CONSEIL  
AVRUPA  
DE L’EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
PEHLĐVANOĞLU -TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 45873/05)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
21 Temmuz 2009  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (45873/05) no’lu davanın nedeni (T.C.  
vatandaı) Koray Pehlivanoğlu’nun (bavuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 8 Aralık  
2005 tarihinde Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilikin Sözleme’nin  
(Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran, Ankara Barosu avukatlarından O. Öneren tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
Bavuran 1954 doğumludur ve Ankara’da ikamet etmektedir.  
4 Mart 1980 tarihinde, bavuran, gözaltına alınmıve ardından tutuklanmıtır.  
27 Ekim 1981 tarihinde, bavuran serbest bırakılmıtır.  
23 Mayıs 1983 tarihinde, bavuran hakkında Samsun Ağır Ceza Mahkemesi tarafından beraat  
kararı verilmitir.  
3 Haziran 1998 tarihinde, bavuran, kanuna aykırı olarak yakalanan veya haksız yere tutulan  
kiilere tazminat ödenmesini öngören 466 sayılı yasa uyarınca tutuklanmasından kaynaklanan  
zararın tazmini için Hazine aleyhine Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açmıtır.  
17 Nisan 2000 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi, bavuranın talebini kısmen haklı bulmuve  
Hazineyi bavurana 1.500.000.000 TL [yaklaık 2. 642 Euro] tazminat ödemeye mahkum  
etmitir. Ağır Ceza Mahkemesi, dava dosyasının kaybolmuolmasından dolayı, beraat  
kararının bavurana tebliğ edilip edilmediğinin tespit edilemediğini, bu durumun davalı lehine  
yorumlanması gerektiğine hükmetmitir.  
Hem bavuran hem Hazine kararı temyiz etmilerdir.  
9 Temmuz 2001 tarihinde, Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararını bozmutur.  
22 Aralık 2003 tarihinde, Yargıtay, Samsun Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dava  
dosyasının bulunamaması nedeniyle bavuran hakkında verilen beraat kararının hangi tarihte  
kesinletiğini ortaya koymanın mümkün olmadığını tespit etmitir. Ancak Yargıtay,  
bavuranın, sözkonusu karardan on beyıldan fazla bir süre sonrasında tazminat davası  
açtığını belirlemitir. Yargıtay, bu kadar uzun bir süre boyunca kararın varlığından haberdar  
olunmayacağını iddia edilemeyeceği ve sonuç olarak bavuranın talebinin istenilen sürede  
yapmıolduğunun düünülemeyeceği kanaatindedir. Yargıtay, ilk derece mahkemesinin  
kararlarını bozmutur.  
21 Mayıs 2004 tarihinde, iade edilen kararı görüen Ağır Ceza Mahkemesi, dava hakkının  
mesi nedeniyle bavuranın tazminat talebini reddetmitir.  
2
17 Haziran 2004 tarihinde, bavuran, temyiz bavurusunda bulunmutur. Kararın nihai hale  
geldiği tarih belirlenemediğinden, bavuran, dava hakkının düolarak  
ünülemeyeceğini ileri sürmektedir.  
29 Mayıs 2006 tarihinde, Yargıtay, bavuranın temyiz bavurusunu reddetmive ilk derece  
mahkemesinin kararını onamıtır.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran, yargılama süresinin AĐHS’nin 6/1 maddesi ile öngörülen makul süre ilkesine riayet  
etmediğini iddia etmektedir.  
Hükümet, sözkonusu iddiaya karı çıkmaktadır.  
Dikkate alınacak dönem 3 Haziran 1998 tarihinde balamıve 29 Mayıs 2006 tarihinde sona  
ermitir. Sözkonusu dönem iki dereceli yargıda yaklaık yedi yıl on bir ay sürmütür. Ayrıca,  
mahkemelerin her biri bavuranın davasını üç kez görütür.  
A. Kabuledilebilirliğe ilikin  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bavurunun dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir niteliktedir.  
B. Esas ilikin  
AĐHM, yargılama sürecinin makul yapısının dava koullarını takiben ve mahkeme yerleik  
içtihatları, özellikle davanın karmaıklığı, bavuranın ve yetkili mercilerin tutumu ve ilgililer  
bakımından davanın önemi dikkate alınarak değerlendirildiğini hatırlatmaktadır (Frydlender-  
Fransa, bavuru no: 30979/96).  
AĐHM, mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan birçok dava incelemive AĐHS’nin  
6/1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmitir (sözü edilen Frydlender).  
Takdirine sunulan unsurların tamamını incelemesinin ardından AĐHM, Hükümet’in davanın  
farklı sonuca ulamasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığı kanaatindedir.  
Konuya ilikin içtihadını göz önüne alarak AĐHM, mevcut davada yargılama süresinin çok  
uzun olduğuna ve “makul süre” gerekliliğine riayet etmediğine kanaat getirmektedir.  
Bu durumda AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmitir.  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
A. Tazminat  
Bavuran, 20.000 Euro maddi tazminat ve maruz kaldığı manevi zarar için 50.000 Euro talep  
etmektedir.  
3
Hükümet, sözkonusu iddialara karı çıkmaktadır.  
AĐHM, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi tazminat arasında bir illiyet bağı görememekte  
ve sözkonusu talebi reddetmektedir. Buna karın, AĐHM, bavurana 1.000 Euro manevi  
tazminat ödenmesi gerektiği kanaatindedir.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuran, ulusal mahkemeler önünde yapmıolduğu avukatlık masrafı için 2.000 Euro ve  
AĐHM önünde yapmıolduğu avukatlık ücreti 3.540 Euro ödenmesini talep etmektedir.  
Bavuran, AĐHM önünde yapmıolduğu yargılama masraf ve giderleri için 1.350 Euro talep  
etmektedir. Bavuran, ayrıca, Ankara Barosu avukatlık ücret tarifesini belge olarak  
sunmaktadır.  
Hükümet, sözkonusu iddialara karı çıkmaktadır.  
AĐHM içtihadına göre bir bavuran yargılama masraf ve giderlerinin geri ödemesini ancak  
miktarlarının gerçekliği, gerekliliği ve oranlarının makul yapısı ortaya konduğu sürece elde  
edebilir. Mevcut davada, sahip olduğu belgelerin yetersizliğini ve yukarıda sözü edilen  
kriterleri göz önüne alan AĐHM, bavuranın talebini reddetmektedir.  
C. Gecikme faizi  
AĐHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine uyguladığı  
orana üç puanlık bir artıeklenerek belirlenmesine hükmetmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere, her türlü  
vergiden muaf tutularak, Savunmacı Devlet tarafından bavurana 1.000 Euro (bin  
Euro) manevi tazminat ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç  
puan fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
4. Adil tatmine ilikin diğer tüm taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve  
3. paragraflarına uygun olarak 21 Temmuz 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
4