeti reddetmeye davet etmektedir. Hükümet, bu ikayetle ilgili  
kesinlemiyargı kararının DGM tarafından verilen karar olduğunu savunmaktadır. Bu  
hususta Hükümet, olayların meydana geldiği dönemde Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin  
oluumunun ulusal mevzuatla düzenlenmiolması sebebiyle Yargıtay’ın konuyla ilgili olarak  
hüküm verme yetkisinin olmadığını savunmaktadır. Hükümet, bavuranların iç hukuk  
yollarının etkisiz kaldığını farkettikleri anda, yani DGM’nin karar verdiği 27 Mart 1996  
tarihinden itibaren bavuruda bulunmaları gerektiği sonucuna varmaktadır. Hükümet, buna  
karın bavuranların 20 Nisan 1998 tarihinde bavuru yaptıklarına dikkat çekmektedir.  
AĐHM, Özdemir – Türkiye (no: 59659/00, prg. 26, 6 ubat 2003) davasında benzer bir itirazı  
reddettiğini anımsatır. Daha evvel vardığı sonuçtan ayrılması için herhangi bir gerekçe  
görmeyen AĐHM, Hükümet’in bu itirazını reddeder.  
Ayrıca AĐHM, iç hukuk yollarının tüketilmesi meselesini, Hükümet’in bu hususu gündeme  
getirmekten vazgeçmiolması sebebiyle, ex officio incelemeye gerek olmadığı kanaatindedir.  
Elindeki unsurların tamamını dikkate alan AĐHM, içtihadından doğan ölçütler ıığında (Đncal  
- Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar, ve Çıraklar – Türkiye, 28 Ekim 1998) bavuranların  
ikayetlerinin esastan incelenmesi gerektiği kanaatine varmaktadır. AĐHM ayrıca, sözkonusu  
ikayetlerle ilgili olarak herhangi bir kabuledilemezlik gerekçesi bulunmadığını tespit  
etmektedir.  
B. Esasa ilikin  
1. Devlet güvenlik mahkemesi’nin bağımsızlık ve tarafsızlığı hakkında  
AĐHM, mevcut davada farklı bir sonuca varmasını sağlayabilecek nitelikte herhangi bir olgu  
ya da kanıtın Hükümet tarafından sunulmadığını değerlendirmektedir. AĐHM, bir Devlet  
Güvenlik Mahkemesi önünde ‘ulusal güvenlik’ konusuyla alakalı suçlamalara cevap veren  
bavuranların, askeri yargıya mensup bir subayın da aralarında bulunduğu hâkimlerin  
karısına çıkmaktan endie duymasının anlaılır bir durum olduğu tespitini yapmaktadır. Bu  
nedenle bavuranın meru bir ekilde, mahkemenin amacına aykırı birtakım mülahazaların  
etkisinde kalmasından kaygı duyması mümkündü. Bu itibarla bavuranın adıgeçen  
mahkemenin bağımsızlık ve tarafsızlığı konusunda beslediği üphelerin objektif gerekçelere  
dayanğı mütalaa edilebilir (Incal – Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar, § 72, in fine).  
AĐHM, bavuranı yargılayarak mahkûm ettiği dönemde DGM’nin bağımsız ve tarafsız bir  
mahkeme olmadığı sonucuna varmaktadır.  
3
2. Yargılamanın hakkaniyete uygunluğu hakkında  
AĐHM benzer davalarda, bağımsızlık ve tarafsızlıktan yoksun olduğu kanıtlanmıbir  
mahkemenin, yargısına tabi kimselere hiçbir biçimde adil dava güvencesi sunamayacağına  
hükmettiğini hatırlatmaktadır.  
Bavuranların davalarının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından görülme hakkı  
yönünden yapılan ihlal tespitini göz önünde bulunduran AĐHM, mevcut ikayeti incelemeye  
gerek olmadığı kanaatine varmaktadır (bkz., diğerleri arasında, Çıraklar – Türkiye, 28 Ekim  
1998 tarihli karar, prg. 44 ve prg. 45).  
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
A. Tazminat  
Bavuranlar Mahmut Ümit Yürekli ve Nuran Öz’ün her biri uğradıkları maddi ve manevi  
zararların tazmini için 15.000 Euro talep etmektedir.  
Hükümet bu iddialara itiraz etmektedir.  
AĐHM, mevcut dava koullarında ihlal tespitinin bavuranın uğradığı manevi zarar için balı  
baına adil tatmin tekil edeceği kanaatindedir (Çıraklar, adıgeçen, prg. 49).  
AĐHM’ye göre, mevcut davada olduğu gibi, bir kimsenin AĐHS’nin bağımsızlık ve tarafsızlık  
koullarını yerine getirmeyen bir mahkeme tarafından mahkum edilmesi durumunda, ilgilinin  
talep etmesi halinde, yeniden yargılanma yapılması veya davanın yeniden açılması, ilke  
olarak, tespit edilen ihlalin giderilmesi bakımından uygun bir yol tekil etmektedir (Öcalan –  
Türkiye, no: 46221/99, prg. 210, ve Gençel – Türkiye, no: 53431799, prg. 27, 23 Ekim 2003).  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuranlar ayrıca, ulusal mahkemeler ve AĐHM önünde yaptıkları yargılama masraf ve  
giderleri için 6.000 Euro talep etmektedirler.  
Hükümet bu meblağı aırı bulmaktadır.  
AĐHM içtihadına göre bir bavurana, yaptığı masraf ve harcamaların geri ödemesi ancak  
sözkonusu masraf ve harcamaların gerçekliği, gerekliliği ve oranlarının makul yönü ortaya  
konulduğu sürece yapılmaktadır. Mevcut davada AĐHM, bavuranların bir avukatlık ücret  
sözlemesi ya da yaptıklarını iddia ettikleri harcamalara ilikin herhangi bir belge  
sunmadıklarını tespit etmektedir. Bununla birlikte AĐHM, bavurularını sunmak için birtakım  
masraf ve harcamalar yapmıolmaları gerektiği hususunun inkar edilemeyeceği kanaatinden  
hareketle, adli yardım bağı altında bavuranlara 1.000 Euro ödenmesinin makul olacağına  
hükmetmektedir. AĐHM bu meblağın bavuranlara ortaklaa ödenmesine hükmeder.  
C. Gecikme faizi  
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç  
puanlık bir artıın ekleneceğini belirtmektedir.  
4
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐ ĐLE  
1. Bavurunun geriye kalanının kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
3. AĐHS’nin 6/1 maddesi yönünden yapılan diğer ikayeti incelemeye gerek olmadığına;  
4. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği tespitinin bavuranların uğradığı manevi zarar için  
balı baına adil bir tatmin tekil ettiğine;  
5. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL’ ye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet  
tarafından yargılama masraf ve giderleri için miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve  
kesintiden muaf tutularak bavuranlar Mahmut Ümit Yürekli ve Nuran Öz’e ortaklaa  
1.000 Euro (bin Euro) ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
6. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddine;  
Karar vermitir.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve  
3. paragraflarına uygun olarak 19 Temmuz 2007 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
5