CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
İKİNCİ DAİRE  
PARSIL/TÜRKİYE DAVASI  
(Başvuru no: 39465/98)  
KARAR  
STRAZBURG  
26 Nisan 2005  
Bu karar AİHS’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen şartlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak, şekle  
ilişkin değişiklik yapılabilir.  
Parsıl/Türkiye Davasında,  
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi,  
J.-P. COSTA, Başkan,  
A.B. BAKA,  
R. TÜRMEN,  
K. JUNGWIERT,  
M. UGREKHELIDZE,  
A. MULARONI,  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
E. FURA-SANDSTRÖM, yargıçlar  
ile Bölüm Sekreteri Yardımcısı S. NAISMITH’in katılımı ile Avrupa İnsan Hakları  
Mahkemesi Dairesi olarak toplanmış,  
2 Eylül 2004 ve 31 Mart 2005 tarihlerinde yapılan kapalı oturumlar sonucunda,  
Son anılan tarihte kabul edilen aşağıdaki kararı vermiştir:  
USUL  
1. Dava, Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesi’nin  
(“AİHS”) eski 25. maddesi uyarınca, Türk vatandaşı Adem Parsıl (“başvuran”) tarafından,  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, AİHM’ye, 28 Ağustos 1997 tarihinde yapılan başvurudan (no.  
39465/98) kaynaklanmaktadır.  
2. Başvuran, İstanbul’da çalışan bir avukat olan M. A. Erol tarafından temsil  
edilmiştir. Türk Hükümeti (“Hükümet”), AİHM önündeki işlemler için bir Ajan tayin  
etmemiştir.  
3. Başvuran, AİHS’nin 6. maddesine dayanarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın  
yazılı tebliğnamesinin kendisine hiçbir zaman tebliğ edilmediğinden ve bu nedenle  
savunmasını hazırlamasına fırsat verilmediğinden şikayetçi olmuştur.  
4. Başvuru, AİHS’nin 11. No.’lu Protokolü’nün yürürlüğe girdiği tarih olan 1 Kasım  
1998 tarihinde AİHM’ye iletilmiştir (11 No.’lu Protokol’ün 5 § 2. maddesi).  
5. Başvuru AİHM’nin Üçüncü Bölümü’ne verilmiştir (İç Tüzük’ün 52 § 1. maddesi)  
Bu bölüm içerisinde, İç Tüzük’ün 26 § 1. maddesi uyarınca davaya bakacak olan daire  
(AİHS’nin 27 § 1. maddesi) oluşturulmuştur.  
6. AİHM, 2 Eylül 2004 tarihli bir karar ile başvuruyu kabuledilebilir bulmuştur.  
7. Başvuran ve Hükümet esasa ilişkin görüşlerini sunmuştur (İç Tüzük’ün 59 § 1.  
maddesi).  
8. AİHM, 1 Kasım 2004’te Bölümleri’nin yapısını değiştirmiştir (İç Tüzük’ün 25 § 1.  
maddesi). Bu dava yeni oluşturulan İkinci Bölüm’e verilmiştir (İç Tüzük’ün 25 § 1. maddesi).  
OLAYLAR  
I. DAVA OLAYLARI  
9. Başvuran 1963 doğumludur ve Kahramanmaraş’ta ikamet etmektedir. Başvuruya  
yol açan olaylar sırasında bir memur olarak çalışmaktadır.  
10. Başvuru yapılmasına yol açan olayların meydana geldiği tarihte memur olarak  
görev yapan başvuran, giriş bileti satışından sorumlu bekçi olarak Ölüdeniz Doğal Parkı’nda  
göreve başlamıştır.  
11. 29 Temmuz 1991 tarihinde, sahte bilet satmak ve bu şekilde kazandığı parayı  
hesabına geçirmekten gözaltına alınmıştır. 29 Temmuz 1991 tarihinde polise ve 30 Temmuz  
1991 tarihinde de Cumhuriyet Savcısı’na verdiği ifadede, iki kişi ile birlikte sahte bilet satmak  
işine karıştığını itiraf etmiştir.  
12. Başvuranın, 30 Temmuz 1991 tarihinde, Fethiye Sulh Ceza Mahkemesince tutuklu  
yargılanmasına karar verilmiştir.  
13. Fethiye Cumhuriyet Savcısı, 20 Ağustos 1991 tarihinde, Fethiye Ağır Ceza  
Mahkemesi’nde, başvuranı Türk Ceza Kanunu’nun 202. maddesi uyarınca zimmetine para  
geçirmekle suçlayan bir iddianame hazırlamıştır.  
14. Ağır Ceza Mahkemesi, ilk duruşmayı 18 Eylül 1991 tarihinde yapmıştır.  
Akabinde, Cumhuriyet Savcısı, başvuranın eylemlerinin Türk Ceza Kanunu’nun sahtecilik  
suçunu düzenleyen 342. maddesini ihlal edebileceği için, Memurin Muhakemat Kanunu  
uyarınca, bölge makamlarından kovuşturma izni alınması gerektiğini ileri sürmüştür.  
15. İlk derece mahkemesi 30 Aralık 1991 tarihinde dava dosyasını araştırma için  
Fethiye İlçe Meclisi’ne göndermiş ve idari meclis karar verene kadar işlemlerin askıya  
alınmasını emretmiştir. Ayrıca mahkeme, başvuranın serbest bırakılmasına da karar vermiştir.  
16. Fethiye Kaymakamı, 16 Aralık 1992’de, başvuranın kendisine yöneltilen  
suçlamalara ilişkin olarak Fethiye Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yargılanabileceğine karar  
vermiştir.  
17. Dava dosyası, 22 Mayıs 1993’te Fethiye Ağır Ceza Mahkemesi’ne iletilmiştir.  
18. Mahkeme, 22 Aralık 1993 tarihinde, başvuranı Ceza Kanunu’nun 342. maddesi  
uyarınca sahtecilikten suçlu bularak bir yıl on bir ay ve on gün hapse mahkum etmiştir.  
19. Yargıtay, 6 Aralık 1994’te ilk derece mahkemesinin kararını usuli nedenlerle  
bozmuştur.  
20. Fethiye Ağır Ceza Mahkemesi, 8 Mart 1995’te önceki kararındaki usuli hataları  
düzelterek başvuranı aynı cezaya çarptırmıştır. Başvuran temyize gitmiştir.  
21. 11 Aralık 1995 tarihinde, Yargıtay, Cumhuriyet Başsavcısı’nın başvurana  
iletilmeyen 20 kasım 1995 tarihli tebliğnamesine atıfta bulunarak ilk derece mahkemesinin  
sözkonusu suça ilişkin yasal hükümleri uygulamadığı hükmüne varmıştır. Dolayısıyla Fethiye  
Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararını bozarak başvuranın, Türk yasaları uyarınca zimmete para  
geçirme kapsamına giren hareketlerinin, Ceza Kanunu’nun 202. maddesine göre  
incelenmesinin gerekli olduğunu belirtmiştir.  
22. Buna göre, dava yeniden Fethiye Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmiştir.  
Savunma görüşlerinde, başvuran, hareketlerinin Ceza Kanunu’nun 202. maddesine aykırı  
olduğunu reddederek mahkemenin 8 Mart 1995 tarihli kararı değiştirmemesini talep etmiştir.  
23. Fethiye Ağır Ceza Mahkemesi, 13 Mart 1996 tarihinde, başvuranı Ceza  
Kanunu’nun 202. maddesi uyarınca zimmete para geçirmekten suçlu bulmuştur. Başvuranı  
yedi yıl, dokuz ay ve on gün hapse, 33.333.333 Türk Lirası (TL) (390 Euro (EUR)) para  
cezasına çarptırmıştır. Başvuran ayrıca memuriyetten men etmiştir.  
24. Yargıtay, 6 Mart 1997’de, Fethiye Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararını onamıştır.  
II. İLGİLİ İÇ HUKUK  
25. Sözkonusu tarihteki ilgili iç hukuka ilişkin bir tanım Göç/Türkiye ([BD], sayı  
36590/97, § 34, AİHM 2002-V) davasında bulunabilir.  
HUKUK  
I. AİHS’NİN 6 § 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI  
26. Başvuran, AİHS’nin 6 § 1. maddesine dayanarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı  
tarafından temyizin esaslarına ilişkin sunulan yazılı tebliğnamenin kendisine iletilmediğinden,  
bu nedenle kendisinin savunma hazırlama fırsatından mahrum edildiğinden şikayetçi  
olmuştur. AİHS’nin 6 § 1. maddesinin ilgili kısmı şu şekildedir:  
“Herkes,… cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda… bir mahkeme tarafından  
davasının… hakkaniyete uygun… olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir.”  
27. Başvuran , ne kendisinin ne de avukatının Cumhuriyet başsavcısı tarafından  
Yargıtay’a sunulan tebliğnameye ilişkin bilgilendirildiğini ileri sürmüştür. Dolayısıyla  
Cumhuriyet Başsavcısı’nın görüşlerine yanıt vermeye ve kendi savlarını sunmaya fırsat  
bulamamıştır. Bu nedenle usuli eşitlik ve savunma hakları ihlal edilmiş, bunun sonucunda  
adaletsiz bir yargılama görmüştür.  
28. Hükümet, davanın Yargıtay’a gönderilmesinden sonra, tüm tarafların mahkeme  
kayıtlarından işlemlerin durumuna ilişkin herhangi bir belgeye ulaşabileceğini belirtmiştir.  
Başvuran, Cumhuriyet Başsavcısı’nın istişari tebliğnamesinden haberdar olduktan sonra tüm  
gerekli bilgileri isteyebilir, ek görüş sunabilir ya da başvuranın tebliğnamesine yanıt  
verebilirdi. Hükümet, ayrıca, Cumhuriyet Başsavcısı’nın tebliğnamesinin Yargıtay açısından  
bağlayıcı olmadığını da iddia etmiştir. Üstelik, bir kural olarak, Cumhuriyet Başsavcısı’nın  
temyiz işlemlerine katılma hakkı bulunmamaktadır. Son olarak, Hükümet, Cumhuriyet  
Başsavcısı’nın görüşlerinde, başvuranın haberdar olmadığı herhangi bir yeni öğe  
bulunmadığını ileri sürmüştür.  
29. AİHM, geçmişte aynı şikaeti incelediğini ve Göç kararında (yukarıda belirtilen, §  
58) AİHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiği kararına vardığını not eder. Bu kararda AİHM  
Cumhuriyet başsavcısı’nın görüşlerinin doğasına ve başvuranın cevaben yazılı görüş  
sunmasına fırsat verilmemesine ilişkin olarak, başvuranın çekişmeli yargı hakkının ihlal  
edildiği hükmüne varmıştır (loc. cit. § 55). Ayrıca AİHM, bir başvuranın avukatının inisiyatif  
alarak başvurana dava dosyasına yeni öğeler eklenip eklenmediğine ilişkin bilgi vermesini  
istemenin, avukat üzerine nispetsiz bir yük bindireceği ve görüş üzerinde yorum yapmaya  
yönelik gerçek bir fırsatı güvence altına almayacağı kanaatindedir (loc. cit. § 57).  
30. AİHM sözkonusu davayı incelemiş ve yukarıda anılan davadaki bulgularından  
ayrılmasını gerektirecek özel bir şarta rastlayamamıştır.  
31. Dolayısıyla, Cumhuriyet Başsavcısı’nın Yargıtay’a sunduğu tebliğnamenin  
başvurana tebliğ edilmemesine ilişkin olarak AİHS’nin 6 § 1. maddesi ihlal edilmiştir.  
AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI  
32. AİHS’nin 41. maddesi şu şekildedir:  
“Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek  
Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlalin ancak kısmen telafi edilmesine olanak tanıyorsa, Mahkeme,  
gerektiği takdirde, zarara uğrayan tarafa adil bir karşılık verilmesine hükmeder.”  
A. Maddi tazminat  
33. Başvuran maddi tazminat olarak 100.000.000.000 TL (53.938 EUR) talep etmiştir.  
34. Hükümet, başvuranın iddialarını destekleyecek herhangi bir kanıt sunamadığını  
ileri sürmüştür.  
35. AİHM, başvuranın, AİHS’de yer alan haklarının ihlalinden kaynaklanan maddi  
zararı doğrulayamadığını not eder. Dolayısıyla bu kalem altındaki talebi reddeder.  
B. Manevi tazminat  
36. Başvuran manevi tazminat olarak 50.000 EUR talep etmiştir.  
34. Hükümet, başvuranın talebine itiraz etmiştir.  
35. AİHM, ihlal kararının başvuranın yaşamış olacağı herhangi bir manevi zarara  
karşılık yeterli bir karşılık olduğu kanaatindedir.  
C. Mahkeme masrafları  
39. Başvuran mahkeme masrafları için toplam 8.700 EUR talep etmiştir. Bu talebini  
destekleyecek bir belge sunmamıştır.  
40. Hükümet, taleplerin aşırı ve dayanaksız olduğunu öne sürmüştür. Başvuranın,  
iddialarını kanıtlayacak bir fatura ya da başka bir belge sunmadığını iddia etmiştir.  
41. AİHM, eldeki bilgilere dayanarak yaptığı değerlendirme çerçevesinde başvurana  
bu kalem altında 1.000 EUR ödenmesini makul bulmaktadır.  
D. Gecikme Faizi  
42. AİHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere  
uyguladığı faiz oranına üç yüzde puanı eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun  
olduğuna karar vermiştir.  
BU SEBEPLERLE, AİHM, OYBİRLİĞİ İLE  
1. AİHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
2. İhlal kararının, başvuranın uğradığı herhangi bir zarar için, kendi başlarına yeterli  
bir adil karşılık oluşturduğuna;  
3. (a) Savunmacı Devlet’in, başvurana, bu kararın AİHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca  
kesinlik kazanmasını takip eden üç ay içerisinde, ödeme tarihindeki kur üzerinden ulusal para  
birimine çevrilmek suretiyle ve tahsil edilebilecek her türlü katma değer vergisi eklenerek,  
mahkeme masrafları için 1.000 Euro (bin Euro) ödemesine;  
b) yukarıda anılan üç aylık sürenin aşılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için  
Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç yüzde puanı  
eklemek suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;  
4. Başvuranın tazminat talebinin kalan kısmının reddine karar vermiştir.  
İngilizce olarak hazırlanmış ve 26 Nisan 2005 tarihinde Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77  
§§ 2 ve 3. maddeleri uyarınca tefhim edilmiştir.  
S. NAISMITH  
J.-P. COSTA  
Sekreter YArdımcısı  
Başkan