48939/99, § 101). Bununla birlikte AĐHM, baꢀvuranın AĐHM önünde ileri sürdüğü ꢀikayetleri
askeri makamların dikkatine sunduğunu gösteren hiç bir unsura rastlayamamıꢀtır. Üstelik,
birinci baꢀvuran olaydan önce kendisi mayınlı bölgeye girerek sorumsuz bir biçimde hareket
etmiꢀti.
Bu nedenle AĐHM, birinci baꢀvuranın, oğlunun yaꢀadığı kazada ebeveynlik sorumluluğunun
ve idari sorumluluğunun bulunduğunu ve bu yüzden AĐHS’nin 34. maddesine göre AĐHS’nin
2. maddesi yönünden mağduriyet iddiasında bulunamayacağını takdir etmektedir. Bu nedenle
AĐHM, Hükümet’in kabuledilemezlik itirazını kabul etmektedir. AĐHM, bir baꢀvuruyu
yargılamanın herhangi bir evresinde, hatta kabuledilebilirliğine karar verdikten sonra dahi
kabuledilemez olarak ilan edebileceğini hatırlatmaktadır. Bu nedenle ꢀikayetin bu kısmı
AĐHS’nin 35 §§ 3 ve 4. maddeleri uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olduğundan
reddedilmesi uygundur.
2. AĐHS’nin 2. maddesinin uygulanabilirliği hakkında
Hükümet, baꢀvuran tarafın askeri makamların sorumluluğunu tartıꢀmaya açan herhangi bir
cezai yargılama usulüne baꢀvurmayarak yalnızca tazminat talebinde bulunduğu gerekçesiyle
AĐHS’nin 2. maddesinin uygulanabilirliğine itiraz etmektedir.
AĐHM, AĐHS’nin 2 § 1. maddesinin birinci cümlesinin, devleti keyfi ve kanundıꢀı bir ꢀekilde
ölüme sebebiyet vermekten imtina etmeye icbar etmekle kalmadığını; aynı zamanda genel
terimlerle yaꢀam hakkını güvence altına alarak, belli bazı ꢀartlarda kendi hukukuna tabi
kiꢀilerin yaꢀamlarını korumak için gerekli önlemleri alma yükümlülüğünü de devlete
yüklediğini hatırlatmaktadır (bkz. özellikle, L.C.B. – Birleꢀik Krallık, 9 Haziran 1998 tarihli
karar, § 36, Calvelli ve Ciglio – Đtalya, no: 32967/96, § 48, Erikkson – Đtalya, no:37900, 26
Ekim 1999, ve Leray ve diğerleri – Fransa, no:44617/98, 16 Ocak 2001).
AĐHM’ye göre, 2. maddeden doğan pozitif yükümlülük mevcut davada sözkonusu olan kamu
güvenliği konusunda da geçerlidir; sözüedilen yükümlülüğe ulusal mercilerce uyulup
uyulmadığını incelemek için ulusal merciler tarfından yapılan eylemleri, eksiklikleri ve
“ihmalleri” birbirinden ayırmaya gerek yoktur. AĐHS’nin gereklerini somut ve etkin kılacak
bir biçimde anlamaya ve uygulamaya çağıran, insanların korunmasına yönelik bir araç olan
bilhassa 2. madde gibi düzenlemelerin dıꢀında baꢀka bir yaklaꢀım tarzının benimsenmesi
AĐHS’nin konusu ve amacıyla ters düꢀer (Öneryıldız, adıgeçen, § 65).
Aynı ꢀekilde, yaꢀam hakkına yada bedensel bütünlüğe yönelmiꢀ saldırı keyfi değilse, 2.
maddeden doğan pozitif yükümlülük ilkesi herhalükarda cezai türden bir yaptırımı gerekli
kılmaz (Öneryıldız, adıgeçen, § 92).
Bu nedenle AĐHM, Hükümet’in itirazını reddederek mevcut davada 2. maddenin
uygulanabilirliğine hükmetmiꢀtir.
B. Erkan Erol baꢀvurusunun esası hakkında
Đkinci baꢀvuran, antipersonel mayının patlaması sonucu bir bacağını yitirmesi ve patlama
sonucunda hayatını kaybetme ihtimali bulunmuꢀ olması nedeniyle yaꢀam hakkının ihlal
edildiğinden yakınmaktadır. Ayrıca, vatandaꢀların güvenliğini temin etmek için hiçbir önlemi
almamaları nedeniyle yetkili makamlara ithamda bulunarak AĐHS’nin 5. maddesinin ihlal
edildiğinden yakınmaktadır. Baꢀvuran, mayınlı bölgenin dikenli telle çevrili olmadığını ve