CONSEIL  
AVRUPA  
DE L’EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
PAK -TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 21516/04)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
26 Ocak 2010  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (21516/04) no’lu davanın nedeni T.C. vatandaı  
Halil Pak’ın (bavuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 4 Mayıs 2004 tarihinde Temel  
Đnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi’nin  
(AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
Bavuran 1945 doğumlu olup Ordu’da ikamet etmektedir. 20 ubat 1942 tarihinde 6.108,21  
m2 yüzölçümündeki arazi bavuran adına tescil edilmitir (referans numarası 48, ada 127,  
parsel 11).  
Bavuran Ulubey (Ordu) Yenisayaca köyünde yerleik toplam yüzölçümü 39.000 m2, yetmiꢀ  
iki hisseden oluan bu taınmazın 3.250 m2’lik altı hissesini hibe yoluyla edinmitir. 9 Ocak  
1964 ve 19 Haziran 1970 tarihlerinde bavuranın arazisi tarım arazisi olarak  
vasıflandırılmıtır.  
Kadastro komisyonu belirtilmeyen bir tarihte bu taınmazı 127 ada ve 11 parsel numaraları ile  
tapu sicilinde bavuran adına kaydetmitir.  
24 Ocak 2002 tarihinde Orman Genel Müdürlüğü, sözü edilen taınmazın orman arazisi  
alanına girdiği gerekçesiyle kadastro komisyonu tarafından bavuran adına yapılan tescilin  
iptal edilerek Orman Genel Müdürlüğü adına kaydedilmesi talebiyle Ulubey Asliye Hukuk  
Mahkemesinde dava açmıtır.  
Asliye hukuk mahkemesi 5 Kasım 2002 tarihinde arazi üzerinde bilirkii incelemeleri  
gerçekletirmitir.  
14 Kasım 2002 tarihli raporda, topografya uzmanı orijinal mülkiyet kaydı ileminin 164  
numara kaydıyla Nisan 1909 yılında yapıldığını, bundan sonraki 20 ubat 1942, 9 Ocak 1964,  
19 Haziran 1970 ve 8 Eylül 1970 tarihli kayıtların ise ihtilaf konusu taınmaza karılık  
geldiğini ifade etmitir. Orman uzmanı ise bu arazinin orman alanının bir bölümünü  
oluturduğunu belirtmitir.  
22 Kasım 2002 tarihinde Asliye hukuk mahkemesi bilirkii raporlarına dayanarak Orman  
Genel Müdürlüğü’nün talebini yerinde bulmutur. Mahkeme, arazinin evveliyatında orman  
alanı olduğunu, ormanlık alanların özel bir mülkiyet konusunu tekil edemeyeceğini belirtir  
6831 sayılı Kanun’un hükümlerine karın arazinin sonradan fındık tarım arazisi haline  
geldiğini kaydetmitir.  
Bavuran 28 ubat 2003 tarihinde temyize gitmitir. Bavuran sözkonusu taınmazın diğer  
komu araziler gibi fındık arazisi niteliğini taıdığını, tapu kaydına kaydettirdiği ve maliki  
olduğu 1964 yılından bu yana da bu ekilde devam ettiğini savunmutur.  
Yargıtay 25 Eylül 2003 tarihli bir karar ile temyizine gidilen kararı onamıtır. Bu karar  
bavurana 5 Kasım 2003’te tebliğ edilmitir.  
2
22 Mart 2004 tarihine Yargıtay ihtilaf konusu taınmazın beyan edilen değerinin 600.000.000  
TL olması gerekirken mevcut haliyle 386.527.528 TL (24 Ocak 2002 tarihinde yaklaık 329  
Euro) olduğu gerekçesiyle bavuran tarafından yapılan karar düzeltme bavurusunu  
reddetmitir.  
HUKUK  
I. AĐHS’YE EK 1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ  
ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran, kamu yararı olmadan ve kendisine herhangi bir tazminat ödenmeksizin  
taınmazının tapu senedinin iptal edilmesinin mülkiyet hakkına yönelik orantısız bir  
müdahaleyi tekil ettiğini savunmaktadır.  
Hükümet iç hukuk yollarının tüketilmediğini savunmaktadır. Hükümet benzer koulları içeren  
ve Orman Genel Müdürlüğü’nün talebi üzerine tapusu yargı kararı ile iptal edilerek Hazine  
adına tescili konu edilen bir davada, davayı açan kimsenin tazminat elde edebildiği bir hükme  
atıfta bulunmaktadır. Hükümet ayrıca bavuranın idare mahkemelerinde tam yargı davası  
veyahut Medeni Kanun’un 1007. maddesine dayalı olarak tazminat davası açabileceğini  
savunmaktadır.  
AĐHM öncelikle Köktepe-Türkiye (no: 35785/03, 2 Temmuz 2008), Turgut vd.-Türkiye (sözü  
edilen) ve Rimer vd.-Türkiye (no: 18257/04, 10 Mart 2009) kararlarında da buna benzer  
itirazların yapıldığını ve bunların reddedildiğini hatırlatır. Mevcut bavuruda daha önce  
benimsediği bu kararların dıına çıkılmasını gerektirecek herhangi bir istisnai durumun yer  
almağını belirtmektedir. AĐHM bu nedenle Hükümetin itirazını reddetmektedir.  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bavurunun dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir niteliktedir.  
AĐHM’nin bu konudaki yerleik içtihadına (Bkz. diğerleri arasında, Dağala-Türkiye no:  
51326/99, 29 Eylül 2005 ve Özden-Türkiye (no1) kararı no: 11841/02, 3 Mayıs 2007)  
göndermede bulunan Hükümet bavuranın Ek 1 no’lu Protokol’ün 1 maddesi uyarınca ne  
«mevcut bir mülke» sahip olduğunu ne de «meru bir beklentiyi» öne sürebileceğini  
savunmaktadır. Kaldı ki, Hükümete göre tapu sicilindeki kaydın kadastro komisyonu tarafından  
iptal edilmesi davasının bavuranın tapusunun iptal edilmesine yönelik değildir.  
Hükümet AĐHM’nin bu konudaki yerleik içtihadına atıfta bulunmakta (Bkz. diğerleri  
arasında, Ansay-Türkiye kararı, no: 49908/99, 2 Mart 2006) mülkiyet hakkına getirilen  
sınırlamanın ormanların korunması gibi meru meru bir amacı güttüğünü ifade etmekte ve  
kamusal ormanlık alanların özel bir mülkiyetin konusunu tekil edemeyeceğini belirten  
Anayasa’nın 169. maddesini hatırlatmaktadır.  
AĐHM bu konudaki genel prensipler için Turgut vd. (sözü edilen) kararını dikkate almaktadır.  
AĐHM tapu sicilindeki kaydın kadastro komisyonu tarafından iptal edilmesi davasının  
bavuranın tapusunun iptaline ilikin olmadığı yönündeki Hükümetin savına katılmamaktadır.  
Dosyada yer alan unsurlardan bavuranın bir tapu senedinin olduğu hususunda taraflar  
3
arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. AĐHM, bavuranın dosyaya eklediği 9 Ocak 1964 ve 19  
Haziran 1970 tarihli iki tapu senedinin adı geçenin toplam 39.000 m2 yüzölçümündeki yetmiꢀ  
iki hisseden oluan bu taınmazın 3.250 m2’lik altı hissesini hibe yoluyla edindiği  
anlaılmaktadır. AĐHM ayrıca ihtilaf konusu taınmazın bavurana ait olduğu doğrultusunda  
görübildiren bir bilirkiinin de olduğunu kaydetmektedir. AĐHM, kadastro komisyonu  
tarafından gerçekletirilen tapu kaydının mahkeme tarafından iptal edildiğini, iptal ileminde  
yine aynı tapu tescilinin ve senedinin esas alındığını ve netice itibarıyla bavuranın tapusunun  
iptal edildiğini hatırlatarak, ihtilaf konusu taınmaz 6831 sayılı Orman Kanunu’nun hükümleri  
çerçevesinde orman alanı olarak vasıflandırılmamıolsaydı mülkiyetinin halen geçerliliğini  
koruyacağını vurgulamaktadır.  
AĐHM, tescilin mahkeme tarafından iptaline ve netice itibarıyla bavuranın tapu senedinin  
geçersiz olduğuna kanaat getirilene dek bavuranın iç hukuktaki ilgili hükümler göre  
sözkonusu taınmazın maliki konumunda olduğunu not eder. AĐHM ihtilaf konusu taınmazın  
kamu orman arazisi olarak vasıflandırılması ile birlikte, bavuranın mülkiyet hakkına riayet  
edilmesine yönelik bir müdahalenin bulunduğunu ve bu müdahalenin Ek 1 no’lu Protokol’ün  
1. maddesinin birinci bendinin ikinci paragrafında yer alan mülkiyetten «yoksun» bırakma  
olarak değerlendirildiğini kaydetmektedir.  
AĐHM, bavuranın dile getirdiği ikayete benzer bir ikayeti daha önce de incelediğini ve Ek  
1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatır. Bunun yanı sıra  
AĐHM, taınmazın değeri ile uyumayan makul bir meblağ ödemeksizin mülkiyetten yoksun  
bırakmanın aırı bir müdahaleyi oluturduğunu ve istisnai koullarda toplam bir tazminatın  
yokluğunun Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi ile bağdamadığını dile getirmektedir (Bkz.  
sözü edilen Turgut vd.). Mevcut bavuruda, bavuran taınmazının Hazineye devredilmesini  
müteakip herhangi bir tazminat elde edememitir ve Hükümet bu davanın farklı bir sonuca  
ulamasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delili sunmamıtır (Bkz. sözü edilen Turgut  
vd.-Türkiye).  
Bu nedenle Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
Bavuran maddi tazminat olarak 60.000 TL. (yaklaık 28.570 Euro) talep etmekte, fakat bu  
amaçla herhangi bir kanıtlayıcı belge sunmamaktadır.  
Hükümet AĐHM’yi dayanaktan yoksun olarak nitelendirdiği bu talebi reddetmeye  
çağırmaktadır.  
AĐHM bu konudaki yerleik içtihadı ıığında, bavuranın belirli bir maddi zarara uğradığına  
ve götürü bir meblağa hükmetmek gerektiğine itibar etmektedir. Mahkemeye sunulan bilgiler  
ve hakkaniyete uygun olarak AĐHM, her türlü vergiden muaf tutulmak ve Avrupa Merkez  
Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artıꢀ  
eklenmek suretiyle bavurana maddi tazminat için 10.000 Euro ödenmesini  
kararlatırmaktadır.  
4
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM,  
1. Bavurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. a) AĐHS’nin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL’ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf tutulmak  
üzere Savunmacı Hükümet tarafından bavurana 10.000 (on bin) Euro maddi tazminat  
ödenmesine;  
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, bu meblağlara  
Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eit oranda basit  
faizin uygulanmasına;  
4. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM Đç Tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 26 Ocak 2009 tarihinde yazıyla bildirilmitir.  
5