AİHM, mevcut başvurudakine benzer meselelerle önüne gelen davalarda AİHS’nin 5/3
maddesinin ihlal edildiğini sıklıkla tespit etmiştir (örneğin bkz. Dereci - Türkiye, 77845/01;
Mehmet Yavuz - Türkiye, 47043/99; Tamamboğa ve Gül - Türkiye).
AİHM, kendisine sunulan tüm bilgi ve belgeler ışığında, Hükümet’in, mevcut davada
farklı bir sonuca ulaşmasını sağlayacak hiçbir delil veya savunma sunmadığı kanısındadır.
Konuyla ilgili içtihadını göz önünde bulundurarak, bu davada başvuranın yargılama öncesi
tutulu bulundurulma süresinin haddinden uzun olduğu sonucuna varmıştır.
Dolayısıyla AİHS’nin 5/3 maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHS’NİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, yargılama sürecinin uzunluğunun AİHS’nin 6/1 maddesinde belirtilen “makul
süre” kuralıyla örtüşmediğinden şikayetçi olmuştur.
A. Kabuledilebilirliğe ilişkin
AİHS’nin 35. maddesinin 3. fıkrası çerçevesinde bu şikayetin dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka bir gerekçe altında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
AİHM göz önünde bulundurulacak sürenin 12 Nisan 1996 tarihinde başvuranın gözaltına
alınmasıyla başlayıp, 8 Nisan 2004 tarihinde Yargıtay’ın davaya ilişkin nihai kararını
vermesiyle sona erdiğini kaydeder. Dolayısıyla dava yaklaşık sekiz yıl sürmüştür.
Hükümet, mevcut davada, sanıkların sayısı, davanın karmaşıklığı ve başvuranın işlemekle
suçlandığı suçun niteliği nedeniyle yargılama süresinin makul olmadığı biçiminde
değerlendirilemeyeceğini ileri sürmüştür. Hükümet, özellikle, ulusal mahkemenin,
duruşmaları, başvuranın işlemekle suçlandığı cinayetle ilgili soruşturmanın sonucunu
beklemek için ertelemek durumunda kaldığını ve ulusal mahkemelere atfedilebilecek faal
olunmayan bir süreç bulunmadığını belirtmiştir.
Başvuran iddialarını sürdürmüştür.
AİHM, yargılama süresinin makul olup olmadığının davanın koşulları ışığında ve davanın
karmaşıklığı ile başvuranların ve ilgili makamların tutumu gibi ölçütler göz önünde
bulundurularak değerlendirilmesi gerektiğini yineler (diğerlerinin yanı sıra bkz. Pélissier ve
Sassi - Fransa [BD], 25444/94).
AİHM mevcut başvurudakine benzer meselelerle önüne gelen davalarda AİHS’nin 6/1
maddesinin ihlal edildiğini sıklıkla tespit etmiştir (özellikle bkz. Sertkaya - Türkiye, 77113/01;
Volkan Şahin - Türkiye, 34400/02).
AİHM, kendisine sunulan tüm bilgi ve belgeleri göz önünde bulundurduğunda,
Hükümet’in, mevcut davada farklı bir sonuca ulaşmasını sağlayacak hiçbir delil veya
savunma sunmadığı kanısındadır. Konuya ilişkin içtihadını göz önünde bulundurarak,
4