Baꢀvuranlar, yakınlarının bir binanın ikinci katında bulunan bir apartmanda kuꢀatıldığını ve
ateꢀ etmeden önce göz yaꢀartıcı bomba gibi uygun araçlar kullanılarak yakınlarını etkisiz hale
getirmenin mümkün olduğunu savunmaktadırlar.
AĐHM için, Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi, elinde bulunan kanıt unsurlarını temel alarak,
ilk önce içerden ateꢀ edildiğini ve polislerin de nefsi müdafaa için harekete geçtiklerinin
ortaya konulduğuna kanaat getirmesi temel unsurdur. Gerçekten de soruꢀturma aꢀamasında
alınan kapıcının ifadesinden de anlaꢀıldığı üzere kapıcı, polisler kapıyı kırmadan önce
ꢀüpheliler slogan attıktan hemen sonra iki el ateꢀ edildiğini duymuꢀtur. Diğer tanıklar ise kapı
kırılmadan evvel içerden ateꢀ edildiğini duyup duymadıklarını hatırlamamıꢀlardır.
AĐHM, kapıcının Ağır Ceza Mahkemesi tarafından bizzat dinlenmemesinin üzücü olduğu
kanaatindedir. Ancak dosyaya göre, baꢀvuranlar hiçbir zaman ilk ateꢀin içerden geldiğine
itiraz etmemiꢀlerdir. Baꢀvuranların temel argümanı çatıꢀmanın hangi koꢀullarda meydana
geldiğini ortaya koymak yönündedir.
Hal böyleyken AĐHM, slogan atan ve kapıyı açma emrine itaat etmemiꢀ olan ꢀüphelilerin bu
uzlaꢀmaz tutumu nedeniyle, polisler, bu kiꢀilerin baꢀkalarının ve kendilerinin hayatını
tehlikeye atacak ꢀekilde ateꢀ açma niyetlerinin bulunduğuna ikna olmuꢀlardır. Bu koꢀullarda
ꢀüphelilerin silahlı olduğunu bilen ve terör saldırısı düzenlemeyi planladıklarına inanan
polisler, apartmanın içine girerek bu kiꢀilerin silahlarını alıp yakalamaya çalıꢀmalarının
gerektiğine makul olarak kanaat getirebilirler. Ayrıca polisler, sözkonusu apartmana girerken,
silahlı ꢀüphelilerin ateꢀ ederek karꢀılık vermelerini fiziksel olarak engelleyene kadar ateꢀ
etmeleri gerektiğine kanaat getirmeleri makul olarak düꢀünülebilir (McCann ve diğerleri,
Andronicou ve Constantinou, Brady-Birleꢀik Krallık (karar), no: 55151/00 ve Bubbins-
Birleꢀik Krallık, no: 50196/99).
Bu bakımdan bilirkiꢀinin olay yerinde bulunan 125 mermiden 21’inin ꢀüphelilere ait olan
silahlardan çıktığını ortaya koyduğunu not etmek gerekir. 27 Mart 1996 tarihinde ölen
kiꢀilerin kıyafetleri üzerinde yapılan balistik incelemede, yakın mesafeden ateꢀ edilmediği
ortaya konulmaktadır.
Polislerin, ölüme sebebiyet veren yollara baꢀvurmayı sınırlandırmak amacıyla, silahlarını
kullanmadan önce neden göz yaꢀartıcı bomba, plastik mermi ya da uyuꢀturucu el bombası gibi
etkisiz hale getirici diğer yollara baꢀvurmadıkları sorusu sorulabilir.
Hükümet, içerden aralıksız olarak ateꢀ edildiğinden dolayı, güvenlik güçlerinin yasadıꢀı örgüt
üyelerini yakalamak için göz yaꢀartıcı bomba gibi yollara baꢀvurma olanaklarının
bulunmadığını savunmaktadır.
Bu konuda AĐHM, elinde bulunan unsurlar ıꢀığında ve yukarıda incelenen koꢀulları göz önüne
alarak bu durumda etkisiz hale getirici yolların kullanılması olasılığı üzerinde soyut olarak
tartıꢀılmasının gerekli olmadığına kanaat getirmektedir. AĐHM’nin Andronicou ve
Constantinou davasında tespit ettiği gibi, polisler, kendilerinin ve baꢀkalarının yaꢀamları için
mevcut olabilecek bütün riskleri ortadan kaldırmak amacıyla makul olarak gerekli olduğunu
düꢀündükleri bütün tedbirleri almaya yetkilidirler. Bu bağlamda AĐHM’nin görevi, kendi
durum değerlendirmesini polislerinkinden üstün tutarak, ateꢀli silahları kullanmadan önce göz
yaꢀartıcı bomba, plastik mermi ve uyuꢀturucu el bombaları gibi etkisiz hale getirici yolların
kullanılmasını zorunlu kılmak değildir. Kuꢀkusuz, ölüme sebebiyet verici metotlara
baꢀvurulmasını gitgide azaltmak istenirse, bu türden yolların kullanılmasının
yaygınlaꢀtırılması arzu edilir. Ancak belli bir davanın koꢀullarını göz önünde bulundurmadan
6