devamının gerekli olduğunu belirtmiꢀtir. Hükümet, son olarak, baꢀvuranın toplam tutuklu
yargılanma süresinin, sanıkların sayısı ve iꢀlemlerin karmaꢀık yapısı karꢀısında makul
olduğunu ileri sürmüꢀtür.
Baꢀvuran bu iddialara itiraz etmiꢀtir. Hiçbir ꢀeyin on üç yıllık tutuklu yargılama
süresini haklı çıkaramayacağını ileri sürmüꢀtür.
AĐHM, sözkonusu bir davada sanığın tutuklu yargılanma süresinin makul süreyi
aꢀmamasını sağlama görevinin öncelikle ulusal yargı makamlarına düꢀtüğünü yinelemiꢀtir.
Bu amaçla, masumiyet karinesine bağlı kalarak, kiꢀisel özgürlüğe saygı kuralına uymamayı
haklı çıkaran gerçek bir kamu yararı gereğinin mevcudiyetini destekleyen veya çürüten
delilleri incelemeli ve bunları serbest bırakılma baꢀvurularına iliꢀkin kararlarında ortaya
koymalıdırlar. AĐHM, AĐHS’nin 5 § 3. maddesinin ihlal edilip edilmemiꢀ olduğu hususunda
bir karara varırken esas olarak sözkonusu kararlarda belirtilen nedenler ve itirazlarında
baꢀvuran tarafından ortaya konan gerçekleri temel almalıdır (bkz., Sevgin ve Đnce – Türkiye,
no. 46262/99, 20 Eylül 2005).
Yakalanan kiꢀinin bir suç iꢀlemiꢀ olduğuna iliꢀkin makul ꢀüphenin devamı,
tutululuğun devamının geçerliliği için mutlaka aranılan bir koꢀuldur ancak, belirli bir süre
sonra yeterli olmamaktadır. AĐHM bu durumda adli makamlarca öne sürülen diğer
gerekçelerin, kiꢀinin özgürlüğünden mahrum bırakılmasını haklı çıkarmaya devam edip
etmediğini tespit etmelidir (bkz., diğer kararların yanı sıra, Ilijkov – Bulgaristan, no.
33977/96, § 77, 26 Temmuz 2001 ve Labita – Đtalya [BD], no. 26772/95, §§ 152-153, AĐHM
2000-IV).
Sözkonusu davada, AĐHM, mahkumiyet öncesi tutukluluğa iliꢀkin iki süreç olduğunu
kaydetmiꢀtir. Đlk süreç, baꢀvuranın yakalanmasıyla birlikte 28 Kasım 1992 tarihinde baꢀlamıꢀ
ve Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nin karar verdiği tarih olan 27 Ekim 2004 tarihinde sona
ermiꢀtir. Bu süreden, Yargıtay’ın karar verdiği tarih olan 13 Temmuz 2005’e kadar, baꢀvuran,
“yetkili mahkeme tarafından mahkum edilmesinin üzerine” tutuklu bulundurulmuꢀtur. Bu
durum AĐHS’nin 5 § 1 (a) maddesinin kapsamı dahilindedir. Đkinci süreç 13 Temmuz 2005
tarihinde baꢀlamıꢀtır ve halen devam etmektedir. Dolayısıyla, toplam süre, halihazırda, on üç
yıldan fazla sürmüꢀtür.
Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, baꢀvuranın devam etmekte olan tutukluluğunu,
kendi gerek görmesi veya baꢀvuranın talebi üzerine, her duruꢀmanın sonunda
değerlendirmiꢀtir. Ancak, AĐHM, dava dosyasındaki delillere dayanarak, Devlet Güvenlik
Mahkemesi’nin, “suçun niteliğini ve delillerin durumunu gözönünde tutarak” gibi aynı ve
basmakalıp ifadelere baꢀvurarak baꢀvuranın tutukluluğunun devamını emrettiğini
belirtmektedir. “Delillerin durumu” ifadesi genel olarak ciddi suç göstergelerinin varlığı ve
devamlılığına yönelik ilgili bir unsur oluꢀturabilir. Ancak, bu davada, baꢀvuranın hakkında
ꢀikayetçi olduğu tutukluluk süresini tek baꢀına haklı çıkarmaya yetmez (bkz., diğerlerinin yanı
sıra, Letellier – Fransa, 26 Haziran 1991 tarihli karar, Seri A no. 207 ve yukarıda anılan,
Demirel). Ek olarak, AĐHM, cezai iꢀlemlerin yürütülmesinde yerel yetkililerin itina
göstermediklerini kaydetmektedir. AĐHM, 6. maddeye iliꢀkin olarak bu konuyu daha ayrıntılı
biçimde inceleyecektir.
Yukarıda belirtilen değerlendirmeler, AĐHM’nin, mahkemenin basmakalıp
muhakemesini de gözönüne alarak baꢀvuranın on üç yıldan fazla süren tutuklu yargılama
3