Türkiye’deki aile fertleriyle ‘sıkı bağları’ olduğunu kesinlikle kanıtlayamadığını
belirtmektedir.
Hükümet ayrıca, baꢀvuranın 4 No’lu Ek Protokol’ün 2. maddesi bakımından mağduriyet
iddiasında bulunabileceği kabul edilse dahi sözkonusu protokolün Türkiye tarafından
onaylanmadığını anımsatmaktadır. Hükümet, AĐHM’nin mevcut davada bir müdahale olduğu
kanaatine varması gerekse bile, bu müdahalenin Pasaport Kanunu ile öngörülmüꢀ olduğunu
ve ulusal güvenliğin ve kamu düzeninin korunması gibi meꢀru bir amaç taꢀıdığını
belirtmektedir. Hükümet Pasaport Kanunu’nun 3. maddesi uyarınca her Türk vatandaꢀına
Türkiye’ye girme hakkı verildiğini bu cihetle baꢀvuranın ikametgahını Türkiye’ye nakledip
ailesiyle birlikte yerleꢀebileceğini belirtmektedir.
Baꢀvuran kendisine iliꢀkin kısıtlamanın hiçbir gerçek olaya dayanmadığını ve Hükümetin
hangi davranıꢀının ulusal güvenliğe ve kamu düzenine zarar verdiği konusunda herhangi bir
izahat vermediğini iddia etmektedir. Baꢀvuran ayrıca, Pasaport Kanunu’nun 3. maddesi
uyarınca kendisine sunulan Türkiye’ye dönme imkanının Türk topraklarını terk etme imkanı
tanınmadığı sürece etkili olmayacağını belirtmektedir. Đlgili bu çerçevede bölücü propaganda
yaptığı gerekçesiyle hakkında bir suçlamada bulunulduğunu öğrendiğine dikkat çekmektedir.
Đlgili, annesi, erkek ve kız kardeꢀlerinin ayrıca amca ve halalarının Türkiye’de yaꢀadığını
belirterek kendisine iliꢀkin kısıtlamanın aile hayatına, ticari faaliyetlerine ve mal ve
mülklerine eriꢀimine zarar verdiğini iddia etmektedir.
AĐHM, alınan bir tedbir sonucu bir kimsenin sözgelimi pasaport gibi bir seyahat belgesinden
yoksun bırakılmasının hiç kuꢀkusuz 4 No’lu Ek Protokol’ün 2. maddesinde güvence altına
alındığı haliyle serbest dolaꢀım özgürlüğünün kullanılmasına yönelik bir müdahale olarak
değerlendirileceğini anımsatır (Baumann – Fransa, no: 33592/96, prg. 62, daha yakın tarihli,
Sissanis – Romanya, no: 23468/02, prg. 63, 25 Ocak 2007). Ancak bu protokol Türkiye
tarafından imzalanmıꢀ fakat onaylanmamıꢀtır. Bu nedenle sözkonusu protokol hükümleri
mevcut davada uygulanamaz.
Bununla birlikte AĐHM, 8. madde hükümlerinin 4 No’lu Ek Protokol’ün 2. maddesinin
hükümleriyle tebdil edilemeyeceğine dikkat çekmekle birlikte sözkonusu protokol maddesi
hükmüyle 8. madde arasında sıkı bir bağ olduğunu da kabul eder. Bu vesileyle AĐHM, serbest
dolaꢀımın ve bilhassa da sınır ötesi serbest dolaꢀımın özel hayatın geliꢀmesi açısından esas
olarak değerlendirildiği bir çağda birçok ülkeye yayılan aile bağları olan kiꢀiler sözkonusu
olduğunda kendi yargısına tabi bir kiꢀiye herhangi bir gerekçe göstermeksizin bu özgürlüğü
vermeyi reddetmesinin o Devlet için yükümlülüklerinin ciddi ihlalini teꢀkil ettiğini ifade eder
(bkz. Đletmiꢀ – Türkiye, no: 29871/96, prg. 50).
Halihazırda AĐHM baꢀvuranın eꢀi ve çocuğuyla birlikte Yunanistan’da ikamet ettiğini,
baꢀvuranın annesinin ve erkek ve kız kardeꢀlerinin ise Türkiye’de yaꢀadığını
gözlemlemektedir. Baꢀvurana, gerektiğinde Türkiye’ye gidebilmesine imkan tanıyan bir
‘seyahat belgesi’ hakkı verilmiꢀse de baꢀvuran bu ülkeye gittikten sonra pasaportu olmadan
eꢀinin ve kızının ikamet ettiği Yunanistan’a dönemezdi. Bu itibarla AĐHM, pasaport
verilmesine yönelik idari kısıtlamaların ve yetkili makamların baꢀvuranın pasaport süresinin
uzatılmasını reddetmelerinin baꢀvuranın özel hayatına ve aile hayatına saygı hakkına yönelik
bir müdahale teꢀkil ettiği kanısına varmaktadır. AĐHM esasen yeterince sağlam kiꢀisel bağlar
bulunduğunu ancak sözkonusu tedbirin uygulanması nedeniyle bu bağların ciddi biçimde
etkilendiğini değerlendirmektedir.
5